"Bu darbeciler günü gelince Edirne’den kaçmak isterlerse Meriç’ten Dedeağaç’a, size emanet bu şehir, sınırı sıkı tutun!" (VİDEO)
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingleri kapsamında Edirne'de konuştu. Özel, burada yaptığı konuşmada, "Edirneliler, Meriç’i sıkı tutun. 15 Temmuz darbesinden sonra bir yılda 2 bin FETÖ’cü yakalandı ya burada. Bu darbeciler de günü gelince Edirne’den kaçmak isterlerse Meriç’ten Dedeağaç’a, size emanet serhat şehri" dedi.
CHP’nin Silivri’de tutuklu bulunan cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talebiyle başlattığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" temalı mitinglerinin 76'ncısı Edirne Saraçlar Caddesi'nde düzenlendi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Edirnelileri "Güzel Edirne, canım Edirne, Meriç'le özgürlüğü, Tunca'yla kardeşliği, Arda'yla bereketi taşıyan Edirne hoş geldiniz hemşehrilerim, hoş geldiniz akrabalarım. Edirne'yi çok seviyoruz. Edirnelileri, akrabalarımızı çok seviyoruz. Bugün burada tam 76'ncı kez haksızlığa, adaletsizliğe itiraz etmeye, seçtiklerimizin arkasında durmaya, Gazi Mustafa Kemal'in emaneti Cumhuriyet'le kazandığımız sandığa seçme seçilme hakkına sahip çıkmaya geldik. 76'ncı mitingimize, eylemimize hoş geldin Edirne" sözleriyle selamladı.
Özel'in konuşmasının satırbaşları:
AK Parti 23 yıldır iktidarda, gelirken ‘verin bana yetkiyi ülkeyi şirket yönetir gibi yöneteceğim’ dedi. Allah'ı var tam da dediğini yaptı. Kabinesinde Milli Eğitim Bakanı'nın özel okullar zinciri var, Sağlık Bakanı'nın özel hastaneler zinciri var, Turizm Bakanı'nın oteller zinciri var, turizm şirketleri var. Türkiye şirket gibi yönetiyor, şirketin adı da KADAŞ yani ‘Kara Düzen Anonim Şirketi’, Tayyip Erdoğan'ın, AK Parti'nin kara düzeninin anonim şirketi. Bu KADAŞ gerçekten rekortmen. Madalya üstüne madalya kazanıyor. KADAŞ vergiyi sizden alıyor kıyağı başkalarına yapıyor. Ama bu KADAŞ döneminde Türkiye yüksek enflasyonda Avrupa birincisi, yoksullukta Avrupa birincisi, eşitsizlikte Avrupa birincisi, gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisi, yüksek faizde Avrupa birincisi nokta bunlar AK Parti'nin kara düzeninin kara madalyaları.
"BİR ASGARİ ÜCRETE 55 PORSİYON CİĞER ALINIYOR"
"Gittiğimiz şehirlerde Malatya'da kayısıya, Manisa'da üzüme bakıyoruz ,Osmaniye'de, Adana'da, Çukurova'da pamuk, Rize'de çay, Ordu'da fındık, Edirne'de de Edirne ciğerini sordum satın alma gücü için. Edirne ciğeri geçen sene porsiyonu 240 liraydı, şimdi 400 lira olmuş. Geçen sene asgari ücrete 92 porsiyon ciğer alınırken bu sene bir asgari ücrete 55 porsiyon ciğer alınıyor. Bir yılda 37 porsiyon ciğer kaybı var. Bugün bir asgari ücretli bir porsiyon ciğer yemeye korkar, iki çocuğu bir eşiyle birlikte gitse 2 bin liraya çıkacak oradan, yapamaz; bir porsiyon ciğere hasret ancak 37 porsiyon zararı var. Buğday da aynı, altın da aynı. İşte bu yüzden bu AK Parti gelip de bu meydanı doldurabilir mi bugün? Yazın serin, kışın sıcak salonlarda siyaset yapıyorlar. Millet ile değil, kendi atadıkları ile toplantı yapıyorlar. Sokaktan, meydandan kaçıyorlar. Onun için buradan, Edirne'den sesleniyorum: Artık AK Parti salonların partisidir, Cumhuriyet Halk Partisi meydanların, sokağın, milletin, halkın partisidir. Hiç salon partisi sokağın partisini yenebilir mi? İnanın biz haklıyız, ahlaki üstünlük bizdedir, psikolojik üstünlük bizdedir, meydanların enerjisi, çoğunluk enerjisi bizdedir. Biz kazanacağız.
"SÜRÜNDÜRDÜĞÜ EMEKLİ HAKLI, EMEKÇİ HAKLI"
Bu meydanın hepsi haklı, bu meydanda Ekrem Başkanın resmi var, en mağdurumuz o. Ekrem başkanımız haklı. 16 belediye başkanımız sırf seçim kazandık diye içerideler, hepsi haklı. Süründürdüğü emekli haklı, emekçi haklı. Buğday-çeltik üreticisi, ayçiçek üreticisi haklı. Esnaf haklı ama bütün haklılar bir arada durmak zorundayız. Evde oturan, televizyonundan bizi izleyen, pijamasını çıkarmayanlara ne diyoruz? Eğer evde oturup beklersen senin de kapına gelecekler, senin de malına çökecekler, senin de çocuğunun geleceğini elinden alacaklar. Memlekette işçi kurtulmadan çiftçi kurtulmaz, emekli kurtulmadan esnaf kurtulmaz, köylü kurtulmadan kimse kurtulmaz. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.
Biz ne yapacağız? Biz durmadan çalışmaya devam edeceğiz. Asla ve asla teslim olmayacağız. Bir kelime eksik konuşmayacağız, bir adım geri atmayacağız, bir santim eğilmeyeceğiz. Hepimiz bilmeliyiz ki biz bir kelime eksik konuşursak, bunlar bu milleti susturacak. Biz bir adım geri atarsak, bunlar bu milleti 100 yıl geriye götürecek. Biz bir santim eğilirsek, bunlar bu millete diz çöktürecek. Bunlara geldikleri sandıkla gelip sonra sandığı kaçırmaya, sandıktan kaçmaya çalışanlara, sandıkla çıkanı Silivri’ye atanlara, iftira atanlara, haysiyet cellatlığı yapanlara ne arkadaşlarımızı ne de bu ülkenin geleceğini teslim etmeyeceğiz.
Bu sene vatandaş diyor ki, 'Eğer gelecek sene de durumum aynı kalır diyenler yüzde 30. yüzde altmış 'daha kötüye gideceğim, fakirleşeceğim' diyor. Sadece yüzde 8,8 'ben zenginleşirim' diyor. Yüzde dokuzu ise 'durumum iyiye gidebilir' diyen var. Zenginleşirim diyen o yüzde 0,8 o bildiğiniz o sekiz. Hepimizi onlara kul köle etmeye, bizden alıp onlara vermeye, bizden kazanıp onlara harcatmaya çalışıyorlar. Biz kutuplaşmadan taraf değiliz. Buradan AK Partili ve MHP’li Edirnelilere sesleniyorum: Bugüne kadar oy verdiniz, hatta belki üye oldunuz, belki haberiniz AK Parti'ye kaydedildiniz, belki 'iyi olacak' diye düşünüp onlarla oldunuz. Ama bugünü düşünememiş, bu yoksulluğu bu sefaleti bu haksızlığı düşünememiş olabilirsiniz. Biz geldiğimizde sadece CHP’lilerin değil, Edirne’nin tamamının, AK Partilisinin de MHP’lisinin de asgari ücretini yükselmeye geliyoruz. İkisinin de emeklisi bütün emekliler gibi en iyi maaşı alsın istiyoruz. Herkes çocuğunun geleceğinden endişe etmesin istiyoruz.
"'AK PARTİLİYİM, BENİ ALMAZLAR', 'MHP’LİYİM, BANA YER YOK' DİYE DÜŞÜNMEYİN"
Biz gelince geçmişte bize haksızlık yapanlarla, çalanlarla, çırpanlarla ve kendi yaptıklarını başkası yapmış gibi iftira atanlarla işimiz var. Ama geçmişte AK Parti’ye oy vermiş, üye olmuş kimse korkmasın. Bu parti hiçbirimizin değil, bu gelecek hiçbirimizin değil; bu gelecek hepimizindir. Cumhuriyet Halk Partisi baba ocağıdır. Baba ocağı, herkesin içine doğduğu evdir. Kimi ırağa gider, kimi yakında kalır. Kimi daha büyüğünü ister, kimi küçüğüne razı olur. Ama herkes bilir ki başı sıkıştığında, dara düştüğünde döneceği bir baba evi vardır. Kapısı açıktır. Çayı, çorbası kaynar. Kim sıkışırsa gelene kucak açmaktadır. O baba evinin tapusu Özgür Özel'de olsa güvenme. Kemal Beyde de değildir, rahmetli Ecevit de, İsmet Paşa da. Senin garantin Cumhuriyet’tir. Senin garantin Cumhuriyet’in kurucusudur. Baba evinin tapusu bir kişiye kayıtlıdır o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. O yüzden 'AK Partiliyim, beni almazlar', 'MHP’liyim, bana yer yok' diye düşünmeyin. Atatürk’le derdi olmayanın, Cumhuriyet’le derdi olmayanın, bu bayrakla, bu Mehmetçikle derdi olmayanın bizimle de derdi olmaz. Hep beraber olacağız, hep beraber başaracağız.
"TÜRKİYE’DEKİ OKKAN KARDEŞİM BİR TANE MONT ALABİLMEK İÇİN BİR AY ÇALIŞIYOR"
Bugün herkes görüyor, Yunanistan’a gidip alışveriş yapılıyor, Bulgaristan’dan gelinip alışveriş yapılıyor. Bugün Edirneliler, Yunanistan'a ucuza gıda alışveriş turları düzenleniyor. Dedeağaç’a geçiliyor. Doğru mu? Çünkü Yunanistan o kadar ucuz ki bugün Türkiye’deki gıdaya göre yol parasını da kurtarıyor, fazlasını da kazandırıyor. Yunanistan’da bir Niko var. Niko’ya kıyma 350 lira. Türkiye’de bir asgari ücretli Nihat abi var. Ona da arkadaşları Niko diyor. Bizimkine gelince 950 lira. Niko’nun 350 liraya aldığı dana kıymayı burada 900 liraya satan bir düzen var. Dünyanın en yüksek üçüncü gıda enflasyonun olduğu Türkiye'den, Yunanistan'a geçip gıda alıyorlar. Bir de Bulgaristan'dan gelen var. İvan geliyor Leva'yı veriyor çantaları dolduruyor. Üstüne bir tane de mont alıyor, Bulgaristan'a gidiyor. O İvan bunu yaparken bizim Türkiye’deki Okkan kardeşim bir tane mont alabilmek için bir ay çalışıyor. Peki bu işin sebebi ne?
"TAYYİP BEY SANA HELAL OLAN HİÇBİR ŞEY HARAM DEĞİL BANA"
Avrupa'ya gidecekler, dünyaya gidecekler ve işlerine geldikleri gibi anlatacaklar ama gelip burada seçimi kazanacaklar, öyle bir şey yok. Buraya ben Brüksel'de geldim, orada Türkiye'de yapılan haksızlıkları hukuksuzlukları teker teker anlattım. Beyler çıkmış ‘yurt dışına şikayet etmeye gidiyor’ diyorlar. Bu AK Parti zamanında başörtü sorunu yaşıyordu, ‘kardeşlerimize haksızlık yapılıyor’ diyordu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dava açtılar, Türkiye'yi mahkum ettiler, çatır çatır tazminat aldılar o şikayet değil. Kapatma davaları açılınca heyetler kuruyorlardı, bütün dünya başkentlerinde Türkiye'yi şikayet edip ‘askeri vesayet var, siyasi vesayet var’ diyorlardı. 15 Temmuz Darbesi oldu sabah bizim kapımızda bunlar, ‘Avrupa'da dostlarınız çok, sizi iyi dinlerler bu darbeyi birlikte anlatalım’ diye. Ama benim kardeşlerim içeri atılınca, 31 Mart'ta seçim kazandık diye, 19 Mart'ta darbe yapılınca Özgür Özel oturacak, susacak sen de burada keyif çatacaksın. Bütün dünyaya anlatacağım bir adım geri atarsam namerdim. Bu haksızlığı bütün dünyayı anlatacağım Tayyip Bey sana helal olan hiçbir şey haram değil bana. Mücadele sonuna kadar, sonuna sonuna…
"PARTİDE OTURMAYA DEĞİL, TÜRKİYE'NİN BAŞINA GEÇMEYE GELİYORUZ"
Senin 3 tane televizyonuna 5 tane iftiracı gazetene teslim olursam o zaman bizi bırakıp giden o iki kardeşimin gözlerine öyle bakamam, Ferdi'nin hatırasına. Gülşah'ın hatırasının arkasında duramam. Ekrem Başkana sahip çıkmazsam haysiyetime sahip çıkmış olmam. Bana ‘gel Ankara merkezli siyaset yap’ diyor, ‘partinin başında otur’ diyor. Partinin başında 50 yıl oturacağıma senden sonra şu iktidarın değiştiğini, CHP'nin geldiğini 5 dakika göreyim gözüm açık gitmez. Partide oturmaya değil Türkiye'nin başına geçmeye, bu meydandaki bütün mağdurların yüzünü güldürmeye geliyoruz.
"MERİÇ'TEN DEDEAĞAÇ’A SİZE EMANET BU ŞEHİR, SINIRI İYİ TUTUN"
Edirneliler Meriç'i sıkı tutun, 15 Temmuz'dan sonra bir yılda 2 bin FETÖ'cü yakalandı ya burada. Bu darbeciler de günü gelince Edirne'den kaçmak isterlerse Meriç'ten Dedeağaç’a size emanet bu şehir, sınırı iyi tutun. Zekeriya Öz’ün kaçtığı gibi kaçmaya kalkarsa birisi emanetimdir Edirne'nin sınırı Edirne'nin evlatlarına. Darbenin üstünden 276 gün geçti. Erdoğan ‘bir aya insan içine çıkamayacaklar’ dedi, ‘birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar’ dedi. Kim var burada, Dilek İmamoğlu var kardeşiniz. 276 gün sonra biz bu meydandayız. Birbirimizin yüzüne bakmaya geldik Erdoğan, insan içine çıkmaya geldik Erdoğan. Ekrem Başkan, Dilek Hanım'ın gözüne her gün bakıyor, o ona güveniyor, biz ona güveniyoruz. Sen gel bakalım da bu milletin gözünün içine bak. Biz el eleyiz, yürek yüreğiyiz. İftiraya teslim olmayız, hiç kimseyi de arkamızda bırakmayız böyle bilin bunu.











