Halk hareketi ayrı, toplum mühendisliği ayrı...



Yeşili koruma gayesiyle duyarlı gençlerin eylemiyle başlayan ve “maskeli sırtlanların” devreye girmesiyle bir çeşit ayaklanma provasına dönüşen Gezi Parkı olayları spontane tırmanmış değildir. Dünyanın neresinde olursa olsun herhangi bir kargaşa ortamının, halkların bir anda organize olmasıyla ortaya çıkması mümkün değildir. Toplulukları yönlendirmek öyle sanıldığı kadar kolay olmaz. Alanda toplanan sıradan bir grup vatandaş, böylesine grift olayları organize edip yönlendirmeye güç yetiremez. Bu tip toplu olay çıkarmalar, toplu hareketler belirli bir strateji bilgisini, tecrübeyi, ajanist kafayı kısacası toplum mühendisliğini gerektirir. Profesyonel katillere, daha önce bu tip olaylara karışmış gözü dönmüş insanlara ihtiyaç vardır.

Olup biteni uzaktan izleyen halk ise çoğu zaman, alanlardaki toplulukların kendi kararlarıyla toplandıklarını ve bağımsız hareket ettiklerini sanmaktadır. Hatta işin ilginç yanı, alanlarda bizzat eylemlere katılan kişilerin çoğu da kendini böyle zannedebilmekte; oysa gerçekte ruhu bile duymadan bir mühendislik uygulamasının içinde figüran olarak yerini alabilmektedir.

Toplum mühendisliği ve Marksist mihraklar...
Toplum mühendisliği tarihte, özellikle de 19. yüzyılda kitle iletişiminin yaygınlaşmasıyla birlikte toplum hareketlerinde, o toplumu yönlendirmek amacıyla geniş çapta kullanılmıştır. En özet tanımıyla; “Çeşitli politik ve ideolojik söylemlerle toplumun sosyal dokusunda değişiklik yapma çalışması”dır. Halkların isteklerini veya tepkilerini, sevgilerini, nefretlerini, tutkularını ve topluca ifade ettikleri duygularını yönlendirebilmek, kontrol altında tutabilmek, felç edebilmek gibi yetenekleri içeren bir iştir. Toplum mühendisliği projeleri, çeşitli meslek dallarından oluşan bir ekip tarafından, finansal destek, koruma, iletişim ve başka araçlar yardımı ile gizli bir plan dâhilinde gerçekleştirilir.

Toplum mühendisliğinde özel bir ekip görev yapar. Ekibin elemanları, sahte bir kimliğe bürünüp insanların kendilerine inanmasını sağlamaya çalışır. Bir çeşit bilgi dolandırıcılığı da denilebilir buna. Tarihi, ilmi, sosyal olaylar da göstermiştir ki bu tip hareketlerin organizesinde hep tecrübeli komünistler, Marksist mihraklar görev almıştır.

Provokasyon ve kara propaganda...
-Bir topluluk nasıl provoke edilir,
-Hangi topluluklar hareketlendirilmeye elverişlidir,
-Provoke için hangi cümleler kullanılır,
-Sosyal medya provokasyonda nasıl kullanılır, internet üzerinden insanlar olaylardan nasıl haberdar edilir,
-Televizyonlara, radyolara nasıl haber gönderilir, hemen akşamına gazetelerde nasıl haber çıkartılması sağlanır...
Tüm bunlar ve daha fazlası kalkışmayı organize eden toplum mühendisleri tarafından çok iyi bilinir. Soğuk Savaş döneminde ortaya çıkan ve toplum mühendisliği uygulamalarından biri olan “bilgi çarpıtma, yalan haber yayma” sınıf ve kitleleri yönlendirmede etkili bir yöntem olarak kullanılmıştır. Kaynak, bir kişiden çok, bir ekip ya da çetedir. Kaynak gizli kaldıkça yalanlar, rivayetler, şayialar, dedikodular esrarengiz bir şekilde hızla yayılır.

Toplum mühendisliğinde ideolojik kanat olan Marksist-Leninist düşüncede de, hedeflenen felsefenin pratik hayata geçirilmesinin özel eğitimi verilir. Örneğin bir topluluk salonda nasıl yönlendirilir, sokakta nasıl yönlendirilir, nasıl provoke edilir, uzmanları tarafından tüm bunların özel dersleri verilir. Bunun için kullanılan Leninist kara propaganda yöntemleri vardır. Bununla gerçekleri çarpıtmak, inançları sarsmak, mağdurun etrafında güvensizlik yaymak ve mağdur aleyhine bir kamuoyu oluşturmak amaçlanır. Örneğin rastgele birisi öldürülür ve “Polis öldürdü” iftirasını yayarak bir anda halkta müthiş bir galeyan meydana getirilir. Yine bir kişi polis arabasının önüne itilir, sonra da “Polis ezdi” denilebilir. Veyahut da olaylar o kadar tırmandırılır ki polisi kendini nefsi müdafaaya mecbur edilir; sonra da, “Bakın, polis ne yaptı?” denilir. Dolayısıyla provokasyonel girişimler çok ince teknikler, stratejiler gerektiren ve mutlaka ajan ve profesyonel katillerin, saldırganların kullanılması gereken olaylardır.

Profesyoneller iş başında
Bilindiği üzere CIA’in de bu konuda yetişmiş, özel eğitim alan ajanları vardır. Her ülkeden olduğu gibi Türkiye’den de yurt dışına okumaya gidip de CIA’in özel bölümünde on yıl, yirmi yıl boyunca eğitim alan kişiler mevcuttur. Bu kişileri CIA “hücre elemanı” olarak eğitir ve elinde tutar. Bir operasyon gerektiğinde de hemen ilgili bölüm talimat verir ve ajanlar devreye girer, olaylar bir anda hareketlenir. Nitekim şu anda da ülkemizde yaşananlar sıradan olaylar değil, istihbarat örgütlerinin elemanları, uzmanları tarafından yönlendirilen olaylardır. (Elbette bunu ifade ederken iyi niyetli ve sadece protesto hakkını kullanan vatandaşlarımızı tenzih ediyoruz.) Yoksa halk eline tencere kaşık alıp çalarak günlerce protesto yapamaz, organize olamaz, insanlar hemen dağılıp giderler. Kim nerede toplanacağını dahi bilemez.

Dikkat edilecek olursa Gezi Parkı protestolarında da, sosyal medya aracılığıyla kimin nerede toplanacağı, tek tek liste olarak gösterilmiştir. Kirli bir plan üzerine harekete geçildiği anlaşılmaktadır. Elbette bu kişilerin üzerlerinde “uzman” diye yazmaz. Bu kişiler halkın arasına yaşlı bir amca veya alelade bir genç delikanlı görünümünde, herhangi bir insan gibi ustaca gizlenir ve topluluğu alttan alta son derece sinsice yönlendirirler. Bu yöntemi uygulayanlar, hiçbir ahlaki ve vicdani sorumluluk duygusu taşımazlar. Onları amaca ulaştıracak her yol “mubah” sayılır.

Milletimiz testten geçiriliyor
Son 13 gündür yaşananlar yıllardır üzerinde çalışılan çok ince bir toplum mühendisliği ürünüdür. Bu çalışmada, “Türk halkının hassas damarı nedir?” “Türk halkı üzerinde en fazla etki yaratacak söz hangisidir?” bunlar tek tek belirlenip kullanılarak milletimiz şu an bir testten geçiriliyor, Türkiye üzerinde bir prova yapılıyor. Şimdilik bunlar birer deneme çalışmasından ibarettir, nihai çalışmalar değildir. Bu tür sosyal mühendislik çalışmalarında bu test sonuçlarından sonra zeminin uygun olduğu görülürse asıl büyük plana geçiş yapılır. Nitekim bu stratejiler Tunus’ta, Libya’da, Suriye’de sırası geldikçe bir bir uygulanmış ve tam da CIA’in istediği yönde sonuçlanmıştır.

Dolayısıyla böyle kritik bir dönemde devletimizin ilgili birimlerinin çok akılcı, karşı projeler geliştirmesi, milletimizin ve özellikle gençlerimizin de son derece uyanık olması ve daima kanun ve hukuk çerçevesi içinde hareket ederek, barıştan, sevgiden, birlikten ve bütünlükten yana tavır koyması son derece önemlidir.
EBRU YILMAZATİLA
Blogger tarafından desteklenmektedir.