5 milyon TL ile uzay ve ay mı? Nasıl yani? Peki ya Gare?...
En az ilk dipnotumuz kadar önemli ikinci bir dipnotumuz daha var: "Operasyon" adı verilen "şey"e katılan neredeyse bütün askerlerin miğferlerinde ya da başlıklarında, orada olup biten her şeyi kaydetmiş olan kameraların bulunduğu bilgisi de mevcut. İktidar bu kameralardaki görüntüleri acaba açıklayabilecek mi?
Erdoğan'ın o "Çarşamba müjdesi" neydi sahi?
Uzay ya da ay olmadığı çok belli gibi duruyor.
Ayırdıklarını söyledikleri 5 milyon TL ile bu iş pek mümkün görünmüyor çünkü.
Örneğin Fenerbahçe'nin Mesut Özil ile İrfan Can Kahveci için ayırdığı para bile bunun çok ama çok üzerindeyken, evet, pek mümkün görünmüyor.
O yüzden, uzay ya da ayın "müjde" olduğuna -özellikle bu iş için bizzat Erdoğan tarafından ayrıldığı söylenen o 5 milyon TL'ye bakarak, bu kadar parayla bu tür işlerin asla olmayacağını kestirebildiğimiz için- inanamıyoruz.
Peki, o 13 rehinenin kurtarılıp(?) Türkiye'ye getirilmesi olabilir mi?
Operasyon adı verilen girişimin (herkeslere, hepimize "böyle kurtarma operasyonu mu olur" dedirten) sonuçlarına bakıldığında, bu da pek mümkün gibi durmuyor.
Öyle ki, -neredeyse- bütün dünya kamuoyuna ve medyasına; "bu bir kurtarma operasyonu değil, o 13 kişiden kurtulma operasyonudur" gibi ilginç ve üzerlerinde durulmalarını gereken tespitler ve yorumlar yaptıracak malzemeler ve argümanlar vermiş olan bir operasyondan söz ediyoruz.
Üstelik o 13 kişinin bombasız, silahsız alınıp getirilmeleri yaklaşık 6 yıldır hep mümkünken...
(Tam da buraya bir de dipnot düşelim: Yaklaşık 6 yıldan bu yana, o 13 kişinin sağ salim teslim alınmaları için yapılan bütün girişim öneri ve yollarının iktidar ekibi tarafından geri çevrildiğini ve bu nedenle sonuçsuz kalmış olduğunu ve üstelik PKK'nin de o 13 kişiyi çok uzun bir süredir canlı bir şekilde teslim etmeye hazır olduğunu herhalde artık bilmeyen kalmamıştır diye düşünüyoruz.)
(En az ilk dipnotumuz kadar önemli ikinci bir dipnotumuz daha var: "Operasyon" adı verilen "şey"e katılan neredeyse bütün askerlerin miğferlerinde ya da başlıklarında, orada olup biten her şeyi kaydetmiş olan kameraların bulunduğu bilgisi de mevcut. İktidar bu kameralardaki görüntüleri acaba açıklayabilecek mi?)
(Üçüncü dipnotumuzda, Gazeteci Fehim Taştekin'in 15 Şubat 2021 tarihinde Gazete Duvar'da yayınlanan köşe yazısında yer alan sorusu var. Soru çok net ve çok açık: "Bu nasıl bir kurtarma? 41 uçakla gece gündüz bombalanan bölgeden kim nasıl sağ çıkartılabilir?")
Kısacası, çok kötü bir hazırlığı olduğu hemen görülebilen böylesi bir operasyondan herhangi bir müjdenin çıkmayacağını söylememiz olanaklı.
O yüzden, "operasyonla gelebilecek bir müjde"ye de inanamıyoruz.
Ve tekrar baştaki sorumuza dönüyoruz.
"Uzay", "ay" ve "operasyon" herhangi bir müjde için pek mümkün gibi durmuyorlarsa o "Çarşamba müjdesi" neydi o zaman?
Erdoğan'ın; "5-6 aydır üzerinde çalışıldığı"nı belirttiği ama çok net olarak "başaramadık" dediği, başarılsaydı eğer bir "müjde" olarak duyurulacak olan "hedef" neydi?
Yukarıda yer alan üçüncü dipnotumuzda söz ettiğimiz Fehim Taştekin'e ait köşe yazısında Taştekin "müjde" anlamında şunları söylüyor:
"10 Şubat müjde günüydü. Saat 02.55'te 41 uçakla Gare Dağı'na yönelik Pençe Kartal-2 Harekâtı başlatıldı. İki saat sonra helikopterlerle hava indirmesiyle kara harekâtı başladı. Hava indirmesinden çıkartılan ilk sonuç; PKK’nin elindeki asker, polis ve istihbaratçıların kurtarılması ya da burada üslendiği söylenen PKK liderlerinden Duran Kalkan ile bölgeye geçtiği düşünülen Murat Karayılan’ın yakalanması planıydı. Çift başlı bir hedef. Müjde bu olacaktı."
Fehim Taştekin'in sözlerine, yukarıdan beri yazdıklarımız doğrultusunda sadece ve sadece Duran Kalkan ile Murat Karayılan'ın yakalanması noktasında katılıyoruz.
Evet: Erdoğan'ın "müjde"si Duran Kalkan ile Murat Karayılan'ın ele geçirilmeleriydi, başkaca herhangi bir şey değil!
Ama bu, Erdoğan'ın deyimiyle "Başarılamadı". Uzay ve ay mevzusuyla "boşluk" doldurulmaya çalışıldı. Fakat bize göre galiba bu da "Başarılamadı".
Sevgiyle, dirençli ve uyanık kalın! (HAYR, GÜNEL)
