İğrenç bir yazı - Hayko Bağdat
Sevgili okuyucularım, satırlarıma sizlerden özür dileyerek
başlamak istiyorum. Çünkü birazdan iğrenç bir konuyu mevzu bahis edeceğim.
Konumuz Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek.
Medyayı takip edenleriniz bendenizin Melih Gökçek’in
şikayeti üzerine açılan hem ceza hem tazminat davasını kaybettiğimi bilecektir.
Melih Gökçek’in özellikle seçim dönemlerinde attığı bazı
tweetlere gıcık olup kendisine verdiğim cevaplar münasebetiyle toplamda 6 bin
TL’lik oldum.
Yüce Türk Adaleti bana, ‘Terbiyesiz herif, böylesi güzel bir
adama nasıl olur da hakaret edersin. Öde parayı da aklın başına gelsin’
anlamına gelen bir ders vererek haddimi bildirdi.
Karar yüzüme okunduğu anda yaptığım eşekliği anlayarak
utançtan kıpkırmızı kesildim. Günlerdir iç dünyamda yaptığım muhasebenin haddi
hesabı yok. Durmadan olayı başa sarıp nerede hata yaptığımı düşünüp duruyorum.
Sanırım her şey Gökçek’in “Doğu’da Kürt geçinip aslında
kökeni ateist Ermeni olanlar var” demesiyle başladı.
Gerçi Gezi eylemleri sırasında, “Bu Gezicileri,
arkalarındaki güçleri tanıyın” yazıp İstiklal Caddesi’nde Roma askeri
kostümleriyle, üç-beş liraya yoldan geçenlerle fotoğraf çektiren gariban bir
emekçinin fotoğraflarını paylaşarak, “Gezicilerin arkasında Rumlar ve Ermeniler
var” dediğinde de hafiften kıllanmıştım.
Fakat sükunetimi kaybetmemeye çalıştım. Koskoca Başkan
memlekette kalmış 50 bin Ermeni’nin çoluğunun çocuğunun hayatını riske edecek
bir iğrençlik yapıyor olamazdı neticede.
Sonra, medya dünyasının adı gibi yüzakı olan Beyaz TV
ekranlarında rastladım Başkan’a. Hemen bir paket çekirdek alıp başkentimizi
teslim ettiğimiz yılların siyasetçisini dinlemeye koyuldum. Benim iki kuruşluk
aklımla zan altında bıraktığım, ırkçılık denilen iğrençliği yaptığından
şüphelendiğim Başkan kafamdaki bütün soru işaretlerini silecek diye bekledim.
Aaa, bir de ne göreyim? Başkan yine çok iğrenç konuşmasın
mı?
“HDP listesinde 100 Ermeni milletvekili adayı var.
Parlamentoya girecek olurlarsa ilk işleri Avrupa Parlamentosu’na gidip
Ermenistan’ın özgürlüğünün verilmesi isteyecekler. Bunların önümüzdeki 4 sene
içindeki planları budur….Güneydoğu’daki bütün Kürtleri kaçırmak için baskı
yapacaklar, öldürecekler, dövecekler, tehdit edecekler böylece Doğu ve
Güneydoğu’yu boşaltıp Ermenilere kalmasını sağlayacaklar. Yapacakları plan
bu….Kobane olaylarında 6-7 Ekimde Kuran, Kuran kursu, cami yaktılar. Hiç Kürt,
Müslüman cami yakar mı? Ateist, Zerdüşt, Marksist olan Ermeniler yakar. Bunlar
Kurana, camiye düşmanlar…Seçimden sonra Ermeni PKK’yı tarihe gömeceğiz…” dedi
herif…
Ulan kesin ben yanlış anladım demeye kalmadan üstüne,
“Avrupa ve Ermenistan’dan 150-200 arası Ermeni İstanbul’a miting için geldi.
İnşallah bunların sayıları çıkarılır ve bu millete isim isim zikredilir.
Bunların bu mitingde ne işleri var? Çünkü bunlar bu mitingi Ermenistan’ın
kurtuluş mitingi olarak görüyorlar. Bizi izleyen Kürt kardeşlerim bu mitinge
gitmeyin. Çünkü bu Kürt mitingi değil, Ermeni mitingi…” dedi bir de!
Önce, memlekette Büyük Ermenistan kurmak için bir faliyet
var ve bana haber vermemişler diye köpürdüm kızgınlıktan.
Biraz sakinleşince mantıklı düşünmeye başladım ve ‘Böyle bir
faliyet yoktur yahu. Uyduruyor bu’ diye rahatladım.
Olayların üstünden daha çok az zaman geçmişti ki bizimki
“ALMAN YEŞİLLER PARTİSİ MV’NE MERAKIMDAN SORUYORUM…LÜTFEN CEVAP VER CEM
ÖZDEMİR…SENİN KÖKENİN ERMENİ Mİ?” diye bir twit daha attı.
İşte burada benim kayış attı ve bir insana söylenebilecek en
ağır küfrü sarfettim Başkan’a: “Sensin ulan Ermeni!”
Bununla da yetinmeyip ‘melihgokcekermeniymiş’ diye bir TAG
açarak binlerce insanı kendi suçuma ortak ettim.
Son olarak da “Melih Gökçek iğrenç bir adam” yazarak aklımca
ırkçılığı deşifre etmeye çalıştım. Neticede ırkçılık iğrenç bir eylemdi ve bunu
yapana da ‘iğrenç adam’ demek siyasal bilincimin dışavurumunda kaçınılmaz bir
eylemlilikti.
Başkan cart diye yapıştırdı şikayet dilekçesini. Acayip
onuru zedelenmiş benim yüzümden. Tane tane, şeye anlatır gibi sıraladı
gerekçelerini.
Biraz uzun ama okuyun ki benim ne kadar kötü bir insan
olduğumu daha iyi anlayabilesiniz.
-Davalı yazar olması sebebiyle #melihgokcekermeniymis
hashtagi şüphesiz ki çok fazla insana ulaşmıştır. Müvekkilimin elde ettiği
siyasi zaferlerin ve Ankara’nın büyük değişim ve gelişimine hazımsızlığını
yaşayanlar maalesef ki müvekkilime sürekli olarak farklı platformlar
aracılığıyla saldırı girişiminde bulunulmaktadır.
-Davalı müvekkilime yönelik olarak ‘iğrenç bir adam’
söyleminde bulunmuştur. Böyle bir ifadenin kabul edilmezliği açıktır. Kendisine
duyulan saygı ve sevgi Ankara’yı aşan müvekkilim, artık tüm Türkiye tarafından
kabul görmüş bir belediye başkanıdır. Hatta yurt dışında tanınan, çeşitli ülke
şehirleriyle kardeş belediyecilik protokolü yapılmış bir büyükşehir belediyesine başkanlık
etmektedir.
-Halk tarafından bu kadar sevilen sayılan birine yönelik
olarak tiksinti veren anlamında kullanılan bir kelime müvekkilimin kişilik
haklarının ağır şekilde ihlali olduğu gibi müvekkilime oy veren, destekleyen,
seven, sayan herkese karşı yapılmış büyük bir saygısızlıktır.
– Davalının “Başkenti resmen Ermeniye vermişler. Yazıklar
olsun” paylaşımı da bu durumu doğrulamaktadır. Hem müvekkilime hem de
Ankaralılara hakaret niteliğinde olan bu paylaşıma çok yakında Ankaralıların en
iyi şekilde cevabı yine sandıkta vereceğine inanıyoruz.
-Davalı Hayko Bağdat tarafından sarf edilen sözler
neticesinde müvekkilime yapmış olduğu hakaret
ve iftira nedeniyle tarafımızdan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç
duyurusunda bulunulmuştur. Dava konusu yapılan sözler tamamen hakaret ve iftira
etmeye yönelik fiillerdir ve müvekkilim şahsında, kişilik haklarının
zedelenmesinden ötürü zarara sebebiyet vermiştir. Müvekkilimin onur ve şerefine
saldırmak ve şeref saygınlığı üzerinde (özellikle siyasetçi kimliği göz önüne
alındığında) kuşku doğmasına ve kamuoyu nezdinde yanlış bir izlenimin
uyanmasına neden olmuştur.
-Davalı tarafından müvekkilime şahsi ve siyasi husumet
beslenmektedir. Bu nedenle müvekkilime hakaret edilmiş ‘Çamur at izi kalsın’
mantığı ile iftira atılarak müvekkilime karşı toplum içinde küçük düşürücü
sözler sarf edilmiş ve müvekkilimin
kişilik hakları zedelenmiştir.
Gördünüz?
Allah benim belamı versin e mi?
‘İğrenç’ meselesi o kadar sorun olmamış. Ama ‘Ermeni’ demem
tüm Ankara halkına edilen ağır bir hakaretmiş. Adamın kişilik haklarını
zedelemişim. Hakkında Ermeni olabileceğine dair kuşku duyulmasına yol açmışım.
Onurunu kırmışım.
Mahkemeye boynum bükük çıktım elbette.
Hakim soru sorunca tüm suçlu insanlar gibi topu taca atmaya
çabaladım. “Ama hakim bey bu adam önüne gelene Ermeni diyor. Ermeniliği bir
şeytanlık, bir hainlik,bir fenalık gibi lanse ediyor. Bu ırkçılıktır. Ben ironi
yaparak tam da bu durumu tarif etmeye…” derken hakim tok sesiyle beni susturup
haykırırcasına gürledi: “Meseleyi başka yerlere çekmeyin kardeşim.”
Hakim numaramı yememişti. Neticede halı saha maçında bana
sert girdiği için Başkan’a bu anlamsız hakaretleri etmiştim ben.
İlk celsede 72 gün hapisi kilitledi hakim bana.
Sonrasında, tazminat davasında da ‘Ankara’da hakimler var’
diye slogan atabileceğimiz bir mağlubiyet yaşadım.
Avukatlarıma “Ben derdimi anlatamadım. Ona yine Ermeni ve
iğrenç diyeceğim bir yazı yazayım da bir daha şansımı deneyeyim” dediysem de
avukatlar “Dur şu Erdoğan ile olan davaların biraz yol alsın da adın küfürbaza
çıkmasın. Seni biz bile kurtaramayız yoksa” diye ağzımın payını verdi.
Bu benim kurtarılmış halim diye düşünüyor olmalılar.
Başkan, davaları kazanınca bir nebze olsun ferahladı. Hemen
bilgisayar ekranının karşısına geçti ve beni yerin dibine sokacak bir twit
attı: “HAYKO BAĞDAT DAN İKİNCİ DAVAYI DA KAZANDIM…BÖYLE BİRİNİN PARASIDA
YENMEZ… NE YAPSAM… FİKRİ OLAN VAR MI?”
Haklıydı, gavurun parası yenmezdi normalde. Ama ben yine
rahat duramadım.
Önce “Ulan ilk önce Türkçe yazmayı öğren be Ermeni” diye bir
cevap yazdım ama sonra cüzdanımdaki paranın miktarını hatırlayıp hemen sildim.
Sonra kuzenim almış telefonu çaktırmadan. “Bir ayakkabı
kutusuna koy. Partinin önüne bırak. Mutlaka biri alır” diye yazmış.
Kuzenim, tam da barışma noktasına geldiğim canım Başkanımla
yeniden aramı bozmuş olabilir diye çok korkuyorum.
Ama iş işten geçti artık.
Artık tek tesellim ödeyeceğim tazminatın bir Ermeni’ye
gidiyor olması.
İğrenç de olsa Ermeni olsun, isterse çamurdan olsun yani. HAYKO BAĞDAT
