"AKP Mavi Marmara'yı kaybettiği gün Filistin ve Kudüs davasını da bıraktı"
"AKP Mavi Marmara'yı kaybettiği gün Filistin ve Kudüs
davasını da bıraktı"...
Ortadoğu uzmanı Faik Bulut "AKP Mavi Marmara gemisi
davasını kaybettiği gün Filistin ve Kudüs davasını daha ileriye götürmekten
vazgeçti” dedi
ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti
olarak tanıyarak Büyükelçilik binasını buraya taşımak istemesi üç din için
kutsal olan kenti bir kez daha gündeme taşıdı. Ortadoğu uzmanı Faik Bulut,
“Belki de İngiltere gibi kimi ülkeler, Trump’ın izinden giderek elçiliklerini
Kudüs’e taşıyabilir. Arap- İslam dünyasındaki rahatsızlık, fiiliyata
dökülmeyecek, deyim yerindeyse lafta veya diplomasi kulislerinde sıkışıp
kalacaktır” dedi
BirGün'den Meltem Yılmaz'ın haberine göre 1967 Arap-İsrail
savaşının sonrasında İsrail’in 1947’de Arap devletine tahsis edilen toprakları
zapt ettiğini hatırlatan Bulut, sözlerini şöyle sürdürdü: “Böylece Filistin
topraklarının tümü İsrail işgali altına girdi. 1970 Mart ayında Cidde’de
gerçekleştirilen Birinci İslam Dışişleri Bakanları Konferansı’nda Genel
Sekreterliğin oluşturulmasına ve Sekretaryanın, Kudüs’ün kurtarılmasına kadar,
Cidde’de faaliyet göstermesine karar verilmişti. İsrail, bununla yetinmedi.
Kudüs’ün tümüyle Yahudileştirilmesine ağırlık verdi. Bağlı olarak Müslümanların
“ikinci kıblesi” sayılan Mescid-ül Aksa’nın altında arkeolojik kazılar yaptı ve
tüneller açtı. Musevi efsanesine göre Süleyman’ın Tapınağı, Mescid-ül Aksa’nın
inşa edildiği mekânın altındaymış. Maksat, tapınağı bulmaktan çok; bu kutsal
yöreyi Arap-İslam simgesi olmaktan çıkarıp bir çeşit Siyonist tarih efsanesine
çevirmekti. Fiiliyatta ise Kudüs şehrini Filistinlilerin elinden almaktır.”
ABD’nin İsrail’in yayılmacı ve işgalci politikalarına tam
destek vermekle yetinmediğini; Filistin halkının tarihi ve kültürel
varlıklarının imha edilmesi konusunda da İsrail yönetimlerini desteklediğini
söyleyen Bulut, şöyle konuştu: “Dolayısıyla Trump’ın ABD Büyükelçiliği’ni Tel
Aviv’den Kudüs’e taşınması için talimat vermesi yenidir. Ancak Amerika’nın bu
yöndeki siyasetleri yeni değildir. Evet, Beyaz Saray, ‘hemen taşınmayacağız;
zamanla olacak bir şey’ demesine rağmen önemli olan şudur: psikolojik eşik
aşılmıştır. Bir, ABD bu kararıyla esasında 1947’deki BM Genel Kurul kararını
bariz biçimde ihlal etmiştir. İki; ABD şimdiye kadar ‘İsrail’in bu politikasına
destek verirsem Arap ülkeleri, özellikle müttefikim olan Körfez’deki
petro-dolar şeyhlikleri, bana gönül koyarlar’ diyordu.
Bulut, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eski devirler geçti; günümüzde Arap Dünyası paramparça.
Birbirleriyle kanlı bıçaklı oldular ve Filistin davasını tümüyle sattılar. 1973
Arap-İsrail savaşı sırasında Batılı ülkelere karşı petrol ambargosu uygulayan
Suudi Kralı Faysal, ‘Kudüs’te namaz kılmadığım (yani Filistin toprağı özgür
olmadığı) müddetçe, ambargoyu kaldırmam’ diye inat etmişti. Fakat bir prens
tarafından katledildi. Faysal’ın tahtına oturan şimdiki Kral Salman ile veliaht
oğlu Muhammed, bırakın Kudüs’ü sahiplenmeyi, günümüzde İsrail’in en büyük gizli
müttefiki olup; Trump yönetimiyle beraber “barış” adı altında Filistin halkının
elindeki son kazanımları da almayı planlıyorlar. Dahası var: Yaklaşık 4 milyon
olan yurtdışındaki Filistinli göçmenleri, anayurtları yerine, ıssız Sina
Çölü’ne iskan etmeye tasarlıyorlar.
Hz. Süleyman Tapınağı bulacağım bahanesiyle İsrail,
Mescid-ül Aksa’nın altını oymaya başladığında, İslam İşbirliği Örgütü, Türkiye
(Süleyman Demirel) ile Fas (Kral II. Hasan) gibi liderlerin de içinde yer
aldıkları bir Kudüs Komisyonu kurmuştu. Amaç, bu kazıyı durdurmaktı. Fakat
istenen olmadı; İsrail kazıyı sürdürdü.”
Türkiye’nin İsrail ile AB’nin bu girişimine sert sözlerle
karşılık verdiğini hatırlatan Bulut, “Erdoğan’ın tepkisi gazete manşetlerinde.
Gelgelelim Türkiye’nin bu çıkışı sonuç alıcı değil. Çünkü AKP iktidarı, Mavi
Marmara gemisi davasını kaybettiği gün, zaten Filistin ve Kudüs davasını daha
ileriye götürmekten vazgeçmiş sayılırdı. Ve çünkü Erdoğan’ın yaptığı çağrıyı,
yıllardan beri birçok Arap-İslam ülkesi lideri yapmıştır. Gelgelelim hiç netice
alınmamıştır” dedi.
Bulut, ABD’nin bu girişiminin bölgede derin yankılar
yaratacağının kuşku götürmediğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Belki de İngiltere gibi kimi ülkeler, Trump’ın izinden
giderek elçiliklerini Kudüs’e taşıyacaklardır. Arap- İslam dünyasındaki
rahatsızlık, fiiliyata dökülmeyecek, deyim yerindeyse lafta veya diplomasi
kulislerinde sıkışıp kalacaktır. Olsa olsa Filistin örgütlerinin birbirlerine
daha fazla kenetlenmesini; halkın da yepyeni intifadalar için harekete
geçmesini sağlayacaktır. Zira Filistin meselesi, bugünlerde, Suudi-İsrail-ABD
ittifakının Suriye-İran-Hizbullah direnç (arka planda Rusya) odağı arasındaki
büyük mücadelenin bir parçası haline gelmiştir.”
