400. haftada kayıp yakınları anlatıyor...
Kaybedilen yakınlarının akıbetini arayan ve adalet mücadelesini sürdüren Cumartesi Anneleri'nin Galatasaray eylemleri 400. haftayı buldu. "Kayıplarımızın faillerini biliyoruz. Son kaybımız bulunana kadar vazgeçmeyeceğiz" diyen kayıp yakınlarıyla yaşadıklarını, mücadelelerini konuştuk.
Cumartesi Anneleri'nin her hafta Galatasaray Meydanı'nda yaptıkları oturma eylemleri 400. haftayı buldu. 21 Mart 1995'de Hasan Ocak'ın katledilmesiyle başlayarak eylemleri 400. haftaya giren kayıp yakınlarıyla yaşananları, faillerin ve mezarların bulunması için verdikleri mücadeleyi konuştuk.
"Balıkçıya giderken gözaltına alındı"
Hasan Ocak’ın kaçırılarak işkence sonucu katledilmesiyle başlayan Cumartesi eylemlerinin en yakın tanıklarından Maside Ocak. Hasan Ocak’ı yitirdikleri günleri şöyle anlattı: “Kardeşim 21 Mart 1995’de gözaltına alındı. En son annemi arayıp yemek yapmamasını, balık alacağını söylüyor. Ablamın doğum günü için pasta alacağını söylüyor. İş yerinden çıkıyor, balık haline doğru giderken sokakta bir yerlerde gözaltına alınıyor. Gözaltına alındığı yeri tam tespit edemedik. Karakollara, hastanelere başvurduk, yanıt alamadık. Onu aradığımız günlerde öldürülüp Beykoz’da ormanlık alana atıldığını öğrendik.”
Hasan Ocak’ın kaçırılarak işkence sonucu katledilmesiyle başlayan Cumartesi eylemlerinin en yakın tanıklarından Maside Ocak. Hasan Ocak’ı yitirdikleri günleri şöyle anlattı: “Kardeşim 21 Mart 1995’de gözaltına alındı. En son annemi arayıp yemek yapmamasını, balık alacağını söylüyor. Ablamın doğum günü için pasta alacağını söylüyor. İş yerinden çıkıyor, balık haline doğru giderken sokakta bir yerlerde gözaltına alınıyor. Gözaltına alındığı yeri tam tespit edemedik. Karakollara, hastanelere başvurduk, yanıt alamadık. Onu aradığımız günlerde öldürülüp Beykoz’da ormanlık alana atıldığını öğrendik.”
"Gözaltında olduğu hep inkar edildi"
“TEM’den serbest bırakılanlar Hasan’ı gördüklerini, parmak izi listesinde ismini gördüklerini söylediler. 5-6 tanığı vardı gözaltında olduğuna dair. Ama Hasan’ın gözaltında olduğu hep inkâr edildi, bizde yok denildi” diyen Ocak, gözaltında öldürüldüğünü nasıl tespit ettiklerini ve başlattıkları mücadeleyi şu şekilde aktardı:
“TEM’den serbest bırakılanlar Hasan’ı gördüklerini, parmak izi listesinde ismini gördüklerini söylediler. 5-6 tanığı vardı gözaltında olduğuna dair. Ama Hasan’ın gözaltında olduğu hep inkâr edildi, bizde yok denildi” diyen Ocak, gözaltında öldürüldüğünü nasıl tespit ettiklerini ve başlattıkları mücadeleyi şu şekilde aktardı:
"Öldürülüp ormanlık alana atılmıştı"
“Aile ve arkadaşları olarak Hasan’ı sağ istiyoruz diye kampanya başlattık. Diğer kayıp yakınlarıyla birlikte devam ettirdik. Hasan ilk kayıp değildi, son kayıp olmasını istedik. 58 gün böyle devam etti. Hasan’ın cansız bedenine ulaştık, adli tıp kurumunda Hasan’a ait fotoğraflar bulundu. Beykoz’da ormanlık alana atılmıştı, ayakkabı bağcıkları, kimliği, kol saati yoktu üzerinde. Parmağında da parmak izi alınan mürekkepten vardı yani gözaltına alınanlara uygulananlardan. Bu da gözaltında öldürüldüğünün kanıtı oldu.”
“Aile ve arkadaşları olarak Hasan’ı sağ istiyoruz diye kampanya başlattık. Diğer kayıp yakınlarıyla birlikte devam ettirdik. Hasan ilk kayıp değildi, son kayıp olmasını istedik. 58 gün böyle devam etti. Hasan’ın cansız bedenine ulaştık, adli tıp kurumunda Hasan’a ait fotoğraflar bulundu. Beykoz’da ormanlık alana atılmıştı, ayakkabı bağcıkları, kimliği, kol saati yoktu üzerinde. Parmağında da parmak izi alınan mürekkepten vardı yani gözaltına alınanlara uygulananlardan. Bu da gözaltında öldürüldüğünün kanıtı oldu.”
"Cenazeler dönüm noktası oldu"
“Açtığımız tüm davalar sonuçsuz kaldı. Biz Hasan’ı kimsesizler mezarlığında bulduk. Hasan’ın ardından Rıdvan’ı da aynı yerde bulduk. Rıdvan da aynı işkencelerden geçirilmişti, tel veya iple boğulmuş ormanlık alana atılmıştı. Hasan ve Rıdvan’ın cenazeleri dönüm noktası oldu. Önümüzde Arjantinli Plaza De Mayo annelerinin mücadele örnekleri vardı, rehber edinerek yola çıktık. İlki 27 Mayıs 1995’de olmak üzere Galatasaray Meydanı’nda oturmaya başladık.”
“Açtığımız tüm davalar sonuçsuz kaldı. Biz Hasan’ı kimsesizler mezarlığında bulduk. Hasan’ın ardından Rıdvan’ı da aynı yerde bulduk. Rıdvan da aynı işkencelerden geçirilmişti, tel veya iple boğulmuş ormanlık alana atılmıştı. Hasan ve Rıdvan’ın cenazeleri dönüm noktası oldu. Önümüzde Arjantinli Plaza De Mayo annelerinin mücadele örnekleri vardı, rehber edinerek yola çıktık. İlki 27 Mayıs 1995’de olmak üzere Galatasaray Meydanı’nda oturmaya başladık.”
"30 hafta boyunca saldırıya uğradık"
Galatasaray eylemlerine ara verdikleri dönemi ise Ocak, “Galatasaray’da oturduğumuz ilk günlerde üç talebimiz vardı. Kayıplar son bulsun, kayıplarımızın akıbetleri açıklansın ve failler yargılansın idi. O günler gözaltında kayıpların listesini tutamaz vaziyetteydik. 1999’a geldiğimizde 30 hafta boyunca saldırıya uğradık, gözaltına alındık. Galatasaray bize yasaklanmıştı. 13 Mart 1999’da ara vermek zorunda kaldık” diye anlattı.
Galatasaray eylemlerine ara verdikleri dönemi ise Ocak, “Galatasaray’da oturduğumuz ilk günlerde üç talebimiz vardı. Kayıplar son bulsun, kayıplarımızın akıbetleri açıklansın ve failler yargılansın idi. O günler gözaltında kayıpların listesini tutamaz vaziyetteydik. 1999’a geldiğimizde 30 hafta boyunca saldırıya uğradık, gözaltına alındık. Galatasaray bize yasaklanmıştı. 13 Mart 1999’da ara vermek zorunda kaldık” diye anlattı.
"31 yıl sonra işkenceyle öldürüldüğü kabul edildi"
31 Ocak 2009’dan itibaren yeniden Galatasaray Meydanı’nda oturmaya başladıklarını, kayıp dosyalarını açıkladıklarını anlatan Ocak, Erdoğan’la yaptıkları görüşmeyi ve Cemil Kırbayır’ın işkence sonucu öldürüldüğünün kabul edildiğini ise şu şekilde aktardı:
31 Ocak 2009’dan itibaren yeniden Galatasaray Meydanı’nda oturmaya başladıklarını, kayıp dosyalarını açıkladıklarını anlatan Ocak, Erdoğan’la yaptıkları görüşmeyi ve Cemil Kırbayır’ın işkence sonucu öldürüldüğünün kabul edildiğini ise şu şekilde aktardı:
“5 Şubat 2011’de Başbakan’la görüştüğümüzde, ‘Sizin kayıplarınız benim kabinemin sorunudur’ dedi ve geçen bunca zamanda herhangi bir adım atıldı. Cemil Kırbayır için mecliste bir komisyon kurulmuştu. Cemil’in gözaltındayken kaçtığı şeklinde 31 yıl boyunca devletin söylediği yalan kabul edilmek zorunda kaldı. Cemil’in işkenceyle öldürüldüğü kabul edildi.”
"Berfo Anne 32 yıldır oğluna ait kemiğin peşinde"
Cemil Kırbayır’la ilgili açılan soruşturmada yaşanan skandalları ele alan Ocak, “Biz bir mezar arayışı içerisindeyiz. Berfo Anne 32 yıldır oğluna ait bir kemiğin peşinde. Her türlü güç ellerinde, en azından Berfo Anne’ye kemikleri teslim edebilirlerdi. Cemil Kırbayır işkencede öldürülmüştür ama çıkıp mezar yerini açıklamalarını istiyoruz. Bir dava açıldı, davayı yürüten savcılar Cemil’in kemiklerini getirin işkenceyle öldürüp öldürülmediğini ispatlayalım diye ironik cevap verdi” diye anlattı.
Cemil Kırbayır’la ilgili açılan soruşturmada yaşanan skandalları ele alan Ocak, “Biz bir mezar arayışı içerisindeyiz. Berfo Anne 32 yıldır oğluna ait bir kemiğin peşinde. Her türlü güç ellerinde, en azından Berfo Anne’ye kemikleri teslim edebilirlerdi. Cemil Kırbayır işkencede öldürülmüştür ama çıkıp mezar yerini açıklamalarını istiyoruz. Bir dava açıldı, davayı yürüten savcılar Cemil’in kemiklerini getirin işkenceyle öldürüp öldürülmediğini ispatlayalım diye ironik cevap verdi” diye anlattı.
"Bir annenin daha eksilmesine tahammülümüz yok"
Ocak, “75 yıl bekleyecek miyiz bize ait olan kemiklerin nerede olduğunu öğrenmek için? 75 yıl sonra bu davaların üzerindeki 'Devlet Sırrı' ilkesi kalktıktan sonra mı öğreneceğiz kayıplarımızı? Bunları beklemeye ne sabrımız ne gücümüz var. Yan yana olduğumuz, birlikte kayıpları aradığımız anneleri babaları kaybettik. Bir annenin daha eksilmesine tahammülümüz yok. Gözlerinin açık gitmesini istemiyoruz artık” diye konuştu.
Ocak, “75 yıl bekleyecek miyiz bize ait olan kemiklerin nerede olduğunu öğrenmek için? 75 yıl sonra bu davaların üzerindeki 'Devlet Sırrı' ilkesi kalktıktan sonra mı öğreneceğiz kayıplarımızı? Bunları beklemeye ne sabrımız ne gücümüz var. Yan yana olduğumuz, birlikte kayıpları aradığımız anneleri babaları kaybettik. Bir annenin daha eksilmesine tahammülümüz yok. Gözlerinin açık gitmesini istemiyoruz artık” diye konuştu.
"Kayıplarımızı sadece biz aramamalıyız"
"Biz kayıplarımızın faillerini biliyoruz. Son kaybımız bulunana kadar burada olmaya devam edeceğiz” diyen Ocak, şöyle seslendi: “Bugün failleri ortaya çıkartacak güç bu meydanda, bizimle seslerini birleştiren insanların gücüyle olacak. Aradığımız insanlar sendikacıydı, avukattı, öğretmendi, gazeteciydi, öğrenciydi. Sevdiklerimizi sadece biz aramamalıyız. Cumartesi Anneleri 400 haftadır buradan çağrı yapıyor. İnsan onurunu ve yaşam hakkını savunuyorlar. Artık bu insanlarla birlikte muhalif kesimin de bizimle davranması gerekiyor. O zaman kayıplarımızı bulacağız. Kayıpların akıbetinin açıklanmasını ve demokrasiyi istiyorlarsa sadece 400. haftada değil 410., 420. haftalarda da bizimle olsunlar.”
"Biz kayıplarımızın faillerini biliyoruz. Son kaybımız bulunana kadar burada olmaya devam edeceğiz” diyen Ocak, şöyle seslendi: “Bugün failleri ortaya çıkartacak güç bu meydanda, bizimle seslerini birleştiren insanların gücüyle olacak. Aradığımız insanlar sendikacıydı, avukattı, öğretmendi, gazeteciydi, öğrenciydi. Sevdiklerimizi sadece biz aramamalıyız. Cumartesi Anneleri 400 haftadır buradan çağrı yapıyor. İnsan onurunu ve yaşam hakkını savunuyorlar. Artık bu insanlarla birlikte muhalif kesimin de bizimle davranması gerekiyor. O zaman kayıplarımızı bulacağız. Kayıpların akıbetinin açıklanmasını ve demokrasiyi istiyorlarsa sadece 400. haftada değil 410., 420. haftalarda da bizimle olsunlar.”
Mikail Kırbayır: "Son nefesimize kadar mücadelemiz sürecek"
Her hafta Galatasaray Meydanı'nda kayıplarını arayan Cumartesi İnsanları 400 haftadır verdikleri mücadeleyi, kaybettikleri yakınlarını anlattı. 5 Ocak 1981’de kaybedilen Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır da, “Sadece insanların yaşamına son vermediler. Mezarlarımızı ellerimizden aldılar” diyerek yaşananları özetledi. Kırbayır, “Değişmeyen tek şey, katillerin aramızda gezmesi, yüreğini kaybedenlerin acılarının bitmemesi, devletin vicdanına sahip çıkmamasıdır. Yakınlarımızın failleri, mezarları bulunmadığı müddetçe son nefesimize kadar mücadelemiz sürecek” dedi.
Her hafta Galatasaray Meydanı'nda kayıplarını arayan Cumartesi İnsanları 400 haftadır verdikleri mücadeleyi, kaybettikleri yakınlarını anlattı. 5 Ocak 1981’de kaybedilen Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır da, “Sadece insanların yaşamına son vermediler. Mezarlarımızı ellerimizden aldılar” diyerek yaşananları özetledi. Kırbayır, “Değişmeyen tek şey, katillerin aramızda gezmesi, yüreğini kaybedenlerin acılarının bitmemesi, devletin vicdanına sahip çıkmamasıdır. Yakınlarımızın failleri, mezarları bulunmadığı müddetçe son nefesimize kadar mücadelemiz sürecek” dedi.
Hanım Tosun: "Galatasaray tüm yakınlar için mezar taşıdır"
19 Ekim 1995’de gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun, o günden bu yana her yere başvurduklarını ancak hiç sonuç alamadıklarını söyleyerek yaşananları şöyle anlatıyor: “Eşim sivil polisler tarafından gözaltına alındı, evin önüne kadar getirildi biz gördük. Ama bulamadık. Galatasaray bizim için farklıdır, tüm yakınlar için bir mezar taşıdır. Bu devleti sıkıştırmak gerekiyor, zor durumda kalıp adım atsınlar. Tüm duyarlı insanlara sesleniyoruz: Kendilerini 10 dakika bizim yerimize koysunlar.”
19 Ekim 1995’de gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun, o günden bu yana her yere başvurduklarını ancak hiç sonuç alamadıklarını söyleyerek yaşananları şöyle anlatıyor: “Eşim sivil polisler tarafından gözaltına alındı, evin önüne kadar getirildi biz gördük. Ama bulamadık. Galatasaray bizim için farklıdır, tüm yakınlar için bir mezar taşıdır. Bu devleti sıkıştırmak gerekiyor, zor durumda kalıp adım atsınlar. Tüm duyarlı insanlara sesleniyoruz: Kendilerini 10 dakika bizim yerimize koysunlar.”
Kiraz Şahin: "Başbakan daha ne yalan uyduracak?"
18 Ocak 1996’da kaybedilen belediye işçisi İsmail Şahin’in eşi Kiraz Şahin, “Eşim belediye işçisiydi, nasıl kayboldu bilinmiyor. Ölüsü mü yok dirisi mi yok bilmiyoruz. Eşim kaybolduğunda çocuklarımız 3 yaşlarındaydı, şimdi kızımı evlendiriyorum” dedi. Şahin, şöyle seslendi: “İsmail’e ne olduğunu biliyorlar ama söylemiyorlar. Ölüsünü görmediğiniz zaman umut oluyor. Bilip edenler ellerini vicdanını koysun, ne olduğunu söylesin. Başbakan’la görüştük, netice alamadık. Seçim zamanı gelince bir daha ne yalan uyduracak göreceğiz. Biz 400 haftadır bu yerlerde oturuyoruz ama bıkmayacağız.”
18 Ocak 1996’da kaybedilen belediye işçisi İsmail Şahin’in eşi Kiraz Şahin, “Eşim belediye işçisiydi, nasıl kayboldu bilinmiyor. Ölüsü mü yok dirisi mi yok bilmiyoruz. Eşim kaybolduğunda çocuklarımız 3 yaşlarındaydı, şimdi kızımı evlendiriyorum” dedi. Şahin, şöyle seslendi: “İsmail’e ne olduğunu biliyorlar ama söylemiyorlar. Ölüsünü görmediğiniz zaman umut oluyor. Bilip edenler ellerini vicdanını koysun, ne olduğunu söylesin. Başbakan’la görüştük, netice alamadık. Seçim zamanı gelince bir daha ne yalan uyduracak göreceğiz. Biz 400 haftadır bu yerlerde oturuyoruz ama bıkmayacağız.”
Rahime İnce: "Bu kirli savaş son bulsun"
1999’da kaybolan Yaşar İnce’nin annesi Rahime İnce de şöyle seslendi: “Ben 1999’dan beri yiğidimi arıyorum, helikopterden attılar, getireydiler cezası neyse çekeydi. Ne mezarı, ne cesedi yok. Akan kan dursun, bu kirli savaş son bulsun.”
1999’da kaybolan Yaşar İnce’nin annesi Rahime İnce de şöyle seslendi: “Ben 1999’dan beri yiğidimi arıyorum, helikopterden attılar, getireydiler cezası neyse çekeydi. Ne mezarı, ne cesedi yok. Akan kan dursun, bu kirli savaş son bulsun.”
Selin Asker (soL)