Ulaş Bardakçı ölümünün 54. yılında mezarı başında anıldı...
19 Şubat 1972’de kuşatıldığı evde polislerle girdiği çatışmada katledilen THKP-C’nin kurucu önderlerinden Ulaş Bardakçı, katledilişinin 54. yılında mezarı başında anıldı...
Ölümünün 54. yılında Ulaş Bardakçı’yı anan Devrimci Gençlik, Mahirlerin, Ulaşların mücadelesini sürdürdüklerini belirterek, “Devrimci Gençliğin her bir militanına düşen görev, öfkeyi örgütleyerek faşizmin ve emperyalizmin üzerine sürmektir. Ulaş olmaktır. Kurtuluşa kadar savaşmaktır” dedi. Devrimci Gençlik’in çağrısıyla düzenlenen anma programında Karşıyaka Mezarlığı’nda yürüyüş yapıldı.
Yürüyüşün ardından Ulaş Bardakçı’nın mezarı başında açıklama okundu. Ulaş Bardakçı’nın mezarı başında okunan açıklama şöyle:
Emperyalizme ve onun yerli işbirlikçilerine karşı; onların silahlarına ve teknolojilerine karşı Ulaş’ın mirasıyla savaşıyoruz. Katledilmesinin 54. yılında hâlâ Ulaş Bardakçı’nın açtığı yol, halkın bağımsızlık özlemine ve Devrimci Gençlik’in mücadelesine harita oluyor. Yarım asır sonra bile Ulaş Bardakçı ve THKP/C militanlarının gösterdiği cüret, gençliği emperyalizme ve faşizme karşı mücadelede cesaretlendiriyor. THKP/C kurucularından Ulaş Bardakçı, yaşadığı dönemde ABD emperyalizminin Türkiye’yi emellerine göre şekillendirmesine karşı gençliğin anti-emperyalist mücadelesine önderlik etmiş, bunun en büyük sembolüne dönüşen Dev-Genç mücadelesinin öncülüğünü üstlenmiştir. Onun mücadelesinin tarih sahnesinde oynadığı rol, bugünün Türkiye Devrimci Hareketi’nin anti-emperyalist bir karakterde gelişmesini ve her döneminin kurucu unsurunun gençlik olmasını sağlamıştır. Gençlik hareketinin yükseldiği bu dönemde ihtiyacımız tam olarak Ulaş’ın mirasıyla Türkiye Devrimci Hareketi’ni anti-emperyalist bir çizgide kurmak ve devrime adımlamaktır.
1947 yılında Nevşehir’in Hacıbektaş kasabasında doğan Ulaş Bardakçı, ODTÜ’de okudu. ODTÜ’de okurken Fikir Kulüpleri Federasyonu ile tanıştı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Robert Komer’in arabasının ters çevrilip yakılması eyleminde bulundu. Fikir Kulüpleri Federasyonu içinde Mahir Çayan ile tanıştı. FKF içinde tartışmalarda aktif olarak yer aldı ve FKF’nin Devrimci Gençlik Federasyonu olarak hem mücadele çizgisinin devrimcileşmesinde hem de isminin mücadelesine layık bir hâl almasında etkili oldu. Mahir Çayan ile halkların devrim mücadelesine kitleler olarak katılabilmesi için silahlı mücadelenin ihtiyaç olduğunu savundu. THKP/C’nin kuruluşunda yer aldı. THKP/C’nin parti tezlerinin oluşmasında etkili olduğu kadar militanlığıyla da eylemlerde öncülük üstlendi. THKP/C’nin ilk silahlı eylemi olan Küçükesat Ziraat Bankası soygununa katıldı. İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom’un kaçırılmasında ve öldürülmesinde yer aldı. Emperyalizme karşı “Tam Bağımsız ve Demokratik Türkiye” şiarıyla mücadele etti. Tarih 19 Şubat 1972’yi gösterdiğinde, sabah saatlerinde İstanbul Arnavutköy’de faşist diktatörlüğün kolluk güçleri tarafından saklandığı ev kuşatıldı. Ulaş Bardakçı teslim olmadı, korkmadı; dövüşerek ölümsüzleşti.
Ulaş, asırlardır süren halkın bağımsızlık ve devrim mücadelesinde ölen nice devrimciden birisidir. Hayatını, bedenini, aklını devrim mücadelesine adamış; kanının aktığı topraklarda binlerce Ulaş yetişmiştir. Ulaş Bardakçı’nın iradesini teslim alanlar, iç savaş koşullarında halkı faşist çetelerin karşısında örgütlemiştir. Devrimci Yol’unda parlayan “Kurtuluşa Kadar Savaş” sloganı Fatsa’da, Tariş’te, Yeni Çeltek’te, ODTÜ-ÖTK’da vücut bulmuştur.
THKP/C önderleri Mahir, Hüseyin ve Ulaş’ın yılmaz iradesi, Devrimci Gençlik’e tarihin çıkmaz sokaklarında ve keşmekeşliğin hâkim ideoloji olduğu alanlarda bugüne kadar kesintisiz bir kılavuz olmuştur. Ulaş’ın yolundan gidenler, 12 Eylül cuntasına kaybedildiği yerden tam 9 yıl sonra emperyalizme ve faşizme karşı Devrimci Gençlik örgütünü kurmuş ve geniş gençlik kesimlerine yol göstermiştir.
Gençliğin devrim inancı parti bürolarında harcanırken ya da tarih fetişizmiyle otonomlarda heba edilirken, açığa çıkan enerjisi dağınık hedeflere yöneltilirken; Devrimci Gençlik kendine düşen tarihsel görevin bilinciyle siyasal alana müdahale etmiştir. Beyazıt’ta tüm siyasi faaliyetlere alan açılması için militanca mücadele etmiş; 19 Mart’ta barikatın en önünde yer almış; ODTÜ’de en önde çatışmış; Hacettepe’de gençliğin yakıcı taleplerini militan eylemlerle örgütlemiş ve palalı faşist saldırıları en önde göğüsleyerek püskürtmüştür.
Devrimci Gençlik, dağınık ve kendiliğinden gerçekleşen eylemsellikleri yakıcı taleplerle tek bir hedefte birleştirerek meydanlara akıtmak için seferber olmuştur. Parti bürolarını reddedip, proleter devrimciliği hayatında gösteren Ulaş Bardakçı’nın mirası, Devrimci Gençlik’in bu mücadele çizgisine önderlik etmiştir.
Bugün, ABD emperyalizminin ve Saray Rejimi’nin uyguladığı toplumsal ölüm programının karşısında toplumsal hak mücadelesi çizgisine sahip çıkan Devrimci Gençlik; her iradi süreçte ve gençlik hareketinin her çözülme döneminde olduğu gibi düştüğü yerden kalkmış, oligarşik diktatörlüğün sindirmek istediği gençliği örgütsüz, mücadelesiz ve çizgisiz bırakmamıştır.
Şimdi sıra, emperyalist saldırganlığın arttığı bu dönemde, emperyalizmin besin kanallarını ve atardamarlarını kesecek; değerli madenler için yağmalanan topraklarımızdaki talanı durduracak ve halkları bastırmak, sömürge madenciliğini geliştirmek için bilimsel bilginin üretildiği üniversitelerdeki işgali sonlandıracak anti-emperyalist bir toplumsal hak mücadelesini ve toplumsal hak devrimciliğini büyütmektedir.
Her bir Devrimci Gençlik militanının, programımız doğrultusunda Ulaş olma sırası gelmiştir.
ABD emperyalizmi son yıllarda hegemonya savaşını gittikçe daha da saldırganlaştırmaktadır. Geçtiğimiz yıl Filistin’i yerle bir eden kanlı politikalar, bugün tüm dünya halklarının tepesinde durmaktadır. İsrail hâlâ korunmakta ve onunla iş birliği sürdürülmektedir. Esad rejimini düşüren ABD destekli cihatçı HTŞ, Suriye’de Alevi, Dürzi ve Kürt halklarına hiçbir yaşam alanı bırakmamakta ısrar etmektedir. Öte yandan İran, emperyalist sistemin ablukası altında tehditlere maruz kalmaktadır. Tüm bunlar, başta Ortadoğu halkları olmak üzere tüm dünya halklarının geleceğinin emperyalistlerin kanlı emellerine alet edileceğini şimdiden göstermektedir. İşte tam da bu noktada, önderlerimizin mirası bizim yol göstericimiz olacaktır. Ulaşlar nasıl dönemin iktidarına karşı bağımsızlık savaşı verdilerse, bugün bize düşen de tepemizdeki Saray rejimini durduracak imkânları yaratmaktır.
Çünkü saray rejimi, ABD emperyalizminin isteklerini tam olarak yerine getirmekte ve ülkemizi savaşların bekçisi hâline getirmektedir. Emperyalistlerin kâr elde etmek, tüm zenginliklere sahip olmak ve hegemonik güç olmak için ortaya koydukları sınır tanımaz saldırganlığa ülkemizi de alet etmeye çalışmaktadırlar. Saray rejimi ise bu memlekete ait olan her şeyi satılabilir gösterip, yabancı sermayenin kollarına teslim etmekten, uluslararası iş bölüşümünde payına düşen hainliğe uygun davranmaktan başka hiçbir şey yapmamaktadır.
Halkın açlık sınırında boğuşması yeni bir gelişme değildir. Ancak halkın tüm temel ihtiyaçlarının karşılanamaz hâle gelmesi ve toplumsal hakların birer birer tasfiye edilmesi, her geçen günü ölüm haberleriyle bitirmemize neden olmaktadır. Saray rejimi, emperyalizmin savaş politikaları uğruna bu ülkenin halkını ve topraklarını bir bir harcamaktadır. Düşmanlar, maske takmaya ihtiyaç duymadan karşımızda cellat kesilmiştir. Sonuç olarak bu halkın geleceği, toplumsal haklarının var olmasına bağlıdır.
Bu yüzden toplumsal haklar mücadelesinin birleştirici ve yıkıcı gücü, Saray rejimini durduracak imkânların ortaya çıkacağı yer olacaktır.
19 Mart isyanıyla beraber barikatı yıkarak toplumsal harekete yeni bir dinamik ve hafıza kazandıran gençlik, ilk eşiği Beyazıt’ta aşmış, kitlesel bir güç olmayı başarmıştır. Bu yeni dinamiğini üniversitelere taşıyarak meşru talepler etrafında birleşmiş, sonucunda üniversitelerdeki kuşatmayı kırmak adına harekete geçmiş, Hacettepe’de faşist çetelerin otağı dağıtılarak ikinci eşik atlanmıştır. Üniversiteler bir mevzi gibi örgütlenmeye başladıktan sonra örgütlü gençlik kampüslerden sokağa merkezi bir program etrafında indirilmiş ve üçüncü eşik geçilmiştir. Dördüncü eşik, gençliğin mücadelesini devrimci mücadelenin tarihi ve karakteri ile buluşturarak kalıcı bir Devrimci Gençlik örgütü yaratmaktır. İşte bu yüzden Devrimci Gençliğin her bir militanına düşen görev, öfkeyi örgütleyerek faşizmin ve emperyalizmin üzerine sürmektir. Ulaş olmaktır. Kurtuluşa kadar savaşmaktır. (SENDİKA.ORG)


.jpg)