Kolay olanı terk etmeyin
Birçok insanın
din hakkındaki düşünceleri çoğu zaman çevresinden edindiği kulaktan dolma
bilgilere dayanır. Ailesinin yaşlı bir ferdinden dinlediği bir menkıbe,
akrabasından veya arkadaşından duyduğu batıl bir inanç, gazetelerden,
televizyonlardan aldığı yanlış telkinler fikir dünyasına
yön verir. Böyle kişiler aldıkları telkinlerin doğruluğunu hiç araştırmadan
kabul ederler. Belki de sırf bunlardan dolayı Kuran’dan uzak dururlar.
Halbuki herkes
ilerleyen her saat, her dakika ölüme ve dolayısıyla da ahiret yaşantısına
yaklaşıyor. Unutmamak gerekir ki bugün hayatta olan herkesin hayatı bir gün bir
şekilde son bulacaktır. Bu kaçınılmaz gerçeği bir an bile unutmadan, dünyada geçirilen
vakti çok iyi değerlendirmek gerekir.
Dünyadaki vaktimizi
nasıl değerlendirmemiz gerektiğini ise Allah’ın bize rehber olarak gönderdiği Kuran’a
bakarak öğrenebiliriz. Kuran’ı okumak, içinde yazanları
öğrenmek insanın en önemli gayesi olmalıdır.
Allah Kuran’ı bizlere üzerine temiz
bir örtü örterek raflara kaldırmamız için değil, onu okumamız, içindeki
hikmetleri ve hayatımızın asıl amacını öğrenmemiz için indirmiştir. Kuran’ın Neml Suresi’nin 92. ayetinde “Ve Kuran’ı okumakla da (emrolundum)” diye bildirilir. Eğer Kuran okunmazsa ve
üzerinde düşünülmezse bilgisizlik ve cahillik sebebiyle pek çok batıl görüşün,
hurafenin etkisinde kalabilir insan.
Allah Kuran’ı okumak için herhangi bir şart da getirmemiştir.
Kuran her zaman, her yerde okunabilir. Kuran samimiyetle,
temiz bir vicdanla yaklaşan her yaştan, her kültürden insanın rahatlıkla
anlayabileceği bir kitaptır. Yüzlerce ayette Kuran’ın son derece açık ve
anlaşılır olduğu anlatılır. Bu nedenle Kuran herkesin başucu kitabı olmalıdır.
Kuran okumayan
bazı kişiler İslam dininin zorluklarla dolu olduğu yönündeki yanlış telkinlerin
etkisinde de kalabilmektedirler. Nitekim gerek günlük yaşamda gerekse medya aracılığıyla
bu yönde telkinlere rastlanmaktadır. Halbuki Allah'ın bizler için bildirdiği
din, son derece kolay ve zahmetsizdir. Hayatımızdaki tüm külfetleri,
sıkıntıları giderir. Üzerimizdeki kısıtlayıcı ve sınırlayıcı zincirleri
kaldırır. Yeryüzündeki hiçbir sistem İslam dininin insana verdiği özgürlüğü,
huzur ve mutluluğu sağlayamaz. Bizler ancak Kuran
ruhuyla hayatımızda başarıya ve güzelliklere erişebilir, en güzel hayatı yaşayabiliriz.
Tarih boyunca
gönderilmiş olan tüm hak dinler her zaman çok kolay uygulanabilir hükümlere
sahip olmuştur. Allah "… O, sizleri seçmiş ve din konusunda
size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi)..."
(Hac Suresi, 78), “Biz sana bu Kuran’ı
güçlük çekmen için indirmedik. (Ta-ha Suresi, 2-3), ”... Allah size kolaylık diler, zorluk
dilemez...” (Bakara Suresi, 185), “Allah
(ağır yükleri) sizden hafifletmek ister: (Çünkü) insan zayıf olarak
yaratılmıştır.” (Nisa Suresi, 28) diye bildirmiştir.
Bu açık
anlatımlara rağmen bağnaz zihniyete sahip bazı kişiler Allah’ın Kendi rahmetiyle
açık, anlaşılır ve kolaylıkla uygulanabilir kıldığı hükümleri zor ve içinden
çıkılamaz hale getirmeye çalışmakta, türettikleri ruhbanlıkların, hurafe ve
bidatlerin uygulanmasının takva açısından daha makbul olacağına insanları inandırmak
istemektedirler. Sonunda da gösterişe yönelik, samimiyetten uzak, Kuran dışı bir
din anlayışı ortaya çıkmaktadır.
Oysa dini
özünde olduğu gibi kolay göstermek, insanların kalplerini Kuran’a ve İslam
ahlakına ısındırmak, insanlara Kuran’ı öğretip hayatlarının tek yol göstericisi
haline getirmek herkesin sorumluluğudur. Peygamber Efendimiz (sav)’in sünneti de
bu idi. Hz. Peygamberimiz (sav) hadis-i
şeriflerinde, "Muhakkak ki din
kolaylıktır." buyurmuştur. “Kolaylaştırınız,
zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz!” demiştir. Peygamberimiz
(sav) yaşamında işlerin hep kolay olanını tercih etmiştir. Hz. Aişe; “Resûlullah iki şey arasında muhayyer
bırakıldığında, günah olmadığı sürece mutlaka en kolayını seçerdi.” demiştir.
Bağnaz mantık içerisinde
olan kişilerin türettikleri ruhbanlıklar tarih boyunca insanları dinden
uzaklaştırmış; cehennem gibi bir ortam meydana getirmiştir. Hatta Peygamberimiz (sav)’in döneminde dahi bu mantığı
taşıyanlar Peygamberimiz (sav)’in uyguladığı, dinin insan hayatına
sunduğu kolaylıkları haşa beğenmemişlerdir. Hatta Peygamberimiz (sav)’in yanından
ayrılarak bir münafık mescidi olan Dırar Mescidi’ni kurmuşlardır.
Oysa dinde esas olan zorlaştırmak değil,
kolaylaştırmak ve sevdirmektir. Takva
detaylara boğulmakta değil sadeliktedir. İslam
dininde aşırılığın ve zorluğun yeri kesinlikle yoktur. Dolayısıyla yüce dinimizin Peygamber
Efendimiz (sav)’in yukarıdaki hadisleriyle ve ayetlerde Allah’ın bildirdiği
şekilde değerlendirilmesi çok önemlidir. Sonuç olarak;
-
Kuran
ahlakının kolaylıkla, zevkle yaşanabilir olduğunu bilin,
-
Samimi
vicdanla İslam’ı yaşarken zorluk olarak karşınıza çıkan herhangi bir uygulama
olduğunda bunun Kuran’da yerinin olmadığını, bunların dine bağnazlar ya da
insanları dinden uzaklaştırmak isteyenler tarafından sonradan eklenen, hak
dinin bir parçasıymış gibi size sunulan hurafeler olduğunu bilin,
-
Kuran’ı okuyun
ve son derece kolay olan dinimizi asla terk etmeyin.
Ebru Yılmazatila

