CHP'nin son ilçe mitingi, Özgür Özel'den sert 'İmamoğlu' uyarısı: 'Beceriksizliğin yüzünden kimse ilave 3 ay yatmayacak' (VİDEO)

CHP'nin 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitinglerin yeni adresi Ataşehir oldu. Tutuklu cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu, gönderdiği mesajda "Onlarla girdiğim her seçimi kazandığım için korkuyorlar. Sandıktan kaçamayacaklar!" dedi. CHP lideri Özel ise "Her kötülüğü yaptın, en büyük hapishaneyi yaptın, o salonu da yap, gelelim orada yapalım. Şimdi ‘Yapamadım, yetişmedi, aç kapa yapacağım mahkemeyi Hazirana atacağım.’ Bakın buna niyetlenene söylüyorum. 9 Mart günü hâkimin karşısında o yargılama başlayacak. Yok üç ay ileri. Herkesi bırakacaksın, en azından ev hapsi vereceksin. Senin beceriksizliğin yüzünden kimse ilave üç ay hapiste yatmayacak. Bunu yapmayıp yargılamayı başlatmayıp üç ay daha masum insanları adalet karşısından kaçırırsanız, aha da buradan söylüyorum. O gök kubbeyi tepenize yıkacağız, tepenize" şeklinde konuştu.


Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Mart 2025'te başlattığı 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitingleri devam ediyor. Mitinglerin yeni adresi Ataşehir olurken, yurttaşlar alanda toplandı.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun mesajını alana aktardı.

CHP lideri Özgür Özel'in konuşmasından satır başları şu şekilde...


“90’INCI EYLEM, 39 İLÇENİN 39’UNCU İLÇE MİTİNGİ”

“Bugün 90’ıncı eylem ama İstanbul’da 39 ilçenin 39’uncu ilçe mitingi. Buradan Ataşehir İlçe Başkanımız Anıl Dizdaroğlu’nun şahsında, öncelikle tüm Ataşehir örgütümüze teşekkür ediyorum. Anıl Başkan ile birlikte teker teker ismini şimdi sayamayacağım 39 ilçe başkanımıza, yönetimlerine, üyelerimize ve onların organizasyonlarıyla 39 sefer bizi mahcup etmeyen tüm İstanbullulara yürekten bir dayanışma için yürekten teşekkür ediyorum. Şunu bilin ki gizli gizli bu meydanı izleyen biri var. Hani o perdenin arkasından baktığı gibi Halk TV’ye bakan, Sözcü TV’ye bakan ve bu meydana bakan biri var. Ben eğer bakıyorsa canlı yayında sesleniyorum Erdoğan’a. Bakmıyorsa İletişim Başkanı’na sesleniyorum. Bu görüntülere iyi bakın. Bu kara, bu yağmura, bu meydana iyi bakın. Bu inanmışlığa iyi bakın. Ona göre bu millete, bu milletin seçtiğine el uzatırken, dil uzatırken ayağınızı denk alın. ‘Bundan sonra ne olacak?’ diyenlere… Şunu bilin. Mücadele asla durmayacak. Bu gece 39’uncu miting ama bu hikaye burada bitmeyecek. Önce İstanbul’da üçüncü bölgede, sonra ikinci bölgede, sonra bir kez daha birinci bölgede büyük bölge mitingleriyle; ardından 18 Mart’ı 19 Mart’a bağlayan gece hep birlikte büyük zulmün yıl dönümünde meydandayız, eylemdeyiz. ‘Yine kitapları, türküleri ve bayraklarıyla geldiler. Dalga dalga aydınlık oldular. Yürüdüler karanlığın üstüne. Meydanları zapt ettiler yine. Daha gün o gün değil. Dinleyin, asla dürülmesin bayraklar. Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır. Safları sıklaştırın çocuklar. Bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.’ Elindeki bayrağıyla, yüreğiyle buraları dolduran ve bundan sonrası için dosta güven, olmayana kaygı verenlere; bundan sonrası için ‘Arkanda kim var?’ diye sorana, ‘Onun arkasında ben varım. Millet var’ diyenlere helal olsun.” 


“TARİHE DAMGASINI VURANLARIN ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİYORUM”

“‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.’ Harikasınız, harikasınız. Ataşehir’in bu muhteşem akşamında tarihe damgasını vuranların önünde saygıyla eğiliyorum. Bu arada çok caps’imizi yaptılar Nuri Aslan’la senkron tutturamıyoruz diye. Artık bir vücudun iki koluna döndük. Milim sapmadan aynı şeyi yapabiliyoruz. Nuri Başkanım teşekkür ediyorum. Nuri Başkanın şahsında bütün saldırılara rağmen morali bozmayan, enseyi karartmayan, mücadeleye ve hizmete devam eden tüm İstanbul Büyükşehir ekibine bir alkış. Başkanları içeride olup mücadele eden ya da başkanları sürekli tehditle yıldırılmaya çalışılan ama İstanbul’a hizmetkarlıkta bir adım tereddüt etmeyen tüm başkanlara, meclis üyelerine, belediye personellerimize bir yürekten alkış.”


“VATAN HAİNLİĞİNE TUR BİNDİRİYOR”

“Şimdi malum dün İstanbul’da iki köprü arasında bir yürüyüş vardı. O yürüyüş aslında Nehirden Denize, Filistin’e destek yürüyüşleri gibi İstanbul il örgütümüzün ülkenin gündemini, dünyanın gündemini yakalayan ve buna İstanbul’u ortak eden, heyecan katan önemli mücadelelerinden biriydi. 366 gündür birlikte mücadelemiz ve tüm bu süreçlerdeki emeği için hem il yönetimine ve Özgür Çelik Başkanıma bir yürekten teşekkür alkışı alayım. İşin özü şu, işin özü, niye bu kadar önem veriyoruz? İki köprüyü satacaklar. Yedi tane de otobanı satacaklar, otoyolu. Bunlar AK Parti’den önce yapılmış, rahmetli Demirel’in, Özal’ın, Ecevit’in emekleri olan, onların dönemlerinde başlamış, inşaatı yapılmış, hizmete açılmış yerler. Örneğin Özal’ın yaptığı İzmir - Çeşme Otobanı 103 kilometre. 59 liraya gidiyorsun o mesafeyi. Ama aynı mesafeyi İzmir’den Akhisar‘a kadar 100 kilometre gittiğinde ödediğin para 390 liraya çıkıyor. Şimdi 59 liralık İstanbul Köprüsü’nü satacak, köprü geçişi 350 - 400 lira olacak. Bu köprüleri bundan 10 yıl önce satmaya çalıştı, itirazlar oldu. 5,5 milyar dolar teklif verildi bu köprülere ve otoyollara. Erdoğan o zaman dedi ki ‘7 milyarın altında satmak vatan hainliği’ olur. Bugün kaça satıyor biliyor musunuz orayı? 3,5 milyar dolara satıyor. Ben demiyorum kendi deyimiyle vatan hainliğini ikiye katlıyor. Vatan hainliğine tur bindiriyor.” 


“O KÖPRÜLERİ SANA SATTIRMAYACAĞIM”

“Buradan, bu yağmurun altında, karın altında bütün Türkiye’ye sesleniyorum. Bu köprülerin yıllık getirisi 600 milyon dolar. Bu köprünün beş yıllık gelirini istiyor. Ne yapacak? O parayla kendince seçim ekonomisi yapacak. Aç bıraktığı emekliyi, süründürdüğü asgari ücretliyi, perişan ettiği köylüyü, çiftçiyi güya kandıracak. Ve karşılığında 25 yıl o köprülerin parasını başkaları alacak. Bakın değerli İstanbullular, beş yıllık kirasına 25 yıllığına verilecek bir yer olamaz. Düşünün 50 bin liraya kiraya verdiğin bir yere 250 bin lira verseler 25 ay kira almamayı kabul eder misin? Herhangi birisi bir şeyin bir aylık kirasını beş ay aldı diye 25 ay, bir yıllık kirasını beş yıllık peşin aldı diye 25 yıl asla vermez. Babasının malını vermeyen, milletin malını veremez. Daha da kötüsü, bugünkü fiyatlarla 600 milyon getiriyor. Adamlar yedi katı paraya köprüden geçirtecekler. Yani bugünkü fiyatla değil, onların fiyatıyla bir yılda kazanacakları parayı verecekler, 25 yıl bizim cebimizden onlar yiyecekler. Altın yumurtlayan tavuğu satıyorlar. Altın yumurtlayan tavuğu bugünkü fiyatla beş yumurta parasına, yarınki fiyatla bir yumurta parasına satıyorlar. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. İstanbul örgütüm ayaktadır, İstanbul ayaktadır. Türkiye’yi ayağa kaldıracağım, o köprüleri sana sattırmayacağım. Bu arada kamuoyu araştırmaları şöyle, köprünün satılacağını bilenler toplumun yüzde 40’ı. Yüzde 60’ının daha haberi yok. Ama haberdar olanların yüzde 90’ı karşı. Onun için ne yapacağız? Bunu bilenler olarak bilmeyenlere anlatacağız. Duymayan kimse kalmayacak, bu millet bir bütün olarak Erdoğan’ın karşısına dayanacak. Herkese duyurun bunu.”


“TUTUKSUZ YARGILAMAYA GEÇİN, ARKADAŞLARIMIZI SERBEST BIRAKIN”

“İnan Başkan Silivri’de izliyor. Bak karşıda ne yazmışlar? Buradan İnan Güney'e, gençlik kollarından arkadaşlar ‘Onurumuzdur’ diyorlar. Buradan şunu hatırlatayım. Hasan Akgün, Hakan Bahçetepe, Özgür Kabadayı, İnan Güney ve Hasan Mutlu sekiz ay oldu içerideler ve haklarında iddianame yazılmadı. İstanbul’dan onlara iddianame yazmayanlar ‘Biz şöyle ekibiz, böyle ekibimiz, 200 kişilik dosyaya dört günde iddianame yazdık’ diye övünüyorlardı. Sekiz aydır duruyor. Niye duruyor biliyor musunuz? Bu arkadaşların toplu iğne başı kadar bir kusurunu bulamadılar. Ama ne yapıyorlar biliyor musunuz? O belediyelerdeki hizmeti durdurmayı, insanları yıldırmayı, bazılarını ailesiyle tehdit edip yalan yere iftira attırmayı ve bu belediyeleri ele geçirmeyi düşünüyorlar. Buradan bir kez daha iddianame bekleyen arkadaşlarımız için derhal iddianame yazamadığınıza göre tutuksuz yargılamaya geçin, arkadaşlarımızı serbest bırakın. Aksini kabul etmiyoruz.”


“SENİN BECERİKSİZLİĞİN YÜZÜNDEN KİMSE ÜÇ AY FAZLA YATMAYACAK”

“Bütün şimdi buradan yeni hazırlanan bir kötülüğe dikkat çekerek bir uyarıda ve bir çağrıda bulunmak isteriz. Aylarca bekledik nihayet iddianame çıktı. Dedik ki ‘Yargılanmak değil, yargılamak için bekliyoruz.’ Çıktı, boş çıktı, fos çıktı, bir anda perişan oldular. O iddianameyi bekleyenler arkasından çekildiler. Savunmadılar. ‘Savunamayacak’ diyen bizler dimdik durduk, haklı çıktık. ‘İddianame çıksın rezil olacaklar’ diyenler insanın içine çıkamaz, iddianameyi savunamaz hale geldiler. Şimdi bu iddianame ile yargılama 9 Mart‘ta başlayacak. Bugüne kadar büyük zulüm, büyük haksızlık gördük ama nihayet hakim karşısına çıkacağız, iftiralara yanıtı vereceğiz, kanıtları koyacağız, milletimizin gönlünde ve gözünün önünde aklanacağız. Şimdi kumpasa bak. ‘Dünyanın en büyük mahkeme salonunu yapıyoruz.’ Yap, yap. Her kötülüğü yaptın, en büyük hapishaneyi yaptın, o salonu da yap, gelelim orada yapalım. Şimdi ‘Yapamadım, yetişmedi, aç kapa yapacağım mahkemeyi Hazirana atacağım.’ Bakın buna niyetlenene söylüyorum. 9 Mart günü hâkimin karşısında o yargılama başlayacak. Yok üç ay ileri. Herkesi bırakacaksın, en azından ev hapsi vereceksin. Senin beceriksizliğin yüzünden kimse ilave üç ay hapiste yatmayacak. Bunu yapmayıp yargılamayı başlatmayıp üç ay daha masum insanları adalet karşısından kaçırırsanız, aha da buradan söylüyorum. O gök kubbeyi tepenize yıkacağız, tepenize. Daha fazla beklemeye, daha fazla suçsuz yere içeride yatmaya, evlatları analarından, eşleri birbirinden ayırmaya, anneleri gözü yaşlı bırakmaya, yaşlı babalara daha fazla zulmetmenize izin vermeyeceğiz. Derhal yargılama istiyoruz, tutuksuz yargılama istiyoruz. Biz kendimize güveniyoruz, televizyondan canlı yayın istiyoruz.” 


“‘TEK ŞEY VAR YAPILACAK; BU, İYİLİĞİN BİRLİĞİDİR’”

“Daha çok sizi yağmur, kar altında tutmak istemiyorum ama son ilçe mitingidir, 90’ıncı eylemdir. Buradan ilk gece dimdik arkamızda duran ve şimdi bizi bir yerlerden izleyen Altan Öymen‘e Allah rahmet eylesin. Hasta yatağından bu meydana alkış yapan, gözyaşı akıtan, arkamızda hep dimdik duran Hikmet Çetin’e selam olsun. Sevgili Murat Karayalçın’a, tüm süreçte bu otobüsün üstünde ilk geceden beri burada olan Murat Karayalçın’a selam olsun. Geçtiğimiz hafta Adalar eyleminden sonra benim çok sevdiğim, bu meydanları umutla izleyen Ataol Behramoğlu’nu ziyaret ettim. Yaşadığı tüm sorunlara rağmen bana bir şiirini okudu kendisi. Şimdi bizi izlediğini de biliyorum. O şiiri, Ataol Behramoğlu'nun o şiirini onun adına ama altına imzamı atarak değil, yüreğimi basarak sizlere iletmek istiyorum. Diyor ki Ataol Behramoğlu ‘İyilik ve kötülük bir düelloda karşılaşsalar kim kazanır dersiniz? Korkarım kazanan bu çatışmada kötülük olur diyeceksiniz. Çünkü o zalimdir, kıyıcıdır, acımasız ve hilebazdır. Yalnız da değildir üstelik. Arkasında çıkar odakları vardır. İyilik ise buna karşılık tek başınadır genellikle. Kötüyü kanıksar gibidir artık boyun eğmese de bütünüyle. Oysa kötülük durmaksızın yaşamı kemirip çürütmektedir. Bu geri dönüşsüz yok edilişin durdurulması gerekmektedir. Kuşkusuz kötüyle savaş onun silahları ile yapılmaz. İyilik bunu istese bile kötü olmayı başaramaz. Öyleyse bir tek şey var yapılacak. Bu, iyilerin birlikteliğidir. Amansız kötülüğü ancak örgütlü iyilik hareketi yenebilir.’ İşte Ataol Behramoğlu‘na selam olsun. Tam da anlatmak istediğimiz budur. Bugün bu meydanda iyi insanlar, cesur insanlar, direnen, adalet arayan insanlar var. Bugün bu meydanda aslan sosyal demokratlar, muhafazakar demokratlar, milliyetçi demokratlar, liberal demokratlar, sosyal demokratlar, Kürt demokratlar el eleler, yan yanalar, omuz omuzalar.” (CUMHURİYET)

Blogger tarafından desteklenmektedir.