‘Gazetecilere Özgürlük’ yürüyüşüne polis engel olmak istedi: “Basına değil, çetelere barikat” (VİDEO)

Gazetecilere yönelik baskı ve tutuklamalara karşı Kadıköy'de yapılmak istenen 'Gazetecilere Özgürlük' yürüyüşüne polis barikat kurarak izin vermedi. Halk “Basına değil, çetelere barikat” sloganlarıyla tepki gösterdi.


Gazetecilere yönelik baskılar, gözaltılar ve tutuklamalar Kadıköy’de protesto edildi. Gazeteciler, demokratik kitle örgütleri, siyasi partilerle ve halkın yoğun katılımıyla gerçekleşen eyleme polis engel olmak istedi.

Polis barikatı arkasında yapılan basın açıklamasında “Tutuklu gazetecileri serbest bırakın” dendi. Eylemde tutuklu gazeteciler Merdan Yanardağ, Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın cezaevinden gönderdikleri mesajlar da okundu. 

Polis barikatı kuruldu

Gazetecilerin çağrısıyla bir araya gelen halk, yoğun yağışa rağmen Moda’da bulunan Mehmet Ayvalıtaş Parkı’nda toplandı. Eyleme gazeteciler, demokratik kitle örgütleri, CHP, EMEP, SOL Parti, TİP ve çok sayıda yurttaş destek verdi. Eyleme katılanlar, “İsmail’e, Merdan’a, Alican’a özgürlük", "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz", "Faşizme karşı omuz omuza", "Özgür basın, demokratik Türkiye", "Özgür basın susturulamaz" sloganları attı.

Mehmet Ayvalıtaş Parkı’ndan Kadıköy Rıhtım’a yürümek isteyen halkı polis, barikat kurarak engelledi. Yürüyüşe izin verilmezken halk “Basına değil, çetelere barikat" ve "Aç, aç barikatı aç" diyerek tepkilerini sloganlarına yansıttı.

"Bu dert sadece bizim değil, memleketin derdi"

Polis barikatlarının arasında yapılan basın açıklamasını birgun.net Yayın Koordinatörü Berkant Gültekin okudu. Gültekin “Bugün size ne istatistiklerden ne de haberlerimizden bahsedeceğiz. Yıllardır yazıyor, anlatıyoruz. Yolsuzluğa, usulsüzlüğe, haksızlığa, kayırmaya, torpile, istismara, çetelere ve daha birçok meseleye ışık tuttuk, halkın bir kuruşu daha çalınmasın, bir günü daha heba olmasın diye çabaladık. Biz gazeteciler, bugüne kadar elimizden geldiğince derdi olan herkesin derdini dinledik, yazdık; duyurmaya çalıştık. Şimdi bizim büyük bir derdimiz var ve bu dert aslında sadece bizim değil, memleketin derdi” diyerek konuşmasına başladı.

Gazetecilik mesleğinin ağır bir baskı altında olduğunu vurgulayan Gültekin “Medyanın büyük çoğunluğunun iktidar kontrolüne alınmasının ardından, bugün geldiğimiz noktada gazetecilikte ısrar eden bizler, hedef tahtasına oturtuluyoruz. Teslim olmadığımız, hizaya gelmediğimiz için bize gazeteciliğin bedeli ödetiliyor. İsmail Arı da Alican Uludağ, Merdan Yanardağ ve diğer birçok meslektaşımız gibi ‘gazetecilik suçu’ nedeniyle demir parmaklıkların ardına gönderildi” dedi.


"Kanunlar art niyetle araçsallaşıyor"

Gazetecileri susturmak için kanunların art niyetli ve zorlama yorumlarla araçsallaştırıldığı günlerden geçildiğini ve özellikle “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarının gazeteciliğe yönelen tehditler olduğunu hatırlatan Berkant Gültekin “Bugün Türkiye’nin yargı sistemi, son derece ölçülü ve dikkatli şekilde başvurulması gereken tutuklama, ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağı gibi özgürlüğü kısıtlayıcı adli tedbirleri, mutlak cezalandırma anlayışının keyfi pratiklerine dönüştürmüş durumda. Bu hukuksuzluklardan payını sadece gazeteciler değil, toplumun tamamı alıyor. Yargı erki üzerinden yürütülen bu hukuksuzlukları kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Gültekin şöyle devam etti: “Biz gazeteciyiz; elimizdeki kalemden, dilimizdeki sözden başka bir şeyimiz yok. Böylesi bir atmosferde yazdığımız herhangi bir cümle nedeniyle gözaltına alınıp tutuklanabileceğimizi biliyoruz. Yazmaya da konuşmaya da devam edeceğiz. Çünkü korkmuyoruz. Çok cesur ve gözü kara olduğumuzdan ya da kahramanlığa soyunduğumuzdan değil.  Korkmuyoruz çünkü gerçeklerin gücüne ve halkın demokrasiye sahip çıkan iradesine inanıyoruz. Okurumuzun, halkımızın bizi yalnız bırakmayacağını, bize sahip çıkacağını biliyoruz.”

Talepler net: Baskılar son bulsun

Gazeteciler eylemde taleplerini şöyle sıraladı:

Tutuklu tüm gazeteciler bir an önce serbest bırakılmalıdır!

Basın özgürlüğünün üzerindeki baskılar son bulmalıdır!

Hukuku ayaklar altına alan keyfi cezalandırma pratiklerinden derhal vazgeçilmelidir!

Gazeteciliğe özgürlük, ülkeye demokrasi istiyoruz!

Ve bir kez daha haykırıyoruz: Gazetecilik suç değildir!

Tutuklu gazetecilerin mesajları okundu

Eylemde tutuklu gazeteciler İsmail Arı, Alican Uludağ ve Merdan Yanardağ'ın mesajları okundu.


Silivri'de bulunan Marmara Cezaevi’nde tutulan Merdan Yanardağ özetle şu mesajı gönderdi: “Türkiye geçici iktidar eliyle islamcı-faşist bir diktatörlüğe doğru sürüklenmek isteniyor. Halktan ve gerçekten yana gazetecilik yapan bağımsız medya kuruluşları susturulmak isteniyor. Halkın haber alma ve doğru bilgiye ulaşma hakkını savunan, çalışmalarıyla bu hakkın gerçekleştirilmesini somut olarak ortaya koyan gazeteci ve yayıncılar zindanlara atılarak etkisizleştirmek hedefleniyor. Ancak başaramayacaklar. Çok korkuyorlar. Bu, halka ve tarihe karşı suç işleyenlerin, demokrasi ve adalet çiğneyenlerin korkusudur. Çünkü halkın büyük kesimi; gazeteciler, aydınlar, gençlik ve emekçiler direniyor” dedi.

Yine Silivri'deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan Alican Uludağ'ın mesajı ise şöyle oldu: “Türkiye’de bir gazetecinin tutuklanması yalnızca basına yönelik bir müdahale değildir. Asıl susturulmak istenen halkın kendisidir. Gazetecinin hapiste olması demek halkın gerçekleri öğrenememesi demektir. Şu an seçilmiş belediye başkanları, avukatlar, insan hakları aktivistleri, öğrenciler, gazeteciler cezaevinde. Asıl hedef Türkiye'deki demokratik düzendir. Amaçlarının adalet değil susturma olduğunu açıkça gösteriyorlar. Dün nasıl gazetecilik yaptıysam yarın daha güçlü gazetecilik yapmayı sürdüreceğiz. Yolumuz Uğur Mumcu'nun yolu. İster mezar, ister cezaevi. Sonunda gazetecilik kazanacak. Halkımız için ödediğimiz bu bedel bizim için onurdur.”

Ankara’daki Sincan Cezaevi'nde tutulan BirGün Gazetesi Muhabiri İsmail Arı'nın mesajı da şu şekildeydi: “Ben gazeteciyim. Gazetecilik dışında da bir şey yapmadım. Haberlerim birilerini rahatsız etti diye cezaevine atıldım. Peki ben Fatmanur Çelik’in haberini yaptığım için mi tutuklandım? Yoksa ısrarla yolsuzlukların üzerine gittiğim için mi? Kesilen ağaçların haberini yaptım diye mi beni içeri attılar, yoksa diğer kent suçlarının mı? İstismara maruz bırakılan çocukların sesi oldum diye mi cezaevindeyim, yoksa depremzedelerin sesini duyurdum diye mi? Beni cezaevinde tutanlar suç işliyor. Bu mücadeleyi büyütmenizi, gazetecilere sahip çıkmanızı rica ediyorum."

Ne olmuştu?

Gazetecilerin "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "casusluk" gibi suçlamalarla tutuklanmasına tepkiler büyürken, BirGün Muhabiri İsmail Arı’nın tutuklanmasının ardından birçok kentte eylemler düzenlenmişti. Gazeteciler İsmail Arı, Alican Uludağ ve Merdan Yanardağ’ın tutuklu olmasını protesto eden yurttaşlar, "Gazetecilere özgürlük" talebini dile getirmişti.

Gazeteciler de meslektaşlarının tutuklanmasını ve basın özgürlüğüne yönelik saldırıları protesto etmek için yürüyüş çağrısı yapmıştı. "Gazetecilere özgürlük" başlıklı çağrıda, "Halk bilsin diye yazıyoruz, halkla birlikte yürüyoruz" denilmişti. (EVRENSEL)

Blogger tarafından desteklenmektedir.