Necati Abay Almanya'ya sürgüne gidiyor
Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu sözcüsü Necati Abay, yargılanmakta olduğu bir davada Yargıtay'ın kendisine verilen cezayı bozup başka bir ceza vermesi üzerine Almanya'ya iltica başvurusunda bulundu.
Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP) sözcüsü Necati Abay, hakkında verilen ceza kararı nedeniyle panel için bulunduğu Almanya'da kalarak bu ülkeye iltica başvurusunda bulundu.
Abay'ın "sürgün"üne neden olan dava, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Mahkemenin 4 Mayıs 2011 tarihli kararıyla, Abay örgüt yöneticisi olduğu iddiasıyla 18 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme bu kararı herhangi bir kanıta dayanarak değil, "kanaat" nedeniyle vermişti. Yargıtay'dan bu kararın bozularak geri döneceğini düşünen Abay ve avukatı, 15 Ekim'de Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin verdiği kararla birlikte bir sürprizle daha karşılaştı. Yargıtay, 18 yıl 9 aylık cezayı fazla bularak kararı Abay lehine bozdu, ancak örgüt üyeliğinden 10 yıl ile 15 yıl arasında cezalandırılması gerektiğini belirtti.
'9 yıllık adalet arayışım sürgünle sonlandı'
Konuyla ilgili bir açıklama yapan Abay, "Türkiye'de basın özgürlüğü" konulu paneller nedeniyle Avrupa'da bulunduğu sırada kararı öğrendiğini ve Türkiye'ye dönmekten vazgeçerek Almanya'ya iltica başvurusu yaptığını söyledi.
Konuyla ilgili bir açıklama yapan Abay, "Türkiye'de basın özgürlüğü" konulu paneller nedeniyle Avrupa'da bulunduğu sırada kararı öğrendiğini ve Türkiye'ye dönmekten vazgeçerek Almanya'ya iltica başvurusu yaptığını söyledi.
"Devlet beni ya F tipi cezaevinin ya da sürgünün yolunu gösterdi. Türkiye’de artık susturulmuş oldum." diyen Abay şöyle devam etti:
"Ağır hapis cezasıyla cezalandırılmak istenmemin birkaç sebebi var.9 yıl önce Atılım gazetesinde editör ve yazar olarak çalışıyor olmam nedeniyle komplo kurulmuştu. Benim nezdimde böylece Atılım gazetesi de bir kez daha cezalandırılmış oluyor. Atılım gazetesinde 9 yıl önce çalışırken tutuklandıktan sonra mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığımda bir grup muhalif gazeteciyle birlikte Şubat 2004’te Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP)’yi kurmuştuk. Kurulduğu tarihten bu yana TGDP’nin sözcülüğünü yürüttüm. Tutuklu gazeteciler gerçeğinin, tutuklu gazeteci sayısı bakımından Türkiye’nin dünya birincisi olduğu gerçeğinin, basın özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü alanındaki çok ağır sorunların Türkiye ve dünya kamuoyuna duyurulmasında, kamuoyu oluşturulmasında sözcülüğünü yaptığım TGDP’nin özel bir rolü vardı. Başbakan Erdoğan’ın 7 Mart 2012 tarihinde TV’lerde isim vererek sözcülüğünü yaptığım TGDP’yi eleştiri bombardımanına tutması da cezalandırılmak istenmemin, sürgün dayatmasının nedenlerinden birisi olarak görüyorum.Dahası İstanbul Emniyet Müdür Yardımcılığına ve İstanbul Terörle Mücadelenin başına getirilen işkenceci polis şefi Sedat Selim Ay’ı işkence davasında mahkum ettirenlerden birisi de bendim. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti devletini işkencecilerin zaman aşımına uğratılması ve işkence soruşturmasının kasıtlı olarak eksik yürütülmesi nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’e başvuruda bulunmuştuk. AİHM 6 Nisan 2010 tarihinde Türkiye’yi mahkum etmişti. Türkiye’yi bu davada mahkum ettirenlerden birisi de bendim. Israrla cezalandırılmak istenmemin, sürgün dayatmasının nedenlerinden birisi olarak bu işkence davaları ve işkencecileri mahkum ettirmemdir.Son olarak, paneller için Paris’e gittiğimde 19 Ekim 2012 tarihinde Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF)’nin de üyesi olduğumu belirtmeliyim.Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum..."