"İster şah olsun ister molla, zalime ölüm": İran'daki mücadeleyi kim sırtlıyor?

Fitilini 11 Aralık’ta “Geçinemiyoruz” diyen petrol işçilerinin ateşlediği protestolarda ABD ve İsrail’e de “Elinizi İran’dan çekin” deniyor. Bu güçler şahın oğlunu öne çıkarsa da İran’da “Zalime ölüm, ister şah olsun ister molla” sloganı atılıyor.


İran’da 9 günü geride bırakan eylemler, emniyet ve güvenlik güçlerinin baskısının artmasına ve bazı bölgelerde sahadaki çatışmaların devam etmesine rağmen yaygınlığını ve kararlılığını koruyor. Şimdiye kadar 26 eyalet ve 78 şehirdeki en az 222 noktada İran para birimi tomanın döviz karşısında değer kaybetmesi ve artan pahalılık nedeniyle eylemler yapıldı. Rejimi hedef alan protestoların başladığı 28 Aralık 2025’ten bu yana aralarında çocuk ve kadınların da olduğu en az 20 kişi güvenlik güçleri tarafından öldürüldü. Gözaltına alınanların sayısının 1000 civarında olduğu söyleniyor.

İran’da süren eylemlere dair yine birçok soru işareti ve tartışma var. Bunun başında ise Trump’ın 2 Ocak’ta İran’ı tehdit ettiği “Saldırıya hazırız” mesajı yer alıyor. Pek çok çevre, protestolara bu açıklamaya atıfla “Emperyalistlerin kışkırtması” sıfatını yakıştırıyor. Ancak hareketin karakterine, taleplerine ve katılımına bakıldığında bu nitelemeye doğru demek mümkün değil. 

Protestoları anlamak için İran’ın dışından yayın yapan medya organlarının neredeyse değinmediği bir olguya bakmak gerekiyor. 11 Aralık 2025’te 5 bin petrol işçisinin “Geçinemiyoruz” diyerek Güney Asaluye ve Pars rafinerilerinde başlattığı grev ve yürüyüş. Bu büyük eylem, deyim yerindeyse bir işaret fişeği oldu. Petrol işçilerinin mücadelesi bir süre sonra çelik, elektrik işçileri, sağlıkçılar, öğretmenler ve emeklilerin de dahil olduğu büyük başkent buluşmasıyla ivme kazandı. Bugün “İran’ın altın ve servet merkezi” olarak adlandırılan Tekab’daki Zerşuran Altın Madeni işçileri grevlerini 16 gündür sürdürüyor. Ortadoğu Şeker Fabrikası işçilerinin protesto ve grevi 11’inci gününde. İşte bugün tartışma konusu yapılan protestolar, İran işçi sınıfının mücadelesinden bağımsız gelişmedi.

1405 bütçesi

İran rejiminin 26 Aralık’ta açıkladığı bütçe, işçilerin eylemlerinin genel bir direnişe dönmesine neden oldu. Zira Şemsi takvime göre şu an 1404 yılında olan İran’ın Rumi takvimle martta yürürlüğe girecek olan 1405 bütçesi, sadece devletin gelir-gider belgesi niteliği taşımıyor. Krizin bedelini kimin ödeyeceğine karar veriyor, bunu sorunsuz yapabilmek için de başta baskı araçları olmak üzere hangi kurumların güçlendirilmesi gerektiğine dair de bir harita çiziyor. Tüketim vergilerinden ve alım gücü erimiş ücretlerden, güvenlik ve propaganda araçlarının güçlendirilmesine kadar, önerilen bütçe İran’daki ekonomistler tarafından “Mevcut düzeni korumak için planlanmış bir bütçe” olarak değerlendiriliyor. Bütçenin tepki çeken yanlarından biri de şeffaf olmaması. Ancak bu teknik bir kusur olarak değil bir yönetme aracı olarak değerlendiriliyor. Özetle bütçe, sorgulanabilir olması için okunabilir olmalı. Bütçe ne kadar şeffaf değilse, maliyetlerin halka transferi de o kadar zahmetsiz oluyor.

Bu transferin ana bölümü ise petrol üzerinden yapılıyor. Devlet petrolün payını küçük gösteriyor olsa da uygulamada petrol kaynakları önemini hiç kaybetmedi. Sadece denetimin zorlaştırılarak ve şeffaf kalemlerden toplu başlıklara ve bütçe dışı mekanizmalara itilerek görünmez kılınmaya çalışıldı.

Devrim Muhafızlarına devredilen yetki

Bütçeye dair tepkiler tomanın dolar karşısındaki değerinin hızlı kaybı ile de birleşti. 27 Aralık’ta bir dolar 144.3 tomana çıktı. Tahran çarşısındaki esnafın kepenk indirmesi ile de sokaklar dolup taştı. Hatırlayalım, 6 yıl önce, 2019’da İran’da başlayan “Açlık isyanları” benzin fiyatlarındaki ani artış ve yolsuzluktan kaynaklanan öfkeyle birleşmişti. O süreç, İran’ın 100’den fazla şehrinde halkın sokağa çıkmasına neden oldu ve hızla rejim karşıtı bir direnişe, ayaklanmaya dönüştü. 2025 protestoları da kronikleşen enflasyonun yarattığı yoksullaşma, ambargolardan da kaynaklanan ekonomik durgunluk, derinleşen su ve elektrik krizi ile faturanın her anlamda yoksullara kesilmesinden kaynaklanıyor. Açık olan şu ki, rejim artık toplumu eskisi gibi yönetebilme duruma dönme kabiliyetine sahip değil. Son dönemde birçok ekonomik yetkinin, rejimin koruyucusu/sahibi Devrim Muhafızlarına devredilmesi de bu sarsılmanın bir göstergesi. Çünkü ’80’lerde Devrim Muhafızlarından birleşen siyasi ve ekonomik güç başka devlet aygıtlarına yayılmıştı. Ancak bugün rejim eskisine göre daha da merkezileşen bir ekonomik-siyasal yapıya ihtiyaç duyuyor.

Şahın oğlu neden öne çıkarılıyor?

Bütün bu süreç ilerlerken daha önce de yaşandığı gibi hızlıca batı emperyalizminden art arda mesajlar yayımlandı. Trump’ın 2 Ocak’ta İran’ı tehdit ederek “Saldırıya hazırız” mesajı vermesine işçi örgütleri, kadın örgütleri tepki gösterdi. İran İşçiler Birliği, kadın örgütleri, yazar sendikaları, yani özetle birçok kesimin açıklamasında, “İran rejimine karşı haklı mücadelemiz, ABD’nin veya İsrail’in siyasi ve askeri müdahaleleri için hiçbir gerekçe oluşturmaz. Elinizi İran’dan çekin” cümleleri ortaktı. 

Diğer yandan ise emperyalistler tarafından halkta o kadar da karşılığı olmayan monarşistlerin desteklenip şişirildiğinin altını çizmek gerekir. İran rejimine karşı sağ, liberal, ABD ve İsrail’ci hatta yayın yapan birçok medya organı, protestolarda ses oynamaları yaparak “Şah çok yaşa” sloganları atılıyor gibi algı yaratmaya çalıştı. İran’ın içindeki muhalif medya ise hızlıca videoların gerçeklerini yayımlayarak bunun bir spekülasyon olduğunu kanıtladı. İsrail ve ABD basını, devrik İran şahının oğlu Reza Pehlevi’yi öne çıkararak, İran’da nasıl bir dönüşüm için pusuya yattığının işaretini verdi.

Emperyalistlerin sansürü

Yine de “İran’ın içinde Pehlevi’yi destekleyenler kim” sorusunun yanıtını verelim: Özellikle Tahran merkez illerinde veya büyük illerde küçük burjuvazinin bir kısmının “Önceden daha iyiydi” sözünden başka bir şey yok. Ancak yarın İran’daki işçi ve emekçilerin mücadelesi sonuç vermeye başladığında, ABD ve İsrail, kuklası olacak isim kim olacaksa ona destek verecek. İçeride “Zalime ölüm, ister şah olsun ister molla” sloganlarının sadece yerel basın tarafından, sendikaların yerel Telegram haber kanalları ve belirli öğrenci sayfaları tarafından yayılması ve dışarıdan yayın yapanlar tarafından sansürlenmesinin nedeni de bu. Gerçeği göstermek yerine, protestoları “Emperyalistlerin oyunu” diye yaftalamanın kendisi ise bizzat emperyalistlere destek olmak anlamına gelir. (Ela Ava - ela.ava79@gmail.com - EVRENSEL)

Blogger tarafından desteklenmektedir.