Haziran Seçimlerine 5 Kala 5 Soru...
7 Haziran seçimlerine 5 kala 5 soru
13 yıllık AKP iktidarının önümüzdeki süreçte nasıl bir siyasal toplumsal süreç öngördüğünü düşünüyorsunuz? Yeni Türkiye’yi nasıl tarif ediyorsunuz?
2015 yılının AKP iktidarı için de, Türkiye için de önemli bir dönemeç olacağını düşünüyorum. İsterseniz, soruyu, AKP iktidarının şimdilik ve hâlâ en önemli, hatta belirleyici aktörü olan Erdoğan’ın neyi öngördüğü, ne yapmak istediği üzerinden irdeleyelim.
Erdoğan’ın önceliği bence, AKP’yi denetiminde ve iktidarda tutmaktır. İkisinin de tehlikede olduğunu en iyi o biliyor. Kimi dış ve iç odakların, kendisini sarayda pasifize ve Gül tipi bir cumhurbaşkanlığına mahkum etmek istediklerini, Erdoğancı olmayan bir AKP ile yola devam etmeyi yeğleyeceklerini, bunun kendisi için yeterince güvenli bir durum olmayacağını seziyor. İkincisi, dipten gelen, öfke ve enerji biriktirmiş yaygın toplumsal muhalefetin kendisi ve AKP iktidarı için yaratacağı tehlikeyi, düşürülme tehlikesini Gezi/Haziran isyanı deneyiminden çok iyi biliyor. Üçüncüsü, seçim dönemlerinde oyalama, seçimden sonra sırt dönme olarak özetlenecek Kürt siyasetinin, hem Ortadoğu’daki ve hem de Türkiye’deki son gelişmelerden, ama özellikle de Kürt siyasal hareketinin kararlılığı karşısında sürdürülemez olduğunu görüyor. Bu üç öngörüden üç hedef türüyor: Bir: 7 Haziran seçimlerini AKP’de ipler elindeyken başkanlık referandumuna dönüştürmek. “400 vekil” hedefi bunu anlatıyor. Akla gelebilecek her türlü araç ve yöntemle, her türlü seçim hilesiyle bu hedefi gerçekleştirmeye çalışacaklar. “Yeni Türkiye” yolunda son adımı böylece atmayı amaçlıyorlar. İki: Gerekirse iç savaşı göze alarak, ama öncelikle toplumsal muhalefeti patlama noktasına gelmeden söndürmek üzere “İsyan bastırma” yasasıyla ve emrindeki polis/yargı aygıtıyla toplum çapında bir terör estirmek. Üç: Gülen cemaati ve liberallerin yerine Kürt düşmanı ulusalcılarla ittifak kurarak laik/seküler güçleri bölmek.
Bence, ortada “Yeni Türkiye”, yeni ya da ikinci cumhuriyet diye tanımlanacak bir durum yok. Tek adam ve tek parti diktatörlüğü adım adım inşa ediliyor ve bu süreç devam ediyor. Diktatörlük 2015 dönemecinden kendi hedeflerini gerçekleştirerek çıkarsa, işte o zaman “Yeni Türkiye”nin inşası tamamlanmış olacak.
AKP iktidarının geriletilmesi ve durdurulmasının yolunun nereden geçtiğini düşünüyorsunuz? AKP diktatörlüğüne karşı geniş bir “direniş koalisyonu” nasıl oluşturulabilir?
AKP’nin gertiletilmesinin, emekçi, sol ve ilerici toplumsal muhalefet birikimlerinin, AKP’den sonrasının temel hedeflerini de içeren bir program çevresinde güçlerini birleştirmesinden, yaşamın her alanından, her yerinden itiraz ve isyanın yükseltilmesinden, meşruluğunu yitirmiş bir iktidar karşısında her tür direnişin meşru ve haklı olduğu bilincinin hakları aracısız ve izinsiz kullanarak yaygınlaştırılmasından, can güvenliği ve öz savunma önlemleri alınmasından, kısaca haklı bir mücadelenin aynı zamanda güçlü olması için gerekli her şeyin yapılmasından geçtiğini düşünüyorum.
AKP’nin hem sokakta hem de Haziran seçimlerinde sandıkta nasıl geriletilmesinin mümkün olduğunu düşünüyorsunuz?
“Sokak”ı dar anlamamak ve fetişleştirmemek, sandığı da, sol/sosyalist öznelerin bu “totaliter demokrasi” meclisinde temsiline indirgememek koşuluyla AKP iktidarının hem sokakta, hem sandıkta geriletilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Sokağı, bir önceki soruya verdiğim yanıtta özetlemeye çalıştığım gibi, aktif, doğrudan demokrasinin, doğrudan mücadelenin simgesi olarak anlıyorum. Sokak, her yerden isyanın, mücadelenin yükseltilmesinin adıdır. “Sokak”, bence, devrimci duruma doğru ilerleyen kaotik süreçte devrimci seçeneği hazırlamak için yapılan her şeydir. Düzen dışı her şeydir. Mekan, tüm ülkedir.
Daha dar anlamıyla, kapalı mekanlar ve kurumlar dışındaki alanlardaki eylemlilikler olarak aldığımız zaman da sokağı, son yıllarda çokça yaptığımız gibi, İstanbul’da İstiklal caddesi Taksim, Ankara’da Yüksel caddesi Kızılay, İzmir’de Kıbrıs Şehitleri caddesi Gündoğan meydanında ya da benzeri yerlerde sık sık, kimi zaman enerji ve güç israfının ötesine geçmeyen, devletin de tam kontrol altında tuttuğu alanlara hapsetmenin yanlış olduğunu düşünüyorum. Haziran Hareketi’nin 13 Şubat boykotu, değişik ve yaratıcı eylem biçimlerinin etkili olabileceğini gösteriyor. Toplumun bütün dokularında, gözeneklerinde, hoşnutsuzluk, öfke ve mücadele isteği birikmiş durumda. Bu birikimin 2013 Haziran’ında olduğu gibi, bulundukları yerlerde hareketlendiklerini, aynı anda binlerce ayrı noktada, binlerce yerellikte aynı amaçlar için aynı yöntemlerle, büyük bir bütünün parçaları bilinciyle mücadele eden topluluklar halinde ayağa kalktıklarını düşünelim. AKP’yi geriletecek ve düşürecek olan işte bu anlamda “sokak”tır.
Çok önemli bir nokta, “sokak” taki mücadelenin başarısı, büyük emekçi kitlelerin, kent ve kır yoksullarının bu mücadeleye kazanılmasına bağlıdır. Bunun da yolu, emekçi halk taleplerinin öne çıkarıldığı bir propaganda ve mücadele tarzından geçiyor.
CHP-Haziran-HDP ittifakının bu seçimlerdeki önemi nedir?
CHP-Haziran-HDP’nin seçim işbirliği elbette çok iyi olurdu. 2011 seçimleri öncesinde, AKP’yi geriletmek üzere CHP ile BDP’nin bir seçim bloku oluşturmalarını önermiştim. Olmadı. Öyle görünüyor ki, bu kez de olmayacak. Sevgili Alper Taş bu öneriyi ortaya attığında birçok yerden, en çok da emekçilerden destek geldiğini biliyoruz. Böyle bir seçim işbirliği, neredeyse tüm toplumsal muhalefet güçlerini sandıkta birleştirecek, yaratacağı umut ve sinerjiyle ikircimli birçok seçmeni sandığa çekecek, dolayısıyla AKP’yi sandıkta geriletecek en iyi seçenek olurdu. Öte yandan, CHP ve HDP’nin pratik siyasal tutumlarındaki önemli farklılıklar, seçmen kitlelerindeki duyarlılıklar vb. bir dizi nedenle bu önerinin gerçekleşmeyeceği daha baştan belliydi. Ne yazık ki, “biz” de CHP’yi, HDP’yi böyle bir seçenek için etkileyecek, zorlayacak güçte değiliz.
Bu koşullarda, AKP’yi seçimlerde geriletmenin etkili bir yolu olarak, HDP ile seçim işbirliği, ya da HDP’ye oy verilmesi çağrısı bana en doğru seçenek gibi görünüyor.
Haziran seçimleri sonrasında ortaya çıkacak Türkiye siyasi tablosunun ne tür bir şekil alacağını düşünüyorsunuz, olanaklar ve tehlikeleri değerlendirebilir misiniz?
Bu sorunun yanıtı, bir ölçüde seçim sonuçlarına bağlı. Diktatör, biraz önce özetlediğim hedeflerini gerçekleştirir, AKP seçimlerden güçlenmiş olarak çıkarsa olacaklar bellidir. “Yeni Türkiye”nin, İslamcı faşizan totaliter bir devlet ve toplum düzeninin artık kurulması değil, kurumlaşması yolundaki tamamlayıcı adımları atacaklar. Padişah dönemi başlayacak. Hayat ve mücadele ise devam edecek. AKP’nin Türkiye’yi eskisi gibi yönetmesi mümkün değil. Sonuç olarak, faşizm tehlikesiyle birlikte devrimci mücadele olanakları da artacak. Toplumsal muhalefet yükselmeye devam edecek.
Bana göre, daha güçlü olasılık HDP’nin barajı geçmesi ve AKP’nin sandık zaferleri döneminin sona ermesidir. Bu ise, AKP cephesinde çatlak ve giderek çözülme demektir. Buradaki tehlike, AKP’den kurtulma güçlü isteğinin, toplumsal muhalefet saflarında, AKP’den sonraki emperyalist ve sermayeci senaryolar konusunda kayıtsızlık ve körlük yaratmasıdır.
Bu olasılıktaki olanakların ise burada sayılamayacak kadar çok olduğunu düşünüyorum. Yine de, birçok şey, AKP’nin uğurlanışında kimin, hangi güçlerin, emekçi halk hareketinin mi, iç ve dış sermaye güçlerinin mi ağır basacağına bağlı görünüyor.
Buradan bakıldığında, sorunuzu, “seçim sonuçların esas belirleyici değil” diye yanıtlayabilirim. Çünkü, hiçbir seçim sonucu, önümüzdeki dönemi “olağan”, “istikrarlı” ve “barışçıl” kılacak gibi görünmüyor.
Bizim, asıl, seçim sonuçları nasıl olursa olsun, devrimci olanaklara yoğunlaşmamız gerekiyor. Önerdiğim seçim tutumunun esas gerekçesi de devrimci olanakları artıracak en uygun seçenek olmasıdır.
Bu sabah, Türk Silahlı Kuvvetleri “Şah Fırat” operasyonuyla Suriye topraklarına girdi. Tek başına bu olay bile, AKP iktidarının Türkiye’yi Ortadoğu savaşına ve iç savaşa sürüklemeyi bir “seçenek” olarak elde tuttuğunu gösteriyor.
Kaotik dönemlerin, yol açacağı insani yıkım ve dehşetle birlikte devrimci doğumlara da ebelik ettiği bilgisiyle zor döneme hazırlıklı girmek gerekiyor.
HALUK YURTSEVER-TOPLUMSOL.ORG-22 Şubat 2015
.jpg)