Nuriye Gülmen'e tahliye, Semih Özakça'ya beraat kararı
Nuriye Gülmen'e tahliye, Semih Özakça'ya beraat kararı
KHK ile atıldığı işine geri dönebilmek için 268 gündür açlık
grevinde olan Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’nın yargılandığı davanın 6'ncı
duruşması bugün Ankara'da görüldü. Savcı, bugünkü duruşmaya da getirilmeyen
Nuriye Gülmen'in tahliyesini istedi. Duruşmaya verilen aranın ardından Nuriye
Gülmen'in tahliyesine, Semih Özakça ve Acun Karadağ'ın tüm suçlamalardan
beraatine ve adli kontrol şartının kaldırılmasına karar verildi.
Olağanüstü hâl (OHAL) uygulaması kapsamında çıkarılan Kanun
Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edilen ve "İşimizi geri
istiyoruz" diyerek açlık grevine başlayan akademisyen Nuriye Gülmen ve sınıf
öğretmeni Semih Özakça hakkındaki davanın altıncı duruşması, bugün Ankara'da
başladı. Açlık grevinin 268'inci gününde görülen duruşmada savcı Gülmen'in
tahliyesini talep etti.
Numune Hastanesi’nin tutuklu koğuşunda 'zorla' tutulan
Gülmen'in, pazartesi günü görülen beşinci duruşmada savcının tahliye talebine
rağmen mahkeme, “tutukluluk halinin devamına” karar vererek duruşmayı
ertelemişti.
Akademisyen Nuriye Gülmen'in örgüt üyeliğinden 5 yıl hapis
cezasına, cezanın artırımla 7,5 yıla çıkmasına, indirimle 6 yıl 3 ay cezasına
karar verilerek, tahliyesine karar verildi. Eğitimci Semih Özakça ve Acun
Karadağ'ın tüm suçlamalardan beraatine ve adli kontrol şartının kaldırılmasına
karar verildi.
Dakika dakika yaşananlar...
20.49 Semih Özakça ve Acun Karadağ'ın tüm suçlamalardan
beraatine ve adli kontrol şartının kaldırılmasına karar verildi.
Nuriye Gülmen'in örgüt üyeliğinden 5 yıl hapis cezasına,
cezanın artırımla 7,5 yıla çıkmasına, indirimle 6 yıl 3 ay cezasına karar
verilerek, tahliyesine karar verildi.
19.28 Duruşmaya kararın açıklanması öncesinde ara verildi.
19.27 Semih Özakça: Son sözüm var ama benim son sözümün
vakti gelmedi. Nuriye Hoca son sözünde; Biraz uzun olacak, benim bir son sözüm
var. Bülent abinin beni ziyarete geldiği gün tuttuğum günceden alıntı
yapacağım. Son sözüm bu olacak
19.22 Semih Özakça:
Rıza Sarraf için yetkililer aciklama yapti, bir insan serbest bırakılmak icin
herşeyi söyleyebilir dediler. O adam bile (Sarraf) bir şey soylerken kanıt
sunuyor. Doğru mudur bilmem ama dekont vb. kanıt sunuyor
19.20 Semih Özakça: Sizinkinde (itirafçıda) ne var? Yardım
nasıl olur para verirsin, evinde saklarsın vb. gibi şeyler. Açlık grevi yaparak
ben nasıl yardım yataklık etmişim? İspat arıyorsanız şurada: Açığa alındım,
gunler boyu oturdum, oturdum, oturdum... Kitap okumayı çok seven biriyim kitap
bile okuyamaz oldum. Bunalım derecesinde."
19.19 Semih Özakça: Mardin Mazıdağı'daydık eşimle beraber.
Orada inan ki hiçbir sey yok. Öyle rahat bir yaşantımız da yoktu. Orada
sedikalı arkadaşlarla da toplantılar aldık, şu an sendikanın hiçbir şey
yapmadığı gibi hiçbir şey yapılmadı.
19.18 Semih Özakça: Evimizi mi toplayalim ne yapalim derken
15-20 gun bekledik. Beklemekle hiçbir şey elde etmedim. Keske daha once açlık
grevi yapsaydım.
19.17 Semih Özakça: Açlık grevi talimatla yapıldı
diyorsunuz. 1. kurultayda yaptigimiz konuşmayı ispat sayıyorsunuz. Surekli
ispat arıyorsunuz.
19.15 Av. Betül Kozağaçlı: Ömer Lütfi Zeren yalan tanıklık
yapmayı kabul etmediği için görüyoruz şimdi tutuklu, yalan tanıklık yapıp
onlara istediklerini veren Berk Ercan ve Fafih Solak ise serbest.
19.14 Av. Betül Kozağaçlı: Bu bitmiş bir yargılama değil,
Nuriye daha savunmasını vermedi. Nuriye ile daha bir kez bile düzgün bir
şekilde avukat görüşmesi yapamadık. Şimdi dosyanın işlemleri bitmiş mi oluyor
gerçekten? Ne kadar etkili bir hukuk yolu olduğunu buradan anlamalıyız zaten. 2
yıllık meslek hayatımın sadece son bir yılında bana nasil bir avukat nasıl bir
insan olmm gerektiğini gösterdikleri için Nuriye ve Semih’e tüm Yüksel
direnişçilerine Mahkeme huzurnda teşekkür ediyorm.
19.13 Av. Betül Kozağaçlı:
Adalet Bakanlığı, bunlar örgüt üyesi ve ölebilirler, eylem yapılır
dikkatli olun diyor. Sağlık bakanlığı sürekli zorla müdahale edeceği yönünde
açıklamalar yapıp Nuriye'ye kendini tehdit altında hissettiriyor
19.12 Av. Betül
Kozağaçlı: Tanık beyanları konusunda ek olarak, bu celse dinlenen ömer Lütfi
Zeren tanık Fatih Solak ile aynı anda gözaltında imiş.Ömer Lütfi Zeren' in
avukatı ile görüştük. Muvekkiline gözaltında iken "köprüden önce son
çıkış,sen de ifade ver, kurtul"denmiş
19.11 Av. Betül Kozağaçlı: İçileri Bakanlığı kitapçık
çıkartmaya kadar getirdi olayı. Bunların hukuksuzluğundan daha ne kadar
bahsedelim.
19.10 Av. Betül Kozağaçlı: Siz apar topar karar vermeye
çalışıyorsunuz. Karar verilmiş zaten. Hükümet yetkilileri, bakanlıklar sürekli
beyanlarda bulunarak ve bu beyanlarda onlardan hükümlü olarak bahsederek
kararını açıklıyor zaten.
19.03 Av. Mehmet Refik Atalay söz aldı. Tanığın açlık
grevine örgüt talimatı ile başladığına dair ifadelerini hatırlatarak bu konuda
farklı tarihlerdeki ve sorular üzerine verdiği cevaplardaki çelişkileri ortaya
çıkartıyor. Siyasi iktidar sürekli dosya üzerinde konuşuyor. OHAL Komisyonu'na
başvurmamız söylendiğinde, 5 meslektaşım ile birlikte komisyon ile görüşmek
için bulundukları yere gittik. Daha görüşme talebimize yanıt beklerken polis
tarafından gözaltına alındık.
19.01 Av.Aytül Kaplan; Talimat aldığınızı, komisyon kararı
açıklanmadan sizin karar vermeye çalıştığınızı düşündü insanlar. Haklılar,
çünkü 20 Ekimdeki duruşmada bir ay sonraya attığınızda dakikalarca
tartismistik,Simdi 10 gün sonra 3 gün sonraya duruşma günü veriyorsunuz.
18.51 Semih Özakça: "Burada bir şeyleri hızla karara
bağlama çabası var. Bu acele neden? Ben çok mahkemelere çıkan biri değilim ama
burada bir hata var..."
18. 49 Acun Karadag'ın sözlerini bitirmesinden sonra Semih
Özakça söz alarak kendini ifade etti ve salondaki duygulandıran konuşmasına
başladı.
18.46 Semih Özakça: "Savcılık benim için diyor ki üye
olmamakla birlikte yardım etmek. Kanıtı nerede? Şu: Birisi var, cani cehenneme
birisi, bir şey söylemiş. Kanit bu."
18.42 Acun Karadag: "Halk Nuriye ve Semih'in açlık
grevi yapmasına sebep olanları kınadı. Hindistan'da borçlu olanın kapısında
açlık grevi yapan olunca kapısındakinin açlığına sepep olan borçluyu
kınadıkları gibi halkımız da iktidarı kınadı."
18.34 Acun Karadag: "Ben açlık grevi yapmadıysam kalp
pilim yüzündendir. Biz başkasına zarar veren eylemleri hiçbir zaman doğru
bulmadık. Nuriye ile Semih açlık greviyle kime zarar verdiler? Ne
yaptılar?"
18.32 Acun hoca: " Hiç mi içimizde onur kırıntısı yok
ki haksız yere işten atılıp direnmek için bir örgütten talimat bekleyeceğiz?
Biz görevlerimize tepeden inme mi geldik? Hayır. Biz kazıya kazıya bulunduğumuz
yere geldik.
18.30 Tanık ifadelerinden sonra Acun Karadağ öğretmen soz
aldı : "20 yıllık öğretmenim. 6 celsedir öğrettiğim ve öğrendiğim her
şeyin ters yüz edilmesini ibretle takip ediyorum.
18.23 Direnişçi Mahmut Konuk açlık grevi önerisini ilk başta
"ağaç kökü yesinler" açıklamalarına çok sinirlenen Veli Saçılık'tan
duyduğunu ve onun onerisi ile ihraç kamu emekcileri olarak hep birlikte
tartıştıklarını ifade etti.
18.20 Avukat Mehmet Lütfü Tiryaki: "Semih öğretmenlik
yaparken en ufak bir suçlama yok! Görevi ile ilgili tek bir mahkemede suçlama
yok! Ama açığa alınıyor, sonra KHK ile görevden atılıyor! Açlık grevi öyle
başlıyor.
18.15 Veli Saçılık bakanın "ağaç kökü yesinler"
açıklamasının kendisinin onuruna dokunduğunun ve böylece kendisini direnişte
bulunduğunu, direnmeyi ifade etti.
18.07 Veli Saçılık aclik grevi fikrini kendisinin bakanın bu
açıklamasından sonra öğrenildiğini, ilk açlık grevi önerisinin kendisinden
geldiğini ve Nuriye Semih Acun ile açlık grevini birlikte tartıştıklarını ifade
etti.
18.05 Veli Saçılık kendisinin ilk ortaya attığı açlık grevi
fikrinin süresiz dönüşümlü açlık grevi yapma fikri olduğunu soyledi. Nuriye'nin
açlık grevi fikrini biraz daha düşünelim diyerek birlikte dusunduklerini
düşündüklerini anlattı.
17.53 Av. Derviş Emre Aydın söz aldı. Nuriye'nin duruşmaya
getirilmemesi yönündeki idari kararların arkasındaki usulsüzlükleri dile
getirdi
17.35 Avukat Murat Yılmaz savunma yapıyor:
Murat Yılmaz savunmasını "Sözlerimi Seyit Rıza’nın
sözleri ile sonlandırmak istiyorum... Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş
edemedim, bu bana dert oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size
dert olsun" diyerek sonlandırdı.
Duruşmaya 15 dakika ara verildi
15.00: Nuriye Gülmen ifade vermeye devam ediyor:
Kuvvetli suç şüphesi diye sihirli bir sözcüğünüz var, onu
söyleyince her şey bitti tamam oluyor. Bunu doğuran şey de bir tanığın
söyledikleri. Konsere gitmiş biri beni örgütle Nuriye tanıştırdı diyor. Bir
konsere gidip kendini örgüt üyesi sanıyorsa ben ne yapayım. Yaprak'ın Fatih
hakkında söylediklerine katılıyorum. Madde bağımlısı olduğu çok açıktı.
Önünüzdeki pespaye dosya içinde ne vardı? Hiç bir şey. İlk iki duruşmada bu
tanık beyanları da yoktu. Yine de bırakmadınız bizi. Sonra çürütülen tanık
beyanlarına dayanıyorsunuz. Benim hakkımda zaten bir hüküm kurulmuş durumda.
Öyle davranıyorsunuz çünkü. Artık bugün mahkemenin çok acelesi olduğu için o
hükmü açıklayacak. Ama kendi hükümleri değil tabiki bu. Bu zamana kadar
kendileri hiçbir şey yapmadıkları için hüküm de onların olmayacak. Hakkımızda
kitapçıklar mı çıkartılmadı, açıklamalar mı yapılmadı? Heyet bir kere de ne
yapıyorsunuz, yargılamamıza müdahale ediyorsunuz demedi. Ben artık heyete
konuşmuyorum. Onlara olan tüm inancımı geçen celseden sonra özellikle yitirdim.
Benim ne söylediğimin bir önemi yok çünkü onlar için. Ben tek bir sözümün çok
kıymetli olduğu halkımız için konuşacağım. Dünyanın bir ucundan küçük bir çocuk
bana mektup göndermişti, 'öğretmenim size bir şey olsun istemiyorum' diye. Ben
o çocuk için konuşacağım.
Geçen celse kendimi tehdit altında hissettiğim için
konuşmamıştım. Çünkü savunma vermememe rağmen bana 'bu söylediklerin savunman
sayılabilir geri kalanlar hakkında susma hakkını kullanmış kabul edilebilirsin'
demiştiniz. Ama şimdi umrumda değil, savunma mı sayacaksınız, sayın ya da
saymayın, kendimi anlatmıştım yine kendimi anlatacağım. Biz direnerek kendimize
hatırlatıyorduk öncelikle haksız yere işten atıldığımızı. Kimseye anlatamasak
bile kendimize hatırlatıyorduk. Haksız yere işimizden atılmayı kanıksamadık
çünkü. Bunun için kendimle de arkadaşlarımla da gurur duyuyorum. Bizim
direnişimizi besleyen şey haklılıktı.
Daha açlık grevi gündemimizde değilken bir alman televizyonu
belgesel çekmek istediğini söyledi. İki gün bizimle birlikte vakit geçireceklerdi.
Sonunda peki ne olacak diye sordular, valla canımı sokakta bulmadım açlık
grevine başlarım demiştim.
O zamanlar daha ihraç bile edilmemiştim, sadece açığa
alınmıştım. Açlık grevi o kadar güçlü bir eylem ki açlık grevine başlarsam
hemen sonuç alacağmı düşünüyordum. Ben açığa alınmış halimle eylem yapıp işime
dönmeyi beklerken beni dalga geçer gibi ihraç ettiler.
Sonra açlık grevi gerçekten gündemimize geldi. Tamamen bir
keyfilik içerisinde bize her gün saldırmaları öfkemizi büyütüyordu. Ama biz
yılmadan her gün Yüksel'e çıkmaya devam ettik. Kemik acısı deyip direnişimize
devam ediyorduk.
Açlık grevi fikri bu saldırılardan sonra, insanlarla,
milletvekilleri ile, dostlarımızla konuştuktan sonra iyice olgunlaştı. Nihayet
Meclis'te basın açıklaması ile açlık grevine başlayacağımızı duyurduk.
O gün Meclis çıkışında bizi gözaltına aldılar. 5 gün
gözaltında kaldık ve açlık grevine böyle başlamış olduk. Biz gözaltında iken
meydan boş kalmamıştı. İnsanlar gelip pankartlarımızı yapıp, anıtı her günki
haline dönüştürmüşlerdi. Açlık grevi insanlarda büyük bir patlama yaşattı. Her
zamankinden çok daha kalabalık oluyordu meydan. O en kalabalık olduğu bir günün
fotoğrafı var, işte o fotoğrafın alındığı günden çok kısa bir süre sonra
gözaltına alındık zaten. Anıtta açlık grevi yaparken canlı yayın yapıyorduk
bazen. 38. günde yanlışlıkla bugün açlık grevinin 58. günü dedim. Sonra Allah
korusun ne 58'i diye düzelttim. 58 gün o kadar uzaktı ki, oraya varmaz bizim
işimizi geri vermeleri diye düşünüyordum çünkü.
"HEYETE TAVSİYE EDİYORUM, SİZ DE DİRENİN"
268 gün Semih'in de benim de düşündüğümüz bir şey değildi
ama buna siz sebep oldunuz. Ne kadar çok saldırı olursa biz o kadar direnişe
tutunuyoruz. Biz direnişe tutundukça bizi yenebilecek hiçbir şey yok çünkü.
Hakkımızda vereceğiniz ara karar ya da hüküm asıl sizin hakkınızda olacaktır.
Çünkü halk bizim hakkımızdaki kararını çoktan verdi. Bizim gönlümüz rahat o
yüzden. Tavsiye ediyorum heyete siz de direnin. Talimat mı geliyor size,
direnin. AKP iktidarının halka karşı saldırgan tutumuna set olmak açısından hem
çorbada tuzunuz olur hem de asıl olarak alnınız ak olur.
"BURASI TAM KAVGANIN ORTASI..."
Sevgili direniş dostları, bu son sözüm değil ama şimdilik
şunu söyleyeceğim: Burası tam kavganın ortası...
Gülmen'in konuşması alkışlar eşliğinde sona erdi.
14.20: Nuriye Gülmen ifadesine başladı: Bana henüz savunmamı
vermemiş olmama rağmen ısrarla tanık beyanları ve mütalaaya karşı beyanlarımı
sormanızı anlamıyorum. Üç duruşmadır bu böyle, bana SEGBİS'i dayatıyorsunuz,
ben bu şekilde savunma vermek istemiyorum. Açlık grevinin vücudumda yarattığı
zararların farkındayım. Vücudum her geçen gün lime lime eriyor. 268 gündür her
gün buna şahit oluyorum. Savcı tahliye talep etmesine rağmen beni tahliye
etmektense böyle bir çözüm buldular. Sağlık koşulları sedye gibi şeyler
sağlanırsa gelirim dedim yine de. Ama getirmediler. Yine SEGBİS'e mecbur
bırakılıyorum. Heyet benim savunmamı alamaz mıydı? Beni ilk duruşmaya getiremez
miydi? Ya da tahliye edip kısa bir süre verilirdi ben gelirdim. Hiç biri
yapılmadı ve hastane, ölümü göze aldığıma ilişkin yazı imzalamam karşılığında
duruşmaya gitmeme izin verileceğini bildirdi. Nitekim getirilmedim yine. Bu
tamamen göstermelik bir şeydi. Mahkeme 'ben elimden geleni yapıyorum' diye
göstermeye çalıştı. Ama durum tabi ki öyle değil. Avukatımla görüşme koşullarımı bizi gardiyan
odasına alarak iyileştirdiklerini sanıyorsanız bu çok naifçe olur. Gardiyanlar
odaya girip çıkıyor ve bir saat dolmaya yaklaştığında da sürekli taciz edip
bölmeye başlıyorlar zaten.
14.10: Duruşma aradan sonra başladı. Semih Özakça
savunmasına devam ediyor: Sizin için hala direniyorum, direneceğim ve yanınıza
geleceğim. Özellikle yoksul çocuğum Serhad, ailenin bütün yükü senin omzunda
gibiydi. Umarım bu yoksulluğun bitecek. Özellikle senin için direniyorum, tüm
yoksul çocuklar için direniyorum, yoksul çocuğum Serhad.
12.35: Semih Özakça: Ben talimatı vicdan örgütünden aldım.
Vicdanım evde oturmaya el vermedi. Bu haksızlığa karşı çıkmak istedim. Ben
talimatı öğrencilerimden aldım. Onlar gözyaşı dökerken, onlara söz verdim geri
geleceğim diye. Bu eylemim, talebim terör örgütlerine nasıl yardım edebilir?
Nasıl onların işine yarar? Onlara yardım etmez, onların işine yaramaz. İşime
dönersem bu durum öğrencilerime yarar. İhraç edilmiş bekleyen binlerce emekçiye
umut olur ona yarar. Ben açlık grevinde işime dönebilme umudumu gördüm. Diğer
tarafta beklemekte bir umut göremedim. Dava dediler mahkemeler bakmadı.
Komisyon dediler ortada tek bir karar dahi yok.
Mahkeme heyeti Özakça beyanlarına devam ederken beyanı kesti
ve 14.00 kadar ara verdi.
12.00: Savcı, Nuriye Gülmen'in delilleri karartma şüphesinin
kalmaması ve kaçma şüphesinin olmaması gerekçesi ile adli kontrol talebi ile
tahliyesini istedi.
11.50: Semih Özakça: Bizden suçsuz olduğumuzu örgütle bir
bağlantımızın olmadığını ispat etmemiz isteniyor. Olumsuzluğun ispatı olur mu?
Olmaz. Sizin benim suçlu olduğumu, örgütle bağlantım varsa bunu ispatlamanız
lazım ama tek bir delil sunamıyorsunuz.
11.45: Acun Karadağ: 6 duruşmadır buradayız. Onur kırıntısı
olsa Nuriye’yi tahliye ederdiniz. Vicdanen rahatsız olduğunuz belli ama iktidar
tarafından şakağınıza bir silah dayanmış. Bu silahın kendinizde patlayacağınızı
düşünüyorsunuz ve korkuyorsunuz. Lütfen Nuriye’yi tahliye edin.
11.40: Veli Saçılık tanık olarak dinleniyor: Ben ihraç
edildiğimde Nuriye hoca Yüksel Caddesi'ndeki eylemine başlamıştı. Ben de yanına
gidip ona katılmak istediğimi söyledim. Sonra Acun hoca da geldi. Hükümet bizi
işimizden ederek aç kalmaya mahkum ettiği için biz de ilerleyen süreçte açlık
grevi yapmayı hep düşündük. Eylemimize saldırılar sertleştikçe bu düşüncemiz
ilerledi. Bense açlık grevinin dönüşümlü olarak yapılmasını teklif etmiştim.
Ancak Nuriye, hükümetin bu tutumuna karşı daha etkili olacağını düşündüğü için
dönüşümsüz ve kesintisiz yapılması gerektiğini söyledi. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevi
yapma kararını kendi iradeleriyle aldı. Kimsenin talimatıyla eylem yapmadılar.
Yüksel’de direnmeye devam ediyoruz. Nuriye ve Semih de devam ediyor. Biz her
gün gözaltına alınıyor, saldırıyor uğruyor, dövülüyoruz. Ama işimizi geri
alacağız.
11.30: Tanık Yaprak Yılmaz Nuriye Gülmen'i tanıdığını,
eyleme polisin müdahale ettiğini ve eylemde kimsenin bomba atmadığını kaydetti.
Yılmaz, gizli tanığı tanıdığını belirterek, "Yalancı biriydi, her şeyi
abartırdı. Ben yalanları sebebiyle arkadaşlığımı kestim" dedi.
11.20: Tanık Ömer Lütfi Zeren şunları söyledi: Nuriye ve
Semih hoca ile Gezi direnişi sırasında tanıştım. Ben de akademi camiasından
biriyim. Nuriye hocanın çevirdiği Milenaya Mektuplar kitabını görmüştüm ve
Eskişehir'de yaşadığını öğrendiğimde dikkatimi çekmişti. Berkin Elvan eylemine
katıldım. Nuriye Gülmen'i orada gördüm. Öncesinde buluşmadım. O gösteriye çok
kalabalık bir katılım olmuştu. Nuriye hocayı kitlenin ortalarında gördüm. O
gösteride bir patlama olduğunu hatırlamıyorum. Gizli tanık Berk'in söyledikleri
gerçeği yansıtmıyor.
11.15: Nuriye Gülmen, Numune Hastanesi'nden SEGBİS yolu ile
duruşma salonuna bağlandı. Tanık Ömer Lütfi Zeren de duruşma salonuna bağlandı.
11.10: Mahkeme heyetinin gelmesiyle duruşma başladı.
11.00: Duruşma başlamak üzere... Nuriye Gülmen 6'ncı
duruşmaya da getirilmedi.
9.30: Duruşmaya destek olmak için İstanbul'dan yola çıkan
araç Ankara girişinde durdurularak bağlandı.
Numune Hastanesi’nin tutuklu koğuşunda zorla tutulan
Gülmen’in, Pazartesi günü görülen duruşmasında savcının tahliye talebine rağmen
mahkeme, “tutukluluk halinin devamına” karar vererek duruşmayı ertelemişti.
