“Emine Hanım’ın kaseti var”
Camus “Veba” eserinde; yenilgi altında ezildiği için düşünme yetisini ve siyasi zekasını kaybeden aydınları anlatır.
Camus sanki “bizim mahalle”nin eski solcularını yazmıştı.
Bunlardan biri Oya Baydar!..
Son makalesinde şöyle diyor:
“Bugün vardığımız noktada, suçtan elini yıkamak için bu davaların Cemaat’in orduya kurduğu kumpas olduğunu yeni keşfedip (!) ilan eden AKP’nin ve kalemşörlerinin katkılarıyla; darbe planlayanları, demokrasiye müdahale teşebbüsünde bulunanları, daha da ötesi bu amaçla cinayetlere varan provokasyonlara başvuranları, gerçek Ergenekoncu-ulusalcı odakların da el birliği ile neredeyse aklama yolundayız. Yarın karşımıza mağdur kahramanlar olarak çıkarlarsa şaşmamak gerek.” (5.2.2014, T24)
Yazıyı okuyunca aklıma şu soru geldi:
“Nereden biliyorsun?”
Evet Oya Baydar; darbe planlarını ve bu amaçla cinayetlere varan provokasyonları nereden biliyorsun?
İddianameleri mi okudun?
Duruşmaları mı takip ettin?
Mahkeme tutanaklarını mı okudun?
Cezaevinde yazılan kitapları mı okudun?
Hiçbirini yapmadın.
O halde, “darbe girişimlerini ve siyasi cinayetleri” nereden biliyorsun?
Bir tek kaynağın var; bir dönem çalıştığın Taraf gazetesi!
İyi de, onlar şimdi kendi aralarında tartışıyor.
Birbirlerine “Kullanışlı aptal” diyor.
Yeni ve eski Tarafçılar; bir dönem attıkları manşetlerin ve haberlerin yalan çıkması üzerine bugün, “sen kullanıldın, hayır sen kullanıldın” diye suçu birbirinin üzerine atarken, Oya Baydar hala nasıl bu kadar emin olabiliyor?
Ergenekon davasının eski başkanı hakim Köksal Şengün “Ergenekon diye örgüt yok” diyor. Oya Baydar “hayır var” diyor!
Demek bir bildiği var. Ne biliyorsa açıklamalıdır.
Hatta tanıklık yapmalıdır. Çünkü ihtiyaç var. Nasıl mı?..
Camus sanki “bizim mahalle”nin eski solcularını yazmıştı.
Bunlardan biri Oya Baydar!..
Son makalesinde şöyle diyor:
“Bugün vardığımız noktada, suçtan elini yıkamak için bu davaların Cemaat’in orduya kurduğu kumpas olduğunu yeni keşfedip (!) ilan eden AKP’nin ve kalemşörlerinin katkılarıyla; darbe planlayanları, demokrasiye müdahale teşebbüsünde bulunanları, daha da ötesi bu amaçla cinayetlere varan provokasyonlara başvuranları, gerçek Ergenekoncu-ulusalcı odakların da el birliği ile neredeyse aklama yolundayız. Yarın karşımıza mağdur kahramanlar olarak çıkarlarsa şaşmamak gerek.” (5.2.2014, T24)
Yazıyı okuyunca aklıma şu soru geldi:
“Nereden biliyorsun?”
Evet Oya Baydar; darbe planlarını ve bu amaçla cinayetlere varan provokasyonları nereden biliyorsun?
İddianameleri mi okudun?
Duruşmaları mı takip ettin?
Mahkeme tutanaklarını mı okudun?
Cezaevinde yazılan kitapları mı okudun?
Hiçbirini yapmadın.
O halde, “darbe girişimlerini ve siyasi cinayetleri” nereden biliyorsun?
Bir tek kaynağın var; bir dönem çalıştığın Taraf gazetesi!
İyi de, onlar şimdi kendi aralarında tartışıyor.
Birbirlerine “Kullanışlı aptal” diyor.
Yeni ve eski Tarafçılar; bir dönem attıkları manşetlerin ve haberlerin yalan çıkması üzerine bugün, “sen kullanıldın, hayır sen kullanıldın” diye suçu birbirinin üzerine atarken, Oya Baydar hala nasıl bu kadar emin olabiliyor?
Ergenekon davasının eski başkanı hakim Köksal Şengün “Ergenekon diye örgüt yok” diyor. Oya Baydar “hayır var” diyor!
Demek bir bildiği var. Ne biliyorsa açıklamalıdır.
Hatta tanıklık yapmalıdır. Çünkü ihtiyaç var. Nasıl mı?..
“Emine Hanım’ın kaseti var”
Ergenekon davasında 60 gizli tanık vardı. Mahkeme 44 gizli tanığın dinlenmesine karar verdi. 31 gizli tanık dinlendi ve sonra mahkeme diğerlerini dinlememe kararı verdi.
Çünkü tanıklar, “Ergenekon” adlı bir örgütten Oya Baydar kadar emin değildi:
Gizli tanık Huzur: “Ergenekon’u basından duydum.” (celse no:257)
Gizli tanık 17: “Ergenekon’u ben ilk defa gazeteden okudum; bir de Metal Fırtına kitabından. Ergenekon’u biliyorum desem yalan olur.” (c no: 207)
Gizli tanık Akdeniz: “Bunun adı Ergenekon’dur, bunun adı başka bir şeydir bilmiyorum, ben Ergenekon’u bilmiyorum.” (c no: 181)
Gizli tanık Yavuz: “Ergenekon şudur ben anlamam öyle şeylerden.” (c no: 179)
Gizli tanık Efe: “Ergenekon mergenekon nedir bilmiyorum. O sizin takdiriniz efendim.” (c no:18)
Gizli tanık Kıskaç: “Ben Ergenekon diye bir örgüt duymadım, polis söyledi.”
(c no: 215)
Gizli tanık Selçuk: “Herhangi bir belgesi bilgisine sahip değilim efendim. Levent Ersöz’ün, Turgut Özal’ı karısı Semra Özal’a zehirlettiğini duydum.” (c no: 248)
Gizli tanık Yıldız: “Emniyet çağırmasa tanık olmazdım. Ben duyduğumu yazdırdım, polis sadece isimleri söyledi. Papa Türkiye’ye geldiğinde Bülent Arınç, Emine Erdoğan ile Ergün Poyraz’ı buluşturmuş. Emine Hanım, ‘niçin bizle uğraşıyorsun, biz sana ne yaptık demiş.’ Pardon Bülent Arınç buluşturmamış, Bülent Arınç’ta kaset varmış. Bülent Arınç’ın bildiği insanlar çekmişler, bu benim mantığım. Tayyip’i bu kasetle yıkacak.” (c no: 210)
Gizli tanık Mart: “Ertuğrul Özkök yönlendiriyor.” (c no:253)
Uzatmayayım, derdim başka… (Gazeteciler Hikmet Çiçek’in “Ergenekon Tertibinde Gizli Tanıklar” ve İlhan Taşcı’nın “Gizli Tanıdık” kitaplarını okumanızı öneririm, bol kahkaha atacaksınız. Birini yazayım: Gizli tanık Munzur’a avukat sorar, “Siz hırsızlıktan cezaevine girdiniz mi?” Yanıtı şu olur: “O benim özel hayatım!”)
Çünkü tanıklar, “Ergenekon” adlı bir örgütten Oya Baydar kadar emin değildi:
Gizli tanık Huzur: “Ergenekon’u basından duydum.” (celse no:257)
Gizli tanık 17: “Ergenekon’u ben ilk defa gazeteden okudum; bir de Metal Fırtına kitabından. Ergenekon’u biliyorum desem yalan olur.” (c no: 207)
Gizli tanık Akdeniz: “Bunun adı Ergenekon’dur, bunun adı başka bir şeydir bilmiyorum, ben Ergenekon’u bilmiyorum.” (c no: 181)
Gizli tanık Yavuz: “Ergenekon şudur ben anlamam öyle şeylerden.” (c no: 179)
Gizli tanık Efe: “Ergenekon mergenekon nedir bilmiyorum. O sizin takdiriniz efendim.” (c no:18)
Gizli tanık Kıskaç: “Ben Ergenekon diye bir örgüt duymadım, polis söyledi.”
(c no: 215)
Gizli tanık Selçuk: “Herhangi bir belgesi bilgisine sahip değilim efendim. Levent Ersöz’ün, Turgut Özal’ı karısı Semra Özal’a zehirlettiğini duydum.” (c no: 248)
Gizli tanık Yıldız: “Emniyet çağırmasa tanık olmazdım. Ben duyduğumu yazdırdım, polis sadece isimleri söyledi. Papa Türkiye’ye geldiğinde Bülent Arınç, Emine Erdoğan ile Ergün Poyraz’ı buluşturmuş. Emine Hanım, ‘niçin bizle uğraşıyorsun, biz sana ne yaptık demiş.’ Pardon Bülent Arınç buluşturmamış, Bülent Arınç’ta kaset varmış. Bülent Arınç’ın bildiği insanlar çekmişler, bu benim mantığım. Tayyip’i bu kasetle yıkacak.” (c no: 210)
Gizli tanık Mart: “Ertuğrul Özkök yönlendiriyor.” (c no:253)
Uzatmayayım, derdim başka… (Gazeteciler Hikmet Çiçek’in “Ergenekon Tertibinde Gizli Tanıklar” ve İlhan Taşcı’nın “Gizli Tanıdık” kitaplarını okumanızı öneririm, bol kahkaha atacaksınız. Birini yazayım: Gizli tanık Munzur’a avukat sorar, “Siz hırsızlıktan cezaevine girdiniz mi?” Yanıtı şu olur: “O benim özel hayatım!”)
Hurafeci Dönek
Görünen şu:
Gizli tanıkların bilmediği Ergenekon’u Oya Baydar biliyor.
Ergenekon mahkemesi 13’üncü Ağır Ceza, 6 aydır gerekçeli kararı yazamıyor.
Özel duruşma yapıp Oya Baydar’ı çağırıp dinlesinler; baksanıza ne kadar emin!
Trajikomik şaka bir yana…
Oya Baydarlar ne yazık ki bu acılı süreçte hiç iyi sınav vermedi. Büyük komplonun parçası oldular.
Tezgahı görmemelerinin sebebi var, siyasi-teorik körlük!
Obskürantizm kavramını bilir misiniz:
Karanlıkçılık, demektir.
İnsanlığın büyük yıkımlarından sonra; bilgi-gerçeklik önemini kaybeder; “inanma” ihtiyacı dışa vurur. Ve hurafeye inanır.
Bu dönemde dogmatizm, akıl dışılık her alana sirayet eder; iradesi zayıf olanlar yaşarken çürür, siyaseten ölür.
Böyle dönemlerde sadece insanın ruhundaki soyluluğu onun düşmesini önler.
Bir gün…
Silivri Cezaevi’nde avukat görüşmesinden dönerken koridorda Doğu Perinçek’e rast geldim. “Ağabey” dedim, “Beni en çok Halil Berktay’ın cahilliği şaşırtıyor. Oysa dün bilgisiyle hepimizin hayranlığını kazanmıştı. Ne oldu da bugün böylesine yüzeysel, çiğ sözler sarf ediyor?”
Doğu Perinçek gülümsedi, “dönek döndüğü an tüm bildiklerini resetler, yani bilgisini sıfırlar.”
Halil Berktay bu nedenle düşünsel kalitesini kaybedip vasatlaşmıştı.
Tıpkı Oya Baydar gibi…
Not: Çoğu kişi neden Oya Baydar’ı önemseyip yanıt verdiğimi yazıp-söyleyecektir. Lars Von Trier’in “Dogville” filminde şöyle bir konuşma vardı:
“Asıl kibirlilik; insanın
kendine göre daha bilgisiz saydığı kişilerin yanlışlarına hoşgörüyle bakması, bunları düzeltmeden anlayışla karşılamasıdır.”SONER YALÇIN-SÖZCÜ
Gizli tanıkların bilmediği Ergenekon’u Oya Baydar biliyor.
Ergenekon mahkemesi 13’üncü Ağır Ceza, 6 aydır gerekçeli kararı yazamıyor.
Özel duruşma yapıp Oya Baydar’ı çağırıp dinlesinler; baksanıza ne kadar emin!
Trajikomik şaka bir yana…
Oya Baydarlar ne yazık ki bu acılı süreçte hiç iyi sınav vermedi. Büyük komplonun parçası oldular.
Tezgahı görmemelerinin sebebi var, siyasi-teorik körlük!
Obskürantizm kavramını bilir misiniz:
Karanlıkçılık, demektir.
İnsanlığın büyük yıkımlarından sonra; bilgi-gerçeklik önemini kaybeder; “inanma” ihtiyacı dışa vurur. Ve hurafeye inanır.
Bu dönemde dogmatizm, akıl dışılık her alana sirayet eder; iradesi zayıf olanlar yaşarken çürür, siyaseten ölür.
Böyle dönemlerde sadece insanın ruhundaki soyluluğu onun düşmesini önler.
Bir gün…
Silivri Cezaevi’nde avukat görüşmesinden dönerken koridorda Doğu Perinçek’e rast geldim. “Ağabey” dedim, “Beni en çok Halil Berktay’ın cahilliği şaşırtıyor. Oysa dün bilgisiyle hepimizin hayranlığını kazanmıştı. Ne oldu da bugün böylesine yüzeysel, çiğ sözler sarf ediyor?”
Doğu Perinçek gülümsedi, “dönek döndüğü an tüm bildiklerini resetler, yani bilgisini sıfırlar.”
Halil Berktay bu nedenle düşünsel kalitesini kaybedip vasatlaşmıştı.
Tıpkı Oya Baydar gibi…
Not: Çoğu kişi neden Oya Baydar’ı önemseyip yanıt verdiğimi yazıp-söyleyecektir. Lars Von Trier’in “Dogville” filminde şöyle bir konuşma vardı:
“Asıl kibirlilik; insanın
kendine göre daha bilgisiz saydığı kişilerin yanlışlarına hoşgörüyle bakması, bunları düzeltmeden anlayışla karşılamasıdır.”SONER YALÇIN-SÖZCÜ
