Kavganın içinde bir ömür
Devrimci mücadele farklı dönemlerde farklı kuşakların sırtında yükseldi. Belli, TKP’den TİP’e, 70’lerin kopuşundan bugüne kuşaklararası bir köprü oldu¬. Faşist Saraçoğlu’na karşı devrimci mahya eylemini yapan da oydu, Kapetan Kemal takma adıyla Yunan İç Savaşı’nda tabur komutanlığı yapan da...
Mihri Belli, mezarı başında anıldı
Geçen yıl 96 yaşındayken yitirdiğimiz Türkiye sosyalist hareketinin önemli isimlerinden Mihri Belli, ölümünün birinci yıl dönümünde mezarı başında ailesi ve yoldaşları tarafından anıldı. Anma, Sosyalist Yeniden Kuruluş sözcüsü Kadir Akın'ın konuşmasıyla başladı.
Kadir Akın’ın ardından Belli’nin yoldaşlarından Celal Beşiktepe bir konuşma yaptı. Beşiktepe, görüşmedikleri zamanlarda Mihri Belli’nin kendisinden 1 yıllık rapor istediğini belirterek şunları söyledi: “Sevgili Mihri Abi, senin olmadığın bir yılda yüz binlerce insanla 1 Mayıs'ı kutladık. Hep özlemini duyduğun toplumsal muhalefetin ortak mücadele örgütünü kurmaya çalıştık ve epeyce yol aldık. Bu mücadelemiz Kürt Özgürlük Hareketi ile birlikte kararlılıkla devam ediyor.”
Beşiktepe’nin ardından Sosyalist Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kahya söz aldı. Mihri Belli’yle birlikte mücadele etme imkanı bulduğunu aktaran Kahya, Belli hakkında şunları söyledi: “Mihri Abi, sosyalizm mücadelesinde hem teoride hem de pratikte enternasyonalist bir çizgiyi kararlılıkla savunmuştur. Mihri Abi'nin bir diğer önemli yönü ihtilalciliğiydi, bu düzenin ancak devrimle değişeceğine inanıyordu. Üçüncü özelliği ise birlikçi oluşuydu, o her zaman sosyalistlerin birliğini savunmuştur.”
Sosyalist Yeniden Kuruluş sözcülerinden Halit Elçi ise Mihri Belli'yi şöyle andı: "…Enternasyonalist kimliği Yunanistan'da Nazilere karşı verdiği mücadeleyle kristalleşmiştir. Bende bıraktığı en önemli etki ise militanlığıdır. Bu militanlığını yaşamının her anında 96 yaşındayken bile bırakmamıştır. Hepimizin örnek alacağı bir yoldaşımız bir ağabeyimizdir. Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz”
Türkiye’de sol hareketi, sol tarihi şekillendirmiş, kuşaklar arasında taşıyıcı olmuş bir isim Mihri Belli. Kişisel tarihi de bundan ayrı düşmemiş; yaşamının büyük bölümü hapiste ya da kaçak olarak geçmiş. Üstelik sadece Türkiye’de değil, Yunanistan’a, Amerika’ya varıncaya değin mücadelenin içinde yer almış biri.
1916'da doğan Mihri Belli, Marksist düşünce ile 1936’da eğitim için gittiği Amerika’da tanışır, gençlik ve işçi hareketlerine katılır. Nüfusunun çoğu okur-yazar olmayan, salgın hastalıkların kol gezdiği Missisippi'de siyahi yarıcılar arasında çalışır, katıldığı Komünist Parti’nin çalışmaları ile yarıcılar sendikası kurma çalışmalarını iç içe götürür. Missouri’de arkadaşları ile illegal Genç Komünistler Birliği’ni kurar, partinin bildirilerini dağıtma işini yüklenirler. Belli, zenci mahallesinde dağıtımı üstlenir. Amerika’nın bir siyahı başkan seçmesine yorumunun; ‘Obama benim tanıdığım zencilerden değil tabii!’ olması onların yaşam koşullarını o yıllarda ilk elden yaşamasındandır.
II. Dünya Savaşı başladığında “Böyle bir zamanda devrimcinin yeri, kendi ülkesidir” düşüncesi ile döner: “Savaşta olaylar hızlı gelişir, devrimci durumlar ortaya çıkar, bir devrimci için en uygun yer ordu saflarıdır.” Belli’nin bu düşüncesini değerlendirirken 40’lardaki Türk ordusunun NATO’ya bağlı olmadığını ya da OYAK gibi bir sermaye grubuna sahip olmadığını göz önünde tutmak gerek. Missisipi’de aldığı Amerikan Yedek Subaylar Eğitim Kursu sertifikası ile yedek subay okuluna girer. Savaş günlerinde Nazi Almanya’sına karşı Trakya’da sınır bekler.
‘Onlar tanzimata gelmiş’
Savaş sonrası İstanbul’a döndüğünde TKP içerisinde yer alır, sorumlu görevler üstlenir. İlk görevlerinden biri de bazı hücreleri takviye işidir. Görüştüğü bir hücrenin çalışmalarının Osmanlı tarihini Marksist açıdan incelemekten ibaret olduğunu öğrenince, “Ne yapıyorsunuz” sorusuna hücre sekreterinin verdiği “Tanzimat’a kadar geldik” cevabı, yaşamın gerçeklerinden kopuk, soyut şeyler ile vakit geçirenler için terminolojilerinde yer eder: “Onlar Tanzimat’a gelmiş.”
1943-44 arasında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nin hocası, gelir vergisi yasalarının hazırlanmasında önemli katkıları olan Fritz Neumark’ın asistanlığını yapar. Yine 1943'te, İleri Gençlik Birliği’nin (İGB) kuruluşuna katılır.
Süleymaniye Camii’ne mahya
1944’te TKP’ye yönelik tevkifat devam ederken Belli, Tahsin Berkem’le birlikte, 19 Mayıs sabahı Süleymaniye Camii'nin minareleri arasına üzerinde "Saraçoğlu faşisttir" yazılı, "Vurgunculuk ve Faşizme Karşı Savaş Cephesi" imzalı bir pankart asma girişiminde bulunur.
Savaş sonrası karaborsa artmış, Saraçoğlu hükümeti karaborsa ile palazlanan ticaret sermayesinin önünü açmaktadır. Meclis kürsüsünden “Türkçü” olduğunu ifade etmiştir.
Pankartı asarken cami görevlisinin müdahalesiyle kaçarlar ancak sonraki operasyonla Belli’ye ulaşılır. Belli, Sansaryan Han’ın hücrelerinde, rekor sayılan bir süre, 9 ay kalır. Yargılanırken Neumark, savunma tanığı olur. 2 yıl hapsin ardından sürgüne mahkûm olur ancak sürgüne gitmez.
‘Kapetan Kemal, bir yoldaş’
Bulgaristan’a giden Belli, burada okuduğu gerilla liderlerinin anılarının etkisiyle Yunanistan’a gitmeye karar verir. Yunan Komünist Partisi de Trakya’daki Türkler için bir gazete çıkarmayı tasarlamakta bunun için bir Türk aramaktadır. Rodop Dağları’na ulaşan Belli, Yunan İç Savaşı’nda dağlarda iki buçuk yıl Yunanlı komünistlerle beraber mücadele verir.
Yunanistan’da II. Dünya Savaşı sırasında Alman işgaline karşı kendiliğinden bir ayaklanma başlar. Almanya’nın yenilgisinden sonra da Yunanistan, İngiliz etki bölgesi olarak kabul edilir. İngiltere, Alman işgali döneminin işbirlikçilerini silahlandırarak halka karşı faşist bir terörü kışkırtıp gerici güçlere dayanan bir düzen kurma işine soyunur. Silahlarını bırakarak köylerine, mahallelerine dönen direnişçi ELAS'çılar (Ulusal Halk Kurtuluş Ordusu) güvenliği tekrar dağlara dönmekte bulur.
Belli burada tabur kumandanı, kapetan, olur, adı da Kapetan Kemal. Bu adı Kuzey Bölgesi kumandanı Lambros koyar; ‘Burada Türkler, Pomaklar Kemal adını severler, adın Kemal olsun’ der. Yunanlı yönetmen Fotos Lamprinos’un, ‘Kaptan Kemal, Bir Yoldaş’ adlı filmi Belli’nin bu dönemini anlatır.
Belli, Geçici Yunan Hükümeti Doğu Makedonya ve Trakya Bölge Temsilcilik danışmanlığı da yapar, dağda Türkçe Savaş gazetesinin yayınlanmasına yardımcı olur.
Azılı bir komünist
1950’de ülkeye döndüğünde tutuklanır. “Azılı bir komünist yakalandı” başlıklarıyla haberi verilir. Ertesi yıl, ünlü 1951-53 tevkifatında tekrar tutuklanır, Birinci Şube’de işkenceyle geçen iki yılın ardından hapis ve sürgüne mahkûm olur. Belli bu yılları “Biz on yıllık DP dönemini ya hapiste ya da emniyet-i umumiye nezareti altında geçirdik. Çok partili düzene geçişin bizim için taşıdığı anlam bu idi” sözleriyle özetler.
Gençlik hareketinin esin kaynağı
Belli ilk kez 1960’larda kendi adıyla yazma olanağı elde eder, ancak tutuklama ve cezalar bitmez. Yön, Aydınlık ve Türkiye Solu’nda yazılar yazar. Önceleri, E. Tüfek, (Eski Tüfek), imzasını kullanır. E. Tüfek, TCK 141 sabıkalılarına TİP çevresinde takılan isimdir. Yeniçeri Ocağı’nda savaşa gitmeyip ocağı bekleyen takımına denirmiş eski tüfek.
TİP'in 2. Kongresi'nde ayrı bir örgütlenmeye giderek Türk Solu hareketine katılır. 1967'de SBF’de MDD tezini şekillendirdiği konferansını verir. Bu yıllarda militan gençlik hareketinin şekillenmesinde rol oynar.
12 Mart muhtırasından sonra 1974 affına kadar ülkeye giriş-çıkış yapar, Şam’da Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi’nin temel örgütü saydığı El Fetih bürosuna geçer, Arafat’la görüşür. 1975'te Türkiye Emekçi Partisi'ni kurar ancak Kürtlerin ulusal topluluk olduğunu kabul ettikleri için haklarında soruşturma açılır, parti de kapatılır. 1979'da, kendisini “ülkücü militan” olarak tanıtan birinin silahlı saldırısı ile ağır şekilde yaralanır. 12 Eylül'den sonra yurt dışına çıkar. Uzun yıllar İsveç’te sürgün olarak yaşayan Belli, ÖDP, SDP ve SP içinde de yer alır.r
TIP’ten kopuşta Çayanlarlaydı
THKP-C hareketinin oluşumu, Mahir Çayan’ın devrimci bir çizgi oluşturma doğrultusunda TİP’ten başlayıp, sırasıyla Proleter Devrimci Aydınlık’tan, Aydınlık Sosyalist Dergi’den ve darbe sonrası THKP-C içindeki sağ sapmadan kopuşu ile gerçekleşir. Mihri Belli bu devrimci kopuş sürecinin başlamasında Milli Demokratik Devrim (MDD) tartışmaları ile önemli bir rol oynamış ve Aydınlık Sosyalist Dergi içindeki tartışmalara kadar Mahir Çayan’la birlikte hareket etmiştir.
MDD, Türkiye devriminin iki aşamalı olarak gerçekleştirileceği, sosyalist devrimin yolunun açılması için öncelikle demokratik devrim aşamasının tamamlanması gerektiği ve bu aşamada emekçi sınıfların sivil-asker küçük burjuvazinin bir kesimi ile (Kemalistler, ilerici subaylar) ittifak içinde hareket etmesi gerektiği tezine dayanmaktadır. TİP karşısındaki temel eleştirisi de, parlamentarist-pasifist bir çizgi izleyerek emperyalizme ve faşizme karşı mücadele görevini ihmal etmesi, böylece sosyalist devrim hedeflediğini iddia ederken, mücadelenin koşullarını oluşturmaktan uzak durmasıdır.
Çayan, TİP pasifizmine ve parlamentarizmine karşı işleyen devrimci kopuş sürecinde ve ardından Doğu Perinçeklerle yaşanan ayrışmada Belli ile birlikte hareket eder. Ancak Çayan, Belli’nin MDD tezinin halkın devrimci savaşını örgütlemek yerine askeriye gibi düzen içi unsurların kalkışmasını beklemeyi tavsiye ederek pasifizmin bir başka yüzünü oluşturduğunu belirtip MDD’yle de yollarını ayırır ve Kesintisiz Devrim 2-3 broşürlerinde olgunlaşan tezlerini ortaya koyar. Devrimde öncülük işçi sınıfında olmalı ve bunun için de işçi sınıfın ideolojik öncülüğünde gerçekleşecek, birleşik devrimci savaşı yürütecek bir parti kurulmalıdır.
Belli bu süreçte geride bırakılsa da devrimci kopuşun gerçekleşmesini kolaylaştıran bir köprü olmuştur.
Not:Manşetteki fotoğraf, Mihri Belli’nin geçen seneki cenazesindendir
Geçen yıl 96 yaşındayken yitirdiğimiz Türkiye sosyalist hareketinin önemli isimlerinden Mihri Belli, ölümünün birinci yıl dönümünde mezarı başında ailesi ve yoldaşları tarafından anıldı. Anma, Sosyalist Yeniden Kuruluş sözcüsü Kadir Akın'ın konuşmasıyla başladı.
Kadir Akın’ın ardından Belli’nin yoldaşlarından Celal Beşiktepe bir konuşma yaptı. Beşiktepe, görüşmedikleri zamanlarda Mihri Belli’nin kendisinden 1 yıllık rapor istediğini belirterek şunları söyledi: “Sevgili Mihri Abi, senin olmadığın bir yılda yüz binlerce insanla 1 Mayıs'ı kutladık. Hep özlemini duyduğun toplumsal muhalefetin ortak mücadele örgütünü kurmaya çalıştık ve epeyce yol aldık. Bu mücadelemiz Kürt Özgürlük Hareketi ile birlikte kararlılıkla devam ediyor.”
Beşiktepe’nin ardından Sosyalist Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kahya söz aldı. Mihri Belli’yle birlikte mücadele etme imkanı bulduğunu aktaran Kahya, Belli hakkında şunları söyledi: “Mihri Abi, sosyalizm mücadelesinde hem teoride hem de pratikte enternasyonalist bir çizgiyi kararlılıkla savunmuştur. Mihri Abi'nin bir diğer önemli yönü ihtilalciliğiydi, bu düzenin ancak devrimle değişeceğine inanıyordu. Üçüncü özelliği ise birlikçi oluşuydu, o her zaman sosyalistlerin birliğini savunmuştur.”
Sosyalist Yeniden Kuruluş sözcülerinden Halit Elçi ise Mihri Belli'yi şöyle andı: "…Enternasyonalist kimliği Yunanistan'da Nazilere karşı verdiği mücadeleyle kristalleşmiştir. Bende bıraktığı en önemli etki ise militanlığıdır. Bu militanlığını yaşamının her anında 96 yaşındayken bile bırakmamıştır. Hepimizin örnek alacağı bir yoldaşımız bir ağabeyimizdir. Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz”
Türkiye’de sol hareketi, sol tarihi şekillendirmiş, kuşaklar arasında taşıyıcı olmuş bir isim Mihri Belli. Kişisel tarihi de bundan ayrı düşmemiş; yaşamının büyük bölümü hapiste ya da kaçak olarak geçmiş. Üstelik sadece Türkiye’de değil, Yunanistan’a, Amerika’ya varıncaya değin mücadelenin içinde yer almış biri.
1916'da doğan Mihri Belli, Marksist düşünce ile 1936’da eğitim için gittiği Amerika’da tanışır, gençlik ve işçi hareketlerine katılır. Nüfusunun çoğu okur-yazar olmayan, salgın hastalıkların kol gezdiği Missisippi'de siyahi yarıcılar arasında çalışır, katıldığı Komünist Parti’nin çalışmaları ile yarıcılar sendikası kurma çalışmalarını iç içe götürür. Missouri’de arkadaşları ile illegal Genç Komünistler Birliği’ni kurar, partinin bildirilerini dağıtma işini yüklenirler. Belli, zenci mahallesinde dağıtımı üstlenir. Amerika’nın bir siyahı başkan seçmesine yorumunun; ‘Obama benim tanıdığım zencilerden değil tabii!’ olması onların yaşam koşullarını o yıllarda ilk elden yaşamasındandır.
II. Dünya Savaşı başladığında “Böyle bir zamanda devrimcinin yeri, kendi ülkesidir” düşüncesi ile döner: “Savaşta olaylar hızlı gelişir, devrimci durumlar ortaya çıkar, bir devrimci için en uygun yer ordu saflarıdır.” Belli’nin bu düşüncesini değerlendirirken 40’lardaki Türk ordusunun NATO’ya bağlı olmadığını ya da OYAK gibi bir sermaye grubuna sahip olmadığını göz önünde tutmak gerek. Missisipi’de aldığı Amerikan Yedek Subaylar Eğitim Kursu sertifikası ile yedek subay okuluna girer. Savaş günlerinde Nazi Almanya’sına karşı Trakya’da sınır bekler.
‘Onlar tanzimata gelmiş’
Savaş sonrası İstanbul’a döndüğünde TKP içerisinde yer alır, sorumlu görevler üstlenir. İlk görevlerinden biri de bazı hücreleri takviye işidir. Görüştüğü bir hücrenin çalışmalarının Osmanlı tarihini Marksist açıdan incelemekten ibaret olduğunu öğrenince, “Ne yapıyorsunuz” sorusuna hücre sekreterinin verdiği “Tanzimat’a kadar geldik” cevabı, yaşamın gerçeklerinden kopuk, soyut şeyler ile vakit geçirenler için terminolojilerinde yer eder: “Onlar Tanzimat’a gelmiş.”
1943-44 arasında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nin hocası, gelir vergisi yasalarının hazırlanmasında önemli katkıları olan Fritz Neumark’ın asistanlığını yapar. Yine 1943'te, İleri Gençlik Birliği’nin (İGB) kuruluşuna katılır.
Süleymaniye Camii’ne mahya
1944’te TKP’ye yönelik tevkifat devam ederken Belli, Tahsin Berkem’le birlikte, 19 Mayıs sabahı Süleymaniye Camii'nin minareleri arasına üzerinde "Saraçoğlu faşisttir" yazılı, "Vurgunculuk ve Faşizme Karşı Savaş Cephesi" imzalı bir pankart asma girişiminde bulunur.
Savaş sonrası karaborsa artmış, Saraçoğlu hükümeti karaborsa ile palazlanan ticaret sermayesinin önünü açmaktadır. Meclis kürsüsünden “Türkçü” olduğunu ifade etmiştir.
Pankartı asarken cami görevlisinin müdahalesiyle kaçarlar ancak sonraki operasyonla Belli’ye ulaşılır. Belli, Sansaryan Han’ın hücrelerinde, rekor sayılan bir süre, 9 ay kalır. Yargılanırken Neumark, savunma tanığı olur. 2 yıl hapsin ardından sürgüne mahkûm olur ancak sürgüne gitmez.
‘Kapetan Kemal, bir yoldaş’
Bulgaristan’a giden Belli, burada okuduğu gerilla liderlerinin anılarının etkisiyle Yunanistan’a gitmeye karar verir. Yunan Komünist Partisi de Trakya’daki Türkler için bir gazete çıkarmayı tasarlamakta bunun için bir Türk aramaktadır. Rodop Dağları’na ulaşan Belli, Yunan İç Savaşı’nda dağlarda iki buçuk yıl Yunanlı komünistlerle beraber mücadele verir.
Yunanistan’da II. Dünya Savaşı sırasında Alman işgaline karşı kendiliğinden bir ayaklanma başlar. Almanya’nın yenilgisinden sonra da Yunanistan, İngiliz etki bölgesi olarak kabul edilir. İngiltere, Alman işgali döneminin işbirlikçilerini silahlandırarak halka karşı faşist bir terörü kışkırtıp gerici güçlere dayanan bir düzen kurma işine soyunur. Silahlarını bırakarak köylerine, mahallelerine dönen direnişçi ELAS'çılar (Ulusal Halk Kurtuluş Ordusu) güvenliği tekrar dağlara dönmekte bulur.
Belli burada tabur kumandanı, kapetan, olur, adı da Kapetan Kemal. Bu adı Kuzey Bölgesi kumandanı Lambros koyar; ‘Burada Türkler, Pomaklar Kemal adını severler, adın Kemal olsun’ der. Yunanlı yönetmen Fotos Lamprinos’un, ‘Kaptan Kemal, Bir Yoldaş’ adlı filmi Belli’nin bu dönemini anlatır.
Belli, Geçici Yunan Hükümeti Doğu Makedonya ve Trakya Bölge Temsilcilik danışmanlığı da yapar, dağda Türkçe Savaş gazetesinin yayınlanmasına yardımcı olur.
Azılı bir komünist
1950’de ülkeye döndüğünde tutuklanır. “Azılı bir komünist yakalandı” başlıklarıyla haberi verilir. Ertesi yıl, ünlü 1951-53 tevkifatında tekrar tutuklanır, Birinci Şube’de işkenceyle geçen iki yılın ardından hapis ve sürgüne mahkûm olur. Belli bu yılları “Biz on yıllık DP dönemini ya hapiste ya da emniyet-i umumiye nezareti altında geçirdik. Çok partili düzene geçişin bizim için taşıdığı anlam bu idi” sözleriyle özetler.
Gençlik hareketinin esin kaynağı
Belli ilk kez 1960’larda kendi adıyla yazma olanağı elde eder, ancak tutuklama ve cezalar bitmez. Yön, Aydınlık ve Türkiye Solu’nda yazılar yazar. Önceleri, E. Tüfek, (Eski Tüfek), imzasını kullanır. E. Tüfek, TCK 141 sabıkalılarına TİP çevresinde takılan isimdir. Yeniçeri Ocağı’nda savaşa gitmeyip ocağı bekleyen takımına denirmiş eski tüfek.
TİP'in 2. Kongresi'nde ayrı bir örgütlenmeye giderek Türk Solu hareketine katılır. 1967'de SBF’de MDD tezini şekillendirdiği konferansını verir. Bu yıllarda militan gençlik hareketinin şekillenmesinde rol oynar.
12 Mart muhtırasından sonra 1974 affına kadar ülkeye giriş-çıkış yapar, Şam’da Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi’nin temel örgütü saydığı El Fetih bürosuna geçer, Arafat’la görüşür. 1975'te Türkiye Emekçi Partisi'ni kurar ancak Kürtlerin ulusal topluluk olduğunu kabul ettikleri için haklarında soruşturma açılır, parti de kapatılır. 1979'da, kendisini “ülkücü militan” olarak tanıtan birinin silahlı saldırısı ile ağır şekilde yaralanır. 12 Eylül'den sonra yurt dışına çıkar. Uzun yıllar İsveç’te sürgün olarak yaşayan Belli, ÖDP, SDP ve SP içinde de yer alır.r
TIP’ten kopuşta Çayanlarlaydı
THKP-C hareketinin oluşumu, Mahir Çayan’ın devrimci bir çizgi oluşturma doğrultusunda TİP’ten başlayıp, sırasıyla Proleter Devrimci Aydınlık’tan, Aydınlık Sosyalist Dergi’den ve darbe sonrası THKP-C içindeki sağ sapmadan kopuşu ile gerçekleşir. Mihri Belli bu devrimci kopuş sürecinin başlamasında Milli Demokratik Devrim (MDD) tartışmaları ile önemli bir rol oynamış ve Aydınlık Sosyalist Dergi içindeki tartışmalara kadar Mahir Çayan’la birlikte hareket etmiştir.
MDD, Türkiye devriminin iki aşamalı olarak gerçekleştirileceği, sosyalist devrimin yolunun açılması için öncelikle demokratik devrim aşamasının tamamlanması gerektiği ve bu aşamada emekçi sınıfların sivil-asker küçük burjuvazinin bir kesimi ile (Kemalistler, ilerici subaylar) ittifak içinde hareket etmesi gerektiği tezine dayanmaktadır. TİP karşısındaki temel eleştirisi de, parlamentarist-pasifist bir çizgi izleyerek emperyalizme ve faşizme karşı mücadele görevini ihmal etmesi, böylece sosyalist devrim hedeflediğini iddia ederken, mücadelenin koşullarını oluşturmaktan uzak durmasıdır.
Çayan, TİP pasifizmine ve parlamentarizmine karşı işleyen devrimci kopuş sürecinde ve ardından Doğu Perinçeklerle yaşanan ayrışmada Belli ile birlikte hareket eder. Ancak Çayan, Belli’nin MDD tezinin halkın devrimci savaşını örgütlemek yerine askeriye gibi düzen içi unsurların kalkışmasını beklemeyi tavsiye ederek pasifizmin bir başka yüzünü oluşturduğunu belirtip MDD’yle de yollarını ayırır ve Kesintisiz Devrim 2-3 broşürlerinde olgunlaşan tezlerini ortaya koyar. Devrimde öncülük işçi sınıfında olmalı ve bunun için de işçi sınıfın ideolojik öncülüğünde gerçekleşecek, birleşik devrimci savaşı yürütecek bir parti kurulmalıdır.
Belli bu süreçte geride bırakılsa da devrimci kopuşun gerçekleşmesini kolaylaştıran bir köprü olmuştur.
Not:Manşetteki fotoğraf, Mihri Belli’nin geçen seneki cenazesindendir