O iftar çadırları ki; soygunlarının sürmesi için oy olarak geri dönüyor





Tilki ormanda gezmektedir. Bir ağacın dalında asılı bir geyik budu görür. Açtır ama şüphelenir; kontrol etmeye başlar ve görür ki bu bir tuzak. Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır epeyce uzağa gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar biraz sonra kurt gelir, budu ve yatan tilkiyi görür.

Tilkiye sorar - napiyorsun dostum? ..

Tilki cevap verir - hiç... yatiyorum...

- Burada bir bud var

- Evet var

- Neden yemedin?

Tilki sakince cevap verir - bu gün orucum

Kurt kendinden emin - ben yiyeyim o zaman

Tilki - buyur afiyet olsun... der.

Kurt geyik buda uzanır uzanmaz bir patlama ortalık toz duman ..

Kurt yaralı hareketsiz 10 metre uzakta perişan halde yatarken tilki sakince budu yemeye başlar.

Bunu gören kurt - "lan serefsiz hani oruçtun?!!"

Tilki pişkin pişkin

- Biraz önce top patladi, duymadin mi....?

***


Laik ülkedeyiz isteyen oruç tutar isteyen tutmaz, ama tutuyorum diye hava yapanla gostere gostere oruçlu karşısında yemek yiyene edeb yahu !

***

Siz şimdi ''bu ramazanda'' yardım edilmiş yoksullar istersiniz; bizse ortadan kaldırılmış yoksulluklar isteriz..!!

İşte sizinle bizim aramızdaki fark..!!

11 ay halkı yoksullaştırıp şükür ve rıza kültürüne mecbur ve mahkum edenler, 1 aylık iftar çadırlarıyla, iftar yardımlarıyla müthiş bir yardımseverlik ve Müslümanlık gösterisiyle tüm günahlarından arınmış oluyorlar!

Bir taşla iki kuş vurma uyanıklığı: Hem hanelerine sevap yazılıyor, hem sefalete mahkum ettikleri halk onlara minnet ve şükran duyuyor ve tabii tüm bu yatırımlar, soygunlarının sürmesi için oy olarak geri dönüyor.

***

Bir de aç olanların halinden anlamak için tutuldugunu iddia eden bir grup insan takımı var... Aç insan akşam mis gibi donanmış sofrada yemek yemiyor... Onun ne zaman doyacagı, ekmek bulacagi belli degil... Düşüncenizde haklı olsanızda eyleme dönüşmüyorsa iki yüzlülükten öteye gitmiyor kusura bakmayın.

"Oruç tutmak" aslında zekat ile berbaber yapılması gereken ve hali vakti yerinde olanlara emredilmiş bir ibadet türüdür. Sofrasında 200 gram peynir alamayan bir aile için zaten farz olsa ne olur olmasa ne olur ? Onlar bu duyguyu en iyi bilen insanlardır.

***


Diyanet, “Ramazan’ı reklam malzemesi yapmayın” demiş.

Bunu demek kolay.

Marifet,

“Dini siyasetin malzemesi yapmayın” diyebilmek !

***

Her seneki dileğimi tekrarlayayım. Oruç tutana öcü gözüyle bakılmayan, tutmayana dayak atılmayan bir Ramazan olsun.

Fatih GÜLSEÇGİN | www.facebook.com/F.GLSCGN |www.twitter.com/fthglscgn
 — Kaan Tunceri ile birlikte.
Blogger tarafından desteklenmektedir.