Başakşehir'in tarihi, Erdoğan iktidarının tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır!
Başakşehir'in kadrosu çok iyi, evet
Başakşehir çok iyi top oynuyor, evet
Başakşehir sahaya çok iyi yayılıyor, evet,
Başakşehir takım oyunu oynuyor, evet,
Başakşehir'in gol silahları çok, evet
Başakşehir 2000'li yıllardaki Gaasaray gibi, oturmuş bir kadroya sahip, evet...
Her şeye, hepsine, hatta aklıma gelmediği için burada eksik bıraktıklarıma da evet...
Benim takıldığım şeyler bunlar değil...
Kendi sahasındaki son maçını 2 bin 500'e yakın seyirci izlemiş,
bilet geliri hiç yok yani...
E doğaldır ki hal böyle olunca forma da satamıyor,
sadece naklen yayın havuzundan aldığı para ile dönüyor... "mu"?
Hayır... bunlar meselenin sadece görünen yüzü...
Bir de görünmeyen yüzü var...
Bilet geliri yoksa, devlet ihalelerinden gelen "çıkmalar" var...
Bu "çıkmalar", ihale komisyonlarının toplandığı havuzdan geliyor...
Tıpkı o komisyon havuzundan yandaş basına, partiye ve birtakım yerlere "çıkmalar"ın gitmesi gibi...
Forma satışı da var... ihale kazanan şirketler toplu formalar alıyorlar ve sağa sola dağıtıyorlar...
Tıpkı bir birkaç yıl öncesine kadar, "Zaman" gazetesinin kapı kapı bedava dağıtılması gibi...
Kulüp başkanı Gümüşdağ'ın "tek kuruş borcumuz bile yok" diye açıklama yapması da bundan...
Evet doğru, Başakşehir kulübünün tek kuruş borcu yok!
Yok ama kulübe doğru gürül gürül akan adeta bir para nehiri var...
Ve başındaki şahısın; Bir futbol takımımız var, şampiyonluğa gidiyorlar. Ama tribünler boş. Bir gün geliveririm stada, öyle boş istemem" dediği koca bir iktidar...
2 bin - 2 bin 500 seyirciyle böyle bir takım başka türlü nasıl kurulabilir...
Başakşehir'in bir alt lige düşüp sonra oralardan buraya, en tepeye, bu noktaya gelmesi,
tıpkı 28 Şubat'ta geri çekilen ve sonra buraya, en tepeye, bu noktaya gelen Türkiye gericiliğinin serüvenine ne kadar da çok benziyor!
Başakşehir'in tarihi, Erdoğan iktidarının tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır!
(DİPNOT: Buraya kadar yazdıklarımızın tümü, Kasımpaşa için de geçerlidir, biline)
(HAYRİ GÜNEL)


