Page Nav

HIDE
GRID_STYLE
FALSE

Erdal Eren ilkokuldan 8 yaşında mı mezun oldu?

İnternet sitelerinde kendisiyle ilgili fotoğrafları bulup daha sonra kullanmak üzere arşivlerken yine gördüm o fotoğrafı. Ne zaman bak...


İnternet sitelerinde kendisiyle ilgili fotoğrafları bulup daha sonra kullanmak üzere arşivlerken yine gördüm o fotoğrafı.

Ne zaman baksam, kafamdaki soru işaretini giderek büyüten o fotoğraf...

Yaşam öyküsündeki kimi tarihlerle yan yana konulamayacak, belki de birçoğumuzun, hatta hepimizin üstünden atlayıp durduğumuz, hatta hatta es geçtiğimiz eski bir fotoğraf...

Oysa, bu satırların yazarı olarak, yaşı 18'den küçüktür, asılamaz diye günlerce süren ve ülkenin pek çok yerinde, çok ağır illegalite koşulları zorlanarak devam ettirilmeye çalışılan gerçekten büyük bir kampanyanın gönüllü bir parçası olmuşken, o, "18'den küçüktür" argümanıyla sanki alay eden tek bir kare...

Fatih İlkokulu, 5-B sınıfı, 1971-1972 öğretim yılı mezunlarının vesikalık fotoğraflarını resmeden o görüntü...

25 Eylül 1964 doğumlu bir çocuk nasıl olur da 1972 yılında ilkokulu bitirir sorusunun;
berbat,
ağır,
ağdalı
ve
yüzlerimize -bana göre- bir tokat gibi çarpması gereken soğuk, buz gibi gerçekliğini her defasında, ama her defasında önümüze adeta fırlatan, bize hatırlatıp duran, bir taş kütlesi...

Ben 3 Eylül 1961 doğumluyum.
İlkokula 6 yaşıma geldiğim yıl olan 1967'de başladım ve 1971-1972 öğretim yılında da mezun oldum... Yani 11 yaşımdaydım.


Yani...

Benden 3 yıl sonra doğduğu söylenen ve kayıtlarda da öyle yazan Erdal Eren'le ilkokulu aynı yıl bitirdim.

Yukarıda yer alan fotoğraf söylüyor bunu, ben değil!

Ve yine yukarıdaki fotoğraf, "sen mezun olduğunda 11 yaşında olabilirsin ama, Erdal da 8 yaşındaydı" diyor ve ekliyor; "O ilkokula 3 yaşında başladı çünkü"...

Demese miydi yoksa...

Keşke hiç olmasa mıydı...

Ama o fotoğraf var! Ve basbayağı gerçek işte...!

Bu, "18 yaşından küçüktü ama ona rağmen astılar" lafını artık bir kenara bırakma zamanıdır diye düşünüyorum.

Çünkü gerçek bu değil! Erdal'ın gerçeği değil bu...

Onun gerçeği, altını çize çize, üstüne basa basa söylememiz gereken "Suçsuzluğu" dur!

Yıllar sonra bile olsa, ortaya çıkarılan suçsuzluğu.

O askeri Erdal değil, askerin arkadaşları vurdu!

Erdal'la ilgili, olayla ilgili, idamla ilgili tek gerçek budur!

Giresun Valiliğinin internet sitesindeki "Şehitlerimiz" listesinde bile, Erdal'ın vurduğu söylenen er Zekeriya Önge'nin fotoğrafının karşısında "Sehven" ibaresi var!

Her türlü mahkeme raporu, tutanaklar ve diğer bütün materyaller, o askerin, Erdal'ın kullandığı öne sürülen silahtan çıkan mermilerle değil, başka bir silaha ait mermilerle vurulduğunu bize, hepimize, tüm ülkeye defalarca söyleyip durdu!

Hatta Erdal'ın elinde olduğu iddia edilen silahın kullanılıp kullanılmadığı bile net değil!

Uzun sözün kısası... o askeri Erdal Eren değil, çıkan çatışma sırasında kendi arkadaşları vurdu!

Vücudundaki mermilerin ordu malı olduğu da süreç içerisinde açığa çıktı.

Bütün devrimcilerin, artık bu "18 yaşından küçüktü" söylemini bir kenara bırakması, ve Erdal Eren'le ilgili "Suçsuzluğu" üzerinden yürümeleri gerekmektedir.

Ben kendi payıma, şu andan itibaren böyle yapacağımı buradan açıklıyorum!

Doğru ve dürüstçe olan budur!

HAYRİ GÜNEL

BU YAZININ DİPNOTU: YAZIMDA YER ALAN VE ERDAL EREN'İN MEZAR TAŞINI ÇOK NET OLARAK GÖSTEREN FOTOĞRAF, 13 ARALIK 2014 GÜNÜ BİRGÜN GAZETESİ WEB SİTESİNDE YER ALAN "Ağıtların isyanında bir ses: Erdal Eren anısına bestelenen şarkılar" BAŞLIKLI HABERDE KULLANILMIŞ OLAN FOTOĞRAFTIR. FOTOĞRAFIN BELGELEDİĞİ MEZAR TAŞINDA YAZAN DOĞUM TARİHİ 1961'DİR. BU FOTOĞRAF, YUKARIDAKİ YAZIMDA YER ALAN BÜTÜN CÜMLELERİ DESTEKLEMEKTEDİR. SAYGILARIMLA (H.G)