"Özel ekip", infaz listesindekileri öldürdü (İDEAHAYAT 13 BİNİNCİ YAZI)
Abdulmecit Baskın’ın öldürülmesine ilişkin iddianame kabul edildi. Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken’in de aralarında bulunduğu 12 kişi hakkındaki iddianamede, özel ekibin infaz listesindekileri öldürdüğü söyleniyor.
Elif Örnek - soL
Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Altındağ İlçe Nüfus Müdürü Abdulmecit Baskın’ın öldürülmesine ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve aralarında Mehmet Ağar, Korkut Eken, İbrahim Şahin, Ayhan Çarkın’ın da bulunduğu 12 kişi hakkındaki iddianameyi kabul etti.
Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 10. maddesiyle yetkili Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili’nin hazırladığı iddianamede, dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin, Korkut Eken ile eski özel harekat polisleri Ayhan Çarkın, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça, Ercan Ersoy, Seyfettin Lap, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Uğur Şahin ve Alper Tekdemir olmak üzere 12 kişi şüpheli sıfatıyla yer alıyor. İddianamede tüm sanıkların, Baskın’ın tarihte yürürlükte olan Türk Ceza Kanunu maddesi uyarınca, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanmalarını istendi.
Ağar'ın emriyle 'infaz' ekibi
Abdulmecit Baskın’ın cesedi 3 Ekim 1993 tarihinde, Ankara Haymana yoluna yakın bir tarlada bulunmuştu. Savcı Bilgili iddianamede, o dönemde Ankara Özel Harekat Daire Başkanlığı emrinde çalıştığını belirten Ayhan Çarkın’ın 2011’de alınan iki ayrı ifadesine de yer verdi. Çarkın, ifadelerinde, dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın talimatıyla, Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin emrinde 60 kişiden oluşan özel bir ekip kurulduğunu, kendisinin yanı sıra Yusuf Yüksel, Sezai Bora Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Oğuz Yorulmaz, Ahmet Sakarya, Ercan Ersoy, Enver Ulu, Seyfettin Lap, “Cengiz” isimli Emniyet amiri, “Enver” ve “Ümit” adlı polis memurları, “Yusuf” adlı komiserin yanı sıra Semih Sueri adında bir sivil kişinin de bu ekipte bulunduğunu belirtti. Sueri’nin, İbrahim Şahin’in fabrika sahibi bir arkadaşının oğlu olduğunu söyleyen Çarkın, bu kişiye polis kimliği verildiğini aktardı. Ekibin, İbrahim Şahin’in tüm özel harekat polislerine gösterdiği bir infaz listesindeki kişileri öldürdüğünü söyleyen Çarkın, Özel Harekat Daire Başkanlığı ve askeriye arasında irtibat sağladığını söylediği Korkut Eken’in ise özel harekat polislerinin seçilip eğitilmesinde çok etkili olduğunu ve danışman olarak görev yaptığını söyledi.
'Ağar'ın haberi vardı'
Çarkın, ifadesinde “Bildiğim kadarıyla Mehmet Ağar’ın yaptığımız her eylemden haberi vardı. Bu grup içerisinde görev yaptığım sırada zamanla neden yaptığımı anlayamadığım eylem ve işlere karıştım. Bazen sebebini sorduğumda İbrahim Şahin ‘Bunlar devletin bekası ile ilgili işler, daha fazla yorum yapılamaz. Ne dersek onu yapın’ diyordu. O arada Ankara’da bazı kamu görevlileri ile sivil şahısların infaz işleri de gerçekleştirildi. Bu infazlardan birinin tanığıyım” dedi. Abdulmecit Baskın’ın nüfus müdürü olarak görev yapması sebebiyle PKK’nin dağ kadrosundaki kişilere sahte nüfus cüzdanı verdiğini, örgüt için çok önemli biri olduğunu ve bu nedenle “bertaraf” edilmesi gerektiği yönünde talimat aldıklarını ifade eden Çarkın; Oğuz Yorulmaz, Sait Yıldırım, Ümit, Uğur Şahin, Alper Tekdemir, Ayhan Özkan, Ercan Ersoy, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça, Seyfettin Lap, Ahmet Sakarya ve adını hatırlayamadığı birkaç kişiyle, Altındağ Nüfus Müdürlüğü önüne gittiklerini ve Baskın’ı “teslim aldıklarını” söyledi. “Kendilerinin Özel Harekat Daire Başkanlığı’na gittiklerini, Akça ve Bandırmalıoğlu’nun da oraya geleceklerini sandığını ileri süren Çarkın, İbrahim Şahin’in kendilerine “Burada ne işiniz var, gidin onlarla buluşun” dediğini, Gölbaşı’na gittiklerinde Baskın’ın öldürüldüğünü gördüklerini savundu. Çarkın, “Akça ile Bandırmalıoğlu’nun adı ölüm listesinde geçtiği için Baskın’ı öldürdüklerini hatta bu olay için ‘bir numara en önemli kişiydi’ dediklerini” öne sürdü, bu olaydan sonra Emniyet’le ilişkilerinin bozulduğunu iddia etti.
'Her şey hukuk içinde'
Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken ise ifadelerinde Baskın’ın öldürülmesiyle ilgilerinin olmadığını öne sürdüler.
Gizli tanık “Ayışığı” ise “özel ekibin” üyesi olduğu iddia edilen Ercan Ersoy’un kendisine Baskın’ın Kızılay’da o dönem ANAP milletvekili olan bir şahsı ziyaret ettikten sonra alındığını ve özel harekatçılar tarafından öldürüldüğünü söylediğini aktardı. Öldürülen Oğuz Yorulmaz’ın annesi ise bu kişilerin Veli Küçük’le bağlantılı olduklarını iddia etti.
‘Gazeteler yazdı ağabeyimi öldürdüler’
Abdulmecit Baskın’ın kardeşi Necip Baskın soL’a yaptığı açıklamada Çarkın’ın iddialarına karşın ağabeyinin Altındağ Nüfus Müdürlüğü’nde gözaltına alınmadığını söyledi. Ölümden yaklaşık iki gün önce, çalıştığı daireye kendilerini polis olarak tanıtan kişilerin geldiğini ancak Baskın’ı bulamadıkları için döndüklerini anlatan Baskın, “Öldürüldüğü gün daireye kimse gelmemiş” dedi. Ağabeyinin gazetelerde çıkan haberler üzerine hedef haline geldiğini söyleyen Baskın “Hürriyet’te ya da o gruba bağlı bir gazetede haber çıktı. Orhan Doğan’ın evine baskın yapılmış ve birkaç örgüt mensubunun orada tedavi edildiğine dair haberler çıkmıştı. Örgüt mensuplarının üzerinde Altındağ Nüfus Müdürlüğü imzalı nüfus cüzdanlarının çıktığını iddia ettiler. Ancak araştırıldığında hiçbir usulsüzlük çıkmadı. Ağabeyimin Savaş ve Necdet Buldan’la görüşmeleri yazılıp çizildi. Halbuki bu kişilerle çocukluk arkadaşı! Her şey bu haberlerden sonra oldu, ağabeyimi öldürdüler. Eğer bir suçu varsa hukuk önünde hesabını sorsalardı ama infaz ettiler” dedi. O dönemde kimsenin ifadesinin doğru düzgün alınmadığını belirten Baskın, Çarkın’ın kendisini olaydan sıyırmaya çalıştığını söyledi. Sadece Çarkın’ın ifadesiyle bir şey elde edilemeyeceğini söyleyen Necip Baskın, “Bu cinayetlerin başında İbrahim Şahin’in, Mehmet Ağar’ın olduğunu tüm Türkiye biliyor. Mahkeme kararlı olarak cinayetlerin üstüne giderse her şey ortaya çıkar, yoksa bir sonuç elde edilemez” dedi.
Abdulmecit Baskın’ın oğlu Eren Baskın ise soL’a yaptığı değerlendirmede iddianamenin kabulünün kendileri için bir umut ışığı olduğunu söyledi. “Ne çekincemiz ne de korkumuz var” diyen Eren Baskın “Sanıklar nasıl kurtulmaya çalışacaklar, mahkemeden ne çıkacak hep birlikte göreceğiz” dedi.
Elif Örnek - soL
Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Altındağ İlçe Nüfus Müdürü Abdulmecit Baskın’ın öldürülmesine ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve aralarında Mehmet Ağar, Korkut Eken, İbrahim Şahin, Ayhan Çarkın’ın da bulunduğu 12 kişi hakkındaki iddianameyi kabul etti.
Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 10. maddesiyle yetkili Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili’nin hazırladığı iddianamede, dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin, Korkut Eken ile eski özel harekat polisleri Ayhan Çarkın, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça, Ercan Ersoy, Seyfettin Lap, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Uğur Şahin ve Alper Tekdemir olmak üzere 12 kişi şüpheli sıfatıyla yer alıyor. İddianamede tüm sanıkların, Baskın’ın tarihte yürürlükte olan Türk Ceza Kanunu maddesi uyarınca, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanmalarını istendi.
Ağar'ın emriyle 'infaz' ekibi
Abdulmecit Baskın’ın cesedi 3 Ekim 1993 tarihinde, Ankara Haymana yoluna yakın bir tarlada bulunmuştu. Savcı Bilgili iddianamede, o dönemde Ankara Özel Harekat Daire Başkanlığı emrinde çalıştığını belirten Ayhan Çarkın’ın 2011’de alınan iki ayrı ifadesine de yer verdi. Çarkın, ifadelerinde, dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın talimatıyla, Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin emrinde 60 kişiden oluşan özel bir ekip kurulduğunu, kendisinin yanı sıra Yusuf Yüksel, Sezai Bora Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Oğuz Yorulmaz, Ahmet Sakarya, Ercan Ersoy, Enver Ulu, Seyfettin Lap, “Cengiz” isimli Emniyet amiri, “Enver” ve “Ümit” adlı polis memurları, “Yusuf” adlı komiserin yanı sıra Semih Sueri adında bir sivil kişinin de bu ekipte bulunduğunu belirtti. Sueri’nin, İbrahim Şahin’in fabrika sahibi bir arkadaşının oğlu olduğunu söyleyen Çarkın, bu kişiye polis kimliği verildiğini aktardı. Ekibin, İbrahim Şahin’in tüm özel harekat polislerine gösterdiği bir infaz listesindeki kişileri öldürdüğünü söyleyen Çarkın, Özel Harekat Daire Başkanlığı ve askeriye arasında irtibat sağladığını söylediği Korkut Eken’in ise özel harekat polislerinin seçilip eğitilmesinde çok etkili olduğunu ve danışman olarak görev yaptığını söyledi.
'Ağar'ın haberi vardı'
Çarkın, ifadesinde “Bildiğim kadarıyla Mehmet Ağar’ın yaptığımız her eylemden haberi vardı. Bu grup içerisinde görev yaptığım sırada zamanla neden yaptığımı anlayamadığım eylem ve işlere karıştım. Bazen sebebini sorduğumda İbrahim Şahin ‘Bunlar devletin bekası ile ilgili işler, daha fazla yorum yapılamaz. Ne dersek onu yapın’ diyordu. O arada Ankara’da bazı kamu görevlileri ile sivil şahısların infaz işleri de gerçekleştirildi. Bu infazlardan birinin tanığıyım” dedi. Abdulmecit Baskın’ın nüfus müdürü olarak görev yapması sebebiyle PKK’nin dağ kadrosundaki kişilere sahte nüfus cüzdanı verdiğini, örgüt için çok önemli biri olduğunu ve bu nedenle “bertaraf” edilmesi gerektiği yönünde talimat aldıklarını ifade eden Çarkın; Oğuz Yorulmaz, Sait Yıldırım, Ümit, Uğur Şahin, Alper Tekdemir, Ayhan Özkan, Ercan Ersoy, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça, Seyfettin Lap, Ahmet Sakarya ve adını hatırlayamadığı birkaç kişiyle, Altındağ Nüfus Müdürlüğü önüne gittiklerini ve Baskın’ı “teslim aldıklarını” söyledi. “Kendilerinin Özel Harekat Daire Başkanlığı’na gittiklerini, Akça ve Bandırmalıoğlu’nun da oraya geleceklerini sandığını ileri süren Çarkın, İbrahim Şahin’in kendilerine “Burada ne işiniz var, gidin onlarla buluşun” dediğini, Gölbaşı’na gittiklerinde Baskın’ın öldürüldüğünü gördüklerini savundu. Çarkın, “Akça ile Bandırmalıoğlu’nun adı ölüm listesinde geçtiği için Baskın’ı öldürdüklerini hatta bu olay için ‘bir numara en önemli kişiydi’ dediklerini” öne sürdü, bu olaydan sonra Emniyet’le ilişkilerinin bozulduğunu iddia etti.
'Her şey hukuk içinde'
Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken ise ifadelerinde Baskın’ın öldürülmesiyle ilgilerinin olmadığını öne sürdüler.
Gizli tanık “Ayışığı” ise “özel ekibin” üyesi olduğu iddia edilen Ercan Ersoy’un kendisine Baskın’ın Kızılay’da o dönem ANAP milletvekili olan bir şahsı ziyaret ettikten sonra alındığını ve özel harekatçılar tarafından öldürüldüğünü söylediğini aktardı. Öldürülen Oğuz Yorulmaz’ın annesi ise bu kişilerin Veli Küçük’le bağlantılı olduklarını iddia etti.
‘Gazeteler yazdı ağabeyimi öldürdüler’
Abdulmecit Baskın’ın kardeşi Necip Baskın soL’a yaptığı açıklamada Çarkın’ın iddialarına karşın ağabeyinin Altındağ Nüfus Müdürlüğü’nde gözaltına alınmadığını söyledi. Ölümden yaklaşık iki gün önce, çalıştığı daireye kendilerini polis olarak tanıtan kişilerin geldiğini ancak Baskın’ı bulamadıkları için döndüklerini anlatan Baskın, “Öldürüldüğü gün daireye kimse gelmemiş” dedi. Ağabeyinin gazetelerde çıkan haberler üzerine hedef haline geldiğini söyleyen Baskın “Hürriyet’te ya da o gruba bağlı bir gazetede haber çıktı. Orhan Doğan’ın evine baskın yapılmış ve birkaç örgüt mensubunun orada tedavi edildiğine dair haberler çıkmıştı. Örgüt mensuplarının üzerinde Altındağ Nüfus Müdürlüğü imzalı nüfus cüzdanlarının çıktığını iddia ettiler. Ancak araştırıldığında hiçbir usulsüzlük çıkmadı. Ağabeyimin Savaş ve Necdet Buldan’la görüşmeleri yazılıp çizildi. Halbuki bu kişilerle çocukluk arkadaşı! Her şey bu haberlerden sonra oldu, ağabeyimi öldürdüler. Eğer bir suçu varsa hukuk önünde hesabını sorsalardı ama infaz ettiler” dedi. O dönemde kimsenin ifadesinin doğru düzgün alınmadığını belirten Baskın, Çarkın’ın kendisini olaydan sıyırmaya çalıştığını söyledi. Sadece Çarkın’ın ifadesiyle bir şey elde edilemeyeceğini söyleyen Necip Baskın, “Bu cinayetlerin başında İbrahim Şahin’in, Mehmet Ağar’ın olduğunu tüm Türkiye biliyor. Mahkeme kararlı olarak cinayetlerin üstüne giderse her şey ortaya çıkar, yoksa bir sonuç elde edilemez” dedi.
Abdulmecit Baskın’ın oğlu Eren Baskın ise soL’a yaptığı değerlendirmede iddianamenin kabulünün kendileri için bir umut ışığı olduğunu söyledi. “Ne çekincemiz ne de korkumuz var” diyen Eren Baskın “Sanıklar nasıl kurtulmaya çalışacaklar, mahkemeden ne çıkacak hep birlikte göreceğiz” dedi.
