Çözülme ve panik: “Aynı gemi”nin gülleri kaçış yolu yapıyor!
Zarrab niye rahat? Atilla niye öfkeli? Hakkında yakalama
kararı çıkan Zafer Çağlayan nerede, Süleyman Aslan nerede? TC vatandaşlığının
neyi yetmedi de Egemen Bağış, gitti bir de Türkiye’den başka hiçbir devletin
tanımadığı KKTC’nin vatandaşı oldu?
Reza Zarrab, Erdoğan’ın sözleriyle “Türkiye’ye katkıları
olan hayırsever bir iş adamı” idi; şimdi Erdoğan iktidarı ve Türk bankaları
aleyhinde ifadeler vermeye başlayan bir itirafçı.
Ayakkabı kutusunda milyonları unutan Halkbank eski Genel
Müdürü Süleyman Aslan, Erdoğan’ın sözleriyle “saf ve dürüst” biri idi; şimdi
davanın tek tutuklu sanığı olan eski yardımcısı Hakan Atilla tarafından “esas
suçlu” olarak gösterilen, kayıplara karışmış rüşvetçi bir kamu görevlisi.
Tayyip Erdoğan, ilk başta Zarrab’a güvenen ve ona sahip
çıkan kendinden emin bir devlet adamı idi; şimdi adı savcıların dağıttığı
listelerde geçen ve Zarrab’ın aleyhinde vereceği ifadeleri tedirginlikle
bekleyen bir siyasetçi.
Zarrab tanıklığa geçince sanık olarak sadece bakan ve
Halkbank yöneticileri kaldı: Tutuklu sanık Halkbank eski Genel Müdür Yardımcısı
Hakan Atilla ve haklarında yakalama kararı çıkarılan tutuksuz sanıklar Halkbank
eski Genel Müdür Yardımcısı Levent Balkan, Halkbank eski Genel Müdürü Süleyman
Aslan ve eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan.
Bitti mi? Bitmedi!
Hepiniz buradaymışsınız be!
Savcıların listesinde kimlerin adı geçmiyor ki?
Tayyip Erdoğan, Bilal Erdoğan, Berat Albayrak, Egemen Bağış,
Efkan Ala, Muammer Güler, Ali Babacan, Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya…
Bunlar da potansiyel tanık ve sanıklar.
Hakkında yakalama kararı çıkan Zafer Çağlayan nerede,
Süleyman Aslan nerede, bilen var mı? TC vatandaşlığının neyi yetmedi de Egemen
Bağış, gitti bir de Türkiye’den başka hiçbir devletin tanımadığı KKTC’nin
vatandaşı oldu? KKTC uluslararası alanda tanınmadığı için İnterpol üyeliğinin
olmaması ve suçlu iade zorunluluğundan muaf olması mı Bağış’ı cezp etti?
Yakında siyasilerin ve kamu bankası yöneticilerinin KKTC vatandaşlığına
başvuruda patlama yaşanır mı?
Zarrab’ın savcılık ile anlaşmasının ardından tek sanık
olarak kalan Halkbank Uluslararası Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı
Hakan Atilla’nın avukatı, Reza Zarrab’ın esas suç ortağının Genel Müdürü
Süleyman Aslan olduğunu söyleyen avukat Victor Rocco, Aslan’ın “utanmazca”
Zarrab’dan rüşvet aldığını söyledi.
17-25 Aralık döneminde, evindeki ayakkabı kutularında
milyonlarca dolar bulunan Aslan hakkında Erdoğan “Halkbank Genel Müdürü’nün
dürüstlüğünden en ufak bir şüphem yoktur. Olsa olsa saflığının kurbanı
olmuştur. Olayı farklı yerlere çekme gayreti var. Süleyman Bey’de o parayla ilgili
makbuz var mı? Ortada makbuz varsa kimsenin söyleyecek bir şeyi kalmaz”
demişti.
Şimdi “Reza Zarrab’ın da Süleyman Aslan’ın da canı
cehenneme” diye en yüksek ağızdan açıklamalar yapılsa işe yarar mı? Bin inkâr
bir itirafı götürür mü?
Amerikalı savcılardan ipuçları
Dün gece Zarrab konuştu. Türk yetkililere birkaç milyar avro
dağıttığını söyledi. Zafer Çağlayan’ın payına 40-50 milyon avro düşmüş, diğer
para birimleri ile verdiği, onlar için küçük insanlık için büyük miktarlar
hariç… Zarrab daha da konuşacak.
Ama zaten Amerikalı savcılar basına önden ipucu vermişti.
Zarrab’ın 2013 tapelerini de ‘doğrulayacağını’ ve zamanın başbakanı Tayyip
Erdoğan ile yaptığı konuşmalar hakkında da açıklamalar yapacağını söylediler.
Saray’dan canlı yayına bağlanıp iki esip kükreyerek bu
savcıları da görevden alabilir miyiz? ABD’li yüksek yargı mensuplarına da
davaları bıraktırıp, çay toplamaya çağırabilir miyiz? Babacım saat kaç, bu
ifadeleri de sıfırlayabilir miyiz?
Dönülmez akşamın ufkundayız, erteleyemeyiz, sıfırlayamayız.
Daha 24 Ekim’de “Vatandaşımızı itirafçı yapmanın gayreti içindeler, bu işler
bittiği zaman dünyayı ayağa kaldırmasını biliriz” diye konuştuğunda neden bu
kadar erken restleşiyor diye kamuoyunu şaşırtan Erdoğan’ın bir bildiği varmış.
Zarrab, 26 Ekim tarihinde gizli görülen bir duruşmada savcılıkla anlaşmaya
varmış. Üstüne atılı altı suçlamayı da kabul etmiş. Mahkemede tanıklık yapmaya
da razı olmuş.
Savcı David Denton diyor ki, “Hakan Atilla’nın yalanları,
ABD’nin İran’a uyguladığı ekonomik yaptırımlarda milyarlarca dolarlık delik
yarattı.”
“İran’ın milyarlarca dolarını başka ülkelere transfer etmesi
Ortadoğu’daki ülkelerin ekonomilerini de etkiledi. Boyut o kadar büyüktü ki
plan, Türkiye ve İran’daki bakanlar tarafından korundu.”
“Türkiye’deki üst düzey yetkililer Zarrab’a hakimlere rüşvet
vermesini emretti.”
Maalesef çoklarının sandığı gibi “Bize ne ABD’nin
yaptırımlarından” diyemiyoruz, bu yaptırımlar Birleşmiş Milletler tarafından da
karara bağlanmış durumda, yani davadan çıkacak karar sadece ABD sınırları içini
değil tüm dünyayı bağlayacak.
Savcı Denton devam ediyor: “Rüşvetle Türkiye’deki
soruşturmadan (17-25 Aralık 2013) kurtulmuş olsalar da, delillerden
kurtulamadılar. Bu deliller (17-25 Aralık’ta sızdırılan ses kayıtları) New
York’taki bu duruşmaya kadar gün ışığı görmedi.”
Cemaat’i bırak FBI’a bak
“Deliller, küresel çapta bir dolandırıcılığın üzerindeki
perdeyi kaldıracak.”
“Türkiye’deki aynı yozlaşmış üst düzey politikacılar
Zarrab’a hâkimlere daha da çok, milyonlarca dolar rüşvet vermesi talimatını verdi,
böylece her şey unutulacaktı…”
Böyle bir talimatı verebilecek kaç kişi var ki?
Savcı Denton, maalesef her şeyin unutulamayacağını çünkü
meseleyi sadece Cemaat etkisindeki Türk polisinin değil FBI’ın da takip
ettiğini söyleyip, talimat sahibine kötü haberi veriyor.
Sadece savcı Denton mu, Zarrab’la karşı safta görünen Mehmet
Hakan Atilla’nın avukatı Victor Rocco da kötü konuşuyor: “Zarrab istediklerini
alabilmek için Rusya, Çin, İran ve Türkiye’de hükümet liderleri ve iş
adamlarına ödediği rüşvetlere servetini yatırdı.”
Devlet Bahçeli adlı ruh hali karışık bir dostun 17 ay önceki
konuşması yankılanıyor kulaklarda: “Alimallah İranlı kaçakçı alayınızı ele
verirse okyanus ötesinde yandaş hakim ve savcı da bulamazsınız!”
Suç örgütü çözülmeye başlamış, itiraflar ve karşılıklı
suçlamalar birbirini izliyor, “aynı gemi” edebiyatından da umut yok, çünkü
fareler ufak ufak kaçış yolu yapıyor… (Sendika.Org)
