"İnsanlar izlerken tuvaletimi yapmak zorunda kaldım. Ben hasta değilim, baskı altındayım"
"Örgüt talimatı ile eylem diyorlar ya, 254 gündür açlık
grevi yapıyorum. 254 gün değil talimatla, zorlamayla bir gün aç kalmam. İnsan
bedenini böyle bir şey için eritmez"
Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde
Kararnameler (KHK) ile işlerinden atıldıktan sonra, "İşimi geri
istiyorum" talebiyle 254 gün önce açlık grevine başlayan akademisyen
Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça'nın "örgüt üyeliği"
suçlamasıyla yargılandıkları davanın dördüncü duruşması Sincan Cezaevi Kampüsü
içerisindeki duruşma salonunda görüldü. Mahkemeye SEGBİS yöntemiyle katılan
Gülmen, tutukluluğunun 178. gününde ilk kez mahkemede söz aldı. Gülmen
"Kendi savunma yeteneğim ve direncim boyun eğmez! AKP iktidarı beni
işimden atamaz! Ben ondan hesap soruyorum. Sadece işimi geri istiyorum"
dedi.
Nuriye Gülmen,
"Örgüt talimatı ile eylem diyorlar ya, 254 gündür açlık grevi yapıyorum.
254 gün değil talimatla, zorlamayla bir gün aç kalmam. İnsan bedenini böyle bir
şey için eritmez" ifadelerini kullandı.
Savunmaların ardından esas hakkındaki mütalaasını açıklayan
savcı, Acun Karadağ’ın “örgüt üyeliği” ve “propaganda” suçlarından delil
yetersizliğinden beraatını talep etti. Semih Özakça’nın da “örgütün hiyerarşik
yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek”
(TCK 220/7) suçundan cezalandırmasını diğer suçlamalardan beraatını istedi.
Savcı, Nuriye Gülmen'in ise TCK 314/2 maddesi gereğince “silahlı örgüt üyeliği”
suçundan 5 yıldan 10 yıla kadar hapise ile cezalandırılmasını istedi.
Mahkeme duruşmanın ardından açıkladığı ara kararında Nuriye
Gülmen'in tutukluluk halinin devamına karar verdi. Acun Karadağ’ın her hafta
cumartesi günü 09:00-17:00 arasında imza atmak şeklinde adli kontrolüne, Semih
Özakça’nın adli kontrol talebinin reddine karar verildi. Davanın 5. duruşması
27 Kasım'da Sincan Cezaevi Kampüsü'nde görülecek.
Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Sincan Cezaevi
Yerleşkesindeki salonunda görülen duruşmaya, haklarında terör örgütü üyesi
oldukları gerekçesiyle dava açılan, bir önceki celsede tahliye edilen Semih
Özakça, tekerlekli sandalye ile getirildi. Tutuklu Nuriye Gülmen ise duruşmaya
tedavi gördüğü hastaneden SEGBİS aracılığıyla bağlandı.
Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, tedaviyi kabul etmediği için
hiçbir müdahalede bulunmadıklarını, şuur kapanması durumunda müdahale
edeceklerini söylediği Gülmen, duruşmada SEGBİS yöntemi ile ifade verdi. Nuriye
Gülmen daha önce görülen üç duruşmada da mahkeme salonuna getirilmediği için
ifade verememişti.
"Hepinizi sevgiyle selamlıyorum"
Açlık grevinin 254'üncü gününde olan tutuklu Nuriye Gülmen,
ilk kez SEGBİS'le bilgi verdiği mahkemede, “Terör demagojilerine inanmayıp
bizim için bir şeyler yapan herkese teşekkür ediyorum” dedi.
Elini göğsün üzerinde tutarak konuşan Gülmen, sık sık
yutkunarak, kendisine destek olanları isim isim saydı ve teşekkür etti. Gülmen,
ifadesinde, “Yüksel direnişine, kendisini yalnız bırakmayan herkesi en içten
duygularımla selamlıyorum. İnsanlar açlığımızı paylaştılar. Esra Özakça, Mehmet
Güvel, Feridun Osmanağaoğlu ve İsmail Erdoğan, açlığımızı paylaştılar. Onları
sevgiyle selamlıyorum. Yüksel direnişçilerini, Acun hocayı, Veli abiyi,
Nazife’yi, Mehmet’i, Sultan’ı ve artık tanımadığım gazetelerden gördüğüm
Yüksel’i sahiplenen direnişçilere ayrıca selamlarımı gönderiyorum. Yanımızda
olan halkımıza yürekten teşekkür ediyorum. Terör demagojilerine inanmayıp bizim
için bir şeyler yapan herkese teşekkür ediyorum. Milletvekillerine ve
avukatlarımıza. En başından beri mahkemeye keyfi olarak getirilmedim. Mahkemelere
katılmak istediğim halde" diye konuştu.
Gülmen, bu sırada konuşmasına sık sık ara vermek zorunda
kaldı. Kardeşi ve refakatçisi Beyza Gülmen, sık sık su verdi.
"Aylarca tecrit altındaydım"
Gülmen, konuşmasına şöyle devam etti: "Numune
Hastanesi’nde çok sağlıksız koşullar altında kalıyorum. Odada sürekli bir ışık
yanıyor. Açlık grevindeki bir insan olmasam bile bu ışık altında uyuyamam. Ben
aylarca tecrit altındayım. Fotoğrafçı bile fotoğrafımızı çekmiyor. Çok kapsamlı
bir savunma hazırladım. Ancak önce Nuriye Gülmen kimdir, neden açlık grevine
başladı bunu anlatmak istiyorum. Yemek yemek içgüdüsel bir davranıştır. Kimse
kimseye talimatla istediğine 1 gün dahi aç kalın diyemez! 254 gündür aç kaldım.
Ben Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde araştırma
görevlisiyim. Öğretim üyelerinin angarya işlerini kabul etmedim. Mesai saatleri
dışında katıldığım eylemlerden dolayı soruşturma geçirdim. Ali İsmail
Korkmaz’ın duruşmalarına katıldığım için soruşturma geçirdim. Sendikamın
çağrılarına katıldığım için soruşturma geçirdim. 38 gün boyunca Ali İsmail
uyanacak diye bekleyen Emel Anne’nin gözyaşlarına şahidim. Ben her fırsatta o
uyanacak diye oraya gittim.
Bitirdiğim tezimi bitirmedim diye haksız şekilde açığa
alındım. Oysa ben onca emekle bitirdim. Ben hakkımı arayan bir insanım.
Haksızlığa uğrayanların yanında olan bir insanım. Soruşturma geçirdiğim halde
acısı olanı paylaşan insanım. Ben 9 Kasım’da o eyleme başladım. Savunma
yeteneğim ve direncim boyun eğmez. AKP iktidarı beni işimden atamaz. Ben ondan
hesap soruyorum. Sadece işimi geri istiyorum."
Gülmen, yaklaşık 55 dakika sonra konuşmasına yeniden ara
vermek zorunda kaldı. Duruşmaya 10 dakika ara verildi.
Duruşma salonu bodrum katında bulunduğundan dolayı Gülmen'in
ifadesi sırasında sık sık SEGBİS bağlantısında sorun yaşandı.
Açlık grevinin 254'üncü gününde olan tutuklu akademisyen
Nuriye Gülmen ve ev hapsinde bulunan öğretmen Semih Özakça'nın yargılandığı
davanın 4'üncü duruşması Sincan Cezaevi Kampüsü duruşma salonunda verilen
aranın ardından devam etti.
SEGBİS üzeri duruşmaya katılan Gülmen'in görüntüsü salondaki
katılımcılar tarafından alkışlarla karşılandı. Yorgun görülen Gülmen, devam
ettiği konuşmasında şunları dile getirdi: "Türkiye’de 6 yıl önce Şeker Ana
adında bir nine açlık grevine başlamıştı. Kadın ailede saygı gören birisi ama
gelini saygı göstermiyor. Bu sebeple açlık grevine başlıyor. Hastaneye
kaldırılıyor. Şeker Ana açlık grevinden dolayı ölüyor. Saldırılar halka karşı
ne kadar yoğun olursa, siz de o kadar açlık grevi göreceksiniz. Bizim açlık
grevimiz dünya çapında görüldü. Faşizmin arttığı oranda halk açlık grevi
yapmaya devam edecektir. Suskunluk ve korku dönemi olmuşmuş. Tabii ancak bir
yerden sonra canlarına tak diyecek ve iktidarın korkusu budur.”
"Savunma yapmıyor"
Bu sırada söz alan Gülmen'in avukatı Ömer Faruk Eminağaoğlu,
“Müvekkilim savunma yapmıyor, beyanlarda bulunuyor. Tutanağa savunma olarak
geçmesin. Nuriye mahkemeye gelmedikçe savunma yapmayacak. Şu an sadece neden
eyleme başladığını nasıl yaptığını anlatıyor" diye kaydetti.
"Ben hasta değilim, baskı altındayım"
Gülmen, ardından şöyle devam etti:
"Gülsüm Elvan’ın kolunun kırılması, Antalya’da adımızın
geçtiği pankart açan öğrencilerin tutuklanması, halkın sahiplenmesinin önüne
geçmeyi amaçlamaktadır. İçişleri Bakanlığı’nın özel bir saldırısı oldu. Adımıza
kitapçık çıkardı. Vasat bir İngilizce ile 'akşam 9’da eve gidip yiyorlar' dedi.
Twitter paylaşımlarımızı sordular, soracak soruları bile yoktu. Neden
tutuklandığını bilmiyorum. Sorulan sorulara hayır diyorum. Sorulacak soruları
kalmadı. Dosyaları birleştirip aniden tutuklandık. Sincan Hapishanesi’nde
kaldım. Orası bir tecrit hapishanesi, çok ağır koşullar altında kaldım. Açlık
grevime uygun olmayan tecrit ortamında bulundum. Sonra Numune Hastanesi yoğun
bakım ünitesine getirildim. Ancak ben hapishaneye dönmek istiyorum diye dilekçe
verdim. Çünkü hapishanede devrimci dayanışma vardı. Numune Hastanesi’nde hayati
tehlikesi vardır, refakatçisiz kalamaz raporuna rağmen 18 gün refakatçisiz
kaldım. Kendi ihtiyaçlarımı karşılayacak durumda olmama rağmen.
Sincan Cezaevi'nde tecritte bile olsam tekerlekli
sandalyeyle hava alma şansım vardı, güneşi görme şansım vardı. Ağırlaştırılmış
müebbet almış mahkumların ağır tecrit koşulları vardır ama onlar bile
havalandırmaya çıkabiliyorlar, ya ben!
Hastaneye getirilmeye itiraz etmemin en önemli nedeni, beni
hasta olarak görmeleri. Ben tedavi olmak istemiyorum. Ben direnişçiyim. Ne için
hastanede kalıyorum?
Bir gece hapishane müdürü geldi 'seni hastaneye götüreceğiz'
dedi. Zorla çarşaflardan tutarak, hastanede üçüncü derece yoğun bakım ünitesine
götürdüler. Zorla müdahaleye zemin hazırladılar. 24 saat perdemi aralayıp rapor
verdiler birilerine. Bir gün jandarma gelip 'sen yürüyebiliyorsun seni yatağa
bağlayalım' dedi kabul etmedim. Çok gergin bir ortam sürekli baskı altındayım."
"İnsanlar izlerken tuvaletimi yapmak zorunda
kaldım"
Tutulduğu hastane koşullarını aktarmaya devam eden Gülmen,
"İçeride tuvaletimi yapmak, insanlar izlerken onur kırıcıydı... Yoğun
bakımda kalmak istemedim. Bana 'sürekli tetkiklerini yaptır, seni mahkûm hasta
koğuşuna alalım' dediler. Ben 'bunu kendi istediğimle yapıyorum sizleri hekim
olarak görmüyorum' dedim. Burada 24 saat ışık yanıyor, güneş yok, havalandırma
yok. Uyumam dinlenmem lazım ama ışık altında onlarca gün uyumaya
çalışıyorum" dedi.
Gülmen'in konuşması sırasında SEGBİS sık sık ses kesildi.
Gülmen, konuşmasını şöyle tamamladı: "Hapishanede açık görüş yapma hakkım
var. Burada demir parmaklıkların ardında ailem ile gardiyanların karar verdiği
kadarıyla görüşebiliyorum. 15 dakika belki. Avukatlarım ile avukat görüşünü
koridorda diğer tutsakların gardiyanların yanında yapmak zorunda kalıyorum. Dışarıda
iken bizimle birlikte olan bizimle ilgilenen hekimlerimiz vardı. Onlara
kendimizi anlatabilmiştik, hasta doktor güven ilişkisini onlarla kurmuştuk.
AİHM karar verdi, kendi doktorlarının görmesine izin verin diye. Ben dilekçe
verdim, doktorlarım dilekçe verdi. Ama AİHM kararına ve onca dilekçeye rağmen
beni hala kendi doktorlarım ile görüştürmediler. Faşizm eninde sonunda yenilir.
Hitlerle savaşan milyonlar vardı. Ona karşı milyonlar savaştı. Halka zulmeden
tüm iktidarlar yıkılır.
Benim kaçma şüphem yok, şuradan iki adım tuvalete
gidebiliyorum sadece. Ne diyerek beni hala burada tutacaksınız. Semih'i
basından takip ettiğim kadarıyla tahliye sonrasında çok daha iyi görünüyor.
Çünkü sevdiklerinin yanındadır. Tarih direnenleri, bizi yazacak. Ancak sizi de
yazacak. Kimse ölmek istemez, biz ölmek için açlık grevi yapmıyoruz. Ancak
karşımızda bizi ısrarla öldürmek isteyenler var. Bu olmak zorunda değil. Beni
tahliye etmenizi istiyorum. Onca saldırıya rağmen orada hala benim savunmamı
yapan avukatlarıma sevgi ve selamlarımı iletiyorum. Sayıları önemli değil ben
onların çok olduğunu biliyorum."
Savunma krizi
Gülmen, annesi, babası ve kız kardeşi Beyza Gülmen'e
sevgilerini ileterek konuşmasının bitirdi. Gülmen, savunma yapmadığı
savunmasının mahkemede vereceğini ifade etti.
Mahkeme başkanı Gülmen'e soru yöneltmeye başladığı sırada
Avukat Ömer Faruk Ağaoğlu itiraz etti. "Savunma yapmayan birine soru
soramazsınız" diyen Ağaoğlu, "Bu bir savunma değildir, müvekkilim
savunma yapmamaktadır. Vermiş olduğu beyanlar savunma dışındadır. Müvekkilim
savunmasını mahkeme huzurunda verecektir" dedi.
Gülmen ise "Savunmamı mahkemede yapacağım" diye
tekrarladı. Mahkeme Başkanı tartışmanın ardından duruşmaya ara verdi.
Savcı mütalaasını açıkladı
Aranın ardından Gülmen beyanlarını tamamladı ve savcı
mütalaasının hazır olduğunu söyledi.
Esas hakkındaki mütalaasında savcı, Acun Karadağ’ın “örgüt
üyeliği” ve “propaganda” suçlarından delil yetersizliğinden beraatını talep
etti.
Semih Özakça’nın da “örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla
birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” (TCK 220/7) suçundan
cezalandırmasını diğer suçlamalardan beraatını istedi.
Savcı, Nuriye Gülmen'in ise TCK 314/2 maddesi gereğince
“silahlı örgüt üyeliği” suçundan 5 yıldan 10 yıla kadar hapise ile
cezalandırılmasını istedi.
Savcının mütalasını açıklamasının ardından Gülmen, Özakça ve
Karadağ söz aldı.
Semih Özakça "Avukatlarımın bulunduğu beyanlarını kabul
ediyorum. Birazdan avukatlarım beyanda bulunacak. Hakkımızda bulunabilmiş bir
suç unsuru yok. İktidar tüm kurumları ile bir çaba içinde bizi örgüt üyesi
yapma derdinde. Ben açlık grevimi işim için yapıyorum. Günlerdir söyledim ben
ekmeğim için açlık grevimi yapıyorum. Ne yapayım? Sesimi duymadınız. İşimize
geri döndüğümüzde açlık grevimizi bitireceğiz! Burada örgütün faydası var!
Burada talimatla müteaala veriliyor. Eyleminiz siyasi diyorlar. Siyasi değil
ekmek eylemi" diyerek mütalaaya tepki gösterdi.
"Sadece ben değil 3’müzün beraatini talep
ediyorum"
Acun Karadağ ise "Sadece ben değil 3’müzün beraatini
talep ediyorum. Ben açlık grevi yapmadığım için tutuklanmadım. İktidarın savcı
üzerinde baskısı var. Nuriye Gülmen dünyada saygı duyduğum en büyük kadınsın.
Mutlaka biz kazanacağız. Dik durmaya devam et Nuriye. Yüksel direnişini
yargılanamaz" diye konuştu.
Gülmen: Savunma yapmadım
Nuriye Gülmen ise mütalaanın ardından şöyle konuştu:
"Savunma yapmadım. Şahsıma yönelik saldırılara cevap
vermek için savunmayı mahkemeye vermek istiyorum! Mahkemeye gelmek istiyorum.
Söyleyeceğim şeyler var. İlk duruşmadan bu yana savcı tanıkları güvenilir
bulmuş, bizi dinlemek istemiyor. Öfkeleniyorum, mahkeme huzurunda savunma
yapmak istiyorum. Avukatlarımla sağlıklı görüş yapamadım. Tahliyemi talep
ediyorum. Söyleyecek çok şeyim var."
Ara karar açıklandı
Mahkemenin ara kararı açıklandı. Nuriye Gülmen’in tutukluluk
halinin devamına karar verildi.
Öte yandan Semih Özakça'nın adli kontrol talibinin reddine,
Acun Karadağ'ın her hafta Cumartesi günü 09.00 ile 17.00 arasında imza atmak
şeklinde adli kontrolüne karar verildi. Bir sonraki duruşma 27 Kasım'a
ertelendi.
Duruşma Bodrum Katında
Sabah erken saatlerden itibaren davayı takip etmek isteyenler
Sincan Cezaevi Kampüsü önünde toplandı. Saat 10.00 itibariyle salona girişler
başladı. Duruşma salonuna 40 kişiden fazla katılımcının alınmayacağı söylendi.
19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşma salonu Cezaevi Kampüsü
içerisindeki bodrum kata verildi. Katılımcılar duruşmanın bodrum kata verilmesi
nedeniyle telefon bağlantılarında sorun yaşadıklarını ve internet erişiminin
olmadığını ifade etti.
Açlık grevindeki eğitimcilerin yargılandığı davada, tutuksuz
Semih Özakça izleyicilerin alkışları eşliğinde salona geldi
