‘Katil, polis ve talimatçısı AKP’dir’
Kürt halkının, Yüksekova (Gever) katliamına tepkisi çığ gibi büyüyor. Katliamın 3. gününde Yüksekova’da dükkanlar yine kepenk açmadı. Yurtiçi ve yurtdışında birçok bölgede yaşananlar protesto edildi. Yüksekova’dan çatışma haberleri gelirken, 4 askerin serbest bırakılmasının ardından Lice’de hava destekli askeri operasyon düzenlendiği açıklandı
6 Aralık tarihinde, Hakkari Yüksekova’da HPG gerillalarının mezarlarının tahrip edilmesini protesto eden halka polis saldırmış, özel harekat polislerinin açtığı ateş sonucunda da amca-yeğen Mehmet Reşit ve Veysel İşbilir vurularak yaşamını yitirmişti.
Bir gün sonrasında binlerce kişinin katılımıyla Yüksekova’da düzenlenen cenaze töreninde bir kez daha halka saldıran polis, Bemal Tokçu isimli vatandaşı gerçek mermiyle vurmuştu. Bilinci kapanan Bemal Tokçu Yüksekova Devlet Hastanesi’nde yaşam savaşı veriyor.
Gever katliamı sonrasında KCK yaptığı açıklamada AKP döneminde sivillere yönelik katliamların normalleştiğini belirterek mücadele çağrısı yaptı.
“Katil, polis ve talimatçısı AKP’dir”
YDG-H ise yaptığı yazılı açıklamada katliamın sorumlusu olarak polisi ve polise talimat veren AKP’yi gösterdi. YDG-H açıklamasında “Gever’de şehitliklerimize yönelik gerçekleştirilen saldırıları protesto etmek için bir araya gelen yurtsever halkımıza yönelik bir katliam gerçekleştirildi. AKP hükümeti ve katil polisi bir yandan süreç derken diğer yandan tutuklamalara ve katliamlara devam ettiler. Sürecin selameti için bugüne kadar üstümüze düşeni yaptık. Şimdi de üstümüze düşeni yapmalıyız. Bu günün görevi katliamcılardan hesap sormaktır. Hedef bellidir: katil polis ve talimatçısı AKP’dir” dedi.
HDP Eşbaşkanları Sebahat Tuncel ve Ertuğrul Kürkçü Gever katliamı sonrasında yaptıkları ortak açıklamada, “AKP’nin cesaretsizliği, ‘çözüm ve barış’ı baltalamak için fırsat kollayan üniformalı ve sivil bürokrai mensuplarıyla bazı siyasi parti temsilcilerinin oluşturduğu bozguncular ittifakına güç veriyor” cümleleri ile süreci bozmaya çalışan “odaklara” işaret edilerek katliamın siyasi sorumluluğu AKP’den çok bu “odaklara” yüklenmiş, bu da tepki çekmişti.
Öcalan: Katliam provokatörlük kokuyor
BDP-HDP heyetinin 7 Aralık’ta gerçekleştirdiği İmralı görüşmesinde, Gever katliamı ile ilgili olarak Abdullah Öcalan’ın;
“Katliam tamamen provokatörlük kokuyor; dolayısıyla içinde paralel devlet, onun parmağı var. Bu tür süreçlerde böyle oyunlar, katliamlar yaşanabilir” dediği kaydedildi.
Daha öncede BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş parti grup toplantısında “paralel devlet” tartışmalarına değinmiş ve “Hükümet ve cemaate sesleniyorum. El ele verip paralel devlet kurdunuz” açıklamasında bulunmuştu.
Hükümetin Yüksekova sessizliği
Yaşanan katliama ilişkin hükümet kanadından hala net bir açıklama yapılmadı. İçişleri Bakanı Muammer Güler’in yaptığı açıklamada hem inkar hem suçlama vardı. Güler “Yüksekova’da maalesef evvelsi gün 10 ayrı noktadan uzun menzilli silahlarla polisimize hedef gözetmeksizin ateş edildi. Bu çok enteresan bir konudur. Mezarlıkların tahrip edildiği şeklinde halk içerisinde dolaştırılan bir söylentilerle insanlar tahrik edildi. Hiçbir mezarda öyle bir tahrip söz konusu değil” sözleri ile 2 yurttaşın yaşamını polis kurşunları ile yitirdiği saldırıda polisi aklarken diğer yandan mezarlıkların tahrip edildiğini reddetti.
Erdoğan’dan katliama ilişkin ilk açıklama ise ancak Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 2 astsubay ve 2 uzman çavuşun PKK tarafından alıkonması haberleri ile birlikte geldi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan ‘zoraki’ de olsa; “Zaten bunlar sürece zarar vermek isteyenlerin yaptığı eylemler. Hakkari eylemleri yine aynı şekilde sürece zarar vermek isteyenlerin attığı adımlar, yaptığı eylemler. Bunlar da onun bir benzeridir. Fakat her halükarda tabii biz bu oyuna gelmeden sürece devam edeceğiz. Bir an önce askerlerimizi bırakmaları. Başka bir söylenecek bir söz yok” dedi.
Çözüm süreci adı altında Kürt sorununun demokratik çözümüne yönelik hiçbir adım atmayan AKP hükümeti Gever katliamı üzerine yine bildik yönteme kara propaganda, manipülasyon ve inkara sarıldı. Hükümet Yüksekova’da gerilla mezarlarının tahrip edilmesini ‘gerçek dışı’ ilan etti. Hükümet yetkilileri, Kürt yurttaşların katledilmesini, çözüm sürecini baltalayan grupların ‘eylemleri’ olarak tanımladı, olayların sorumluluğunu Kürt hareketine yükledi. 2 yurttaşın ölmesine birinin ise ağır yaralanmasına neden olan saldırılarda yer alan kolluk güçleri ve idareciler de hükümet tarafından tüm bu yaşananların dışında tutularak, korumaya alındı.
Yandaş-Şoven medya kara propagandada ağız birliği yaptı
Türkiye, Yeni Şafak, Sabah ve Akit gibi ‘yandaş’ gazeteler Yüksekova’da halka yönelik saldırıları hükümet kanadıyla paralel olarak ‘polise ateş açılması ve karşılık verilmesi’ şeklinde lanse etti. Sözcü, Aydınlık gibi gazetelerde benzer açıklamalarla Kürt hareketini hedef göstererek, şovenist tutumlarını sürdürdüler.
Dicle Haber Ajansı’nın haberine göre, Cihan Haber Ajansı’nın servis ettiği, ‘polise ateş edilme anı’ görüntülerinin eski görüntüler olduğu belirtilirken, görgü tanıkları geçen sene başka bir olayda çekilen görüntülerin yeni diye servis edildiğini belirtiyorlar.
AKP çatışma zeminini hazırlıyor
Dün (8 Aralık) Lice’de 2 astsubay, 2 uzman çavuş kaçırılmıştı. Bugün sabah saatlerinde alıkonulan askerler BDP heyetine teslim edildi. BDP Diyarbakır İl Eş Başkanı Zübeyde Zümrüt askerlerin iki yurttaşın katledilmesi ve yürütülen operasyonlara tepki olarak halk tarafından alıkonulduğu öğrendiklerini açıkladı. Askerlerin serbest bırakılmasına rağmen Lice kırsalında hava destekli askeri operasyon düzenlendi.
Son 3 gündür Kürt illeri başta olmak üzere ülkenin dört bir yanında halk, bu katliamın sorumlularına karşı sokaklara çıktı, Gever’de yaşanan katliam ve Kürt halkına yönelik devlet terörü birçok şehirde protesto edildi.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık daha önce yaptığı açıklamada, hükümetin çözüm sürecinde adım atmaması durumunda sürecin tıkanacağına ve geri çekilmenin duracağına işaret etmiş ve savaşın yeniden başlayabileceğini söylemişti. Gever’de yaşanan katliam ve Lice’de düzenlenen operasyon, Kürt hareketinin “süreç”te somut adım taleplerine ve çatışma uyarılarına kulaklarını tıkayan, kolluk güçleri aracılığıyla sivilleri katletmeye devam eden AKP hükümetinin yeni bir çatışma dönemini başlattığının göstergesi.
Sendika.Org
6 Aralık tarihinde, Hakkari Yüksekova’da HPG gerillalarının mezarlarının tahrip edilmesini protesto eden halka polis saldırmış, özel harekat polislerinin açtığı ateş sonucunda da amca-yeğen Mehmet Reşit ve Veysel İşbilir vurularak yaşamını yitirmişti.
Bir gün sonrasında binlerce kişinin katılımıyla Yüksekova’da düzenlenen cenaze töreninde bir kez daha halka saldıran polis, Bemal Tokçu isimli vatandaşı gerçek mermiyle vurmuştu. Bilinci kapanan Bemal Tokçu Yüksekova Devlet Hastanesi’nde yaşam savaşı veriyor.
Gever katliamı sonrasında KCK yaptığı açıklamada AKP döneminde sivillere yönelik katliamların normalleştiğini belirterek mücadele çağrısı yaptı.
“Katil, polis ve talimatçısı AKP’dir”
YDG-H ise yaptığı yazılı açıklamada katliamın sorumlusu olarak polisi ve polise talimat veren AKP’yi gösterdi. YDG-H açıklamasında “Gever’de şehitliklerimize yönelik gerçekleştirilen saldırıları protesto etmek için bir araya gelen yurtsever halkımıza yönelik bir katliam gerçekleştirildi. AKP hükümeti ve katil polisi bir yandan süreç derken diğer yandan tutuklamalara ve katliamlara devam ettiler. Sürecin selameti için bugüne kadar üstümüze düşeni yaptık. Şimdi de üstümüze düşeni yapmalıyız. Bu günün görevi katliamcılardan hesap sormaktır. Hedef bellidir: katil polis ve talimatçısı AKP’dir” dedi.
HDP Eşbaşkanları Sebahat Tuncel ve Ertuğrul Kürkçü Gever katliamı sonrasında yaptıkları ortak açıklamada, “AKP’nin cesaretsizliği, ‘çözüm ve barış’ı baltalamak için fırsat kollayan üniformalı ve sivil bürokrai mensuplarıyla bazı siyasi parti temsilcilerinin oluşturduğu bozguncular ittifakına güç veriyor” cümleleri ile süreci bozmaya çalışan “odaklara” işaret edilerek katliamın siyasi sorumluluğu AKP’den çok bu “odaklara” yüklenmiş, bu da tepki çekmişti.
Öcalan: Katliam provokatörlük kokuyor
BDP-HDP heyetinin 7 Aralık’ta gerçekleştirdiği İmralı görüşmesinde, Gever katliamı ile ilgili olarak Abdullah Öcalan’ın;
“Katliam tamamen provokatörlük kokuyor; dolayısıyla içinde paralel devlet, onun parmağı var. Bu tür süreçlerde böyle oyunlar, katliamlar yaşanabilir” dediği kaydedildi.
Daha öncede BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş parti grup toplantısında “paralel devlet” tartışmalarına değinmiş ve “Hükümet ve cemaate sesleniyorum. El ele verip paralel devlet kurdunuz” açıklamasında bulunmuştu.
Hükümetin Yüksekova sessizliği
Yaşanan katliama ilişkin hükümet kanadından hala net bir açıklama yapılmadı. İçişleri Bakanı Muammer Güler’in yaptığı açıklamada hem inkar hem suçlama vardı. Güler “Yüksekova’da maalesef evvelsi gün 10 ayrı noktadan uzun menzilli silahlarla polisimize hedef gözetmeksizin ateş edildi. Bu çok enteresan bir konudur. Mezarlıkların tahrip edildiği şeklinde halk içerisinde dolaştırılan bir söylentilerle insanlar tahrik edildi. Hiçbir mezarda öyle bir tahrip söz konusu değil” sözleri ile 2 yurttaşın yaşamını polis kurşunları ile yitirdiği saldırıda polisi aklarken diğer yandan mezarlıkların tahrip edildiğini reddetti.
Erdoğan’dan katliama ilişkin ilk açıklama ise ancak Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 2 astsubay ve 2 uzman çavuşun PKK tarafından alıkonması haberleri ile birlikte geldi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan ‘zoraki’ de olsa; “Zaten bunlar sürece zarar vermek isteyenlerin yaptığı eylemler. Hakkari eylemleri yine aynı şekilde sürece zarar vermek isteyenlerin attığı adımlar, yaptığı eylemler. Bunlar da onun bir benzeridir. Fakat her halükarda tabii biz bu oyuna gelmeden sürece devam edeceğiz. Bir an önce askerlerimizi bırakmaları. Başka bir söylenecek bir söz yok” dedi.
Çözüm süreci adı altında Kürt sorununun demokratik çözümüne yönelik hiçbir adım atmayan AKP hükümeti Gever katliamı üzerine yine bildik yönteme kara propaganda, manipülasyon ve inkara sarıldı. Hükümet Yüksekova’da gerilla mezarlarının tahrip edilmesini ‘gerçek dışı’ ilan etti. Hükümet yetkilileri, Kürt yurttaşların katledilmesini, çözüm sürecini baltalayan grupların ‘eylemleri’ olarak tanımladı, olayların sorumluluğunu Kürt hareketine yükledi. 2 yurttaşın ölmesine birinin ise ağır yaralanmasına neden olan saldırılarda yer alan kolluk güçleri ve idareciler de hükümet tarafından tüm bu yaşananların dışında tutularak, korumaya alındı.
Yandaş-Şoven medya kara propagandada ağız birliği yaptı
Türkiye, Yeni Şafak, Sabah ve Akit gibi ‘yandaş’ gazeteler Yüksekova’da halka yönelik saldırıları hükümet kanadıyla paralel olarak ‘polise ateş açılması ve karşılık verilmesi’ şeklinde lanse etti. Sözcü, Aydınlık gibi gazetelerde benzer açıklamalarla Kürt hareketini hedef göstererek, şovenist tutumlarını sürdürdüler.
Dicle Haber Ajansı’nın haberine göre, Cihan Haber Ajansı’nın servis ettiği, ‘polise ateş edilme anı’ görüntülerinin eski görüntüler olduğu belirtilirken, görgü tanıkları geçen sene başka bir olayda çekilen görüntülerin yeni diye servis edildiğini belirtiyorlar.
AKP çatışma zeminini hazırlıyor
Dün (8 Aralık) Lice’de 2 astsubay, 2 uzman çavuş kaçırılmıştı. Bugün sabah saatlerinde alıkonulan askerler BDP heyetine teslim edildi. BDP Diyarbakır İl Eş Başkanı Zübeyde Zümrüt askerlerin iki yurttaşın katledilmesi ve yürütülen operasyonlara tepki olarak halk tarafından alıkonulduğu öğrendiklerini açıkladı. Askerlerin serbest bırakılmasına rağmen Lice kırsalında hava destekli askeri operasyon düzenlendi.
Son 3 gündür Kürt illeri başta olmak üzere ülkenin dört bir yanında halk, bu katliamın sorumlularına karşı sokaklara çıktı, Gever’de yaşanan katliam ve Kürt halkına yönelik devlet terörü birçok şehirde protesto edildi.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık daha önce yaptığı açıklamada, hükümetin çözüm sürecinde adım atmaması durumunda sürecin tıkanacağına ve geri çekilmenin duracağına işaret etmiş ve savaşın yeniden başlayabileceğini söylemişti. Gever’de yaşanan katliam ve Lice’de düzenlenen operasyon, Kürt hareketinin “süreç”te somut adım taleplerine ve çatışma uyarılarına kulaklarını tıkayan, kolluk güçleri aracılığıyla sivilleri katletmeye devam eden AKP hükümetinin yeni bir çatışma dönemini başlattığının göstergesi.
Sendika.Org
