İktidar blokunda ‘yargı paketi’ çatlağı


Geçtiğimiz hafta komisyonda kabul edilerek Meclise sevk edilen “üçüncü yargı paketi”nin, özellikle ÖYM’lerin kaldırılmasını öngören ve yasadışı dinleme kayıtlarının yayımlanmasına hapis cezası getiren maddeleri, iktidara bloku içerisindeki tansiyonu yeniden yükseltti.
Geçtiğimiz hafta TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilerek TBMM Genel Kurulu’na sevk edilen yeni yargı paketinin bazı maddeleri iktidar bloku içerisinde tartışma yarattı. Özellikle Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 250. Maddesinde yapılacak değişiklik, iktidara geldiğinden bu yana AKP’ye destek veren bazı köşe yazarlarından sert tepki çekti. Özel Yetkili Mahkemelerin (ÖYM)kaldırılmasını öngören düzenlemeye, özellikle cemaate yakınlığı ile bilinen yayın organlarında tepki yoğun. ÖYM’lerin tartışmaya açılmasının yanı sıra yasa dışı dinleme kayıtlarının medya yoluyla yayımlanmasına getirilen cezaların ağırlaştırılması da aynı kesimler tarafından “darbecilerin ekmeğine yağ süreceği” iddiasıyla eleştiriliyor.
Aralarında AKP milletvekili Şamil Tayyar’ın da bulunduğu bazı köşe yazarları, yasadışı dinleme kayıtlarının basın yoluyla yaygınlaştırılmasına 5 yıl hapis cezası öngören düzenlemeye “basın özgürlüğüne aykırı” olduğunu söyleyerek tepki gösteriyor.
Mehmet Baransu: “Değişiklik Ergenekoncuları ve Balyozcuları sevindiriyor”
Taraf yazarı Mehmet Baransu bugünkü köşe yazısında CMK 250. Maddede yapılacak değişikliğin “Ergenekoncular ve Balyozcuları sevindireceğini” savundu. Baransu, değişikliğin “kamuoyunda hükümetin darbecilerle anlaştığı şeklinde algılanacağını” ileri sürerek, “AK Parti kendi değerlerini inkâr etme kararı aldıysa, buna bir diyeceğim yok. Darbecilerle ortaklıkları hayırlı uğurlu olsun demekten başka. Yok, inkar etmedim, değişmedim diyorlarsa, paket yakında Meclis’e gelecek. Sonucunu hep birlikte göreceğiz” diye yazdı.
Baransu, ses kayıtlarını yayınlayanlara beş yıl hapis cezası getirilmesiyle ilgili öneriyle ilgili olarak da, “Üzerine çok fazla yorum yapmadan sadece şunu söyleyeyim. Korktukları ses kayıtları var da bunların yayımlanması mı engellenmeye çalışılıyor? Eğer cevapları hayırsa, bu telaş neden?” diye yazdı.
Şamil Tayyar: Ergenekon ve Balyoz gelecek kuşakları ibret olmalı
AKP milletvekili ve Star yazarı Şamil Tayyar da bugünkü köşe yazısında yargı paketini eleştirerek, “Azgın sularda boğulma tehdidine maruz kalmaktansa dizginlemek olmalı temel görevimiz. Ergenekon ve Balyoz gibi silahlı terör örgütü davalarının mutlaka sonuçlandırılması, birer ibret vesikası olarak genç kuşaklara miras bırakılması gerekir. Bu davalara halel getirecek herhangi bir yasal düzenleme, kamuoyunda Şike Kanunu gibi 7.4 şiddetinde depreme yol açabilir” diye yazdı.
Tayyar, paketin basın suçlarıyla ilgili öngördüğü yaptırımların da “basın özgürlüğüne” zarar vereceğini savundu. Tayyar, bu vesileyle kendisini de özgürlüğü kısıtlanan bir mağdur gazeteci konumuna yerleştirerek, “Ergenekon ve Balyoz sürecinde aralarında bulunduğum yüzlerce gazeteci hakkında açılan 6 bini aşkın soruşturma ve dava konusu TCK hükümlerindeki cezai yaptırımların katlanarak arttırılması, basın özgürlüğünü ciddi şekilde tehdit edebilir” dedi. Tayyar düzenleme hakkında, “Belki; uzunca süredir hukuk dışı dinlemelerin toplumda oluşturduğu infial ve Türkiye’nin uluslar arası camiada gördüğü tepkiler karşısında arkadaşlarımızın iyi niyetle biçimlendirdiği yasa tasarısındaki bu hükümler, farkında olmadan Türkiye’nin demokratikleşme hamlelerine hasar verebilir. Buradaki tehlikeye dikkat çekmek isterim” diye yazdı.
Adem Yavuz Arslan: Darbe tehdidi bitti mi de…
Bugün yazarı Adem Yavuz Arslan da ÖYM’lerin kaldırılmasını eleştiren isimler arasında yer aldı. Arslan, “Anlaşılamayan şeylerden birisi de şu: Acaba bizim haberimiz yokken bu ülkede darbe tehdidi, cunta girişimleri, darbe hazırlıkları, uyuşturucu ve silah ticareti, bölücü terör ve organize suçlar bitti mi? Çünkü bütün bunlar varken ihtisas mahkemeleri olarak çalışan ÖYM'leri kaldırmaya ya da yetkilerini, çalışmalarını engelleyecek şekilde budamak kime ne kazandıracak?” dedi.
Arslan, yeni anayasa yapılmadan önce yargıdaki ÖYM-emniyet sistemine çomak sokulmaması gerektiğini ima ederek, “Hem hukukçular hem de Türkiye'nin arınma sürecine kesintisiz destek veren çevreler yeni anayasa yapmadan, demokrasinin tüm kurumlarıyla yerleşmeden yargılamada yapılacak değişikliklerin hızını almış bir arabanın el frenini çekmekten başka bir şey olmayacağını ısrarla anlatıyorlar” diye yazdı.
Gülay Göktürk: Ha fotoğraf ha ses kaydı
Bir diğer Bugün yazarı, Gülay Göktürk ise yasadışı ses ve görüntü kayıtlarının yayınlanmasına ceza getirilmesine tepki göstererek, ses kaydı ile fotoğraf arasında herhangi bir fark olmadığını savundu. Göktürk, “Düşünün ki, söz konusu olan bir haber! Hem de doğruluğu teyit edilmiş, kamuoyunu yakından ilgilendiren, bazen hayati önemde bir haber. Daha önce bir medyada yayınlanmış olsa da, kamu yararı olsa da, suç içerse de, sen bu haberi değerlendiremezsin, okurlarına duyuramazsın, yoksa beş yıl hapis yatarsın, diyorsunuz gazeteciye. Yargı paketini hazırlayanlar şöyle bir durup düşünmediler mi ki, suçu deşifre eden bir ses bandıyla, bir suçüstü fotoğrafı ya da bir yazılı belge arasında habercilik açısından hiçbir fark yoktur” diye devam etti.
Yargı-emniyet-medya mekanizması gerilim kaynağı
Yargı paketi, iktidar bloku içerisinde yer alan kesimlerle hükümet arasındaki gerilimin yeniden yükselmesine neden oldu. Yarı başkanlık, başkanlık gibi tartışmalara odaklanan hükümetin, yargı paketiyle de iktidar bloku içerisindeki bazı kesimlerin gücünü artıran mekanizmalara müdahale etmeye karar verdiği anlaşılıyor. Cemaate yakın isimler ise yargı-emniyet-medya sacayaklarına dayanan bu mekanizmanın iktidarın devamı için elzem olduğu noktasında diretiyor. Gerilimin yeni bir uzlaşmayla mı, yoksa iktidar bloku içindeki güç dengelerinin değişmesiyle mi sonuçlanacağı ise belirsizliğini koruyor.
(soL-Haber Merkezi)
Blogger tarafından desteklenmektedir.