İstanbul’da Böcek Yarışları
Gazetelerde ilanlarını ve haberlerini görmüşsünüzdür, geçtiğimiz günlerde 86. Gazi Koşusu yapıldı, Matador isimli at birinci geldi. Matador, bu başarısıyla herhalde sadece sahibini değil, kendi üstüne oynayan birçok bahisçiyi de sevindirdi.
At yarışları Türkiye’de, zannederim, bahis oynanan oyunların başında geliyor. Hepimiz bir şekilde (televizyondan veya canlı) elinde kuponlarıyla gözlerinden ateş fışkırırcasına bağıran Veliefendi’deki izleyicilere tanık olmuşuzdur.
Peki mütareke İstanbul’unda aynı hırs ve coşkuyla hamamböceği yarışlarının düzenlediğini ve bu yarışlarda büyük paraların döndüğünü biliyor musunuz?
TOMBALA YASAKLANIRSA...
Daha önceki yazılarımızda Ekim Devrimi’nden sonra İç Savaşı kaybetmeleriyle 150-200 bin arasındaki Beyaz Rusun 1920 Kasımında Türkiye’ye kaçtıklarından bahsetmiştik. Bu Beyaz Rusların önemli bir kısmı İstanbul’da hayatlarını sürdürmeye çalışmış ve yaratıcılıklarıyla yepyeni iş sahaları geliştirmişlerdi.
Bu iş sahalarının başında tombala oynanan kulüpler geliyordu. Kısa bir süre içinde tombala, İstanbulluları sarmıştı. 400’ün üzerinde tombala kulübü açılmıştı. Günde ortalama 12 bin kişi tombala oynuyordu. Bütün kulüp sahiplerinin toplam günlük geliri ise 17 bin lirayı buluyordu. Beyaz Ruslar arasında bu sektörden büyük paralar kazananlar oldu. Ancak polisle iyi geçinmek de zordu. Sonuç olarak işgal kuvvetlerinin polisi, 1 Mayıs 1921’de binlerce Beyaz Rusun ekmek yediği tombalayı İstanbul‘da yasakladı.
Aynı dönemde Rusya’dan İstanbul’a yarışlar için at getirmiş olan Rostov Atçılar Derneği de iflas noktasına gelmişti. Atların beslenmesi büyük mali yük yaratıyordu.
Böylece İstanbul’da talih ve bahis oyunları açısından büyük bir boşluk oluşur. İki Beyaz Rus, bu boşluğu beslenme derdi olmayan sıfır maliyetli hamamböceği yarışlarıyla kapatacaktır. İki arkadaşın 1921 Mayısının başında hayata geçirdiği bu buluş hızlı şekilde İstanbul’a yayılır.
BÖCEK HİPODROMU
Çarlık döneminde savcılık yapmış olan ve İç Savaş’ta Beyazların tarafında saf tutan N. N. Çebışev (1865-1937), bu döneme şahit olmuş ve 1933 yılında Paris’te Rusça olarak çıkan anılarında böcek yarışlarını anlatmıştır. (N. N. Çebışev, Blizkaya Dal, Parij, 1933)
Yarışların mucidi, Çebışev’e böcekleri hamamlardan topladıklarını söylemiştir. Kimileri de böcekleri kutu içinde kendisi getirmektedir. Seçilen böcekler iridir. Tel arabaların önüne bağlanan hamamböcekleri, elektrik ışığıyla korkutularak özel masalarda koşturulmaktadır.
Çebışev’in anlattığına göre büyük salonların ortasına özel hazırlanmış bir masa konmaktadır. Masanın yüzeyinde böceklerin yarıştığı kanallar açılmıştır. “Böcek hipodromu” masanın etrafı ise mahşer yeri gibidir. Hırslı bahisçilerin gözlerini ateş kaplamıştır. Bahisler 100 liraya (1000 frank) kadar çıkmaktadır.
Bir İngiliz, böcek yarışlarını “İşte bize lazım olan tam da bu! Gerçekten büyük eksiklikti!” şeklinde yorumlamaktadır. İngiliz, şaka yapmamakta, söylediklerinde gayet ciddidir.
BİNLERCE LİRALIK BAHİS
İliazd adı verilen Rus fütürist ressam İlya Zdaneviç’in yolu da aynı yıllarda (1920-1921) İstanbul’dan geçmiştir. Paris’e giderken uğradığı İstanbul’daki maceralarını 1929 yılında İngiliz gazeteci Philips Price’a yazdığı mektuplarda anlatır. (Mektuplar için bkz. İstanbul (1914-1923), İletişim Yayınları, İstanbul, 1996) İliazd da böcek yarışlarının tanıklarındandır:
“Açılan bir kulüpte, bakara kisvesi altında hamamböceği yarışmaları yapılıyordu. Bir masanın üzerine, içi boylamasına bir dizi bölme ile bölünen ince, uzun bir kutu yerleştirilmişti. Böylece elde edilen gözlere bir hamamböceği yerleştirilmişti. Kutunun ucu önceden ısıtılmıştı; hamamböcekleri aynı anda salınıyor ve her biri kendini masanın öteki ucuna atıyordu. Kulüp olağanüstü başarılı olmuştu. Bir yarışçı hamamböceğinin (ekmek fırınlarında yaşayan türleri) fiyatı 150 liraya kadar yükseldi; hamamböceği yarışlarının bahislerine gelince, binlerce lirayı aşıyordu.”
HERKESİN FAVORİ BÖCEĞİ VARDI
Beyaz Ruslar arasında İstanbul’da bulunup da hamamböceği yarışlarını bilmeyen yoktur. Yarışlardan hatıralarında bahseden başka bir isim de Beyaz Ordularda er olarak görev yaptıktan sonra İstanbul’a gelen G. Federov’dur. Federov, 1921’de Çekoslavakya’ya gitmiş, 1920’lerin ortasında da SSCB’ye geri dönüp günlüklerini yayımlamıştır. (G. Federov, Puteşestvie Bez Sentimentov, Kniga, Leningrad-Moskva, 1926)
Rus göçmen, 1921 Mayısının başında günlüğüne şu satırları yazmıştır:
“Açlık ve yokluk. Ruslar, para kazanmak için hangi işe soyunmadılar ki. Limanda on beş saat boyunca nefes almadan kömür, un, oduna kadar yağdan ensesi kat kat olmuş Rum patronlarının verdiği her şeyi yüklüyorlar. Taş kırıyorlar. Yol döşüyorlar. Dalgıç olarak çalışıyorlar. Yük arabalarına eşya taşıyorlar. Birbirlerini yoluyorlar. Böcek yarışları, fal merkezi gibi uyduruk işletmeler açıyorlar. Restoranlar ve kabareler, Rus orkestralarıyla dolu. On beş senedir eline keman, gitar veya mandolin almamış olan insanlar, birden ‘eski yeteneklerini’ hatırlıyor ve çalmaya başlıyor. Kızlar ve kadılar, yapay çiçek işine giriyor. Ruslar, garsonluk mesleğini ele geçirmiş durumda. Hiçbir yere kapak atamayanlarsa ‘konsolosluk konsolosluk dileniyor’ ve yabancılardan yardım istiyor.”
Federov, böcek yarışlarının doğduğu günleri böyle aktarırken günlüğünün 20 Ağustos 1921 tarihli sayfasında böcek yarışı bahislerine büyük paraların yatırıldığından bahseder. Büyük kalabalılar toplanmakta ve gerçek yarışlar gibi olağanüstü para kaybedilmektedir. Herkesin favori böcekleri vardır. Federov’un ifadesiyle söylendiğine göre yarış merkezlerinin sahipleri ve bu işin mucitleri ceplerini paralarla doldurmakta ve paşalar gibi yaşamaktadır.
ÜNÜ ÇANAKKALE’YE KADAR VARIYOR
İstanbul’daki böcek yarışlarının ünü, Beyaz Ruslar için Çanakkale’de kurulan kampa kadar yayılmıştır. Beyaz Ordu subayı Y. İ. Dostovalov (1882-1938), 1920 Kasımından itibaren yaklaşık bir yıl boyunca bu kampta kalmış ve hatıralarını el yazıyla kaleme almıştır. (Bkz. Rusya Toplumsal Siyasal Tarih Devlet Arşivi (RGASPİ) fond 71, liste 35, dosya 193) Dostovalov, bu notlarında Gelibolu’da kalan birçok Beyaz Rusun “İstanbul’da sansasyon yaratan ‘hamamböceği yarışları’ merkezi açma hayali” kurduğunu ifade etmektedir.
Çanakkale’deki kampta kalmış olan başka bir Beyaz Ordu subayı da G. A. Orlov’tur. Topçu Yüzbaşı Orlov’un Çanakkale günlüklerinin asılları Soljenitsın Rus Diasporası Evi Arşivi’nde fond 1, liste 1, dosya R-166 numaralarıyla saklanmaktadır. Günlükler, ayrıca iki sene önce Rusya’da kitap olarak da yayımlandı. (Çest Ofitserov. Zapiski i Dnevnik Uçastnikov Belogo Dvijeniya, Voyennoe İzdatelstvo, Moskva, 2010) Orlov, 7 Temmuz 1921 tarihinde günlüğüne şunları yazıyor:
“İstanbul’da Ruslar çok kötü yaşıyormuş. Oradan gelen subayların bana anlattıkları aklıma geldi. Ruslar, para kazanmak için farklı farklı kurnazlılar düşünüyorlarmış. Tombala kulübü açıyor, hamamböceği yarışlarına bahis düzenliyor, horoz dövüştürüyorlarmış... Ancak hiçbiri istikrarlı değil, öyle ki Fransızlar, eğer topluluk bunlara aşırı ilgi gösterir ve yaygınlık kazanırsa bu tür eğlence yerlerini kapatıyormuş.”
Hâlâ İstanbul’un veya Türkiye’nin bazı köşelerinde hamamböceği yarıştırılıyor mudur, bilemiyoruz. Ama anlaşılan İstanbul’un kısa bir dönemine de olsa damgasını vurduğu kesin. Tabii bu yazımızın ekonomik kriz ortamında böcek bahislerinin yeniden canlanmasına vesile olmamasını ummadan da edemiyoruz.MEHMET PERİNÇEK-AYDINLIK
