AKP rejimine karşı solda birleşme olanakları tartışıldı
Sarıyer Halkevleri, dün “AKP rejimine karşı solda birleşmek mümkün mü?” başlıklı bir panel düzenledi.
Yaklaşık dört saat süren panele Yurt gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, Cumhuriyet gazetesi yazarı Ergin Yıldızoğlu, BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, sendika.org yazarı Ferda Koç, CHP Denizli Milletvekili ve soL Gazetesi yazarı İlhan Cihaner konuşmacı olarak katıldı.
Yanardağ: “BDP devletle değil hangi toplum kesimleriyle birlikte bu sorunu çözebileceğini düşünmeli”
Türkiye’de sosyalist muhalefet, Kürt siyasal muhalefeti ve gelişen cumhuriyetçi muhalefet olmak üzere üç ana muhalefet odağının bulunduğunu belirten Merdan Yanardağ, solun AKP rejimine karşı birleşmesinin mümkün ve zorunlu olduğunu vurguladı. 1923 Cumhuriyetine, gerici ve ilerici olmak üzere iki farklı eleştirinin mevcut olduğunu belirten Yanardağ, sayısal güçleriyle ters orantılı olarak kendilerine ciddi olanaklar sunulan liberallerin, bu iki farklı eleştiriyi demokratik bir itiraz temelinde ortaklaştırıp ilerici ve gerici eleştirinin iç içe geçmesine hizmet ettiği gözlemini aktardı.
Türkiye’de sosyalist muhalefet, Kürt siyasal muhalefeti ve gelişen cumhuriyetçi muhalefet olmak üzere üç ana muhalefet odağının bulunduğunu belirten Merdan Yanardağ, solun AKP rejimine karşı birleşmesinin mümkün ve zorunlu olduğunu vurguladı. 1923 Cumhuriyetine, gerici ve ilerici olmak üzere iki farklı eleştirinin mevcut olduğunu belirten Yanardağ, sayısal güçleriyle ters orantılı olarak kendilerine ciddi olanaklar sunulan liberallerin, bu iki farklı eleştiriyi demokratik bir itiraz temelinde ortaklaştırıp ilerici ve gerici eleştirinin iç içe geçmesine hizmet ettiği gözlemini aktardı.
Cumhuriyetin tasfiyesinin 1950’li yıllardan bu yana biriken gerici bir siyasi projenin ürünü olduğunu aktaran Yanardağ, tüm Ortadoğu coğrafyasında birinci cumhuriyet devrinin Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında, Arap Baharı adlandırmasıyla kapatıldığını söyledi. Sözlerini Kürt sorununa değinerek bitiren Yanardağ, BDP’nin devletle değil hangi toplum kesimleriyle birlikte bu sorunu çözebileceğini düşünmesi gerektiğini ve bu kesimlerin de kendisiyle aynı tarihsel referanslara dayanan sosyalist ve cumhuriyetçi muhalefet damarları olduğunu belirtti.
Yıldızoğlu: “Kürt siyasal hareketinin 1990’lardan bu yana Türkiye’nin ilerici birikiminden kopuşu durdurulmalı”
Yanardağ’ın ardından söz alan Ergin Yıldızoğlu, AKP’nin, kökleri cumhuriyetin kuruluşu öncesine dayanan, belli sınıf ilişkilerini içine alan ve liberal entelijansiya ile kurduğu ittifak ile iç ve dış dinamiklerin uyumu sonucu iktidara gelen bir tarihsel blok olduğunu belirtti. Gerici, baskıcı ve her türden itirazı reddeden bu tarihsel blokun rejim inşasının henüz tamamlanmadığını ve kendi içinde istikrarı henüz oluşturamadığını belirten Yıldızoğlu, yeni bir tarihsel blokun oluşumuna ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Yanardağ’ın ardından söz alan Ergin Yıldızoğlu, AKP’nin, kökleri cumhuriyetin kuruluşu öncesine dayanan, belli sınıf ilişkilerini içine alan ve liberal entelijansiya ile kurduğu ittifak ile iç ve dış dinamiklerin uyumu sonucu iktidara gelen bir tarihsel blok olduğunu belirtti. Gerici, baskıcı ve her türden itirazı reddeden bu tarihsel blokun rejim inşasının henüz tamamlanmadığını ve kendi içinde istikrarı henüz oluşturamadığını belirten Yıldızoğlu, yeni bir tarihsel blokun oluşumuna ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Yıldızoğlu, 1970’lerden bu yana filizlenen cumhuriyetçi muhalefetle Kürt siyasal hareketinin uyumunun bu yeni tarihsel blokun oluşumu için önemine işaret etti. 1990’lardan bu yana Kürt siyasal hareketinin Türkiye’nin en genel anlamıyla ilerici birikiminden kopmaya başladığını ve sürecin durdurulması gerektiğini belirten Yıldızoğlu, cumhuriyetçi muhalefetin de Kürtleri cumhuriyet içinde konumlandırmak için geçmişteki inkâr ve imha politikalarından ders alması gerektiğini ve onları ikna etmek için çeşitli araçlar geliştirmesi gerektiğini söyledi.
Yıldızoğlu, ayrıca AKP’nin başını çektiği tarihsel blokun, bu iki muhalefet kaynağı arasındaki tarihsel zıtlıkların üzerinden yükseldiğini belirtti. Sol grupların ise solda birlik meselesi uyarınca kendi projelerini bırakmak zorunda olmadıklarını vurgulayan Yıldızoğlu, bu grupların yeni bir tarihsel blok oluşturma olasılığını ve görevini, kendi projelerini ilerletmenin bir momenti olarak görmeleri gerektiğinin altını çizdi.
Tuncel: “Kürt sorununu AKP çözemez”
Yıldızoğlu’dan sonra söz alan Sebahat Tuncel, AKP rejiminin mi çok güçlü yoksa solun mu zayıf olduğu sorusunu sorarak, güçlü bir geleneğin oluşturulması için solun gerekli özeleştiriyi yapmak durumunda olduğunu söyledi. Türkiye’de sosyalistlerin sadece sınıf ve cumhuriyet üzerinden tartışmasının yetersiz olduğunu söyleyen Tuncel, Kürt sorununu da bu değerlendirmelere katma gerekliliğine işaret etti.
Yıldızoğlu’dan sonra söz alan Sebahat Tuncel, AKP rejiminin mi çok güçlü yoksa solun mu zayıf olduğu sorusunu sorarak, güçlü bir geleneğin oluşturulması için solun gerekli özeleştiriyi yapmak durumunda olduğunu söyledi. Türkiye’de sosyalistlerin sadece sınıf ve cumhuriyet üzerinden tartışmasının yetersiz olduğunu söyleyen Tuncel, Kürt sorununu da bu değerlendirmelere katma gerekliliğine işaret etti.
Hâlihazırda solda birleşmeye önayak olabilecek bir yapının olduğunu belirten Tuncel, bu hususta HDK’nın ve yaptığı çalışmaların önemini vurguladı. Kapitalist modernitenin ulus devlet, kapitalizm ve endüstriyalizm başlıklarında bir kriz içerisinde olduğunu söyleyen Tuncel, bunların karşısına demokratik ulus, katılımcı ekonomi ve ekolojik toplum alternatiflerinin konulması ve bu başlıkların sol içinde tartışılması gerekliliğini savundu.
Yanardağ ve Yıldızoğlu’nun söylediklerine referansla, Kürtlerin cumhuriyetle ilişkisinin gergin olduğunu hatırlatan Tuncel, ayrıca sosyalistlerin Kürt hareketine bakışının kimi sorunlar barındırdığını belirtti. Kürt sorununu, Kürt düşmanı bir parti olan AKP’nin çözemeyeceğini söyleyen Tuncel, sorunun sadece Kürtlerin değil tüm Türkiye’nin sorunu olduğuna dikkat çekerek, cumhuriyet ve üniter yapının sorunun çözülmesinde engel teşkil etmediklerini beyan etti.
Koç: “Kürt hareketinin sosyal muhalefet ile yakınlaşması AKP rejiminin dağıtılmasında büyük önem arz ediyor”
Tuncel’in konuşmasını sonlandırmasının ardından söz alan Ferda Koç ise, "Yakın zamana kadar Kürt sorunu Türkiye solunun genişleme kanallarından biriyken, şimdilerde sol ile Kürtler arasında gözlenen geriletici ilişki nedeniyle böylesi bir durum söz konusu değildir" dedi.
Tuncel’in konuşmasını sonlandırmasının ardından söz alan Ferda Koç ise, "Yakın zamana kadar Kürt sorunu Türkiye solunun genişleme kanallarından biriyken, şimdilerde sol ile Kürtler arasında gözlenen geriletici ilişki nedeniyle böylesi bir durum söz konusu değildir" dedi.
Koç, tüm hükümetler döneminde direncini ve kararlığını göstermiş olan Kürt hareketinin, cumhuriyetçi muhalefetin ve sosyalist muhalefetin yaklaşmasının, AKP’nin ve bu partinin üzerinde yükseldiği tarihsel blokun dağıtılması hususunda büyük bir önem arz ettiğini belirtti. Cumhuriyetçi sosyal demokrat harekette, cumhuriyeti kurtarmak ve cumhuriyeti yeniden kurmak hedefleri üzerine şekillenen iki farklı doğrultu olduğuna dikkat çeken Koç, ikinci doğrultunun önemine işaret etti. Metin Çulhaoğlu’nun Türkiye’deki en Kemalist hareketin Kürt siyasi hareketi olduğu tespitini hatırlatan Koç, cumhuriyeti yeniden kurmak hususunda sosyal demokratların, Kürtlerin siyasi yaşantısından ve oluşturdukları modern yaşam biçimlerinden örnek alması gerektiğinin altını çizdi.
Cihaner: “Bu topraklarda antiemperyalist, anti-küreselci ve toplumcu birleşik bir muhalefet gerekli”
Koç’un ardından son konuşmacı olarak söz alan İlhan Cihaner, AKP’nin halk ve emek düşmanı, ırkçı, mezhepçi, neoliberal küreselleşmeci ve emperyalizmin Ortadoğu’daki taşıyıcısı olan bir parti olduğunu belirtti ve AKP’nin bu özelliklerinin rejim karşıtı mücadelenin dayanaklarının ne olması konusunda da fikir verdiğini söyledi. Liderlik ve program ekseninde bir birliğinin şu an için mümkün gözükmediğini savunan
Koç’un ardından son konuşmacı olarak söz alan İlhan Cihaner, AKP’nin halk ve emek düşmanı, ırkçı, mezhepçi, neoliberal küreselleşmeci ve emperyalizmin Ortadoğu’daki taşıyıcısı olan bir parti olduğunu belirtti ve AKP’nin bu özelliklerinin rejim karşıtı mücadelenin dayanaklarının ne olması konusunda da fikir verdiğini söyledi. Liderlik ve program ekseninde bir birliğinin şu an için mümkün gözükmediğini savunan
Cihaner, eylem ve reaksiyon anlamında bir araya gelmenin doğru olacağını belirtti. Kürt siyasi hareketi ile sosyalist muhalefetinin belli bir direniş geleneği olduğunun altını çizen Cihaner, tüm olanaklarına rağmen cumhuriyetçi muhalefetin içeriden bir eleştirinin yükselmesine gereksinim duyduğunu belirtti. Bu anlamda örneğin, zaten tam anlamıyla var olmamış bir laikliğin slogan düzeyindeki savunususun ötesine geçilmesinin gerektiğini vurguladı.
Kürt sorununa da değinen Cihaner, emek sömürüsünün, sadece Kürt etnik kimliği üzerinden okunmasının tehlikelerine işaret ederek, AKP’nin dinci ve milliyetçi konumunun neoliberalizme koşut projesinin maskelenmesine hizmet ettiğini işaret etti. Cihaner, bu topraklarda antiemperyalist, antiküreselci, toplumcu ve demokratik kitle örgütlerine yaslanarak tüm muhalefet odaklarına temas eden birleşik bir muhalefet hareketinin gerekliliğine işaret etti. Cihaner bu birleşik muhalefetin, AKP ile ilgili kimi kriz potansiyelleri taşıyan dış politika, Kürt sorunu, yaşam tarzına müdahale gibi başlıklara ilişkilenmesinin gerekliliğine vurgu yaparak konuşmasını sonlandırdı.
Panel, soru-cevap kısmının ardından son buldu.
(soL- İstanbul)