Page Nav

HIDE
GRID_STYLE
FALSE

Derneği ve okuluyla cihatçılar Hatay'da

Özgür Suriye Ordusu komutanlarının Türkiye devletinden nasıl silah temin ettiğini gazetemizde birkaç gün önce okudunuz. Peki, aldıkları ‘...

Özgür Suriye Ordusu komutanlarının Türkiye devletinden nasıl silah temin ettiğini gazetemizde birkaç gün önce okudunuz. Peki, aldıkları ‘destek’ bu kadar mı? Bu soruya cevap aranacak en güzel yer şuan nüfusunun yüzde 60’ını Suriyelilerin oluşturduğu Antakya Reyhanlı.
Burası artık Türkiye değil” diyen Reyhanlı halkını, her an sokakta asker kıyafetiyle gezen Suriyelilere rastlayabileceğiniz bu ilçe doğruluyor. Reyhanlı’da nasıl bir yardımda bulundukları tam olarak bilinemeyen 30’a yakın Suriye derneğinin yanı sıra 30-40 tane de Suriyeli cihatçılara ait okul var. Bu Özgür Suriye Okulları arasında ÖSO içindeki tüm fraksiyonlar temsil ediliyor.
Halk, denetlenmeyen bu derneklerin bazı ‘yardım’ sevkiyatlarını geceleri gizli yapmasından ötürü çok endişeli.
4 ODALI BİR EVDE 3 AİLE
Şehre gelen Suriyelilerin çok ucuza çalışması nedeniyle özellikle Reyhanlı’da işsizlik dağ gibi büyüse de, en büyük sorun bu değil. Çünkü Reyhanlı’ya sadece savaştan kaçmak için gelen Suriyeliler yok, savaşa mola vermek için gelenler de var.
Onlardan birisi de 1 yıl önce Reyhanlı’ya yerleşen 36 yaşındaki Ziyad Zeydan. Evli ve hepsi 7 yaşından küçük 3 çocuk babası. Buraya gelen tüm Suriyeliler gibi, o ve ailesi de 4 odalı bir evde 2 Suriyeli aileyle daha yaşıyor.
KALEM TUTARKEN MİLİTAN OLMAK
Zeydan, üniversite mezunu ve Arap Edebiyatı öğretmeniymiş. Ta ki eline silah alana kadar… “Ne oldu da Suriye’den kaçtınız?” diye soruyorum bana yaşadıkları İdlib kentinin nasıl viran olduğunu anlatıyor. İç savaş başladığında kent uçaklarla bombalanınca kimsenin yatacak yeri kalmamış. İnsanlar sokaklarda yatmaya başlamış. En son evlerine top mermisi isabet edince artık orada yaşayamaz hale gelmişler ve Türkiye kararı böyle alınmış.
ÖSO’DAN TSK’YE TERCÜMAN ‘YARDIMI’
Akrabalarının hala orada olduğunu ve savaştığını söylüyor. “Peki ya sen?” diye soruyorum, “Her ay bir hafta İdlib’e gidip savaşıyorum. Elimden gelen bu” diyor. Sınırdan nasıl geçtiğini konuşmak istiyorum: “Cilvegözü’nden mi geçiyorsun yoksa dağlardaki tellerden mi?”
Tellerden geçtiğini söylüyor. Zaten dönüşte Cilvegözü’nden geçse de bir sorun yaşamıyormuş. Yol geçen hanına dönen sınırda bir de adet oluşmuş: Tellerin belli bir yerinde Suriyeliler birikiyormuş, askerler de (Türkiye’nin askerleri!” gelip telleri açıyormuş. Hatta tellerin o noktalarında askerlere yardımcı olmak için ÖSO tarafından atanan tercümanların olduğunu bile söylüyor.
Giderken üstünün aranmadığını söyleyen Zeydan, dönüşte arandığını söylüyor.
SİLAHLI GEÇİŞ YAPMIYORUZ’
Silahı ne yapıyorsun? Geçişlerde sorun olmuyor mu?” diye sorduğumda ise çok temkinli cevap veriyor: “Silahla geçiş yapmıyoruz. Silahımız zaten Suriye’de.” Zeydan’ın anlattığına göre buradan savaşa toplu olarak gitmek diye bir şey yok çünkü buradaki Suriyeliler birbirlerini daha henüz iyi tanımıyor ama bazen tellerde karşılaşıyorlar.
Direkt olarak bir örgüte mensup olmadığını söyleyen Zeydan, İdlib’te Liva Hak diye bir birliğe üye olduğunu söylüyor. Bu birliğin içinde Ahrar El Şam Tugayı da, ÖSO rütbelileri de var, oranın yerel halkı da.
BU ÖFKE ELBET VAHŞET DOĞURACAK’
1 yıl öncesine kadar kalem tutan ellerin şimdi silaha sarılmasının nasıl bir şey olduğunu, vicdanen kırılmalar yaşayıp yaşamadığını soruyorum, “Karşı tarafın yaptıklarından sonra hiçbir şeye pişman olmuyoruz. İçimiz çok rahat” diyor. Bu ‘rahatlığa’ internete düşen kafa kesme, kalp yeme gibi görüntülerin de dahil olup olmadığı sorusuna cevap verirken ise gözlerini gözlerime dikerek, dilini anlayacakmışım gibi konuşuyor: “Çok yakınımızı kaybettik. Bu kadar öfkeden her zaman kontrollü davranışlar çıkmaz. Herkes bunları kabul etmeli.” ONURKAN AVCI-BİRGÜN