GÜN ZİLELİ'DEN MEKTUP VAR: "1+1+1=1"
AKP diktatörlüğünün karşısında yer alan üç temel örgüt,
HDP, CHP ve BHH, gerek genel olarak özgürlükler, gerekse bununla yakından
bağlantılı olan Kürt sorunundaki program, öneri ve duruşlarını açıkladılar.
Elbette, HDP milletvekilleri tarafından Dolmabahçe’de okunan 10 maddelik
bildirge tam bir program sayılamaz. Bu daha çok, hükümetle yapılacak barış
görüşmelerinin bir çerçeve programı gibidir ama yine de bu partinin programı
hakkında bir fikir vermektedir. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Kürt sorunuyla
ilgili 19 maddelik “çözüm önerileri”nde ise, “Kürt” sözcüğünün bir kez bile
geçmemesi, bizleri ne kadar güldürmüş olursa olsun, CHP açısından acıklı bir
durumdur. BHH’nin merakla beklenen, seçimlere ilişkin tutumuna gelince, bu
açıklama da hiçbir somut öneri içermemesiyle, CHP’nin Kürt sorununda gösterdiği
mahareti bir anlamda tekrarlamaktadır. Dolmabahçe’de okunan 10 maddeyi
incelediğimizde de, soyut demokrasi sözcüğünün bol bol kullanılması (tam 8
kere) dışında pek bir şey bulamadığımızı burada belirtelim.
![]() |
| GÜN ZİLELİ |
Aşağıya her üç örgütlenmenin açıklamalarını alıyorum.
Bundan sonra da, “sineğin kanadından yağ çıkarma” yöntemiyle bu üç program ya
da açıklamanın bazı madde ve cümlelerini aktarıp, kendimden de bir şeyler
ekleyerek, eldeki malzemenin elverdiği ölçüde net bir program ortaya çıkarmaya
çalışacağım. Anlayacağınız, 3 örgütün programının toplamından, zor zoruna 1
program çıkmaktadır.
***
Kılıçdaroğlu Kürt sorunu ve demokratikleşme konusundaki
çözüm önerilerini şöyle sıraladı:
1. Yüzde 10 seçim
barajını kaldıralım.Yüzde 10 seçim barajı
oy hırsızlığıdır. Bu 12 Eylül’ün eseridir. Terör de PKK da 12 Eylül’ün eseridir.
2. Milletin
vekillerini liderler değil, millet seçsin.
3. Düşünceyi
ifade ve inanç özgürlüğünü güvence altına alalım.
4. Toplantı,
gösteri ve örgütlenme özgürlüğü bir haktır, güçlendirelim.
5. Din ve vicdan
özgürlüğü tartışılamaz. İnançlar arası farklılık gözetilemez. Bunu
gerçekleştirelim.
6. Demokrasi ve
insan haklarının önündeki engelleri temizleyelim.
7. Basın hürdür
sansür edilemez. İletişim özgürlüğü esastır. Bunu sağlayalım.
8. Tutuklu
siyasetçi, bilim adamı, gazeteci ve öğrenci ayıbına son verelim.
9. Özel yetkili
mahkemeleri kaldıralım.
10. Özel yetkili
mahkemelerin 2005 yılından bu yana verdikleri kararlar için yeniden yargılama
yolunu açalım.
11. Milletin
iradesi hapsedilemez. Meclis, milletvekillerinin tutukluluğuna son verecek yolu
açmalıdır.
12. Faili
meçhuller, yargısız infazlar cezasız bırakılamaz. Zaman aşımı engellenmelidir
13. Gizli tanık
ve yasadışı dinlemelerle yargılama olmaz, adalet dağıtılmaz. Türkiye bu
yanlıştan kurtulmalıdır.
14. Uludere’nin
hesabı verilmelidir.
15. Diyarbakır’a
cezaevi değil, Diyarbakır cezaevi demokrasi müzesi yapılmalıdır.
16. Mayınlı
araziler temizlenip, topraksız köylüye verilmelidir.
17. Nevruz resmi
bayram ilan edilmelidir
18. Üretim ve
yaratıcılık eşitlikçi ve demokratik bir anlayışla desteklenmelidir.
19. Toplumsal
yaşamın bütün alanlarında tüm yurttaşlara fırsat ve olanak eşitliği
sağlanmalıdır.
***
AKP ve HDP’nin ortak açıklamayla duyurduğu 10 madde
şöyle:
1. Demokratik
siyaset; tanımı ve içeriği
2. Demokratik
çözümün ulusal ve yerel boyutlarının tanımlanması
3. Özgür
vatandaşlığın yasal ve demokratik güvenceleri
4. Demokratik
siyasetin devlet ve toplumla ilişkisi ve bunun kurumsallaşmasına dönük
başlıklar
5. Çözüm
sürecinin sosyo-ekonomik boyutları
6. Çözüm
sürecinin yol açacağı yeni güvenlik yapısı
7. Kadın, kültür
ve ekolojik sorunların yasal çözümleri ve güvenceleri
8. Kimlik
kavramı, tanımı ve tanınmasına dönük çoğulcu demokratik ve eşit mekanizmaların
güvenceleri
9. Demokratik
cumhuriyet, ortak vatan ve milletin demokratik ölçütlerle tanımlanması, çoğulcu
demokratik sistem içerisinde yasal ve anayasal güvencelere kavuşturulması
10. Bütün bu
demokratik hamle ve dönüşümleri içselleştirmeyi hedefleyen yeni bir anayasa
***
Birleşik Haziran Hareketi tarafından yapılan açıklama
şöyle:
Ülkenin dört bir yanında kurulan yerel meclislerimiz
15-28 Şubat 2015 tarihleri arasında yaptığı “seçim gündemli” forumlarda ortaya
çıkan görüşleri Genel Yürütme Kurulumuza iletmiş; bu görüşler ışığında toplanan Kurulumuz,
Birleşik Haziran Hareketi’nin 7 Haziran 2015 Seçimleri’ne yönelik tutumuna
ilişkin aşağıdaki açıklamayı kamuoyuna duyurma kararı almıştır.
Türkiye derin bir siyasal kriz yaşıyor; şiddetli bir
ekonomik krizin patlaması an meselesi. Bu krizin sorumlusu, on üç yıldır talan
ve yolsuzluklarını gericilik ve otoriterlikle iç içe geçirerek iktidarını
sürdüren, bunu halka ağır bedeller ödeterek yapan AKP’dir.
Eğer AKP iktidarı, bütün tutarsızlık ve zaaflarına karşın
bugüne kadar hala durdurulamamışsa bunun gerisinde başta Parlamento’da
konumlanan muhalefet partileri olmak üzere, muhalefetin etkin, kararlı ve
birleşik bir mücadele yürütememesi vardır.
Seçime giderken, bu tarihsel başarısızlığın AKP karşıtı
her kesim açısından esaslı bir değerlendirmesinin yapılması gerekir. Önümüzdeki
seçim AKP iktidarını geriletecekse, Gezi’ye katılan çok farklı kesimlerden
gelen milyonların ifade ettiği sorun ve taleplere bakılması gerekmektedir.
Milyonların mesajı açıktır: AKP’yi durdurmak
neoliberal-piyasacılık karşısında halkçı/kamucu ekonomik politikaları,
gericilik karşısında özgürlükçü ve laik yaşamı, otoriterlik ve faşizm
karşısında demokrasi, açıklık ve halk iradesini, emperyalizme karşı
bağımsızlığı, mezhepçilik ve milliyetçiliğe karşı Kürt ve Alevi yurttaşların
eşitliğini savunan bir siyasal hattın kurulmasını gerektirmektedir.
Birleşik Haziran Hareketi olarak bütün gücümüzü bu hattın
kurulmasına adadık. AKP’yle mücadelenin altını çiziyor, sol ve toplumcu
güçlerin kendi aralarında ve halkla diyaloğuna inanıyor; Türkiye’nin önündeki
devasa sorunların, Kürt sorunundan demokrasiye, ekonomik krizden dış
politikaya, ancak sol ve emek temelli değerlerin damgasını vurduğu bir iktidar
tarafından çözülebileceğini biliyoruz.
Başta seçim barajı olmak üzere, seçim sandığı üzerine
düşen gölgeler halk iradesinin sandıkta ifade bulmasını imkânsız hale
getirmiştir. İktidarın işleyiş ve karar alma iradesinin parlamento dışında
şekillendiği her geçen gün biraz daha açık hale gelmektedir. Bu nedenle seçime
yönelik mücadelenin AKP iktidarını durdurmanın tek yolu olmadığını bir kez daha
vurgulama ihtiyacı duyuyoruz. Bununla birlikte, seçimlerin AKP’ye karşı verilen
mücadelenin bir parçası olduğunu da görüyor, önemsiyoruz.
Birleşik Haziran Hareketi’nin Seçimlere yönelik, başta
CHP ve HDP olmak üzere, hiç bir kesimle parlamentoda temsiliyet kaygısı üzerinden
bir müzakeresi söz konusu değildir. Birleşik Haziran Hareketi’nin kendi
dışındaki sol kesim ve partilerle ilişkilerindeki temel duyarlılığı Gezi
milyonlarının sorun, talep ve beklentileridir.
Birleşik Haziran Hareketi, seçim süreci ve sonrasında bu konumunu
korumak konusunda kararlıdır. Ancak bu bağımsız duruşun bir gereği olarak,
altını çizdiğimiz toplumsal talepleri inandırıcı biçimde sahiplenen güçlerle
seçim sürecinde dayanışma içinde olacağımızı da kamuoyu ile paylaşıyoruz.
Çağrımız nihai olarak emekçi halkımızadır. Türkiye’yi
yeniden inşa edecek kurucu bir iradeye ihtiyaç vardır. Bu görev önümüzdeki
seçimin ötesindedir. Seçim bu sürecin bir parçasıdır. Bizler, Birleşik Haziran
Hareketi olarak, bu görevi önümüze koyduk. Dün laik eğitim için sokaklara
çıkıp, gericiliğe karşı mücadele ateşini yaktık. Bugün gündemimizde İç Güvenlik
Yasası, faşist düzenin en önemli yapı
taşı olan Başkanlık sistemi var. Bu düzenlemelere karşı mücadeleyi 7 Haziran’a
bırakmadan, yaşamın her alanında yükselteceğiz.
Haziran Meclisleri bu mücadelelerin örgütleneceği ana
odaklar olarak, sadece faşizm ve gericiliğin durdurulmasının değil, içi
boşaltılmış temsili demokrasinin yerine gerçek halk egemenliğini kurmanın da
ana nüveleri olacaktır.
İçine itildiğimiz karanlıktan rahatsızlık duyan geniş
halk kesimlerini, seçim ve ötesine geçen bir mücadeleyi birlikte vermek için,
Haziran Meclislerimize davet ediyoruz.
***
Üç örgütün açıklamalarından hareketle ve onlardan
alıntılarla benim önerdiğim program da şöyle:
Önümüzdeki seçim AKP iktidarını geriletecekse, Gezi’ye
katılan çok farklı kesimlerden gelen milyonların ifade ettiği sorun ve
taleplere bakılması gerekmektedir. (BHH)
Yüzde 10 seçim barajını kaldıralım. Yüzde 10 seçim
barajı oy hırsızlığıdır. Bu 12 Eylül’ün
eseridir. (CHP)
Kürt meselesi, kimlik kavramı, tanımı ve tanınmasına
dönük çoğulcu demokratik ve eşit mekanizmaların güvenceleri sağlan(HDP)arak
çözülmelidir.
AKP’yle mücadelenin altını çiziyor, sol ve toplumcu
güçlerin kendi aralarında ve halkla diyaloğuna inanıyor (BHH) ve buradan
hareketle;
Gerek Kürt sorununun çözümü ve gerçek bir barışın
sağlanması, gerekse özgürlüklerin savunulması ve geliştirilmesi için, AKP
diktatörlüğüne karşı, hem seçimlerde hem de seçim sonrasında HDP-CHP-BHH bloku
öneriyoruz. Bu blok, aynı zamanda Alevi-Kürt-sol kesimler temel olmak üzere,
özgürlükten yana olan tüm halk kitlelerinin özlem ve taleplerinin bir ifadesi
olacaktır.
Gün Zileli - 6 Mart 2015 - www.gunzileli.com - gunzileli@hotmail.com
.jpg)
