Page Nav

HIDE
GRID_STYLE

Ethem Sarısülük davasında flaş gelişme!

Ethem Sarısülük'ün ölümüne ilişkin açılan dava dosyasına giren 3 bilirkişi raporu davanın da yönünü belirleyecek Ethem Sarısülük’ün...

Ethem Sarısülük'ün ölümüne ilişkin açılan dava dosyasına giren 3 bilirkişi raporu davanın da yönünü belirleyecek

Ethem Sarısülük’ün ölümüne ilişkin açılan davanın dosyasına üç çarpıcı bilirkişi raporu girdi. Bir Alman profesörden alınan raporda, Sarısülük’ün vurulmasının “kesinlikle meşru müdafaa olmadığı” tespiti yapıldı. Ankara Üniversitesi’nde alınan raporda ise olay anında polis memuruna herhangi bir taş isabet edilmediği belirlendi. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde olayın psikolojisine ilişkin alınan raporda da şüpheli polis memurunun “kontrolsüz ve saldırgan” olduğu kaydedildi.

Gezi eylemlerine destek amacıyla Ankara’da 1 Haziran tarihinde yapılan gösteride polis kurşunuyla hayatını kaybeden Ethem Sarısülük’ün ölümüne ilişkin davaya sayılı günler kala dava dosyasına bağımsız bilirkişiler tarafından hazırlanan 3 tane çarpıcı rapor girdi.

 Alman profesörden rapor

Ethem Sarısülük’ün ölüm anına ilişkin kamera kayıtlarını inceleyerek rapor hazırlayan “Konrad Wolf” Televizyon ve Film Yüksek Okulu Belgesel Yönetmeliği Profesörü Klaus Stanjek çarpıcı tespitlerde bulundu. Stnajek raporunda, şüpheli polis memuru Ahmet Şahbaz’ın eylemler sırasında yere düşen bir göstericiye doğru koştuğuna dikkat çekerek, “Polis koşarken silahını çekiyor. Üç gösterici taş atıyor (taşlar isabet etmiş gibi görünmüyor); polis, yerde yuvarlanan adamın kafasına isabetli bir tekme atıyor. (Bunun hemen öncesinde bu saldırının nedeni olabilecek bir husus mevcut materyallerde görülmüyor.)”

 Meşru müdafaa yok

Alman profesör raporun sonuç bölümünde, polisin yerde yatan göstericiye saldırmasına “dramatik” nitelemesi yaparak şu değerlendirmelerde bulundu:

“Burada bir meşru müdafaa durumu söz konusu olamaz. Polis bunun ardından silahını düzenli aralıklarla üç el ateşliyor. Polisin silahını ateşlemesi yalnızca kendisinin eyleme geçmeye meyilli olmasından kaynaklanıyor gibi gözüküyor.”

 Kurşunun yönü değişmedi Şüpheli polis Ahmet Şahbaz’ın silahında çıkan kurşunla Ethem Sarısülük’ün yere düştüğü anlatılan raporda, “Atılmış olabilecek bir taş nedeniyle kurşunun yönünün değiştiği veya ‘serseri kurşun’ (kurşun bir nesneye isabet etmiş ve bu nesne de kurşunun yönünü değiştirmiş olabilirdi) varsayımı konusunda kayıtlarda hiçbir emareye rastlanmıyor. Bunun yerine, video kayıtlarının analizi, üçüncü atışın doğruca göstericiye isabet ettiğini ve göstericinin daha sonra gerçekleşen ölümünden sorumlu olduğunu gösteriyor” denildi.

Taş isabet etmedi

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden de bir bilirkişi raporu alındı. Olaya ilişkin görüntüler izlenelerek, Doç.Dr. Sevilay Çelenk Özen ve Öğretim Görevlisi Enver Özüstün tarafından hazırlanan raporda ise şüpheli polis memurun ifadelerinde “Elime gelen taşlar nedeniyle silah yön değiştirdi” şeklindeki savunması çürütüldü. Raporda, Ethem Sarısülük’ün vurulma anına ilişkin şu değerlendirme yapıldı:

“Polis memurunun eli yere yaklaşık 65-70 derece olacak biçimde havaya ateş ettiği çıkan dumandan anlaşılıyor. Bu sırada polis memuruna doğru gelen herhangi bir taş görülmüyor. Polis memurunun eli aynı durumdayken, diğer göstericilerin de ilk silah sesiyle birlikte geriye olacak biçimde hamle yaptıkları görülüyor. Kare 12, bu karede de polis memurunun vücudunun herhangi bir yerine isabet eden taş ya da benzeri bir katı cisim görülmüyor.”

Silah yere parelel

Ayın raporda, Sarısülük’ün vurulduğu anda şüpheli polisin silahını “neredeyse yere paralel olacak biçimde 3. kez” ateşlediği de belirtilerek, “Ateş edeken polis memurunun vücudunun hala göstericilere doğru dönük olduğu anlaşılıyor. Bu sırada Ethem Sarısülük’ün sola hamlesi devam ediyor. Bu karede de polis memurunun vücudunun herhangi bir yerine isabet dene taş ya da benzeri bir katı cisim görülmüyor” denildi.

Olayın psikolojisi

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikaytri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Cem Kaptanoğlu da “olayın genel olarak nasıl bir psikolojik ortamda gerçekleştiğine” ilişkin hazırladığı raporda, şu tespitlerde bulundu:

“Söz konusu polis memuru, olayın hiçbir aşamasında kalabalık gösterici grubu içinde kalmış ekibindeki polis arkadaşlarından ayrı düşmüş tüm savunma araçları elinde alınmış çaresiz bir durumda değildir. Ayrıca ekibindeki diğer polislerden daha fazla kendisini tehdit altında hissetmesine neden olacak, bir duruma düştüğü de gözlenmemektedir.”

Kontrolsüz ve öfkeli

Aynı raporda ayrıca şüpheli polisin, diğer polislerden ayrılarak göstericilere doğru koşmasının “saldırganlık”, “tehlike riskini artıran” bir durum olduğu belirtilerek şu değerlendirmelere yer verildi:

“Kontrolsüz öfke ve saldırganlıkla yapılan bu davranışı daha vahim ve öldürücü olan ve tam anlamıyla durumla orantısız bir şiddet içeren ikinci davranış izlemiş ve bunun sonucu Ethem Sarısülük vurularak hayatını kaybetmiştir. Sanığın içinde bulunduğu polis ekibinde ayrılarak göstericilerin arasına dalması kendisi ve göstericiler açısında çok tehlikeli bir durum yaratmıştır. Çünkü bir polisin kullandığı zorun dozunu artırmasına yol açabilecek veya genel olarak güvenlik risklerini artırabilecek kişisel öfke ve nefret duygularıyla yapılan gereksiz ve kışkırtıcı davranışlardan kaçınmayı bilmesi veya öğrenmiş olması gerekir.’


Ağır suç işledi Şüpheli polis Ahmet Şahbaz’ın yapılmaması gereken her şeyi yaparak “ağır bir suç işlediği” vurgulanan raporda, “Sanık, kontrolsüz öfke ve saldırganlığın etkisiyle silahını ateşleyerek bir gencin ölümüne neden olmuştur. Sanığın kendi yarattığı güvenlik riskini öne sürüp silah kullanmasını zorunlulukmuş gibi göstermeye çalışması kabul edilebilir değildir. Olayın gelişimi incelendiğinde sanık polis memurunun mesleki anlamda yapılmaması gereken her şeyi yaparak ağır bir suç işlediği açıktır. Bunun yanı sıra toplumsal olaylara müdahale gibi kritik bir görev verilen bu memurun vahim sonuçlar doğuran bu kontrolsüz davranışlarından ve yetersiz mesleki formasyonundan ötürü ona bu görevi veren yetkililerin de olayın bu şekilde gelişiminde önemli sorumlulukları olduğu açıktır” denildi.

DÖNEREK DEĞİL, BAKARAK ATEŞ ETTİ

 Ethem Sarısülük’ün vurulduğu anları içeren yeni rapordaki üç kritik tespit: Polis silahı taş atıldığı için çekmedi, zaten elindeydi. Taşlar polise isabet etmedi. 3. atış sırasında da yüzü gruba dönüktü,

Gezi eylemleri sırasında Kızılay’da polis memuru Ahmet Ş.’nin tabancasından çıkan kurşunla hayatını kaybeden Ethem Sarısülük ile ilgili yargılamanın seyrini değiştirebilecek nitelikte bir bilirkişi raporu ortaya çıktı.

Ağabey Mustafa Sarısülük’ün talebi üzerine Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyeleri Doç. Sevilay Çelenk ve Enver Özüstün görüntüleri özel tekniklerle 1 saniye için 25 fotoğraf karesine ayırarak inceledi. Polis raporu ile savcılığın hazırlattığı raporların aksine, bu son raporda “linç korkusuyla silahını çıkararak ateş ettiğini” belirten Ahmet Ş.’nin, kaçacağı yol varken ve hemen arkasında 6 polis varken, tabancasını çıkararak göstericilerin üzerine doğru gittiği belirtildi. İddianamede Ahmet Ş.’nin ‘göstericiye tekme vurmadan önce tabancasını çektiği’ belirtilmişti. Oysa yeni rapora eklenen görüntülerde, polis arkadaşlarının yanından ileri doğru fırlarken zaten tabancasını eline aldığı görülüyor.

Yere paralel 3. atış

avcılığın iddianamesinde Ahmet Ş.’nin havaya iki el ateş ettikten sonra üçüncü atışı göstericilerin üzerine yapması “3. atışı yapmak isterken dönüp kaçmaya çalıştığı esnada, omuz hizasından yukarıda tuttuğu tabancasının dönme hareketinin etkisi ile yere paralel hale gelmesi” ifadesiyle açıklanmıştı.

Oysa son raporda 3. atışın dönüş hareketinden önce yapıldığı belirtilerek “Polis memuru elindeki tabancayı, neredeyse yere paralel olacak biçimde 3. kez ateşliyor. Ateş ederken polis memurunun vücudunun hala göstericilere doğru dönük olduğu anlaşılıyor” denildi.

Yine iddianamede “atış öncesi ve atış esnasında şüphelinin vücudunun muhtelif yerlerine isabet eden taşlar dikkate alındığında şüphelinin meşru savunma sınırını kasten aştığının söylenemeyeceği, sınırın kasıt olmaksızın aşıldığı” savunulmuştu. Raporda Ahmet Ş.’ye doğru bazı taşların atıldığı ancak bunların isabet etmediği belirtildi.

Elinde polis kalkanı vardı


Görüntülerin detaylı analizi Ethem Sarısülük’ün vurulduğu anda elinde polis kalkanı olduğunu da ortaya çıkardı. Raporda ayrıca vurulduğu atışın hemen öncesinde Sarısülük’ün yanındaki bir göstericinin çarpması sonucu dengesini hafifçe kaybettiği de belirtiliyor. Polis memuru Ahmet Ş.’nin yargılanması için idari izin alınması gerektiğine karar verilmişti. Yargılama kararını Ankara Valisi Alaaddin Yüksel verecek.

TÜM TANIKLARIN GÖZALTINA ALINMASINDAN KORKUYORUZ

 Ethem Sarısülük’ü vuran polis memuru Ahmet Ş.’nin “meşru müdafa” gerekçesiyle tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına aile itiraz etti. İtiraz dilekçesinde, şüphelinin çekilme talimatına rağmen ileriye atıldığı, ateş etmeden de kurtulma olanağına sahip olduğu anlatıldı. Dilekçede, şüpheli polisin yerde yatan göstericiyi rahatlıkla tekmeleyebildiğine de dikkat çekildi.

6 gün geciken inceleme

Ethem Sarısülük dosyasında dikkat çeken bazı ayrıntılar ve çelişkiler ise şöyle:

- Polis olay yeri incelemesini, Sarısülük’ün vurulmasından 6 gün sonra, 7 Haziran’da savcılıktan gelen talimat üzerine yaptı. Yani vurulma görüntüleri olmasaydı faili meçhul kalacaktı.

- Ahmet Ş. savcılıkta havaya ateş ettiğini belirtirken, mahkemede, üçüncü ve son atış sırasında bileğine taş geldiği için namlu pozisyonunun değiştiğini ileri sürdü. Ancak hakim bu çelişkiyi dikkate almadı. Ayrıca keşif incelemesi yapan 2 jandarma bilirkişisi “sekme izi olmadığı” yönünde rapor gönderdi. Buna rağmen hakim tutuksuz yargılamaya karar verirken “sekme olabileceğini” belirtti.

- Kullanılan tabancanın Ahmet Ş.’ye ait olduğu 20 Haziran’da UYAP üzerinden online olarak anında savcılığa gönderildi. Ahmet Ş. 4 gün sonra ifadeye getirildi. Bu sürede nöbetçi hakim de değişti.

Tanık tutuklandı


Ethem Sarısülük ailesinin avukatı Kazım Bayraktar, “Ethem’in öldüğü anda orada olan ve tanık olarak dinlenmesini istediğimiz 2 kişi gözaltına alındı. Tüm tanıkları alacaklarından kuşku duyuyoruz” demişti. Sözkonusu kişilerden birinin, geçen hafta Gezi eylemlerine katıldıkları için “örgüt üyesi olmakla” suçlanan Şahin İmga olduğu ortaya çıktı. İmga, tutuklanarak Sincan Cezaevi’ne gönderildi.