Ölmedi, ölüme terkedildi!

Ağır hastalığına rağmen tahliye edilmeyen ve cezaevinden tabutla çıkan Kasım Demir’in ölümünden sonra ortaya çıkan mektubu, Demir’in ölüme, nasıl adım adım sürüklendiğini anlatıyor

Mektubunda tedavisinin engellendiğini ve onur kırıcı uygulamalara maruz kaldığını dile getiren Demir, şöyle yazıyor: “Bana verilen 1 haftalık ilaçlar bitmiş, ölüme terk edilmiş durumdayım. Yaşadığımız zorluklar karşısında ‘ah’ ve ‘keşke’ demeden, vicdanlar sızlamadan demokratım, aydınım, ilericiyim ve insanım diyen herkesi, yaşatılan bu vahşete karşı duyarlı olmaya, bu çığlıklara kulak vermeye çağırıyorum. Gerekli grişimlerde bulunmanızı talep ediyorum.”

Vicdanlara seslenmişti...

Cezaevinde 6 Temmuz’da yaşamını yitiren hasta tutuklu Kasım Demir’in sesini duyurmak için İHD Cezaevi Komisyonu’na gönderilmek üzere bir mektup kaleme aldığı ortaya çıktı. Yıllarca ağır cezaevi koşullarını yaşayan Demir, mektubunda, “Ölüme terk edilmiş durumdayım” diye sesleniyor.

Sadece tedavi istedi

PKK davasından 1992 yılında İzmir’de tutuklanan Kasım Demir, müebbet hapis cezası aldı. Cezaevinde geçen 20 yıllık ömrü boyunca çeşitli hastalıklarla pençeleşen Demir, ölümünden sadece 4 ay önce tedavi amacıyla Muş E Tipi Kapalı Cezaevi’nden Şakran Cezaevi’ne sevk edildi. 6 Temmuz 2012’de tedavi gördüğü Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.

Tahliye ve benzeri istemlerle değil, sadece ağır hastalıklarının tedavisi için tüm yetkili kurumlara başvuran Demir’e Cumhurbaşkanı da dahil hiç kimse yardım etmedi. Mayıs 2012’de İnsan Hakları Derneği Cezaevi Komisyonu’na (İHD) gönderdiği mektubunda kendini “Sistemin her türlü mağduriyetini yaşayan bir Kürt” olarak tanımlayan Demir, tedavi edilmesi için başvurduğu bütün devlet kurumlarının üç maymunu oynadığını belirtiyor. Mektubunda, ölmek üzere olduğunu ifade eden Demir, kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulunuyor.

20 acı yıl

Adım adım ölüme yollandığını, ancak cezaevi idaresinin buna kayıtsız kaldığını kaydeden Demir, en son çektiği ağır sancılardan dolayı 30 Nisan gecesi Aliağa Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne kaldırıldığını; doktorların acilen tedavi edilmesi gerektiğini söylemelerine rağmen idarenin muayene sonuçlarını dahi vermediğini belirterek şöyle diyor: “Doktorlar sonuçlara bakarak tedavim için gerekenleri yapacaklarını söylediler. Ne var ki cezaevi idaresi ne sonuçlarımı getirdi ne de yeniden hastaneye götürdü. Bana verilen 1 haftalık ilaçlar bitmiş, ölüme terk edilmiş durumdayım.”

Vicdanlara seslenmiş

Mektubunun sonunda hastalığından dolayı yaşanacak her türlü olumsuzluğun sorumlusunun cezaevi idaresi olacağına değinen Demir, demokratik kamuoyunun vicdanına ise şu şekilde sesleniyor: “Gerek sağlık sorunlarında yaşadığımız zorluklar, gerekse cezaevlerinin özel misyonuyla oluşturulmak istenen provokasyon ve vahşetler karşısında ‘ah’ ve ‘keşke’ demeden, vicdanlar sızlamadan, demokratım, aydınım, ilericiyim ve insanım diyen herkesin Aliağa Kampüsü’nde biz siyasi tutsaklara yönelik yaşatılan bu vahşete karşı herkesi duyarlı olmaya, sesini sesimize katmaya, yaşanan çığlıklara kulak vermeye, tüm demokratik kamuoyu ve İHD başta olmak üzere gerekli girişimlerde bulunmanızı talep ediyorum. Özellikle sağlık ve tedavim ile ilgili ayrıca acilen yardımlarınızı bekliyorum.”
 
Blogger tarafından desteklenmektedir.