"Ne mutlu Türküm diye bağıran kalabalığın elinde ülkücü bayrakları vardı, evi taradılar"
Kobani’deki IŞİD saldırılarını protesto etmek için 7 Ekim
Salı gecesi başlayan eylemler önceki gece de devam etti. İstanbul’daki
eylemlere polis çok sert müdahale ederken Esenyurt’ta eli silahlı ve eli sopalı
gruplar devreye girdi.
Esenyurt Kıraç’ta Kürt vatandaşların yaşadığı bir bina
saatlerce silahlarla tarandı, taş yağmuruna tutuldu. Binada yaşayan kadınlar ve
çocuklar dün evlerini terk ederek akrabalarının yanına gitmek zorunda kaldı.
Atatürk büstünün de yakıldığı Esenyurt Meydanı’nın çevresinde İstanbul İl
Jandarma Komutanlığına bağlı birlikler dün nöbet tutmaya başladı.
Esenyurt’ta önceki gece meydana gelen olaylarda halk karşı
karşıya geldi. Bir yandan ilçedeki Atatürk heykeli ve CHP ilçe binasına
provokatif saldırılar gerçekleşirken bir yandan da DBP’nin Kıraç temsilciliği
yakıldı, Kürtlerin yaşadığı sokaklar ülkücüler tarafından kurşunlandı. Olaylar
Esenyurt Kıraç’ta DBP’nin Kobane’ye destek eylemine polisin müdahalesinin
ardından başladı. Polisin müdahalesinden sonra kitleye, IŞİD yanlıları da satır
ve silahlarla saldırdı.
Saldırıda 6 kişi kurşunla yaralanırken kafasından
kurşunlanan 3 kişinin sağlık durumunun ağır olduğu öğrenildi. DBP’nin Esenyurt
ilçe binasını basmak isteyen silahlı gruplar alana yaklaşamayınca partinin
Kıraç’taki temsilciliğini yaktı. Temsilciliğin bulunduğu Yeşilkent
Mahallesi’ndeki 1298. sokakta yaşayan yurttaşlar da lincin eşiğinden döndü. 4
ve 6 yaşındaki 2 çocuğu ile silahlı saldırıya uğrayan Celil Kaplan
yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Saat 21.30 civarıydı. 5 kişi kadardık, sokağın başında
duruyorduk. Eylem falan yoktu. Karşıdan gelen yüzlerce kişiyi gördük. Birkaç
kişinin elinde silahları görünce hemen sokağın başındaki evimize kaçtık. Çatıya
çıktık. Evin önündeki minibüsümüzü ve binamızı taramaya başladılar. Taşla karşılık
verelim dedik ama o kadar çok ateş edildiki kafamızı kaldıramadık. 100-150
kişinin elinde silah vardı.”
Tekbir getirip “Ne mutlu Türküm diyene” şeklinde bağıran
kalabalığın elinde ülkücü bayrakları olduğunu belirten Kaplan, 3 katlı evin tüm
camlarının taşlarla ve kurşunlarla kırıldığını söyledi. Evleri taranırken iki
çocuğunun evde olduğunu ve çok korktuklarını ifade eden Kaplan, kardeşi Fatih
Kaplan’ın eşini 40 günlük bebeği ile birlikte apartman boşluğuna sakladıklarını
dile getirdi. Gruptan bazı kişilerin 2. kattaki dairenin kapısını kırıp içeri
girdiklerini anlatan Kaplan şunları söyledi:
“Bizi ‘yeniden geleceğiz’ diye tehdit ettiler. Çocuklarımız
çok korktu. Eşlerimizi, çocuklarımızı akrabaların yanına gönderdik. Gece
yarısına kadar evimizi taradılar. Polisi aradık, kimse gelmedi. Sonunda Kürt
olmayan bir arkadaşımı aradım, durumu anlattım. ‘Bizi dinlemiyorlar, siz polise
haber verin’ dedim. Karakola gittiler. Polis ‘Biz gidemeyiz, aralarında sivil
polislerimiz var, gerekeni yaparlar’ demişler.”
Kaplan, polisin grup mahalleyi terk ettikten sonra geldiğini
ve mahalle halkına gaz bombası ve plastik mermi ile saldırdığını, “Biz
mahalleliyiz” diye bağırdıklarını ama güvenlik güçlerinin müdahaleye devam
ettiğini belirtti.



