"Manzara-i umumiye iç açıcı değil, ana akım medya 'HDP'yi literatürden çıkardı"
"Buradaki mesele rejim değişikliği değil, doğrudur bu, ona
hiç itiraz etmiyorum ama bütün yetkilerin merkeze taşındığı bir Türkiye'de
demokrasiden koparsınız. Ne kadar demokratik olmak istiyorsanız yetkileri
taşraya taşımak durumundasınız. Bu nedenle, getirilen anlayışı doğru
bulmuyorum, daha çok, Halk Partili arkadaşlarımız da ısrarla ve ısrarla şunu
söylediler: Parlamentonun güçlü olması…"
TBMM Genel Kurulu’nda anayasa değişiklik görüşmelerinde
gurubu adına söz alan HDP İstanbul Milletvekili Celal Doğan, Türkiye’nin
anayasa süreçlerini hatırlatarak “Bugünkü siyasi ortamı asla yaşamadık biz”
dedi.
“Manzara-i umumiye maalesef iç açıcı değildir” diyen Doğan,
ana akım medyada HDP’nin adının geçmesinin yasaklandığını ve ambargo
uygulandığını söyledi. “HDP ve HDP milletvekilinin adını telaffuz etmek tamamen
literatürden çıkarılmıştır” diyen Doğan, “bu durumu ana akım medyanın
patronlarının bizzat kendilerinden yüz yüze sorup aldığı cevaplar olduğunu”
anlattı.
Doğan, “Biz, gökte
uçak, melek de olsaydık, Türkiye'de çıkan ak kaşık oyunu da oynasaydık bize
yapılacak muamele buydu çünkü bu, bir projeydi. Ne yapılması gerekirdi?
Halkların Demokratik Partisinin 8 Haziranda aldığı 13,8 oyun bir tek şekilde
düşürülme ihtimali vardı; o da terörle eş değer göstermektir” dedi.
Doğan’ın genel kurul konuşması şöyle:
HDP GRUBU ADINA CELAL DOĞAN (İstanbul) –Bakınız, Türkiye'nin
siyasi tarihinde anayasaları yapmak konusunda biz çok geri kalmış bir Türkiye
Cumhuriyeti devleti değiliz. 1808'de başlayan Senedi İttifak'la, 1870
Anayasası'yla, 1961 Anayasası'yla, 1982 Anayasası'yla, sonradan siyasi
yasakların kaldırılması, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi ve
Anayasa'nın referanduma sunulması gibi çok konularda tecrübesi olan bir
devletiz, daha doğrusu bir rejimimiz var. İki tanesi hariç yani iki askerî
rejimin anayasalarının tartışıldığı ortam hariç, diğerlerinde, bahsedilen
bugünkü siyasi ortamı asla yaşamadık biz. Nedir? Bugünkü yaşadığımız siyasi
ortama baktığımızda, manzarai umumiye maalesef iç açıcı değildir. Nedir
manzarai umumiye?
Kendi partim adına söylüyorum: Merkez medyada adımızın
geçmesi yasaklanmıştır, ambargo uygulanmaktadır yani "HDP" demek ve
HDP milletvekilinin adını telaffuz etmek tamamen literatürden çıkarılmıştır.
Bunu laf olsun diye söylemiyorum; o, ana akım medyanın patronlarının bizzat
kendilerinden yüz yüze sorup aldığım cevaptır, "Maalesef zamanın ruhu
bu." demişlerdir, o yetmemiştir, bütün program yapımcılarına verilen
talimat budur.
HDP'nin katkısı… "Beni ana akım medyadan çıkarın."
diye bir çabası var mı? Bunların hepsi bahanedir. Sebebi de şu: Biz, gökte
uçak, melek de olsaydık, Türkiye'de çıkan ak kaşık oyunu da oynasaydık bize
yapılacak muamele buydu çünkü bu, bir projeydi. Ne yapılması gerekirdi?
Halkların Demokratik Partisinin 8 Haziranda aldığı 13,8 oyun bir tek şekilde
düşürülme ihtimali vardı; o da terörle eş değer göstermektir.
Şimdi, açıkça söylüyorum: Türkiye'de terör nereden gelirse
gelsin, adı sanı ne olursa olsun Türkiye'ye vereceği zarar ancak ekonomiktir,
canımızı yakmaktır. Ancak şunu bilmesi gerekir terör örgütlerinin, bu Türkiye
Cumhuriyeti'nin ordusunun uçaklarına mağlup olmayabilirsiniz, tanklarına mağlup
olmayabilirsiniz ama Türkiye'yi yenme gücünün olmadığını açıkça göreceksiniz.
Türkiye'nin gücü bu askerî güç değildir. Bu Kurtuluş Savaşı'nı buradaki,
Türkiye'deki halklar birlikte inşa ettiler, birlikte yan yana koyun koyuna
Çanakkale'de yattılar, Kıbrıs'ta birlikte öldüler, Alevi'siyle, Sünni'siyle.
Yani farklı inançtaki insanlarla etnik farklılıktan olan insanları kavga
ettirmeye gücünüz yetmeyecektir, bu nedenle de emelinize varamayacaksınız.
Bütün çabalarınıza rağmen, siyasi liderlerin bütün yanlış çabalarına rağmen,
yani toplumda etnik ve dinsel anlayış üzerinden siyaset yapan çabalarına rağmen
bu ülkenin insanları bir gövdedir, bir bütündür, asla ve kata bunları bölmeye
yetmeyecektir. Sebebi de şu:
Bakın, aylardır, yıllardır bu çileyi çekiyoruz. Buna rağmen,
ülkedeki halkların sağduyusuyla, yekleri diğerine en ufak bir el uzatmamıştır.
Bu nedenle Halkların Demokratik Partisi olarak da bizim yaptığımız durum şu olacaktır:
Halkların Demokratik Partisinin 2 eş genel başkanı içeride, 11 milletvekili
içeride, belediye başkanlarının tümünü görevden aldınız ve bu arkadaşlarımız
bugün burada olup parlamenter faaliyete katılması gerekirken maalesef bu
arkadaşlarımızı Anayasa'ya aykırı olarak… Geçmişte milletvekillerinin hapisten
çıkması için canhıraşça mücadele eden Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhuriyet
Halk Partisi maalesef kanun önünde eşitliğin söz konusu olduğu bu meselede bir
tek laf etmek durumunda çaba sarf etmemişlerdir. Buradan içim acıyarak
söylüyorum şu cümleyi, söylemek asla siyasi literatürümde yoktu: "Acaba
bunlar Kürt müdür?" diye bu işe böyle bakılıyor. Eğer Kürt'se gerisi
teferruat mıdır? Bu nedenle yüce Parlamentoya düşen görevler vardır. Eğer bu
Parlamentoda hepimiz eşit haklara sahipsek… O arkadaşlarımız hükümlüyken
tahliye edildiler, tahliyeleri sağlandı, saygı gösterdi bu Parlamentonun
çabasına ve siyasi partilerin faaliyetine ama bugün bizim arkadaşlarımız
hükümlü bile değiller, beytülmale dokunmuş tek kuruş haram boğazlarından
geçmemiş. Nedir? Kürsü konuşmalarıdır. PKK konusunda büyük iddialarda
bulundunuz, partinin Genel Başkanı Selahattin Demirtaş öyle asil bir adamdır ki
dün açık beyanı, ifadesi vardı "Ben PKK'lı olmadım, PKK'lı da olmayacağım."
diye ama ille oraya itiyorsunuz yani 6 milyon oy almış bu koca siyasi partinin
insanlarını demokratik mücadele sahalarından silmek için ne gerekirse yapılmaya
çalışılıyor. HDP Türkiye için bir şanstır, demokratik bir yönetim için bir
şanstır; bu şansı mutlaka doğru kullandırma konusunda elinizden geleni
yapacağınıza inanıyorum.
Başkanım, benim on beş dakikam doluyor mu, on dakika mı
oldu?
BAŞKAN - Bu on beş dakika efendim, son kırk saniyeniz.
CELAL DOĞAN (Devamla) - Beş dakikayı kullandırdınız mı?
BAŞKAN - Kullandınız maalesef.
CELAL DOĞAN (Devamla) - Peki.
İki dakika ben de istiyorum müsaade ederseniz.
Buradan iki tane cümle söylemek istiyorum: Dün Sayın
Baykal'ı dinledim, doğru tahlil yaptı ama dediğim gibi, zamanın darlığı bir
tahlil yapmaya da müsaade etmiyor. Buradaki mesele rejim değişikliği değil,
doğrudur bu, ona hiç itiraz etmiyorum ama bütün yetkilerin merkeze taşındığı
bir Türkiye'de demokrasiden koparsınız. Ne kadar demokratik olmak istiyorsanız
yetkileri taşraya taşımak durumundasınız. Bu nedenle, getirilen anlayışı doğru
bulmuyorum, daha çok, Halk Partili arkadaşlarımız da ısrarla ve ısrarla şunu
söylediler: Parlamentonun güçlü olması…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
CELAL DOĞAN (Devamla) - Biz her ikisine de farklı bakıyoruz,
Parlamentonun güçlü olması da yeterli değildir, Anadolu'daki yerel yönetimlerin
güçlü olması demokrasinin güçlenmesinin en büyük etkilerinden birisi olacaktır.
(HÜLYA KARABAĞLI – T24)
