Özgür Özel bugünü işaret etmişti: Kürsüden ahtapotu anlattı, vurgunları saydı! (VİDEO)
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 'Ahtapotu göstereceğim' diyerek seslendiği Erdoğan’ın suçlamalarına bugün grup toplantısında yanıt verdi. Özel, İstanbul’da Fatih, Bayrampaşa ve Bahçelievler belediyelerinde Sayıştay raporlarına yansıyan usulsüzlükleri tek tek kamuoyuyla paylaştı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "İstanbul'dan Türkiye'ye ve yurt dışına uzanan ahtapotun kolları bir bir deşifre oluyor" sözlerine karşılık olarak, "Ben yarın ona bir ahtapot göstereceğim. Savcının yöneltmediği suçlamayı ispatlanmış gibi söylüyor. Ben Erdoğan’ın bir tek gördüğü ahtapotu, yarın grup toplantımızı izleyen herkese göstereceğim inşallah. Ahtapot dediğin nasıl bir şey oluyormuş, görelim bakalım" demişti.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel partisinin grup toplantısında flaş açıklamalarda bulundu. AKP'li belediyelerdeki usulsüzlükleri ifşa eden Özel, ahtapotu da açıkladı.
KIRK HARAMİLER, AHTAPOTUN ELİNDE"
Özgür Özel, "Ahtapotun kollarını arıyorsan, işte Fatih Belediyesi, işte Bayrampaşa Belediyesi, öbür kolunda Bahçelievler Belediyesi, pek yakında büyük kol Esenler Belediyesi, kafaya yakın, kafadan çıkıyor en büyük kol. Ama ben Tayyip Bey'in esas ahtapotunu göstereyim, bakın. Bu Tayyip Bey'in ahtapotunda, beşli çete dediğin kırk haramiler. Yaklaşık 43 şirket bunlar. Kırk haramiler, ahtapotun elinde" ifadelerini kullandı.
Özel'in açıklamasından satırbaşları şöyle:
"İstanbul'da tarihi bir toplantıya ev sahipliği yaptık. 81 ülkeden 89 kardeş partimiz, Sosyalist Enternasyonal davetiyle İstanbul'daydı. Onları ağırladık. Değerli yoldaşımız İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in başkanlığında dünyada yaşanan her şeyi ve buna karşı sosyal demokratların, sosyalistlerin neler yaptığını, neler yapabileceğini uzun uzun değerlendirdik.
"DÜNYA LİDERLERİ İMAMOĞLU'NA ÖZGÜRLÜK DEDİLER"
Hem Ekrem İmamoğlu'na özgürlük dediler. İmamoğlu'nun afişlerini, İmamoğlu'nun resimlerini taşıdılar, paylaştılar dünyanın liderleri. Hem de bundan sonrası için derhal serbest bırakılması, tutuksuz yargılanması ve İstanbul'un kendisine verdiği görevi yapması için özgürlüğünün ve göreve iadesinin takipçisi olacaklarını, beklentilerinin bu yönde olduğunu, bunun doğrusunun bu olduğunu, aksinin darbe olduğunu ifade ettiler. Ben bizi İstanbul'da yalnız bırakmayan, ilk günden beri sahip çıkan ve bundan sonra da sahip çıkacak olan tüm yoldaşlarımıza Cumhuriyet Halk Partisi adına bir kez daha Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altından teşekkür ediyorum.
"HADİ GEL İNDİR"
Darbeciler, darbeciler panik evresindeler. Boş dosya dolmadıkça sağa sola saldırıyorlar. AK Parti'nin içindeki bazı vicdanlı sesler, aslında bazı akıllı sesler, partinin geleceğini düşünenler buna rıza göstermediler. Şimdi homurdanmalar başlamış darbeciler arasında. "Hani dosya doluydu? Kandırıldık mı? Neden bulamıyorlar? Ekonomi dibe vurdu, artık nasıl toparlanacak?" Tayyip Bey bir yandan geçmiş sefer kumpas davalarında Zekeriya Öz'e sahip çıktığı gibi şimdi sürece sahip çıkmaya çalışıyor ama bir yandan da kazan kaynıyor. Öyle bir hale gelmiş ki Ekrem İmamoğlu İstanbul'un seçilmiş belediye başkanı. İddia var, iddianame yok. Olsa ne yazar, yargılama yok. Başlasa ne yazar, karar yok. Alınsa ne yazar, kesinleşme yok. Yani suçsuz. İspatlanana ve kesinleşene kadar suçsuz, öyle mi? Ekrem İmamoğlu'nun resmini belediyeye asamazsın. Metroya asamazsın. Oraya asamazsın, buraya asamazsın. Niye? Başsavcılık. Ya bir kere böyle bir karar alsa hakim alacak. Kendisini hakim yerine koymuş. Başsavcılık abuk subuk işler yapıyor. Sağ olsun arkadaşlar, o asamazsın deyince İstanbul'da hiçbir yere, "Biz İstanbul'da öyle bir yere asarız, bütün dünyanın haberi olur." dediler. Gittiler Boğaz Köprüsü'ne astılar. Aha da söylüyorum, aha da. Buydu. Buna deliriyorlar, buna. Hadi gel indir. İndir, gel indir! Gel indir! Bir başsavcıya, üç savcıya, üç hakimin arkasına saklanan korkaklara söylüyorum: Ekrem İmamoğlu masumdur. Gelecekte de bunun hesabını sizden hukuk önünde soracaktır.
Yok arkadaşlar, gün gelip devran dönünce "AKP" deyince bütün AK Partililer korkar. 12 milyon üyeleri var. Biz namus, namuslu, temiz, iftiracı olmayan partiye ikna olmuş, üye olmuş, bilmeden üye olmuş, şu sebeple olmuş, mülakata girecek çocuğu varmış, zorlamış olmuş, gönlünden olmuş, bu ülkenin hiçbir vatandaşından bu süreçle ilgili hesap sormayacağız. Biz darbecilerden hesap soracağız!
"HESAP SORACAĞIZ"
Olmayan ahtapotu varmış gibi göstermeye çalışanlardan hesap soracağız. Biz gerçek rüşvetçilerden, yolsuzluk yapanlardan, milletin kanını emenlerden hesap soracağız. Gün gelecek, devran dönecek, haksızlık yapanlar, hukuksuzluk yapanlar, darbe yapanlar hesap verecek. Yoksa bugünün AK Partilisi yarın Cumhuriyet Halk Partisi'nden ₺14.000 değil, ₺30.000 emekli maaşını alınca "Geçmişte ne yanlış yapmışım. Helal olsun Ekrem oğluma." deyip iki eliyle birlikte bize oy verecek.
Bundan sonra Ekrem İmamoğlu'nun pankartından, resminden korkanlar korkmaya devam etsin. Göreceksiniz ki İmamoğlu her yerde. İmamoğlu her yerde.
"SONDA AHTAPOTU GÖSTERECEĞİM"
Şimdi biraz hızlanalım çünkü sonda ahtapotu göstereceğim. Mutlaka görün. Geçen hafta söyledim. Birden bir panik, bir panik. Meydan okuyan mı ararsın, haber yollayan mı ararsın. İstanbul'da Cumhuriyet Başsavcısı'na söylüyorum: Bu kadar belediye var. İstanbul Büyükşehir'de...
9'a ait, öncesine ait 37 dört başı mamur yolsuzluk dosyası var. Dosyaya geldi Süleyman Soylu, el koydu, örtbas etti. O 37 dosyanın örnekleri İBB'de duruyor. Süleyman Soylu aldı, yanında götürmediyse İçişleri Bakanlığı'nda duruyor. Hiçbir işlem yapmadınız. Ankara'da 97 yolsuzluk dosyası var. El koydular, hiçbir işlem yapmadılar. Bakın, bugün Türkiye'de yaşananı şöyle özetleyeyim: Belediyeyi Sayıştay denetler, iç denetçi denetler, mülkiye müfettişi denetler. Bilhassa bu Meclis adına Sayıştay denetler. Raporu düzenler. Bir suç unsuru bulduysa ve uyarıp da düzelmediyse, suç olduğuna inanıyorsa suç duyurusunda bulunmasını da karara bağlar. Dedim ki: "İstanbul'dan, AK Partili belediyelerden başlayacağım. Fatih'ten başlayacağım." Şimdi Fatih Belediye Başkanı isyanda. "Ya niye benden başlıyor? Esenler dururken..." diyormuş. Ya ben zaten Fatih'ten başlamamın sebebi "Esenler'i bırak, daha Fatih'te neler var, onu görün." demek için yapıyorum da şimdi...
AKP'Lİ BELEDİYELERİN YOLSUZLUKLARINI AÇIKLADI
Sayıştay kararı, 4 Temmuz 2024, 2024'e 74 no'lu karar. İstanbul Fatih Belediyesi'nde bir önceki yılın işlemlerinde "Belediye başkan yardımcılarının birden fazla belediye şirketinden huzur hakkı alması" başlığıyla bunun yasak olduğu, suç olduğu, bütün uyarılara rağmen bu paraların ödendiği, oy birliğiyle görüldüğünden, 7. Daire Başkanı ve dört üyenin imzasıyla suç duyurusunda bulunulmasına.
Savcılığa, İstanbul Fatih Belediyesi. Raporda "Reklam alanlarının ihalesiz olarak kullanıldığı anlaşıldığından..." Reklam panoları. İstanbul Büyükşehir'in bütün reklam panolarına, panoları kiralayan bütün şirketlere, şirketlerin mal varlıklarına el koydular. İhaleler var. Sayıştay incelemiş, usulsüzlük bulamamış. Gizli tanık, "Usulüne uygun yapıldı ama mutlaka rüşvet verildi." dedi diye hepsini almışlar. Burada Sayıştay incelemiş ve diyor ki: "Reklam panolarının 2886 sayılı kanuna aykırı olarak ihale edilmeksizin kiraya verildiği anlaşılmıştır." İhalesiz, istediği birine. "Büyük kamu zararı vardır." Oy birliğiyle 7. Daire'nin kararı, Fatih Belediyesi. Sadece örnekler sunuyorum. "İdare tarafından spor kulübüne taşınmaz tahsisi yapılmaz." Yapmış. Yandaşlar orayı işletiyor, tesislerden para kazanıyor.
Yapamazsın, diyor bunu. Yapılmasının yolu belli, nasıl yapılacağı. Belediyeden vermiş. Adam da orada kafe işletiyor, kiraya veriyor falan. Zarar var, diyor, suç duyurusunda bulunmuş. Fatih açısından turpun büyüğüne geldik. İstanbul Fatih Belediyesi. Raporda, "İdarece öğrenci yurt binası yapılması ve işletilmesi şartıyla üst hakkı tesis edilen arsa üzerine yapılan binanın yüklenici tarafından turistik otel olarak işletildiği, bu otelin 2015'te yapıldığı, 10 yıldır işletildiği, mevcut Fatih Belediye Başkanı'nın altı yıldır bunu sürekli eleştirilmesine rağmen bu konuda işlem yapmadığı, otelin nokta nokta adıyla..."
"BUNLARI SORMUYOR, SORUŞTURMA AÇMIYOR"
Bir şey söyleriz, orada birine bir şey olur. "...adıyla ruhsatsız bir şekilde..." Ruhsat yok. Yangın çıksa... Yangın çıksa... "...ruhsatsız bir şekilde turistik otel olarak işletildiği, internet ortamında yapılan aramada Basra Konağı Oteli'nin web sitesinin olduğu..." yazıyor. "Söz konusu otelin adının birçok otel rezervasyon sitesinde yer aldığı, otel hakkında son beş yıl öncesinden günümüze değin kullanıcıların yorum yaptığı, halen daha otelin müşteri kabul ettiği anlaşıldığından ve defalarca uyarılmasına rağmen öğrenci yurdu diye yapılan yerin otel de işletildiğinden Fatih Belediyesi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına..." Meydan okuyor.
Bunlarla, bunlarla, tespit edilen bu suçlarla gelip Fatih Belediye Başkanı'nı almıyor. Almasın zaten. Davet etse gider. Bunları sormuyor, soruşturma açmıyor. Tut ki Fatih Belediyesi bizimdi. Neydi şimdi? Oraya reklam veren herkes, şirket, belediye başkanı, bütün bürokratlar Silivri'de miydi, değil miydi?
Ben bunu söylüyorum: Fatih Belediye Başkanı'nın bunlara bir açıklaması varsa bağımsız yargı önünde tıkır tıkır anlatırdı ama belediye AK Parti'nin olunca, her belediye hakkında var onlarca, hiçbir şey yapmayanlar Cumhuriyet Halk Partisi'ne gelince bunları yapıyor. Benim anlatmaya çalıştığım bu.
Bir tek Fatih olmasın. Fatih Belediye Başkanı demiş ki: "Canım benim, Bayrampaşa dururken Fatih'i anlatacakmış." diyor. Bak şimdi. Ama hakikaten doğruymuş. Ne diyormuş diye baktım. Mart 2024 öncesi AK Parti'nin yönettiği Bayrampaşa Belediyesi.
AHTAPOTU AÇIKLADI
Bu ahtapotu, sürekli Tayyip Bey kendi kendine bir ahtapot görüyor. Sürekli ahtapot anlatıyor. Ahtapotun kollarını arıyorsan, işte Fatih Belediyesi, işte Bayrampaşa Belediyesi, öbür kolunda Bahçelievler Belediyesi, pek yakında büyük kol Esenler Belediyesi, kafaya yakın, kafadan çıkıyor en büyük kol.
Ama ben Tayyip Bey'in esas ahtapotunu göstereyim, bakın. Bu Tayyip Bey'in ahtapotunda, beşli çete dediğin kırk haramiler. Yaklaşık 43 şirket bunlar. Kırk haramiler, ahtapotun elinde. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti soygunu, özel kalem müdürü Serim'in gencecik oğlunu önce dışişlerinde özel kalem yapıp, Kıbrıs'a büyükelçi yapıp hem kaset toplatıp hem oradaki büyük vurgunlar, gemiler, gemilerde yakalananlar, KKTC soygunu.
"AYAKKABI KUTULARI, ÇİKOLATA KUTULARI..."
Çadır satan Kızılay'ın, çadır satan depremde Kızılay'ın vurgunu. 17-25 Aralık, dört bakan, devrin başbakanının "hırsızlık yapan kardeşim olsa kolunu keserim" dediği dört bakan. Ayakkabı kutuları, çikolata kutuları, elbiseler, kıyafet askıları. Buraya kadar pislik. Sıfırladın mı oğlum paraları? İşte ahtapotun öbür ucu. Yunus Emre Vakfı soygunu, ahtapotun milliyetçi kolu. Dezenfektan satan bakan da ahtapotun bir kolunda, Türgev ve Ensar'ı, kol yetmedi, ayrı ayrı yazamadık. İkisi birden ahtapotun bir kolunda. İşte ahtapotun besledikleri.
Aha bu da ahtapotun canından bezdirdikleri, boğazını sıktıkları. Bir elinde işçi, bir elinde esnaf, bir elinde emekçi, bir elinde çiftçi. Gençlerin geleceğini tüketti ahtapotun ta kendisi. Memuru, işsizi, bitirdiniz memleketi! Al sana ahtapot bu! Al sana ahtapot! Ahtapot meraklılarına gösterilir. Yeni Şafak, hazırla manşeti, en güzel sen yapıyorsun mizahı. Hadi! Hadi Yeni Şafak! Hadi A Haber! A Haber son dakika yaz! Aranan ahtapot bulundu! Reis'in tarif ettiği ahtapot Özgür Özel'in ellerinde! 17-25 de burada. Açlıktan sefalet çeken emekli de...
YENİ ŞAFAK'IN MEHMET ŞİMŞEK MANŞETİ
Biz rezervleri biz bu günler için biriktirdik diyor Mehmet Şimşek. Rezervi, işsizler emekliler için biriktirmemiş de bugünler için biriktirmiş. Mehmet Şimşek niye bana vuruyorlar anlamıyorum diyor. Bir de diyorlar ki Cumhuriyet Halk Partisi karışır mı diyorlar? Parti içi karışıklık için Ak Parti'yi öneriyorum, takip etmek için en iyi mecra Yeni Şafak. (CUMHURİYET)

