“Kadın cinayetleri politiktir” dediler, polis plastik mermi sıktı... İşte 25 Kasım 2019!
İstanbul'da 25 Kasım Kadın Platformu'nun çağrısıyla bir araya gelen binlerce kadın, Taksim Tünel'den İstanbul Barosu'nun önüne yürüyüş düzenledi. Basın açıklaması sonrası yürümek isteyen kadınlara polis plastik mermi sıktı...
Kadınlar 25 Kasım Kadın Platformu’nun çağrısıyla Türkiye’nin birçok yerinde, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde sokağa çıktı. İstanbul’daki eylemin adresi, Beyoğlu Kaymakamlığı’nın yasaklama kararına karşın Taksim İstiklal Caddesi’ydi.
Kadınların İstiklal Caddesi’ndeki yürüyüşü öncesi polis ekipleri caddenin bazı bölümlerini kapattı. Kadınlar, “Geceleri de, sokakları da, meydanları da terk etmiyoruz”, “Jin jiyan azadi”, “Devlet elini hayatımdan çek”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Kadınlar birlikte, birlikte güçlü”, “Erkek şiddetine karşı suça ortak olma” sloganları ve “Bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz yok” pankartıyla toplanan kadınların yürüyüşünün İstanbul Barosu’na kadar sürmesine izin verildiği belirtildi.
Yürüyüşte sık sık “Tesadüf değil erkek şiddeti”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Kadınlar birlikte, birlikte güçlü”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganları atıldı.
POLİS YÜRÜMEK İSTEYENLERE PLASTİK MERMİ SIKTI
İstanbul Baro’su önünde yapılan açıklamada yakın zamanda katledilen ve adalet arayışı sürdürülen kadınların isimleri hatırlatıldı. Açıklamada şöyle denildi: “Artık yeter! Bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz yok diyoruz” diye haykıran kadınlar, “Biz kadınların isimlerinin ölümleriyle değil yaşamlarıyla, yaşadıkları şiddetle değil gerçekleştirdikleri hayalleriyle haber olduğu bir dünya için buradayız! Ve umudumuz birbirimizde. Umudumuz birlikteliğimizden aldığımız güçte, kadın dayanışmasında. Umudumuz her gün şiddetten uzak bir hayat için her bir nefesimizle verdiğimiz ortak mücadelede. Bundan daha ferah, daha özgür, daha eşit, kimsenin kimliğinden ötürü şiddete uğramayacağı bambaşka hayatlar hayal ederek el ele veriyoruz. Bunu biz yapmazsak kimse bizim için yapmayacak, biliyoruz. Ve hep birlikte sesleniyoruz: Bir kişi daha eksilmeyeceğiz! Yaşasın kadın dayanışması!”
Basın açıklaması sonrası polis, “Sokakları da meydanları da geceleri de terk etmiyoruz” diyerek yürümek isteyen kadınlara plastik mermi sıktı.
Kadınlar Ankara'da yürüdü: Yaşamak istiyoruz!
Ankaralı kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü kapsamında Sakarya Caddesi’ne yürüdü. Yüzlerce kadın “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” sloganı attı...
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü dolayısıyla kadınlar Ankara’da eylem yaptı. Çankaya Belediyesi önünde “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz”, “Kadın yaşam özgürlük”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Kadınlar artık susmayacaklar” sloganları eşliğinde toplanan kadınlar Şule Çet, Emine Bulut, Ceren Damar, Rabia Naz Vatan’ın isimlerini yüksek sesle tekrarladı.
POLİS KADINLARIN YÜRÜMEK İSTEDİĞİ İSTİKAMETE İZİN VERMEDİ
“Tacize tecavüze karşı sokaktayız”, “6284’e dokunma”, “Nafakaya, boşanmaya değil şiddete engel ol” ve “Kadın cinayetleri politiktir” yazılı pankartlar taşıyan kadınların yürümek istediği istikamet polis tarafından engellendi. “Aç aç barikatı aç” sloganı atan kadınlar polisin engellemesine tepki gösterdi. Polisin engellemesinin ardından kadınlar yoğun güvenlik önlemleri altında Sakarya Caddesi’ne doğru yürüyüşe geçti.
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VE 6284 VURGUSU
Şarkılar eşliğinde Sakarya Caddesi’nde bir araya gelen kadınların erkek şiddetine karşı tepkileri ve sloganları burada da devam etti. Ankara Kadın Platformu adına yapılan basın açıklamasında, “Yaşamak istiyoruz” denildi ve İstanbul Sözleşmesi’ni ve 6284 Sayılı Kanunu hedef alanlara tepki gösterildi. Yapılan basın açıklamasının satır başları şu şekilde oldu:
EMİNE BULUT’UN ÇIĞLIĞI KULAKLARIMIZDA: Yasalarla fetvalarla ne giydiğimizden nasıl yaşadığımıza kadar kadın düşmanı politikalarla yaşamımıza saldırılıyor. Yaşamak istiyorum diyen kadınların yaşam çığlığı görmezden geliniyor. Mahkeme kapılarında nöbet tutuyoruz. Şule Çet’in gülüşü hafızalarımızda. Emine Bulut’un çığlığı kulaklarımızda yankılanıyor. Bir kişi daha eksilmemekte kararlıyız.
KRİZİN FATURASI KADINLARA KESİLİYOR: Krizin faturası kadınlara kesiliyor. İşten çıkarmalar başladığında önce kadınlar işten çıkarılıyor. Şirketlerin borcu zamlarla bize ödetilmeye çalışırken tasarruf yapmak yine kadınlara kalıyor. Boşanmaları zorlaştırmak için komisyonlar kuruyorlar. Silahlara milyarlar harcanırken kadınlara sığınak için kaynak yok diyorlar. Savaştan en büyük zararı alan yine kadınlar oluyor. Kadın cinayetlerini aileyle meşrulaştıran bu iktidar LGBTİ’leri yok sayıyor, onur yürüşlerini yasaklıyor.
GECELERİ DE SOKAKLARI DA TERK ETMİYORUZ: Ne kadar saldırırlarsa saldırsınlar erkek şiddetinin bizi kuşatmasına izin vermeyelim. Her türlü şiddetin karşısında birleştirelim ellerimizi. Karşımıza çıkan tekmecisine, kocasına, katiline karşı omuz omuza verelim. Kamusal ve özel alanda birçok hakkımızı mücadele ederek kazandık. Yaşamımıza kast ettiklerinde Nevin Yıldırım olduk. Kürtajı yasaklamaya çalıştıklarında benim bedenim benim kararım dedik geri adım attırdık. O saatte orada ne işi varmış diyenlere inat geceleri de sokakları da terk etmiyoruz.
İzmir'de 'Kadın dayanışmasını büyüteceğiz' mesajı
İzmir Alsancak'taki gece yürüşünde kadınlar “Kadın cinayetleri politiktir” , “Yaşasın kadın dayanışması”, “Krizin faturasını ödemeyeceğiz” sloganları attı.
İzmir Kadın Platformu çağrısıyla Alsancak ÖSYM önünde bir araya gelen yüzlerce kadın “Yaşamak istiyoruz ” pankartı arkasında yürüdü. Yürüyüş esnasında sıklıkla “Kadın cinayetleri politiktir” , “Yaşasın kadın dayanışması”, “Krizin faturasını ödemeyeceğiz” sloganları atıldı. Yürüyüş Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan basın açıklaması ile son buldu.
İzmir Kadıın Platformu adına okunan basın açıklamasında “2019 yılı bitmeden 350’den fazla kadın katledildi. Her gün sayısız kadın tacize, tecavüze ve şiddete uğruyor. Kadına yönelik şiddeti önlemek bir yana perçinlemek isteyen erkek egemen iktidar ve güruhu 6284 No’lu kanuna, İstanbul Sözleşmesi’ne saldırıyor. Ocakta Meclis’e sunulması planlanan 2. yargı paketinde nafaka hakkını sınırlandırmaya, çocuklara tecavüz eden kişinin çocukla evlenmesi halinde cezasız kalmasına uğraşıyorlar” denildi. Açıklama özetle şöyle:
‘HER GÜN BİR NEFRET SUÇU İŞLENİYOR’
“Halkları birbirine kırdırmaya, kadın bedenini savaş ganimeti haline getirmeye uğraşıyorlar. Savaşla kadınları daha fazla yoksullaştıran, yoksulluğu kadınlaştıran ekonomik krizi saman altı etmeye, krizin sonuçlarını meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Çünkü savaş koşullarında her şey olasıdır, mubahtır, savaş konusu dışında konuşmak dahi vatan hainliğidir. Ülkenin “olağan” koşullarında dahi her gün LGBTİ+lar şiddetle ve cinayetle burun burunalar. Her gün bir nefret suçu işleniyor. Ya eşcinsellere yönelik şiddet haberi ya da bir trans katliamı haberi duyuyoruz. Her gün doğa talanı ile karşılaşıyoruz. Her gün yeni bir zam haberini görüyoruz. Her gün hak gaspı, irade gaspı görüyoruz. Bunun en büyük örneğini halkın iradesine darbe vurarak atanan kayyımlarda gördük. Belediyelere kayyım atanmasıyla birlikte kadının yönetim mekanizmalarında temsili konusunda önemli bir uygulama olan eş başkanlık sistemine de, kadın merkezlerine de, sığınma evlerine de darbe vuruyorlar.”
YAŞAM HAKKINI SAVUNAN KADINLAR MÜEBBETLE YARGILANIYOR
“Üniversitelerde cinsiyetçi politikalar hüküm sürüyor. Öğrenci kadınların can güvenliği askıda bırakılıyor. Akademisyenler katlediliyor. Çalışan kadınlar eşit olmayan düşük ücrete mecbur bırakılıyor, sigortasız, kayıtsız, güvencesiz esnek çalıştırılıyor. Ev içi emeğe hapsolan kadınların emeği giderek daha fazla hiçe sayılıyor. Eşit işe eşit ücretin bile uygulanmadığı, kriz koşullarında ilk önce gözden çıkarılanların kadınlar olduğu, hatta işsizliğin sebebinin kadınların çalışması olarak gösterildiği bu sisteme karşı mücadele etmek zorundayız. Tüm bu süreç devam ederken kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet artarak devam ediyor. Kadın katilleri ya da tecavüz, şiddet failleri ya cezasızlıkla ödüllendiriliyor ya da trajikomik cezalara çarptırılıyorlar. Ya da Rabia Naz’da, Nadira Kadirova’da olduğu gibi failleri bir türlü yargılanamıyor. Tersinden de ölmemek, hayatta kalmak için yaşam hakkını savunan kadınlar müebbet cezalarla yargılanıyor.”
‘KARANLIK TABLOYA KARŞI UMUDUMUZU KAYBETMEYECEĞİZ’
Erkek egemen kapitalizm kıskacından çıkmanın, tek yolunun kadın dayanışması ve özgürlük mücadelesi olduğunun altını çizen … sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Karanlık tabloya karşı umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Neşemizi ve isyanımızı kuşanıp; emeğimize ve bedenimize, çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmak için mücadeleye devam edeceğiz. Mirabellerin kanat çırpışını, dünyanın birçok yerinde özgürlük kavgası veren kadınların isyanını arkamıza alıp; yaşanılabilir, eşit, sömürüsüz bir dünya için kadın dayanışmasını büyüteceğiz. Dominik’teki Mirabellerin çığlığını, Şili’de direnişi palyaço performansı ile büyüten, polis tarafından kaçırılıp, tecavüz edilip ardından katledilen Daniela Carrasco’nun isyanıyla büyütelim. Haklarımız ve hayatlarımız için, şiddete karşı hayatı savunmak için, eşit ve özgür bir yaşamı kurmak için tüm kadınlar için, LGBTİ+lar için daha fazla dayanışmaya, daha fazla örgütlenmeye.. Yaşasın kadın dayanışması.”
Diyarbakır'da kadınlar 'Eşbaşkanlık mor çizgimizdir' dedi
Diyarbakır’da İstasyon Meydanı’na yürüyen kadınlar, cinsiyet eşitsizliğine karşı mücadele edeceklerini söylediler. Kadınlar yürüyüş boyunca Kürtçe, Zazaca, Türkçe, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Kadın kırımına hayır”, “Eşbaşkanlık mor çizgimizdir”, “Biji berxedana Rojava” dövizleri ile “Kadın yaşamdır yaşam direniştir”, “Devlet şiddetine karşı ayağa kalk ve örgütlen”, “Jin, Şoreş, Sosyalizm” pankartları taşıdı.
Rosa Kadın Derneği öncülüğünde, Şiddet ve Mücadele Ağı ile Dicle Amed Kadın Platformu (DAKAP) çatısı altında bir araya gelen kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında “Gece Yürüyüşü” düzenledi.
Kadınların Gece Yürüyüşü’ne Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz, TJA aktivisti Ayşe Gökkan, Ayla Akat, HDP’li ilçe belediye eşbaşkanları il ve ilçe yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda kadın katıldı.
İstasyon Meydanı’na doğru yürüyüşe geçen kadınlar polis aramasından geçirildi. Kadınlar yürüyüş boyunca Kürtçe, Zazaca, Türkçe, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Kadın kırımına hayır”, “Eşbaşkanlık mor çizgimizdir”, “Biji berxedana Rojava” dövizleri ile “Kadın yaşamdır yaşam direniştir”, “Devlet şiddetine karşı ayağa kalk ve örgütlen”, “Jin, Şoreş, Sosyalizm” pankartları taşıdı. Yürüyüşte düdük ve erbane çalan kadınlar sık sık, “Kadın yürüyor devrim büyüyor”, “Rojava’da direnen kadınlara bin selam” sloganları attı.
‘EYLEMDE OLACAĞIZ’
İstasyon Meydanı’na kadar yürüyen kadınlar, burada 25 Kasım’la ilgili açıklama gerçekleştirdi. Burada konuşan Rosa Kadın Derneği Kurucu Üyesi Bedriye Aydın, “Tartışılması gereken, erken yaşta ve zorla evliliklerle etkili ve sonuç alıcı mücadele yöntemleridir. Tartışılması gereken, kadın ve çocuklara yönelik şiddetin medyada yer alış şeklidir” dedi.
Otoriter, milliyetçi, militarist, cinsiyetçi ve yasakçı politikalara karşı sokaklarda olacaklarını kaydeden Aydın, “Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayırımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, savaşa, ırkçılığa, kadınları ve kadın haklarını yok sayan sistemlere karşı değişim ve dönüşüm iddiasıyla eylemde olacağız” şeklinde konuştu.
‘YASTA DEĞİL İSYANDAYIZ’
Eylemde HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, her gün birçok kentte kadınların katledildiğini belirterek, kadın cinayetlerinin politik olduğunu söyledi. Güven, “Biz katliamlarla dolu bu yaşamı kabul etmiyoruz. Savaşlarda kadınlar öldürülüyor. Mirabel kardeşlerden Sara’ya, Sewe’ye, Avesta’ya, Leyla Kasım’a farketmiyor her gün baskıcı sisteme karşı direniyorlar. Kadınlar faşizm karşısında mücadele diyorlar. Rojava’da DAİŞ’e karşı bir mücadele var. Çeteler, Ezidi kadınları köle olarak sattı. Kadınlara bu yapılanlara karşı, kadınlar ellerine silah alıp DAİŞ’e karşı savaş açtı” ifadelerini kullandı. Kadınların barış istediklerini belirten Güven, “Yasta değil isyandayız. Söz veriyoruz. Şiddete karşı özgür bir toplum yaratacağız” dedi.
Konuşmaların ardından kadınların 25 Kasım eylemi çekilen halaylarla son buldu.
Kadınlar 25 Kasım Kadın Platformu’nun çağrısıyla Türkiye’nin birçok yerinde, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde sokağa çıktı. İstanbul’daki eylemin adresi, Beyoğlu Kaymakamlığı’nın yasaklama kararına karşın Taksim İstiklal Caddesi’ydi.
Kadınların İstiklal Caddesi’ndeki yürüyüşü öncesi polis ekipleri caddenin bazı bölümlerini kapattı. Kadınlar, “Geceleri de, sokakları da, meydanları da terk etmiyoruz”, “Jin jiyan azadi”, “Devlet elini hayatımdan çek”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Kadınlar birlikte, birlikte güçlü”, “Erkek şiddetine karşı suça ortak olma” sloganları ve “Bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz yok” pankartıyla toplanan kadınların yürüyüşünün İstanbul Barosu’na kadar sürmesine izin verildiği belirtildi.
Yürüyüşte sık sık “Tesadüf değil erkek şiddeti”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Kadınlar birlikte, birlikte güçlü”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganları atıldı.
POLİS YÜRÜMEK İSTEYENLERE PLASTİK MERMİ SIKTI
İstanbul Baro’su önünde yapılan açıklamada yakın zamanda katledilen ve adalet arayışı sürdürülen kadınların isimleri hatırlatıldı. Açıklamada şöyle denildi: “Artık yeter! Bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz yok diyoruz” diye haykıran kadınlar, “Biz kadınların isimlerinin ölümleriyle değil yaşamlarıyla, yaşadıkları şiddetle değil gerçekleştirdikleri hayalleriyle haber olduğu bir dünya için buradayız! Ve umudumuz birbirimizde. Umudumuz birlikteliğimizden aldığımız güçte, kadın dayanışmasında. Umudumuz her gün şiddetten uzak bir hayat için her bir nefesimizle verdiğimiz ortak mücadelede. Bundan daha ferah, daha özgür, daha eşit, kimsenin kimliğinden ötürü şiddete uğramayacağı bambaşka hayatlar hayal ederek el ele veriyoruz. Bunu biz yapmazsak kimse bizim için yapmayacak, biliyoruz. Ve hep birlikte sesleniyoruz: Bir kişi daha eksilmeyeceğiz! Yaşasın kadın dayanışması!”
Basın açıklaması sonrası polis, “Sokakları da meydanları da geceleri de terk etmiyoruz” diyerek yürümek isteyen kadınlara plastik mermi sıktı.
Kadınlar Ankara'da yürüdü: Yaşamak istiyoruz!
Ankaralı kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü kapsamında Sakarya Caddesi’ne yürüdü. Yüzlerce kadın “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” sloganı attı...
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü dolayısıyla kadınlar Ankara’da eylem yaptı. Çankaya Belediyesi önünde “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz”, “Kadın yaşam özgürlük”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Kadınlar artık susmayacaklar” sloganları eşliğinde toplanan kadınlar Şule Çet, Emine Bulut, Ceren Damar, Rabia Naz Vatan’ın isimlerini yüksek sesle tekrarladı.
POLİS KADINLARIN YÜRÜMEK İSTEDİĞİ İSTİKAMETE İZİN VERMEDİ
“Tacize tecavüze karşı sokaktayız”, “6284’e dokunma”, “Nafakaya, boşanmaya değil şiddete engel ol” ve “Kadın cinayetleri politiktir” yazılı pankartlar taşıyan kadınların yürümek istediği istikamet polis tarafından engellendi. “Aç aç barikatı aç” sloganı atan kadınlar polisin engellemesine tepki gösterdi. Polisin engellemesinin ardından kadınlar yoğun güvenlik önlemleri altında Sakarya Caddesi’ne doğru yürüyüşe geçti.
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VE 6284 VURGUSU
Şarkılar eşliğinde Sakarya Caddesi’nde bir araya gelen kadınların erkek şiddetine karşı tepkileri ve sloganları burada da devam etti. Ankara Kadın Platformu adına yapılan basın açıklamasında, “Yaşamak istiyoruz” denildi ve İstanbul Sözleşmesi’ni ve 6284 Sayılı Kanunu hedef alanlara tepki gösterildi. Yapılan basın açıklamasının satır başları şu şekilde oldu:
EMİNE BULUT’UN ÇIĞLIĞI KULAKLARIMIZDA: Yasalarla fetvalarla ne giydiğimizden nasıl yaşadığımıza kadar kadın düşmanı politikalarla yaşamımıza saldırılıyor. Yaşamak istiyorum diyen kadınların yaşam çığlığı görmezden geliniyor. Mahkeme kapılarında nöbet tutuyoruz. Şule Çet’in gülüşü hafızalarımızda. Emine Bulut’un çığlığı kulaklarımızda yankılanıyor. Bir kişi daha eksilmemekte kararlıyız.
KRİZİN FATURASI KADINLARA KESİLİYOR: Krizin faturası kadınlara kesiliyor. İşten çıkarmalar başladığında önce kadınlar işten çıkarılıyor. Şirketlerin borcu zamlarla bize ödetilmeye çalışırken tasarruf yapmak yine kadınlara kalıyor. Boşanmaları zorlaştırmak için komisyonlar kuruyorlar. Silahlara milyarlar harcanırken kadınlara sığınak için kaynak yok diyorlar. Savaştan en büyük zararı alan yine kadınlar oluyor. Kadın cinayetlerini aileyle meşrulaştıran bu iktidar LGBTİ’leri yok sayıyor, onur yürüşlerini yasaklıyor.
GECELERİ DE SOKAKLARI DA TERK ETMİYORUZ: Ne kadar saldırırlarsa saldırsınlar erkek şiddetinin bizi kuşatmasına izin vermeyelim. Her türlü şiddetin karşısında birleştirelim ellerimizi. Karşımıza çıkan tekmecisine, kocasına, katiline karşı omuz omuza verelim. Kamusal ve özel alanda birçok hakkımızı mücadele ederek kazandık. Yaşamımıza kast ettiklerinde Nevin Yıldırım olduk. Kürtajı yasaklamaya çalıştıklarında benim bedenim benim kararım dedik geri adım attırdık. O saatte orada ne işi varmış diyenlere inat geceleri de sokakları da terk etmiyoruz.
İzmir'de 'Kadın dayanışmasını büyüteceğiz' mesajı
İzmir Alsancak'taki gece yürüşünde kadınlar “Kadın cinayetleri politiktir” , “Yaşasın kadın dayanışması”, “Krizin faturasını ödemeyeceğiz” sloganları attı.
İzmir Kadın Platformu çağrısıyla Alsancak ÖSYM önünde bir araya gelen yüzlerce kadın “Yaşamak istiyoruz ” pankartı arkasında yürüdü. Yürüyüş esnasında sıklıkla “Kadın cinayetleri politiktir” , “Yaşasın kadın dayanışması”, “Krizin faturasını ödemeyeceğiz” sloganları atıldı. Yürüyüş Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan basın açıklaması ile son buldu.
İzmir Kadıın Platformu adına okunan basın açıklamasında “2019 yılı bitmeden 350’den fazla kadın katledildi. Her gün sayısız kadın tacize, tecavüze ve şiddete uğruyor. Kadına yönelik şiddeti önlemek bir yana perçinlemek isteyen erkek egemen iktidar ve güruhu 6284 No’lu kanuna, İstanbul Sözleşmesi’ne saldırıyor. Ocakta Meclis’e sunulması planlanan 2. yargı paketinde nafaka hakkını sınırlandırmaya, çocuklara tecavüz eden kişinin çocukla evlenmesi halinde cezasız kalmasına uğraşıyorlar” denildi. Açıklama özetle şöyle:
‘HER GÜN BİR NEFRET SUÇU İŞLENİYOR’
“Halkları birbirine kırdırmaya, kadın bedenini savaş ganimeti haline getirmeye uğraşıyorlar. Savaşla kadınları daha fazla yoksullaştıran, yoksulluğu kadınlaştıran ekonomik krizi saman altı etmeye, krizin sonuçlarını meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Çünkü savaş koşullarında her şey olasıdır, mubahtır, savaş konusu dışında konuşmak dahi vatan hainliğidir. Ülkenin “olağan” koşullarında dahi her gün LGBTİ+lar şiddetle ve cinayetle burun burunalar. Her gün bir nefret suçu işleniyor. Ya eşcinsellere yönelik şiddet haberi ya da bir trans katliamı haberi duyuyoruz. Her gün doğa talanı ile karşılaşıyoruz. Her gün yeni bir zam haberini görüyoruz. Her gün hak gaspı, irade gaspı görüyoruz. Bunun en büyük örneğini halkın iradesine darbe vurarak atanan kayyımlarda gördük. Belediyelere kayyım atanmasıyla birlikte kadının yönetim mekanizmalarında temsili konusunda önemli bir uygulama olan eş başkanlık sistemine de, kadın merkezlerine de, sığınma evlerine de darbe vuruyorlar.”
YAŞAM HAKKINI SAVUNAN KADINLAR MÜEBBETLE YARGILANIYOR
“Üniversitelerde cinsiyetçi politikalar hüküm sürüyor. Öğrenci kadınların can güvenliği askıda bırakılıyor. Akademisyenler katlediliyor. Çalışan kadınlar eşit olmayan düşük ücrete mecbur bırakılıyor, sigortasız, kayıtsız, güvencesiz esnek çalıştırılıyor. Ev içi emeğe hapsolan kadınların emeği giderek daha fazla hiçe sayılıyor. Eşit işe eşit ücretin bile uygulanmadığı, kriz koşullarında ilk önce gözden çıkarılanların kadınlar olduğu, hatta işsizliğin sebebinin kadınların çalışması olarak gösterildiği bu sisteme karşı mücadele etmek zorundayız. Tüm bu süreç devam ederken kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet artarak devam ediyor. Kadın katilleri ya da tecavüz, şiddet failleri ya cezasızlıkla ödüllendiriliyor ya da trajikomik cezalara çarptırılıyorlar. Ya da Rabia Naz’da, Nadira Kadirova’da olduğu gibi failleri bir türlü yargılanamıyor. Tersinden de ölmemek, hayatta kalmak için yaşam hakkını savunan kadınlar müebbet cezalarla yargılanıyor.”
‘KARANLIK TABLOYA KARŞI UMUDUMUZU KAYBETMEYECEĞİZ’
Erkek egemen kapitalizm kıskacından çıkmanın, tek yolunun kadın dayanışması ve özgürlük mücadelesi olduğunun altını çizen … sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Karanlık tabloya karşı umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Neşemizi ve isyanımızı kuşanıp; emeğimize ve bedenimize, çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmak için mücadeleye devam edeceğiz. Mirabellerin kanat çırpışını, dünyanın birçok yerinde özgürlük kavgası veren kadınların isyanını arkamıza alıp; yaşanılabilir, eşit, sömürüsüz bir dünya için kadın dayanışmasını büyüteceğiz. Dominik’teki Mirabellerin çığlığını, Şili’de direnişi palyaço performansı ile büyüten, polis tarafından kaçırılıp, tecavüz edilip ardından katledilen Daniela Carrasco’nun isyanıyla büyütelim. Haklarımız ve hayatlarımız için, şiddete karşı hayatı savunmak için, eşit ve özgür bir yaşamı kurmak için tüm kadınlar için, LGBTİ+lar için daha fazla dayanışmaya, daha fazla örgütlenmeye.. Yaşasın kadın dayanışması.”
Diyarbakır'da kadınlar 'Eşbaşkanlık mor çizgimizdir' dedi
Diyarbakır’da İstasyon Meydanı’na yürüyen kadınlar, cinsiyet eşitsizliğine karşı mücadele edeceklerini söylediler. Kadınlar yürüyüş boyunca Kürtçe, Zazaca, Türkçe, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Kadın kırımına hayır”, “Eşbaşkanlık mor çizgimizdir”, “Biji berxedana Rojava” dövizleri ile “Kadın yaşamdır yaşam direniştir”, “Devlet şiddetine karşı ayağa kalk ve örgütlen”, “Jin, Şoreş, Sosyalizm” pankartları taşıdı.
Rosa Kadın Derneği öncülüğünde, Şiddet ve Mücadele Ağı ile Dicle Amed Kadın Platformu (DAKAP) çatısı altında bir araya gelen kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında “Gece Yürüyüşü” düzenledi.
Kadınların Gece Yürüyüşü’ne Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz, TJA aktivisti Ayşe Gökkan, Ayla Akat, HDP’li ilçe belediye eşbaşkanları il ve ilçe yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda kadın katıldı.
İstasyon Meydanı’na doğru yürüyüşe geçen kadınlar polis aramasından geçirildi. Kadınlar yürüyüş boyunca Kürtçe, Zazaca, Türkçe, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Kadın kırımına hayır”, “Eşbaşkanlık mor çizgimizdir”, “Biji berxedana Rojava” dövizleri ile “Kadın yaşamdır yaşam direniştir”, “Devlet şiddetine karşı ayağa kalk ve örgütlen”, “Jin, Şoreş, Sosyalizm” pankartları taşıdı. Yürüyüşte düdük ve erbane çalan kadınlar sık sık, “Kadın yürüyor devrim büyüyor”, “Rojava’da direnen kadınlara bin selam” sloganları attı.
‘EYLEMDE OLACAĞIZ’
İstasyon Meydanı’na kadar yürüyen kadınlar, burada 25 Kasım’la ilgili açıklama gerçekleştirdi. Burada konuşan Rosa Kadın Derneği Kurucu Üyesi Bedriye Aydın, “Tartışılması gereken, erken yaşta ve zorla evliliklerle etkili ve sonuç alıcı mücadele yöntemleridir. Tartışılması gereken, kadın ve çocuklara yönelik şiddetin medyada yer alış şeklidir” dedi.
Otoriter, milliyetçi, militarist, cinsiyetçi ve yasakçı politikalara karşı sokaklarda olacaklarını kaydeden Aydın, “Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayırımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, savaşa, ırkçılığa, kadınları ve kadın haklarını yok sayan sistemlere karşı değişim ve dönüşüm iddiasıyla eylemde olacağız” şeklinde konuştu.
‘YASTA DEĞİL İSYANDAYIZ’
Eylemde HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, her gün birçok kentte kadınların katledildiğini belirterek, kadın cinayetlerinin politik olduğunu söyledi. Güven, “Biz katliamlarla dolu bu yaşamı kabul etmiyoruz. Savaşlarda kadınlar öldürülüyor. Mirabel kardeşlerden Sara’ya, Sewe’ye, Avesta’ya, Leyla Kasım’a farketmiyor her gün baskıcı sisteme karşı direniyorlar. Kadınlar faşizm karşısında mücadele diyorlar. Rojava’da DAİŞ’e karşı bir mücadele var. Çeteler, Ezidi kadınları köle olarak sattı. Kadınlara bu yapılanlara karşı, kadınlar ellerine silah alıp DAİŞ’e karşı savaş açtı” ifadelerini kullandı. Kadınların barış istediklerini belirten Güven, “Yasta değil isyandayız. Söz veriyoruz. Şiddete karşı özgür bir toplum yaratacağız” dedi.
Konuşmaların ardından kadınların 25 Kasım eylemi çekilen halaylarla son buldu.





