O polis serbest kaldı, dosyaya gizlilik kararı konuldu!
Yılmaz Öztürk'ün son sözleri ''Abi ne yaptınız. Ben işten
geliyordum'' olmuştu
İstanbul Küçükarmutlu’da, Yılmaz Öztürk adlı gencin polis
merkezine bomba attığı iddiasıyla öldürülmesine ilişkin üç tanığın ifadesi
alındı. Öztürk’ün vurulduğu anı gören H.K., “Polis ateş etmeden önce dur
ihtarında bulunmadı. Peşinden koşsalar yakalayabilirlerdi. Çünkü Yılmaz sakin
bir şekilde yürüyordu” dedi. M.U. da Öztürk’ün vurulduktan sonra, “Abi ne
yaptınız, ben işten geliyordum” dediğini anlattı. Bu arada, şüpheli polisin
ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldığı ve dosyada gizlilik kararı konduğu
ortaya çıktı.
İfadesi alınan baba Öztürk, “Gizlilik getirmişler. Vuran
adam ortada aslında. Bu adamın bir ön önce yakalanıp tutuklanmasını ve cezasını
çekmesini istiyoruz” dedi. Avukat Cemal Yücel de kasten öldürme suçunun
olduğunu ve şüpheli polisin derhal tutuklanması gerektiğini söyledi.
‘Abi neden yaptınız’ dedi
İstanbul Cumhuruyet Başsavcılığı, üç tanığın ifadesini 3
Mart’ta aldı. Öztürk’ün vurulduğu an kız arkadaşıyla konuşmak için bahçeye
çıktığını anlatan M.U. bir el silah sesi duyduğunu belirtti. Silah sesinden
önce patlama sesi gelmediğini vurgulayan Öztürk, olay anını şöyle anlattı:
“Silah sesinden sonra aramızda 3-4 metre mesafede bulunan
bir şahıs düştü, ‘ah’ diye bağırdı. Yanına vardığımda üç polis geldi. Polisler
önce yerde yüzü koyun yatan kişinin numara yaptığını düşündüler ve dürterek
‘Kalk lan, bayılma numarası yapma’ dediler. Genç zorlukla ve kısık sesle ‘Abi
ne yaptınız, ben işten geliyordum’ dedi. Polisler inanmayarak şahsın tişörtünü
kaldırdıklarında mermi deliği olduğunu gördüler ve ‘Aha biz bunu vurmuşuz’
dediler. Ben polise ‘Abi adam işten geliyormuş, niye vurdunuz’ dedim. Bana ‘Sen
ne biliyorsun ki, karakolu bombaladılar. Onu vurmasam, o bizi vuracaktı’ dedi.
Ben de ‘Bu şahıs işten geliyormuş. Üzerinde hiçbir şey yok. Sizi nasıl
vuracaktı, niye vurdunuz’ dedim.”
Tanık M.U., Öztürk’ün vurulduğu nokta ile karakol arasında
700-800 metre ve dört beş sokak bulunduğunu anlattı. Ambulansın da yaklaşık
yarım saat sonra geldiğini kaydeden M.U., bu sırada polislerin bir sağlık
memurunun yönlendirmesi üzerine Öztürk’ün ayağının altına tuğla koyarak,
beklediklerini belirtti.
‘Dur ihtarı yapmadılar’
H.K. ise evinin önünde sigara içtiği sırada yanından
Öztürk’ün sakin bir şekilde geçtiğini ve otobüs durağına doğru yürüdüğünü
belirterek, şöyle dedi: “15-20 metre ilerlemişti ki başka sokaktan sivil
polisler geldi. Birinin elinde gaz fişeği tüfeği, diğer ikisinde tabancaları
vardı. 15 metre mesafe varken polislerden biri iki el ateş etti. Yanındaki
polislere ‘Vurdum abi’ dedi. Yılmaz’ın yüz üstü düştüğünü gördüm. Ne yapacağımı
şaşırdım, tereddüt ettim. ‘Ne oldu’ diyerek polislerin yanına gittim. Polisler
‘Numara yapıyor’ gibi aralarında konuştular. Daha sonra bir polis kontrol
ettiğinde, sırtından vurulduğunu söyledi. Ambulans aramamızdan yaklaşık yarım
saat sonra geldi. Yılmaz yaklaşık yarım saat yerde kaldı. Polis memuru ateş
etmeden önce dur ihtarında bulunmadı. Peşinden koşsalar yakalayabilirlerdi.
Çünkü Yılmaz sakin bir şekilde yürüyordu” dedi.
Ö.A. da o akşam vurulmadan önce Yılmaz ile buluştuklarını ve
bir süre oturup bira içtiklerini anlattı. Taksiye binip Hisarüstü’ne gittiklerini
vurgulayan Ö.A., saat 22 sularında mahalleye döndüklerini kaydetti. Ertesi gün
kız arkadaşlarıyla buluşmak üzere sözleşip ayrıldıklarını belirten Ö.A.,
“Yılmaz’ın vurulduğu sokakta ayrıldık. Ayrılmamızdan üç dakika sonra iki el
silah sesi duydum. Ses sokaktan geliyordu ancak umursamadım. Asker eğlencesi
olabileceği düşündüm. İki dakika sonra bir çocuğa rastladım. ‘Abi polis
yukarıda birini vurdu, buraya doğru geliyorlar, burada durma’ dedi. Şaşırdım,
aklıma Yılmaz gelmedi. Merak ettiğim için olay yerine gittim. Yerde yatana
iyice baktığımda Yılmaz’a benzettim ve ağlamaya başladım” dedi.
‘Gizlilik kaldırılsın, derhal tutuklansın’
Radikal'den İsmail Saymaz'ın haberine göre, baba Hüseyin
Öztürk’ün ifadesi bugün alındı. Öztürk, “Oğlumun hiçbir terör örgütüyle
bağlantısı yoktu. Karakola bombalı saldırı yapması söz konusu değildir. Böyle
bir eğilimi olsa bilirdim. Bu zamana kadar polislik hiçbir olayı olmamıştır”
dedi. Baba Öztürk, “Oğlumun öldürülmesinin sebebi, Küçükarmutlu’da oturuyor
olmamız, mahallenin yüzde 90’ının Alevi olması ve mahallenin rant projeleri
kapsamında görülmesidir. Bu nedenle Dilek Doğan’ı evde, benim oğlumu sokakta
vurdular” dedi. Gizlilik kararının kaldırılmasını isteyen Öztürk, “Vuran adam
ortada aslında. Bu adamın bir ön önce yakalanıp tutuklanmasını ve cezasını
çekmesini istiyoruz” dedi.
Avukat Cemal Yücel, savcılıktan edindiği bilgilere göre,
karakolu gören MOBESE kayıtlarının ulaştığını ve bu görüntülerde Öztürk’ün
saldırı yaptığına dair bir sonuca ulaşılmadığını anlattı. Yücel, “Öyle bir şey
olsaydı bugün bize söylenirdi. Dosyada sadece Öztürk’ün vurulduğu yeri gören
kamera kayıtları kaldı. O sokakla ilgili görüntülerin araştırması devam ediyor.
Şu ana kadar bize hiçbir şekilde ‘Bu çocuk bu işe karışmış, bombalamış ve silah
kullanmış’ denilmedi. Adli Emanet’e teslim edilen evraklar arasında, ne bir
tabanca, ne bir mühimmat var. Sadece çocuğun giysileri ve telefonu bulunuyor”
dedi. Yücel, ortada kasten öldürme suçunun olduğunu ve şüpheli polisin derhal
tutuklanması gerektiğini söyledi.
