"TARAF" buraya kadar mı?
Taraf gazetesindeki istifalar medya dünyasını şoke etti
6 yıl önce yayın hayatına başlayan, özellikle Balyoz ve Ergenekon konularındaki haberleriyle dikkat çeken Taraf Gazetesi'nde istifa depremi yaşandı.
Dün gece Ahmet Altan gazeteden istifa etti. Altan istifasını gazetenin sahibi Başar Arslan'a sundu Uzun süredir maddi sıkıntılar nedeniyle maaşların za.man zaman ödenmediği gazetede, Altan’ın ayrılık kararı üzerine Yasemin Çongar da sabah saatlerinde “Ahmet Altan yoksa ben de çalışmam” diyerek istifasını sundu.
Ardından Neşe Düzel'in de istifa ettiği bildirildi.
Çok geçmeden Taraf Yayın Koordinatörü Markar Esayan'ın istifa haberi geldi.
Bunun üzerine Taraf ekibininin yüzde 80'i görevi bırakma kararı aldı.
Editörler ve muhabirler birer birer istifa ederken, Başar Arslan'ın yeni bir ekip arayışına girmediği ve Taraf'ın lağvedileceği konuşuluyor.
OĞUR'DAN YALANLAMA
Son dönemde Ahmet Altan’la köşesi üzerinden tartışan Yıldıray Oğur’un genel yayın yönetmenliği koltuğuna en yakın isim olduğu iddia ediliyordu. Oğur bu iddiayı Twitter'dan 'Taraf'a Genel Yayın Yönetmeni olduğum iddiaları külliyen yalandır' yazarak yalanladı.
TWITTER'DAN DUYURDU
Taraf gazetesinde Dar Kapı köşesini yazan Kurtuluş Tayiz istifa haberlerin Twitter'da duyurdu. Tayiz, Altan'ın bugün veda yazısını yazacağını da bildirdi.
Ahmet Altan'ın da retweet ettiği haber sosyal medyada geniş yankı buldu.
ALTAN: SON PARAMI ERDOĞAN'A VERDİM
Ahmet Altan 6 Aralık tarihinde yazmış olduğu yazıda, gazetede yaşanan mali krize ilişkin önemli ipuçları vermişti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a 15 bin TL tazminat ödemeye mahkum edilen Ahmet Altan, yazısında muhafazakar yazarlara seslenerek, "Ama Erdoğan'a 'baba' diyen muhafazakâr yazarlarımızı da uyarayım, bundan sonra 'babanızın' geliri için bana güvenmeyin, çünkü bu elimdeki son para. Söyleyin babanıza bir daha yargıçları vasıtasıyla benden para isterse, onu 'bakmakla yükümlü olduğum kişiler' listesinden sileceğim." şeklinde bir ifade kullanmıştı.
SOSYAL MEDYA SALLANDI
Taraf Gazetesi'ndeki istifa depremi sosyal medyada da büyük yankı buldu. Gazeteciler olayı twitter hesaplarından şöyle değerlendirdi:
Tufan Türenç @tturenc
Ahmet Altan ve Yasemin Çongar Taraf'tan istifa ettiler deniyor. Doğruysa muhalefet yapmaya başladıkları için onların da ipi çekildi demek
Amberin Zaman @amberinzaman
Sevgili yasemin congar ve ahmet altansiz taraf artik yoktur demek. Tarifsiz bir uzuntu, sikinti icersindeyim.
eren eğilmez @erenegilmez
Ergenekon davası karar aşamasına gelir misyon tamamlanır Ahmet Altan, Yasemin Çongar gider Taraf'ın görevi son bulur desek?
Elif Çakır @elifcakirr
Ahmet Altan, Yasemin Çongar'in istifa haberi dogruymus... Ne oldu da istifa karari aldilar entresan... İktidar baskisi demezler umarim;))
supertitiz @super_titiz
Zamanında Yalçın Küçük, Yasemin Çongar Milliyet'in Washington temsilcisi iken "Washington'un Milliyet Temsilcisi" demişti. Bak aklıma geldi
TOKYOPHONE @halil_calik
Yasemin Çongar ve Ahmet Altan; bir gün o çember gelir sizi de boğmaz mı zannetmiştiniz?
Barış Zeren @zerenbaris
Ahmet Altan ile Yasemin Çongar batan gemiden atlamışlar... Neşe Düzel de peşlerinden... Malum, denizlerimizde fırtına giderek şiddetleniyor.
ergunbabahan @ebabahan
Ahmet Altan, Yasemin Congar ve arkadaslari cok az insanin alacagi bir risk aldi ve basin tarihine gecti
Dün gece Ahmet Altan gazeteden istifa etti. Altan istifasını gazetenin sahibi Başar Arslan'a sundu Uzun süredir maddi sıkıntılar nedeniyle maaşların za.man zaman ödenmediği gazetede, Altan’ın ayrılık kararı üzerine Yasemin Çongar da sabah saatlerinde “Ahmet Altan yoksa ben de çalışmam” diyerek istifasını sundu.
Ardından Neşe Düzel'in de istifa ettiği bildirildi.
Çok geçmeden Taraf Yayın Koordinatörü Markar Esayan'ın istifa haberi geldi.
Bunun üzerine Taraf ekibininin yüzde 80'i görevi bırakma kararı aldı.
Editörler ve muhabirler birer birer istifa ederken, Başar Arslan'ın yeni bir ekip arayışına girmediği ve Taraf'ın lağvedileceği konuşuluyor.
OĞUR'DAN YALANLAMA
Son dönemde Ahmet Altan’la köşesi üzerinden tartışan Yıldıray Oğur’un genel yayın yönetmenliği koltuğuna en yakın isim olduğu iddia ediliyordu. Oğur bu iddiayı Twitter'dan 'Taraf'a Genel Yayın Yönetmeni olduğum iddiaları külliyen yalandır' yazarak yalanladı.
TWITTER'DAN DUYURDU
Taraf gazetesinde Dar Kapı köşesini yazan Kurtuluş Tayiz istifa haberlerin Twitter'da duyurdu. Tayiz, Altan'ın bugün veda yazısını yazacağını da bildirdi.
Ahmet Altan'ın da retweet ettiği haber sosyal medyada geniş yankı buldu.
ALTAN: SON PARAMI ERDOĞAN'A VERDİM
Ahmet Altan 6 Aralık tarihinde yazmış olduğu yazıda, gazetede yaşanan mali krize ilişkin önemli ipuçları vermişti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a 15 bin TL tazminat ödemeye mahkum edilen Ahmet Altan, yazısında muhafazakar yazarlara seslenerek, "Ama Erdoğan'a 'baba' diyen muhafazakâr yazarlarımızı da uyarayım, bundan sonra 'babanızın' geliri için bana güvenmeyin, çünkü bu elimdeki son para. Söyleyin babanıza bir daha yargıçları vasıtasıyla benden para isterse, onu 'bakmakla yükümlü olduğum kişiler' listesinden sileceğim." şeklinde bir ifade kullanmıştı.
SOSYAL MEDYA SALLANDI
Taraf Gazetesi'ndeki istifa depremi sosyal medyada da büyük yankı buldu. Gazeteciler olayı twitter hesaplarından şöyle değerlendirdi:
Tufan Türenç @tturenc
Ahmet Altan ve Yasemin Çongar Taraf'tan istifa ettiler deniyor. Doğruysa muhalefet yapmaya başladıkları için onların da ipi çekildi demek
Amberin Zaman @amberinzaman
Sevgili yasemin congar ve ahmet altansiz taraf artik yoktur demek. Tarifsiz bir uzuntu, sikinti icersindeyim.
eren eğilmez @erenegilmez
Ergenekon davası karar aşamasına gelir misyon tamamlanır Ahmet Altan, Yasemin Çongar gider Taraf'ın görevi son bulur desek?
Elif Çakır @elifcakirr
Ahmet Altan, Yasemin Çongar'in istifa haberi dogruymus... Ne oldu da istifa karari aldilar entresan... İktidar baskisi demezler umarim;))
supertitiz @super_titiz
Zamanında Yalçın Küçük, Yasemin Çongar Milliyet'in Washington temsilcisi iken "Washington'un Milliyet Temsilcisi" demişti. Bak aklıma geldi
TOKYOPHONE @halil_calik
Yasemin Çongar ve Ahmet Altan; bir gün o çember gelir sizi de boğmaz mı zannetmiştiniz?
Barış Zeren @zerenbaris
Ahmet Altan ile Yasemin Çongar batan gemiden atlamışlar... Neşe Düzel de peşlerinden... Malum, denizlerimizde fırtına giderek şiddetleniyor.
ergunbabahan @ebabahan
Ahmet Altan, Yasemin Congar ve arkadaslari cok az insanin alacagi bir risk aldi ve basin tarihine gecti
Şok istifalar!
Taraf Gazetesi'nde Ahmet Altan ve Yasemin Çongar'ın istifaları vermesiyle beraber gazete çalışanlarının %80'i görevi bırakma kararı aldı.
İşte Ahmet Altan'ın 'umut' isimli son yazısı;
Rusya’dan ve NATO’dan gelen açıklamalar Esed’in gidici olduğunu gösteriyor.
Eğer son anda radikal bir değişiklik olmazsa Suriye’nin diktatörü yolun sonuna geldi.
Bir taht daha devriliyor.
Ortadoğu sarsılıp duruyor.
Arap Baharı’ndan güçlenerek çıkan “dinci” siyasetçiler, Mısır’da olduğu gibi devrimi birlikte yaptıkları demokrat güçleri bir kenara itip, demokrasi dışı yollardan tek başlarına “firavunluk” kurma peşine düşüyorlar.
Bu kurnazlıklar yeni çatışmalar anlamına geliyor.
Geçmiş dönemin artıklarıyla “demokrasi silahını” kuşanıp da dövüşselerdi her şey herhalde daha başka türlü olurdu ama Ortadoğu’da bireysel ihtiraslar aklın önüne geçiyor.
Suriye’de de benzeri “artçı” sarsıntıların olması çok şaşırtmayacak kimseyi.
Belli ki Ortadoğu’nun demokrasiye alışkın olmayan ülkelerinde “vesayet” rejimlerini yıkıp hemen demokrasiye geçilmiyor.
Biz kendi ülkemizde de yaşıyoruz aynı örnekleri.
Bunun için diktatörleri, vesayet rejimlerini yıkmaktan vazgeçmek gerekmiyor ama mücadelenin orada bitmeyeceğini göze almak gerekiyor.
Ortadoğu ülkeleri için demokrasi mücadeleleri “uzun ve zor” mücadeleler.
“Kısa ve kolay” kavgalar isteyenler çabuk şaşırırlar.
“Demokrasi gelmedi ki, vesayeti keşke yıkmasaydık” demeye başlarlar.
Demokrasi istiyorsan vesayeti, diktatörlüğü yıkacaksın, arkasından gelen firavunlarla da dövüşeceksin.
Arkasından başka bir kötülük gelecek diye varolan kötülüğe razı olmayacaksın.
Razı olursan hiç kımıldayamaz, hep aynı noktada, hep aynı kötülüklerin çilesini çekerek yaşarsın.
Dövüşürsen, birini yıkar ardından gelenle mücadele edersin, sen bayrağı düşürürsen senin arkandan gelen alıp devam eder.
Unutmayın ki bu kavgada “her yeni firavun”un iktidar süresi bir öncekinden daha kısa olacaktır.
Kaya yerinden oynadıktan sonra kimse bir daha oraya yeni bir kaya koyup suyun yolunu tıkayamaz çünkü.
Her yeni firavun kendi dalkavuklarını, kendi alçaklarını yaratacaktır, onlara da aldırmayacaksın.
Suriye de yaşayacak bunları.
Esed’den sonra kavga nasıl şekillenecek bilmiyoruz ama Suriye’de yeni güçler çıkacak ortaya.
Bu güçlerden biri de Kürtler olacak.
Suriye’nin Kürtleri hem Barzani’nin hem de PKK’nın desteğine sahip.
Zaten, Kürtlerin daha önce görülmemiş biçimde güçlü bir “Kürtlük” bilinciyle hareket ettikleri, dört ülkeye yayılmış Kürtlerin birbirleriyle iletişim içinde oldukları bir dönemi yaşıyoruz.
Türkiye bu yeni duruma ayak uydurmakta zorlanıyor.
Ve çok çelişkili politikalar izliyor.
Suriye’deki Kürtlerin güçlenmesine karşı çıkıyor, kendi Kürtlerinin anadiline saygı göstermiyor ama Irak Kürtleriyle çok yakın dostluk kuruyor.
Bugün Iraklı Kürtlerle Bağdat rejimi savaşa girse Türkiye açıkça Barzani’yi destekleyecek, bölgedeki tek müttefiki Irak Kürtleri çünkü.
Bir zamanlar “en büyük düşman” olarak gördüğü Barzani’nin “tek müttefik” hâline gelmesi de bu devletin öngörüsüzlüğünün en büyük kanıtlarından biri olarak duruyor karşımızda.
Şimdi Irak’ta “fiili” bir Kürt devleti varken, Suriye’de Kürtler sahneye yeni bir güç olarak çıkarken, Türkiye’nin Kürtlerinin “idam” laflarına, “Kürt milletvekillerini Meclis’ten atarız” tehditlerine, anadilde eğitimin kabul edilmemesine rıza göstermeleri mümkün mü?
Değil.
Bu, AKP’nin Kürt milletvekillerinin, “BDP’lilerin dokunulmazlıkları” konusunda isyan edip yönetimi geriletmesinden belli.
Türkiye’nin “hem doğudan hem batıdan oy alan” tek partisi olan AKP bugün Diyarbakır’da bir il başkanı bulamaz hâle geldiyse, bu, AKP’nin değişen yönetim anlayışı kadar Kürtlerin meselelere daha farklı bakmasıyla da ilgili.
Bu noktada herkes için yeni bir “ümidi” AKP’nin Kürt milletvekilleri yaratıyor.
Durumun ciddiyetini nihayet kavramış gibi gözüken Başbakan Erdoğan, BDP’lilerin dokunulmazlıkları konusunda geçenlerde milletvekilleriyle AKP merkezinde toplanıp konuştuktan sonra dün yine AKP’li Kürt milletvekilleriyle biraraya geldi, onları dinledi.
Kararlı bir tavır, gerçekçi bir itiraz sonuç alabiliyor, bunu şimdi AKP’liler de görüyor.
AKP’li Kürtlerin kararlılığı, bu kararlılığı geriletemeyeceğini anlayan Başbakan’ın da onları dinlemesi belki yeni bir çözüm kapısı açacak.
Kürt siyasetçilerin sağlam duruşu, belki de sadece Türkiye’yi değil AKP ile Erdoğan’ı da rahatlatacak bir çözüm yaratacak.
Bir ümit kıvılcımı bu.
Bu karanlıkta bir kıvılcım bile çok değerli.
Her ateşin bir kıvılcımla başladığını düşünürsek, biraz ümitlenmeyi kendimize çok görmeyiz.
İşte Ahmet Altan'ın 'umut' isimli son yazısı;
Rusya’dan ve NATO’dan gelen açıklamalar Esed’in gidici olduğunu gösteriyor.
Eğer son anda radikal bir değişiklik olmazsa Suriye’nin diktatörü yolun sonuna geldi.
Bir taht daha devriliyor.
Ortadoğu sarsılıp duruyor.
Arap Baharı’ndan güçlenerek çıkan “dinci” siyasetçiler, Mısır’da olduğu gibi devrimi birlikte yaptıkları demokrat güçleri bir kenara itip, demokrasi dışı yollardan tek başlarına “firavunluk” kurma peşine düşüyorlar.
Bu kurnazlıklar yeni çatışmalar anlamına geliyor.
Geçmiş dönemin artıklarıyla “demokrasi silahını” kuşanıp da dövüşselerdi her şey herhalde daha başka türlü olurdu ama Ortadoğu’da bireysel ihtiraslar aklın önüne geçiyor.
Suriye’de de benzeri “artçı” sarsıntıların olması çok şaşırtmayacak kimseyi.
Belli ki Ortadoğu’nun demokrasiye alışkın olmayan ülkelerinde “vesayet” rejimlerini yıkıp hemen demokrasiye geçilmiyor.
Biz kendi ülkemizde de yaşıyoruz aynı örnekleri.
Bunun için diktatörleri, vesayet rejimlerini yıkmaktan vazgeçmek gerekmiyor ama mücadelenin orada bitmeyeceğini göze almak gerekiyor.
Ortadoğu ülkeleri için demokrasi mücadeleleri “uzun ve zor” mücadeleler.
“Kısa ve kolay” kavgalar isteyenler çabuk şaşırırlar.
“Demokrasi gelmedi ki, vesayeti keşke yıkmasaydık” demeye başlarlar.
Demokrasi istiyorsan vesayeti, diktatörlüğü yıkacaksın, arkasından gelen firavunlarla da dövüşeceksin.
Arkasından başka bir kötülük gelecek diye varolan kötülüğe razı olmayacaksın.
Razı olursan hiç kımıldayamaz, hep aynı noktada, hep aynı kötülüklerin çilesini çekerek yaşarsın.
Dövüşürsen, birini yıkar ardından gelenle mücadele edersin, sen bayrağı düşürürsen senin arkandan gelen alıp devam eder.
Unutmayın ki bu kavgada “her yeni firavun”un iktidar süresi bir öncekinden daha kısa olacaktır.
Kaya yerinden oynadıktan sonra kimse bir daha oraya yeni bir kaya koyup suyun yolunu tıkayamaz çünkü.
Her yeni firavun kendi dalkavuklarını, kendi alçaklarını yaratacaktır, onlara da aldırmayacaksın.
Suriye de yaşayacak bunları.
Esed’den sonra kavga nasıl şekillenecek bilmiyoruz ama Suriye’de yeni güçler çıkacak ortaya.
Bu güçlerden biri de Kürtler olacak.
Suriye’nin Kürtleri hem Barzani’nin hem de PKK’nın desteğine sahip.
Zaten, Kürtlerin daha önce görülmemiş biçimde güçlü bir “Kürtlük” bilinciyle hareket ettikleri, dört ülkeye yayılmış Kürtlerin birbirleriyle iletişim içinde oldukları bir dönemi yaşıyoruz.
Türkiye bu yeni duruma ayak uydurmakta zorlanıyor.
Ve çok çelişkili politikalar izliyor.
Suriye’deki Kürtlerin güçlenmesine karşı çıkıyor, kendi Kürtlerinin anadiline saygı göstermiyor ama Irak Kürtleriyle çok yakın dostluk kuruyor.
Bugün Iraklı Kürtlerle Bağdat rejimi savaşa girse Türkiye açıkça Barzani’yi destekleyecek, bölgedeki tek müttefiki Irak Kürtleri çünkü.
Bir zamanlar “en büyük düşman” olarak gördüğü Barzani’nin “tek müttefik” hâline gelmesi de bu devletin öngörüsüzlüğünün en büyük kanıtlarından biri olarak duruyor karşımızda.
Şimdi Irak’ta “fiili” bir Kürt devleti varken, Suriye’de Kürtler sahneye yeni bir güç olarak çıkarken, Türkiye’nin Kürtlerinin “idam” laflarına, “Kürt milletvekillerini Meclis’ten atarız” tehditlerine, anadilde eğitimin kabul edilmemesine rıza göstermeleri mümkün mü?
Değil.
Bu, AKP’nin Kürt milletvekillerinin, “BDP’lilerin dokunulmazlıkları” konusunda isyan edip yönetimi geriletmesinden belli.
Türkiye’nin “hem doğudan hem batıdan oy alan” tek partisi olan AKP bugün Diyarbakır’da bir il başkanı bulamaz hâle geldiyse, bu, AKP’nin değişen yönetim anlayışı kadar Kürtlerin meselelere daha farklı bakmasıyla da ilgili.
Bu noktada herkes için yeni bir “ümidi” AKP’nin Kürt milletvekilleri yaratıyor.
Durumun ciddiyetini nihayet kavramış gibi gözüken Başbakan Erdoğan, BDP’lilerin dokunulmazlıkları konusunda geçenlerde milletvekilleriyle AKP merkezinde toplanıp konuştuktan sonra dün yine AKP’li Kürt milletvekilleriyle biraraya geldi, onları dinledi.
Kararlı bir tavır, gerçekçi bir itiraz sonuç alabiliyor, bunu şimdi AKP’liler de görüyor.
AKP’li Kürtlerin kararlılığı, bu kararlılığı geriletemeyeceğini anlayan Başbakan’ın da onları dinlemesi belki yeni bir çözüm kapısı açacak.
Kürt siyasetçilerin sağlam duruşu, belki de sadece Türkiye’yi değil AKP ile Erdoğan’ı da rahatlatacak bir çözüm yaratacak.
Bir ümit kıvılcımı bu.
Bu karanlıkta bir kıvılcım bile çok değerli.
Her ateşin bir kıvılcımla başladığını düşünürsek, biraz ümitlenmeyi kendimize çok görmeyiz.
İSTİFALARIN ARKA PLANI
Taraf'ın patronu Arslan, Ahmet Altan'ın gazeteyi fiilen yönetmesini istedi. Ancak Altan romanına vakit ayırmak istediğini söyleyince ayrılık süreci başladı.
Taraf gazetesindeki istifaların arkasında "yönetim" üslubu üzerinde çıkan görüş ayrılığının bulunduğu öğrenildi.
Taraf gazetesinden edinilen bilgilere göre, Kurucu Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan, Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Yasemin Çongar ve kurucu ekipten Neşe Düzel ile başlayan istifalara ilişkin süreç şöyle gelişti:
Şubat ayında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda halka açılan Taraf gazetesinin hakim ortağı Başar Arslan, künyede "Kurucu Genel yayın Yönetmeni" olarak geçen ve yakın bir dostluk içinde bulunduğu Ahmet Altan'a, gazeteyi fiilen yönetmesini arzu ettiğini söyledi. Altan ise, "yeni romanını yazmak için vakit ayırmak istediğini belirterek" Başar Arslan'a, mealen "Yaşım ilerledi ve ben romanıma vakit ayırmak istiyorum. Bu işi en iyi Yasemin Çongar yapar" cevabını verdi.
Arslan, Ahmet Altan'a "gazetenin daha iyi yönetilebileceğini" söyleyerek ısrar etti. Ancak bu konuda Altan'ı ikna edemedi. Bunun üzerine, daha önce konuşulmuş olan beşinci yıl planı çerçevesinde ayrılıkların aşamalı olarak yürürlüğe girmesi konuşuldu. Fakat plan kısa sürede duyuldu ve "Taraf'ta istifa depremi" olarak kamuoyuna yansıdı.
Taraf'taki kaynaklar, istifaların Altan, Çongar ve Düzel ile sınırlı olmadığını, başta yazı işleri olmak üzere diğer kadrolardan da istifaların gündemde olduğunu söylediler. (T24)
Taraf gazetesindeki istifaların arkasında "yönetim" üslubu üzerinde çıkan görüş ayrılığının bulunduğu öğrenildi.
Taraf gazetesinden edinilen bilgilere göre, Kurucu Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan, Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Yasemin Çongar ve kurucu ekipten Neşe Düzel ile başlayan istifalara ilişkin süreç şöyle gelişti:
Şubat ayında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda halka açılan Taraf gazetesinin hakim ortağı Başar Arslan, künyede "Kurucu Genel yayın Yönetmeni" olarak geçen ve yakın bir dostluk içinde bulunduğu Ahmet Altan'a, gazeteyi fiilen yönetmesini arzu ettiğini söyledi. Altan ise, "yeni romanını yazmak için vakit ayırmak istediğini belirterek" Başar Arslan'a, mealen "Yaşım ilerledi ve ben romanıma vakit ayırmak istiyorum. Bu işi en iyi Yasemin Çongar yapar" cevabını verdi.
Arslan, Ahmet Altan'a "gazetenin daha iyi yönetilebileceğini" söyleyerek ısrar etti. Ancak bu konuda Altan'ı ikna edemedi. Bunun üzerine, daha önce konuşulmuş olan beşinci yıl planı çerçevesinde ayrılıkların aşamalı olarak yürürlüğe girmesi konuşuldu. Fakat plan kısa sürede duyuldu ve "Taraf'ta istifa depremi" olarak kamuoyuna yansıdı.
Taraf'taki kaynaklar, istifaların Altan, Çongar ve Düzel ile sınırlı olmadığını, başta yazı işleri olmak üzere diğer kadrolardan da istifaların gündemde olduğunu söylediler. (T24)
Başar Arslan: Taraf yoluna devam edecek
Taraf gazetesinin sahibi Başar Arslan, gazetenin kapatılacağı iddialarını yalanladı. Arslan, "Taraf yoluna devam edecek. Ahmet Altan ve ekibinin çok büyük hizmetleri oldu. Dostluğumuz sürecek" dedi
Taraf gazetesinin sahibi Başar Arslan, Kurucu Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan, Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Yasemin Çongar ve kurucu ekipte yer alan Neşe Düzel'in istifalarının ardından "gazetenin lağvedileceği" iddialarını yalanladı. Arslan, "Taraf yoluna devam edecek. Altan ve ekibinin çok büyük katkıları oldu. Yaptıklarıyla demokrasi tarihine geçtiler" dedi.
Başar Arslan, Taraf'taki istifalarla ilgili olarak T24'ün sorularını yanıtladı. Arslan, ayrılık gerekçesi olarak "Çok önemli işler yaptılar ve yoruldular. Geldiğimiz noktada bir anlayış farkı oluştu" dedi. Arslan, şunları söyledi:
"Taraf'ı lağvetme, kapatma söz konusu değil. Taraf yoluna devam edecek. Çok büyük hizmetleri oldu, çok önemli işler yaptılar. Türk demokrasi tarihine geçtiler. Ama yoruldular, geldiğimiz noktada bir anlayış farkı oluştu. Ahmet Altan'la elbette dostluğumuz sürecek."
Taraf gazetesinin sahibi Başar Arslan, Kurucu Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan, Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Yasemin Çongar ve kurucu ekipte yer alan Neşe Düzel'in istifalarının ardından "gazetenin lağvedileceği" iddialarını yalanladı. Arslan, "Taraf yoluna devam edecek. Altan ve ekibinin çok büyük katkıları oldu. Yaptıklarıyla demokrasi tarihine geçtiler" dedi.
Başar Arslan, Taraf'taki istifalarla ilgili olarak T24'ün sorularını yanıtladı. Arslan, ayrılık gerekçesi olarak "Çok önemli işler yaptılar ve yoruldular. Geldiğimiz noktada bir anlayış farkı oluştu" dedi. Arslan, şunları söyledi:
"Taraf'ı lağvetme, kapatma söz konusu değil. Taraf yoluna devam edecek. Çok büyük hizmetleri oldu, çok önemli işler yaptılar. Türk demokrasi tarihine geçtiler. Ama yoruldular, geldiğimiz noktada bir anlayış farkı oluştu. Ahmet Altan'la elbette dostluğumuz sürecek."