"Sanıldığının aksine, bu toprakların dipten akan asıl dini hala Şamanizm…"
Eliaçık hoca, Diriler İçin Tevhid isimli makalesinde ritüelleri irdeledi. Dua ve konuşmalardan sonra Fatiha okunmasından, ulu bir kişinin ardından üç İhlas bir Fatiha okunmasına kadar tüm bunların dini dünyanın vazgeçilmez ritüelleri haline geldiğini belirten Eliaçık hoca, 'Oysa bunlar İslam'da sahici bir temele sahip değil' dedi. Eliaçık hoca özetle şu görüşleri dile getirdi: " Dua ve konuşmalardan sonra “el-Fâtiha” çekmek… Ulu bir kişinin ardından “üç ihlâs bir fâtiha” okumak… Ölülerin ardından “Yâsîn” okumak…
Malum, bunlar dinî dünyamızın vazgeçilmez ritüelleri. Mehmet Akif “İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin/Ne mezarlıklarda okunmak ne de fal bakmak için” dese de… Selefilik/Vehhabilik hareketleri şiddetle karşı çıksa da…
Bu topraklar bunlardan asla vazgeçmedi, vazgeçmez.
Acaba neden?
Bunların İslam’da sahici bir temeli olduğundan mı?
Hayır.
Çünkü bu topraklara ölüler, atalar ve ruhlar ile bağ kuracak bir şey lazım. Madem İslam da “dinlerden bir din”, o zaman o da bunu sağlamak zorunda (!). Çünkü sanıldığının aksine bu toprakların dipten akan asıl dini hala Şamanizm…
Şamanlıkta din, esasen ölüler, atalar ve ruhlarla ilgilidir. Yeryüzü, diriler ve gerçek hayatla ilgili değil…
Bu nedenle diyorum ki: İyi, güzel okuyorsunuz da, bunları neden diriler için değil de ölüler için okuyorsunuz? İyi, güzel okuyorsunuz da, cenaze evine gelenler için, mezarın başında toplananlar için, o anda sizi dinleyenler için okusanıza!
“el-fatiha!” dendiğinde fatiha suresini neden bir ölüye göndermek için okuyorsunuz? Kendiniz için okusanıza!
“Üç ihlas bir fatiha’ya” asıl dirilerin ihtiyacı yok mu? Üstelik mezarda ölüye okuduğunuz Yasin suresinde bakın ne deniyor: “Biz bu Kur’an’ı dirileri uyarman için indirdik” (Yasin; 70).
Bu ayeti de ölüye okuyorsun ya, hayranım senin zekana ey yurdum insanı! Bari başka bir ayet oku yahu!
Oysa ölen ölmüştür. İstersen üç bin ihlas, beş bin fatiha, yüzbin Yasin oku ölüye zerre kadar faydası yoktur. Mezarlar duymaz! (Neml;80). Hayattayken sahici tövben (dönüşün) varsa ne ala…Öldüğün an bittiğin andır. Allah’ın merhametini dilemek dışında yapabileceğimiz hiç bir şey yok. Ölünün ardından şundan daha güzel söz ne olabilir: “Allahım merhamet et…”
O okudukların hep diriler için aslında.
Örneğin “açılış, başlangıç” demek olan fatiha ve “saf bir yürek temizliği” demek olan ihlas ya da öteki adıyla “birleme” demek olan tevhid sureleri…
Adlarından da anlaşılacağı gibi, bu sureler diriler için ne muhteşem ve muazzam mesajlar veriyor: Bütün işleri sevgi ve merhametle açmak, başlamak… Şükür, teşekkür…Günün/son günün hesabını ve mizanını (yevmu’d-din) düşünerek yaşamak… Kimseye el avuç açmadan kendi ayakları üzerinde yürümek, kimseye tanrı gibi davranmamak, davranılmasına da asla izin vermemek (iyyake na’budu)…Yalnızca Allah’a yaslanmak, güvenmek, yönelmek, el açmak (iyyake nesta’în)… Doğruluğu ve dürüstlüğü yol bilmek (sırat-ı mustakim) … Bu yoldan gidenlerin izinden gitmek… Bu yoldan sapanlardan ve Allah’ın (en-Nâs’ın) öfkesini çekecek işlerden uzak durmak… Her şeyin başına, açılışına (fatiha) bunları koymak…
Ne güzel!
Bunlara ölülerin mi dirilerin mi ihtiyacı var?
Diriyken bunları yapmıyorsan, ölünce arkandan okunmasını ne yüzle isteyebilirsin ki?"
yuzdeyuzhaber
