Din ve terör iki zıt kavram
Dünyanın çeşitli yerlerinde gerçekleştirilen
terör eylemlerinin her biri farklı amaçlarla, farklı gruplar tarafından organize
ediliyor. Bu eylemlerde kimi zaman komünist örgütler, kimi zaman faşizan gruplar,
kimi zaman da radikal kesimler karşımıza çıkıyor. Son olarak
Kenya’da, Pakistan'da, Nijerya’da, Rusya’da yaşanan terör saldırılarında da yine
radikal sağ gruplar karşımıza çıktı. Batı dünyasının bir
bölümü bu saldırıları sözde “İslami terör” adı altında müslümanlara mal etme gayretinde. İslam ile terörü yan yana getirerek İslam
karşıtı atmosferi, İslamofobiyi daha da yaygınlaştırmaya çalışıyor. Bir bölümü ise
bilgisizliğinden veya cahilliğinden, bu kişilerin söylemlerine kanabiliyor. Oysa
İslam hakkında bir öngörüde bulunmadan önce İslam’ın gerçek kaynağının yani Kuran’ın
incelenmesi, terör adına yapılan uygulamaların Kuran’da yeri olup olmadığına bakılması
gerekir.
Terör acımasızdır, merhametsizdir,
sadisttir; kan dökmek, yaralamak, insanların canını yakmak ister;
Terör kamu
düzenini bozarak toplum yaşantısını felç etmek ister; insanların mutluluğunu, sevincini,
huzurunu ellerinden alarak onları adeta sokağa çıkamaz duruma getirmek, sonunda
da bir korku toplumu oluşturmak ister...
İslam ahlakı ise barış, kardeşlik, özgürlük, adalet, sevgi, merhamet ve
huzur temeli üzerine kurulu bir toplum modelini amaçlar. Zulmü, zorbalığı, kan
dökmeyi yasaklar. İslam dininde suçsuz bir insanı öldürmek çok büyük bir
günahtır. Kuran’da masum bir insanı öldürmek tüm insanları öldürmekle bir
tutulur. Ahiretteki karşılığı ise ebedi cehennem azabıdır. İman eden, Allah
korkusu taşıyan, dini hakkıyla kavramış bir kişi terörist olamaz, ve bir terör olayına karışamaz.
Bu nedenle canlı bomba olup insanların içine girip kendini patlatmak, bombaları
arabalara yükleyip masum insanların üzerine sürmek, mabetleri yakıp yıkmak
Müslümanlara telif edilemez. İslam ahlakında sıcak
savaş esnasında bile çocuklar, kadınlar ve yaşlılar öldürülemez. İbadethanelere
saldırılamaz. Bunlar ne Kuran’ın ruhuyla ne de sünnetle açıklanamaz.
Gerçek Müslümanın merhamet ve sevgi dışında bir yolu yoktur, olamaz da. Müslüman terör
suçu işleyemeyeceği gibi, aksine bu suçları işleyen insanları durdurmakla,
"yeryüzündeki bozgunculuğu" önlemekle sorumludur. Yani dindar
Müslümanlık bazı art niyetli kesimlerin iddia ettikleri gibi terörün beslendiği
bir kaynak değil, aksine terörün engelleyicisi ve çözümüdür. Fakat
Müslümanların içinden terörist hiç mi çıkmaz? Elbette çıkabilir, ama böyle bir
vahşetin failleri, İslam dinine mensup olduklarını iddia etseler dahi gerçek
dindar, takva müslüman değillerdir. Kuran’ın ve sünnetin ruhunu alamamış sözde
müslümanlardır.
Teröristlerin hangi ismi taşıdığı, kimliklerinde din hanesinde ne
yazdığının hiçbir önemi yoktur. Eğer bir kişi masum insanları gözünü kırpmadan
öldürebiliyorsa, dindar değil dinsizdir. Allah'tan korkmayan, vicdanı körelmiş,
tek amacı insanlara acı çektirmek olan bir canidir. Dolayısıyla bir terör eylemine fail
ararken, kaynağın dinde, dindarlıkta değil, dinsizlikte aranması gerekir.
Somut
bir gerçektir ki, teröristler her zaman için faşist, komünist, ırkçı, materyalist düşüncedeki insanlar
arasından çıkarlar. Beslendikleri kaynağa baktığımızda ise Darwinizm ideolojisi karşımıza çıkar. Hem dünyada hem
ülkemizde Darwinizm okullarda bilimsel bir teoriymiş gibi öğretilirse, gençlere
telkin edilirse yeni teröristlerin yetişmesi elbette kaçınılmaz olur. Nitekim incelendiğinde
de ülkeleri kasıp kavuran terörist grupların hep Darwinist eğitim sisteminin
birer ürünü oldukları rahatlıkla görülür. Çünkü Darwinizmle insanların
tesadüfler sonucu oluşmuş, ataları hayvan olan, dolayısıyla Allah’a karşı
sorumlulukları bulunmayan, başıboş varlıklar oldukları telkini verilir. Hayata
ancak savaşçı ve çatışmacı bir ruhla tutunabilecekleri anlatılır. Bu ve benzeri
sapkın düşüncelerle yetişen gençler de sonunda nefret dolu, kavgacı, sadist, bencil,
şiddet eğilimli oluyorlar; terörist ideolojilerin telkin ve tuzaklarına
kolaylıkla kapılabiliyorlar, sonunda da gözünü bile kırpmadan masum insanları
katledebilecek birer zalim olarak toplum içine karışıyorlar.
Öte yandan terör sadece İslam’da değil, diğer semavi dinlerce de yasaklanan,
lanetlenen, kınanan bir vahşettir. Üç İlahi din de çatışmayı, şiddeti yasaklar;
masum insanların öldürülmesine, zulüm ve işkence görmesine karşı gelir. Yeryüzünde
barışın ve huzurun sağlanmasını hedefler. Bu
nedenle, "İslami terör", "Yahudi terörü", "Hristiyan
terörü" diye yapılan tanımlamalar da son derece yanlıştır.
Tüm peygamberler ve elçiler yaşadıkları toplumlara hep adalet, barış, huzur
getirdiler. Dönemlerinde karşılaştıkları sorunlarda hep kan dökülmeden, gönül
kırılmadan, düşmanlıkların artmasına izin ve imkan vermeden, suhuletle
çözülmesini sağladılar. Onların gelişi ümmetin üzerinden zulümlerin,
zorbalıkların kalkmasına, karanlıklardan nurlara çıkılmasına vesile oldu.
Günümüzde de devam eden terör belasından kurtulmak için öncelikli yapılması
gereken, dinsizliğin yani materyalist zihniyetin ve din adına ortaya atılan
çarpık anlayışların eğitim yoluyla ortadan kaldırılması ve Kuran ruhuna uygun
çalışma yapılmasıdır; yani insanlara Allah korkusunun, Allah sevgisinin, gerçek
Kuran ahlakının öğretilmesidir. Çünkü teröristlerin ancak batıl inancı, fikri,
felsefesi gittiğinde güçleri de gider.
Ebru
Yılmazatila
e-Mail:
ebruyilmazatila@yahoo.co.uk

