"Ölümü aramaya gidiyor bu, Muhittin"

Mustafa Kemal Büyük Taarruza hazırlanırken Enver Paşa artık gitmenin vakti geldiğini anlamıştı...
Kristal avizeden dökülen yumuşak ışık altındaki sade sofrada yemek yiyorlardı. Enver Paşa pek az konuştu. Zafer Türkiye'ye girme ve idareyi ele alma hülyasını bitirmişti. Halil Paşa da, Safiye Hanım da Enver Paşa'nın hayal kırıklığına saygı göstererek sustular. Enver Paşa yemek bitince kalktı. Yengesi Saf...iye Hanım'a veda etti. Halil Paşa ile birlikte zemin kata indiler. Halil Paşa, "Üzülme Paşam.." dedi, "..biz kaybettik ama Türkiye kazandı." "Haklısın."
"Keşke burda kalsaydın bu gece."
"Kalamam, sabah belki yola çıkacağız."
"Nereye? Kimle?"
"Hacı Sami ile belki Baku'ya gideceğiz."
Hacı Sami karanlık bir adamdı. Halil Paşa'nın canı sıkıldı: "Ne gereği vardı?"
"Burada beklemenin bir anlamı kalmadı. Hafız Mehmet'e güvenerek vakit kaybettik."
"Gönüllü toplamasına izin vermemişler. Kuşkulandılar anlaşılan."
"Aldırma, o hikâye kapandı."
Girişte Yüzbaşı Muhittin bekliyordu. Saygı ile ev kapısını açıp bekledi. Bahçeye çıktılar. Dış kapıya doğru yürüdüler.
"Baku'da ne yapacaksınız?"
"Bilmiyorum. Belki Türkistan'a geçeriz."
"Niye?"
"Orada bir şeyler yapabileceğimi sanıyorum."
"Ne gibi?"
"Bakalım. Belki Müslüman Türkleri Rusya'ya karşı ayaklandırırım."
Muhittin bahçenin büyük demir kapısını açıp yol vermişti. Köşkün önünden geçen iki yanı ağaçlıklı, sessiz yola çıktılar.
Halil Paşa, "Paşam.." dedi, "..yapma ne olursun. Bunlar hayal. Hep hayal peşinde koştun. Artık gerçekçi ol."
Enver Paşa Halil Paşaya sarıldı: "Allahaısmarladık."
Ayrılıp yürüdü. Halil Paşa ve Yüzbaşı Muhittin, Enver Paşa kaybolana kadar arkasından baktılar. Halil Paşa inledi:
"Ölümü aramaya gidiyor bu Muhittin."

Şu Çılgın Türkler / Türk Büyük Taarruzu
Blogger tarafından desteklenmektedir.