Sosyalizmden vazgeçerek sosyalizme kucak açmak ya da "Taşlaşan Marksizm" üzerine notlar... (2)
Başa dönelim biraz da, / Hep başa döneriz; / Belki bir çay bardağına, / Sıcaklığa, tutuşa, dokunmaya. / Ne güzel anımsarız geçmişi, / Kendi yalanımızla (METİN ALTIOK)
10 Temmuz 2019 tarihinde Gazete Demokrat’ta yayınlanan “Sosyalizmden vazgeçerek sosyalizme kucak açmak ya da "Taşlaşan Marksizm" üzerine notlar...” (TIKLAYINIZ) başlıklı yazımızda, bize göre solun en büyük kültlerinden biri olan “devrimci teori olmadan devrimci pratik olmaz” tezinin karşısına “teorisiz pratik” tezini koymaya çalışmış ve konuya devam edeceğimizi belirterek Marksizmin taşlaşması meselesini ele almıştık. Kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Gelenek dergisinin Mart 1990 tarihli 29. Sayısında yayınlanan
Can Ali Taner imzalı “Devrimci Teori ve Devrimci Eylem: Şefik Hüsnü
Solculuğunun Anatomisine Doğru” başlıklı yazının bir yerinde şu cümleleri
okuyoruz:
“Teorisiz pratik olmuyor, doğru ama, sadece teoriyle de
pratik olmuyor ve daha önemlisi pratik olmadan da teori oluşmuyor. Hatta pratik
teorinin önünde geliyor. Dolayısıyla da bütün çalışmaların içinde, politik
çalışma önde geliyor. Çünkü teori-pratik ilişkileri alanında pratik daha
bağımsız bir nitelik taşıyor. Bu bakımdan entellektüel devrimcilerimiz “teori
pratiktir” derken, daha çok “teorisizm politikacılıktır” demek istiyor ve el
çabukluğuyla pratiği, politikayı yok ediyorlar. Politika yapan devrimci ise dar
pratikçi olarak suçlanıyor”(1)
Bu alıntıyı, bizim “Sosyalizmden vazgeçerek sosyalizme kucak
açmak ya da "Taşlaşan Marksizm" üzerine notlar...” başlıklı yazımızda
öne sürdüğümüz “teorisiz pratik” ve “taşlaşan Marksizm” meselesine epeyce
yakınlığı nedeniyle yazımıza koyduk. Özellikle de; “pratik olmadan da teori
oluşmuyor. Hatta pratik teorinin önünde geliyor. Dolayısıyla da bütün
çalışmaların içinde, politik çalışma önde geliyor” tespiti, alıntının yazarı
kadar bizim için de önem taşıyor. Çünkü bu cümlelerin dünya ölçeğinde olduğu
kadar Türkiye solunda da öne çıkan bir donuklaşma durumunu, bir taşlaşmayı
özetleyen cümleler olduğunu, hatta bu ikisinin belki de asal kaynağını işaret
ettiğini görebiliyoruz. Yazarın altını çizdiği “pratik olmadan teori oluşmuyor”
durumu bize bu görmeyi sağlıyor. Burada dikkat kesilmemiz gereken sivri uç,
pratik olmadan teorinin de olmayacağı durumudur. Biz bu cümleden hiç kuşkusuz
teoriyi yapanın aslında pratik olduğu gerçekliğini de okuyabiliyoruz. Bu
bakımdan, bugün örneğin bir Paris Komünü, bir 1905 Rus Devrimi, bir Gezi
Direnişi hakkında birçok şey yazıp çizebiliyor ve söyleyebiliyorsak bize
sağlanan bu özgürce üretimin son tahlilde rahatlıkla pratiğin eseri olduğuna
vurgu yapabiliyoruz. Çünkü yazarın da belirttiği gibi pratik bağımsızdır ve
bağımsız olduğu için de yaratıcı ve enerjiktir. Yine bize göre teorinin her
zaman pratiğin arkasından üstelik de nefes nefese koşuyor olması işte buradan
kaynaklanıyor. Tam da burada, Mahir Çayan’ın genellikle ve uzunca bir süre “kalem
efendisi” olarak anıldığını hatırlatmak istiyoruz.
Yazarın, yukarıya koyduğumuz alıntıdaki cümleleri pratikçileri
suçlayanları kast ederek hemen sonra şöyle devam ediyor:
“Günlük eylemi, eylem planlarını, somut teoriyi, taktik
sloganları küçümsemeye çalışıyorlar. “Slogan devrimciliği” suçlamasını bunlar
dillerinden düşürmezler. günlük eylemi, eylem planlarını, somut teoriyi, taktik
sloganları küçümsemeye çalışıyorlar. “Slogan devrimciliği” suçlamasını bunlar
dillerinden düşürmezler. Bunlar devrimin sözle, yazmacılıkla, “refleksiyon”la
yapılacağını zannediyorlar”(2)
Bu alıntıda dikkat edilmesi gereken sivri uç “Bunlar
devrimin sözle, yazmacılıkla, “refleksiyon”la yapılacağını zannediyorlar”
cümlesidir. Yazar burada kısaca lafazanlıkla devrimin gerçekleşmeyeceğini söylüyor.
Bu anlamda yazarın yazısındaki son cümleleri de epeyce ilginç. Şunları
söyleyerek bitiriyor:
“Devrimci örgüt pratik, politik çalışmayı en önde gören,
esasta politik bir örgüttür. O bir tartışma kulübü olmadığı gibi, bilim
enstitülerinden de farklı yapıda bir örgütlenmedir”(3)
Bu cümleler için herhangi bir ekleme ya da bir yorum
gerekmiyor diye düşünüyoruz. Ama meseleyle ilgili konuşmaya devam etmek elbette ki gerekiyor.
Bu yüzden, “Sosyalizmden vazgeçerek sosyalizme kucak açmak ya da "Taşlaşan Marksizm" üzerine notlar...” başlıklı yazımızda öne sürdüğümüz o sorularımıza dönüyoruz tekrar. Şunları sormuşuz sorular daha da çoğaltılabilir diyerek:
"“Sovyet” tipi örgütlenmenin, Paris Komünü’nün bir teorisi var mıydı? Ya da ve bu soruya bağlı olarak, Ekim Devrimi’nin (evet onun bile) bir teorisi var mıydı? Örneğin “Nisan Tezleri” basbayağı anlık bir ihtiyaç nedeniyle ortaya çıkmadı mı? Önceden yapılmış bir hazırlığı ya da bir öngörüyü kapsıyor muydu? Lenin Marksizm için bir şans olarak görülüyorsa bu görme biçimi Marksizmin güncelliğinin sorgulanmasını gerektirmez mi? Marksizm, kendi tarihsel süreci içerisinde neden sık sık “yeniden yorumlanma” gerçekliğinin ana durağı olmaktadır. Neden “Marksizmi rehber edinmiş politik hareketlerin zafer kazandığı yerlerde teori çölleşmiş, fakat Marksizmin muhalif olanın sözü olduğu yerlerde teori serpilip gelişmiştir”? Leninizm süreç içerisinde neden devrimci bir fonksiyon olma durumundan giderek rejimi korumanın temel silahı haline gelmiştir?"
Yazımızı bitirirken bu sorulara yenilerini ekliyoruz ve örneğin Paris Komünü'nün, 1905 Rus Devrimi'nin ve Gezi'nin teorisi yapılabildi mi? diyoruz. Ya da yakın tarihimize dönecek olursak, bir Kızıldere'nin, bir Tariş Direnişi'nin neden sadece edebiyatı yapıldı, anıları kağıda döküldü de teorisi hala yok diyoruz. Biraz daha cesaretli olmak ve ileri gitmek istiyor ve THKO ile THKP-C hangi teoriye yaslanmışlardı, bilen varsa açıklasın diyoruz.
Meseleye elbette devam edeceğiz. Etmemiz ve etmeniz gerekiyor. Sosyalizm ve devrim inkar etmeden, cıvıklaşmadan ve revizyon şarkılarından uzak durarak yeni şeyler duymak istiyor çünkü. (HAYRİ GÜNEL)
Sosyalizmden vazgeçerek sosyalizme kucak açmak ya da "Taşlaşan Marksizm" üzerine notlar... (1)
KAYNAKÇA:
(1) Devrimci Teori ve Devrimci Eylem: Şefik Hüsnü Solculuğunun Anatomisine Doğru - Can Ali Taner - Gelenek dergisi, Mart 1990, sayı 29
(2) Devrimci Teori ve Devrimci Eylem: Şefik Hüsnü Solculuğunun Anatomisine Doğru - Can Ali Taner - Gelenek dergisi, Mart 1990, sayı 29
(3) Devrimci Teori ve Devrimci Eylem: Şefik Hüsnü Solculuğunun Anatomisine Doğru - Can Ali Taner - Gelenek dergisi, Mart 1990, sayı 29
Bu yüzden, “Sosyalizmden vazgeçerek sosyalizme kucak açmak ya da "Taşlaşan Marksizm" üzerine notlar...” başlıklı yazımızda öne sürdüğümüz o sorularımıza dönüyoruz tekrar. Şunları sormuşuz sorular daha da çoğaltılabilir diyerek:
"“Sovyet” tipi örgütlenmenin, Paris Komünü’nün bir teorisi var mıydı? Ya da ve bu soruya bağlı olarak, Ekim Devrimi’nin (evet onun bile) bir teorisi var mıydı? Örneğin “Nisan Tezleri” basbayağı anlık bir ihtiyaç nedeniyle ortaya çıkmadı mı? Önceden yapılmış bir hazırlığı ya da bir öngörüyü kapsıyor muydu? Lenin Marksizm için bir şans olarak görülüyorsa bu görme biçimi Marksizmin güncelliğinin sorgulanmasını gerektirmez mi? Marksizm, kendi tarihsel süreci içerisinde neden sık sık “yeniden yorumlanma” gerçekliğinin ana durağı olmaktadır. Neden “Marksizmi rehber edinmiş politik hareketlerin zafer kazandığı yerlerde teori çölleşmiş, fakat Marksizmin muhalif olanın sözü olduğu yerlerde teori serpilip gelişmiştir”? Leninizm süreç içerisinde neden devrimci bir fonksiyon olma durumundan giderek rejimi korumanın temel silahı haline gelmiştir?"
Yazımızı bitirirken bu sorulara yenilerini ekliyoruz ve örneğin Paris Komünü'nün, 1905 Rus Devrimi'nin ve Gezi'nin teorisi yapılabildi mi? diyoruz. Ya da yakın tarihimize dönecek olursak, bir Kızıldere'nin, bir Tariş Direnişi'nin neden sadece edebiyatı yapıldı, anıları kağıda döküldü de teorisi hala yok diyoruz. Biraz daha cesaretli olmak ve ileri gitmek istiyor ve THKO ile THKP-C hangi teoriye yaslanmışlardı, bilen varsa açıklasın diyoruz.
Meseleye elbette devam edeceğiz. Etmemiz ve etmeniz gerekiyor. Sosyalizm ve devrim inkar etmeden, cıvıklaşmadan ve revizyon şarkılarından uzak durarak yeni şeyler duymak istiyor çünkü. (HAYRİ GÜNEL)
Sosyalizmden vazgeçerek sosyalizme kucak açmak ya da "Taşlaşan Marksizm" üzerine notlar... (1)
KAYNAKÇA:
(1) Devrimci Teori ve Devrimci Eylem: Şefik Hüsnü Solculuğunun Anatomisine Doğru - Can Ali Taner - Gelenek dergisi, Mart 1990, sayı 29
(2) Devrimci Teori ve Devrimci Eylem: Şefik Hüsnü Solculuğunun Anatomisine Doğru - Can Ali Taner - Gelenek dergisi, Mart 1990, sayı 29
(3) Devrimci Teori ve Devrimci Eylem: Şefik Hüsnü Solculuğunun Anatomisine Doğru - Can Ali Taner - Gelenek dergisi, Mart 1990, sayı 29
