Her şey örtülü, her şey sır

Meclis’e vekillerin türbanla girmesi neyin örtüldüğü tartışmasını tetiklemişken, devlet başka alanlarda vatandaşın bilmesi gereken bilgilerin üzerini örtüyor.
Sayıştay, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu’nun 2012 yılı bütçesini, kurum Sayıştay’a belge vermediği için denetleyemedi.
Sayıştay raporunun sonunda yer alan Denetim Görüşü başlıklı bölümde durum şöyle özetlendi: “Denetim görüşü oluşturabilmek için gerekli mali rapor ve tablolar ile bilgi ve belgeler kamu idaresi yönetimi tarafından sağlanamadığı için Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu 2012 Yılı Genel Bütçesine ilişkin mali rapor ve tabloları hakkında görüş bildirilememektedir.”
‘Hemen işlem yapın’
TBMM’de bütçe görüşmeleri yaklaşıyor. Fakat vekillerin, bütçe konusunda karar verebilmeleri için incelemeleri gereken bilgiler AKP hükümeti tarafından gizleniyor.
Aralarında Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) da bulunduğu 11 sağlık meslek örgütü, Kamu Hastane Birlikleri’nin bir yılını değerlendirdi.
Dün TTB’de düzenlenen basın toplantısında Sayıştay’a gerekli bilgi ve belgeleri iletmeyen sorumlular hakkında işlem yapılması istendi.
‘Yolsuzluğa kapı açıldı’
Sağlık örgütleri, “Sağlığın piyasalaşmasında önemli bir aşama olan Sağlık Bakanlığında gerçekleşen yapısal dönüşümün bir dizi yolsuzluğa kapı açtığı görülmektedir. Bu durum kabul edilemez” açıklaması yaptı.
“Kamu Hastane Birlikleri’nin birinci yılında Sağlık Bakanlığı’nın nasıl karneler vereceğini bilmiyoruz. Ancak sağlık çalışanları da birlikleri değerlendiriyor ve onlar da kendi notlarını verecekler” denilen açıklamada, sağlık çalışanlarının değerlendirmelerine dayanan, her birlik için ayrı ayrı ve tüm birlikler için toptan hazırlanacak olan karnelerin Kasım ayı içinde kamuoyuyla paylaşılacağı bildirildi.
Akçeli usulsüzlüklerin listesi kabarık
Sağlık örgütleri, açıklamalarında usulsüzlükleri sıraladı. Genel bütçeye ve genel idari esaslarına tabi olmayan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu döner sermaye bütçesi denetim raporunda tespit edilen usulsüzlüklerden bazıları şöyle sıralandı:
1- 983 adet döner sermaye işletmesinin konsolide edilmiş mali tablolarının tam ve doğru olmadığı, mali tabloların birbirini doğrulamadığı, hesap kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı görüldü.
2- Hastanelerin bir kısmında sağlık turizmi ve turistin sağlığı hizmeti kapsamında elde edilen gelirlerin aykırı muhasebeleştirildiği görüldü.
3- Kuruma bağlı sağlık tesislerinin Kamu Haznedarlığı Genel Tebliği ve Mali Mevzuat Hükümlerine aykırı olarak; bankalarda mevduat bulundurmak karşılığında faiz haricinde menfaat temin etmek suretiyle bütçe dışı birtakım kaynaklar kullanma yolunu tercih ettiği anlaşıldı.
4- Taşıt Kanunu’na aykırı araç kiralandı, banka kaynaklarından temsil-ağırlama niteliğinde harcama yapıldı.
5- Banka kaynakları ile normalde bütçeden ödenmesi mümkün olmayan para cezaları ödendi, banka kaynakları ile yapılan alımlarda faturaların içeriği açıkça belirtilmedi, banka kanalıyla hastane hizmetleri ile ilgisi olmayan harcama yapıldı.
6- Kuruma bağlı sağlık tesislerindeki ticari alanlara ilişkin ihale işlemleri mevzuata uygun şekilde yürütülmedi, kira bedelleri ile elektrik, su ve ısınma giderlerine katılım payları tam ve zamanında tahsil edilmedi ve doğru muhasebeleştirilmedi.
7- Kuruma bağlı hastanelerde çalışan personele döner sermaye gelirlerinden dağıtılan ek ödemelerin hesaplanmasında yanlışlık yapıldı.
8- Bazı sağlık tesisleri tarafından Medikal Ulak’a (MEDULA) girişi yapılan malzemelerin alış fiyatları ve fatura edilmesi gereken tutarlar ile faturalandırdıkları tutarlar arasında önemli farklar olduğu ve sağlık tesisleri tarafından üretilen fatura tutarlarının Sağlık Uygulama Tebliği hükümlerine aykırı olarak fazla gösterildiği görüldü.
9- Kuruma bağlı döner sermeye işletmelerinin 2012 Mali Yılı denetimi kapsamında farklı illerdeki hastanelerin personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihalelerinin incelenmesinde;
a) İhale dokümanında öngörülen sürede işçi ücretlerinin ödenmemesine karşın ilgili şartname ve sözleşmede hüküm altına alınan gecikme cezalarının tahakkuk ettirilmediği;,
b) Personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihalelerinde kontrol teşkilatlarının kurulmadığı,
c) İhale dokümanında ödenmesi öngörülen yemek, yol vb. nitelikteki ödemelerin hiç ödenmediği veya eksik ödendiği ve yaklaşık maliyetin hatalı hesaplandığı saptandı.
Belge vermeyen yönetici, Diyarbakır’ı suçladı
Kamu Hastaneleri Birliği’ndeki yolsuzluklar, belgeler gizlenmesine rağmen örtülemiyor. Diyarbakır’da Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Doç. Dr. Muhammet Güzel Kurtoğlu ve 6 kişi hakkında, kuruma 3 yıllık araç ihalesi için açık ihale yapmadıkları ve hazineyi zarara uğrattıkları gerekçesiyle, idari ve adli soruşturma başlatıldı.
İhalede usulsüzlük yapıldığı gerekçesiyle oluşturulan soruşturma komisyonunda müfettişlere ifade veren Doç. Dr. Muhammed Güzel Kurtoğlu ise savunmasında Diyarbakır’ı suçladı: “Diyarbakır, Türkiye’nin hiçbir iline benzememektedir. Terörün, hırsızlığın ve mafyacılığın merkezi konumundadır. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde hırsızlık yapanların bir çoğu Diyarbakır’dan gitmedir, bu durumu Emniyet Müdürlüğü’ne sorabilirsiniz.”
Kurtoğlu, açık ihale yapmamasını, “İhaleye terör örgütüne yakın şirket girebilir, bize suikast yapılabilir” diye gerekçelendirirken, sözleşmede araçta TV ve buzdolabı bulunması şartını da sık sık ilçelere gittikleri, yolların kötü ve güvenlik sorunu olduğu gerekçesiyle koyduklarını ileri sürdü. Ancak olayın gelişimi, bunların tümünün bahane olduğunu gösteriyor. Zira ihale yapılmadan işi 626 bin liraya alan şirket, soruşturma açıldıktan sonra aldığı paranın 108 bin lirasını iade etti. Soruşturma açılmasaydı, bu para şirketin kasasına girecekti.
AOÇ’nin ABD’ye satışı devlet sırrı
Gazi Üniversitesi’ne devredilmiş olan Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisinin önce TOKİ’ye, ardından da ABD Büyükelçiliği’ne satışıyla ilgili protokolü talep eden Mimarlar Odası, “devlet sırrı” yanıtını aldı.
Mimarlar Odası Ankara Şube Genel Sekreteri Tezcan Karakuş Candan: “Hülle yolu ile devredilen arazinin protokolünü, devir koşullarını, kaç liraya devredildiğini sorduk. Bize gelen cevapta, ‘devlet sırrı’ olduğu gerekçesiyle Bilgi Edinme Kanunu’na göre bu talebi karşılayamayacaklarını ilettiler. Böyle bir devlet sırrı tanımıyoruz. Kamuoyu önünde AOÇ kaynaklı bir araziyi ABD Büyükelçiliği’ne sattığınızı gayet rahatlıkla kamuoyu ile paylaşacaksınız ama ABD Büyükelçiliği ile hangi pazarlıkla bu araziyi verdiğinizi kamuoyundan saklayacaksınız. Böyle bir devlet sırrı yok. AOÇ kamusal bir alan. Hukukçularımız bu konuda çalışıyor” dedi.
‘AOÇ halka emanet edilmişti’
Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Ali Hakkan, protokole ve AOÇ tapularının gün ışığına çıkarılması için yargı sürecine gideceklerini duyurdu. “Protokole, hukuki süreçler açısından ihtiyacımız var. Atatürk Orman Çiftliği arazisi, mektupla Türkiye Cumhuriyetine, Türkiye halkına emanet edildi. Meslek odaları ile ortak miras üzerinden dava açmaya hazırlanıyoruz. Bazı tapu kayıtlarında şerh olabilir. Tapu kayıtları şeffaf bir şekilde açıklanmalı. Atatürk mirasını devrettiğinde tapu kayıtlarında şerh var mı yok mu, bilmek istiyoruz” şeklinde konuştu.
Blogger tarafından desteklenmektedir.