AKP'nin deprem hazırlığı: Sanayi Anadolu’ya taşınacak, peki, insanlar?

AKP iktidarı Marmara Bölgesi'ndeki sanayi havzalarını deprem tehdidi gerekçesiyle Anadolu'ya taşıma hazırlıklarına hız verdi. Bu hazırlık için ciddi bir kaynak ayrılması beklenirken, yurttaşların içinde yaşadığı konutlar hâlâ ölüm tehdidi saçmaya devam ediyor.


17 Ocak 2026’da, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, sanayiyi Anadolu’ya taşıma ve hatta yayma planından söz etti.

Kacır, Samsun-Mersin hattında 13 ilde toplam 59 bin hektarlık 16 yeni sanayi alanını Resmî Gazete’de ilan ettiklerini duyurup, mevcut OSB’lerin ortalama 11 katı büyüklüğüne ulaşacak bu alanlarda, mega endüstriyel bölgeler inşa edileceğini açıkladı.

Kacır’ın İstanbul’u bir akıl merkezi yapıp, sanayiyi Anadolu’ya yaymaktan söz ettiği bu konuşmasının ardından AKP’ye yakın Türkiye gazetesi bugün dikkat çekici bir manşetle çıktı:

“Anadolu'ya sanayi göçü! Güvenli illere sanayi havzaları kurulacak”

Bu başlığın ardından haberin girişinde ise şu ifadelere yer verildi: “Marmara Bölgesi'nde muhtemel bir afetin Türkiye’nin üretim ve lojistik kapasitesine zarar vermemesi için sanayi yatırımlarının düşük deprem riski taşıyan bölgelere yönlendirilmesine ilişkin çalışmalara hız verildi.”

Yani, AKP iktidarının mevcut OSB’lerin 11 katı büyüklüğüne ulaşacak yeni alanlara yönelmesinin temel nedenlerinden birisi, olası bir Marmara depremindeki ağır yıkım ihtimali. (Diğer neden de tabii ki patronların daha geniş olanaklar elde edip daha fazla yayılma isteği.)

Bu bağlamda AKP’nin uzun süredir dilinde bu taşınma gündemi.

Örneğin geçtiğimiz yıl haziran ayında bu hazırlığın sinyali verilmiş, yine iktidara yakınlığıyla bilinen NTV’de “Organize sanayi bölgelerinin güvenli alanlara taşınması planlanıyor. Beklenen İstanbul depremi ekonomi için de büyük bir tehdit oluşturuyor. Sanayi üretiminin büyük bir bölümü depremden etkilenebilecek bölgelerde yapılıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 2030 stratejisinde deprem riskine özel bir başlık açtı” ifadeleri yer almıştı.

Bu haberlerden, Resmi Gazete’de çıkan karardan ve bakanın açıklamalarından anlaşılan, AKP depreme karşı sıkı bir hazırlık içinde.

Bu hazırlığın tek başına kötü bir şey olduğunu söylemek mümkün değil.

Türkiye’nin ihracatta ilk üç sırasında yer alan kentlerin üçü de Marmara bölgesinde, ilk 10’da ise 4 kent yer alıyor. Dolayısıyla buraların hayati merkezler olduğu çok açık.

Peki, sorun ne?

İnsanlar ne olacak?

Anadolu’ya taşınma sürecinde göz dikilen yeni rant alanları, yurttaşların yaşam alanlarına yönelik tehditler şimdiden not edilmeli ama sorun bundan ibaret değil.

Marmara Bölgesi’ndeki tüm sanayi kuruluşları için kapsamlı ve sistematik bir taşınma/yayılma planı çıkaran AKP iktidarı, yıllardır İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nin bütününde, yurttaşların güvenli konutlara sahip olması için tek bir akılcı planlama dahi yürütmüyor.

Örneğin İstanbul baştan sona bir açık hava şantiyesi görünümündeyken, tüm bu süreç müteahhitlerin inisiyatifine ve insafına bırakılmış durumda.

OSB’leri taşımak için teşvik paketleri hazırlıkları yapan, yeni kurulacak sanayi bölgeleri için bağlantı yolları hazırlığına şimdiden başlayan, buna ciddi bir kaynak ayıran iktidarın, konu emekçilerin güvenli konutlara sahip olmasına gelince içine büründüğü büyük sessizlik dikkat çekici.

Geçtiğimiz yıl 23 Nisan’da Marmara açıklarındaki 6.2’lik depremin ardından bir açıklama yapan İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası, Meclis’teki deprem komisyonunun raporuna da atıfla, bu konuda içinde bulunduğumuz tabloyu özetlemişti:

“TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonunun 2023 tarihli raporuna göre 6-7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerekmektedir. Kamuoyunda Kentsel Dönüşüm Yasası olarak bilinen 6306 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 2012’den bu yana yalnızca yaklaşık 711 bin konutun dönüşümü gerçekleştirilmiştir. Bu, riskli yapılarda dönüşüm oranının yalnızca %10 seviyesinde kaldığını göstermektedir. Olası depremlerde hâlâ 7 milyona yakın konutun yıkılma riski bulunduğu resmi kaynaklarla teyit edilmektedir.”

Bu konutların önemli bir bölümünün ülke nüfusunun yüzde 30’una ev sahipliği yapan Marmara Bölgesi’nde olduğunu biliyoruz.

Hazırlığın en eksik olduğu, tehdidin en büyük olduğu bölge de bu bölge. 

Ve tablo buyken, sanayi bölgeleri için harekete geçen iktidarın, halkın güvenliği ve yaşam hakkı için bir adım atmaması vakasıyla karşı karşıyayız.

6 Şubat depremine sayılı günler kala bir kez daha televizyonlarda kentsel dönüşüm masalları anlatılacak ama gerçekler yukarıda işaret ettiğimiz üzere gayet açık: Olası depremlerde hâlâ 7 milyona yakın konutun yıkılma riski bulunduğu resmi kaynaklarla teyit edilmiş durumda! (BİANET)

Blogger tarafından desteklenmektedir.