‘İran’ın hedefi İncirlik’ti’ iddiaları, gerçekler ve esas tehdit: Neler oluyor?

Dün İran’dan ateşlenen bir balistik füzenin NATO tarafından Türk hava sahasına yöneldiği sırada vurulduğu haberi ve sonrasında yaşananlar büyük bir tuzak gibi görünüyor. Tuzağın hedefinde bölge halkları ve ülkemiz var.


Dün Milli Savunma Bakanlığı tarafından “dengeli” sayılabilecek bir açıklama yapıldı.

Açıklamada, İran’dan ateşlendiği belirtilen bir balistik füzenin Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği iddia edildi, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından da bu mühimmatın etkisiz hale getirildiği duyuruldu.

Açıklamada aynı zamanda Hatay Dörtyol ilçesine düşen mühimmat parçasının, önleme yapan hava savunma aracına ait olduğu vurgulandı.

Peki, gerçekten İran tarafından atılan, Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yönlenen bir balistik füze var mıydı?

Soykırımcı İsrail ve ABD eliyle bir komşu ülkeye saldırı sürerken, işin içinde NATO gibi halkımıza karşı en büyük tehditlerden biri varken, bu kaynakların tamamından gelen açıklamalara karşı son derece temkinli olmak gerektiği ortada.

Öte yandan devam eden savaşın her tür kontrolsüzlüğe kapı aralayabileceğinin de açık olduğunu not düşelim ve devam edelim.

NATO, İsrail ve ABD koalisyonu, İran tarafından ateşlenen bir füzenin Türkiye’ye düşmesini istemez mi?

Bugün savaşın altıncı gününe girildi ve ABD ile İsrail'in her türlü saldırısına rağmen hiçbir kayda değer ilerleme sağlanabilmiş değil.

Üstelik İran bölgede aktif olarak kendisine karşı saldırı için kullanılan Bahreyn, BAE, Kuveyt, Katar, Irak, Suudi Arabistan ve Güney Kıbrıs’taki üsleri ve İsrail’i vurmaya devam ediyor.

Bu yanıtların bir bölümü de son derece etkili oluyor.

ABD ve İsrail, bu tabloda daha çabuk sonuca ulaşmak adına savaşı genişletme arayışına girmiş durumda. (Bu konuda İran'ın niyetinin de bu olduğuna yönelik iddialara yanıt niteliğindeki haberimizi okuyabilirsiniz)

Körfez ülkeleri ABD’nin hiçbir akıl içermeyen saldırılarının ucunun kendilerine dokunmasından son derece rahatsız.

Ancak İsrail gibi gayrimeşru bir haydut devletin yanında yer almaları da oldukça zor görünüyor.

Bu tabloda ABD ve İsrail’in merkezinde yer aldığı provokasyonlarla bu ülkeleri savaşın içine aktif olarak çekme arayışı giderek belirginlik kazanıyor.

Dünkü olayı bir de bu gözle değerlendirmek gerekiyor.


İsrail'in sahte bayrak operasyonları

İranlı kaynaklar, ülke içinde ve bölgede harekete geçirilen Mossad ve işbirlikçi aparatlar eliyle, bölgedeki bazı noktalara saldırılar düzenlendiğini bildirmişti.

Aralarında dışişleri ve askeri yetkililerin de bulunduğu İranlı kaynaklar basına yaptıkları açıklamalarda Suudi Arabistan ve Umman’da gerçekleşen saldırıların bir bölümünün İran tarafından düzenlenmediğini, bir sahte bayrak operasyonuyla karşı karşıya olunduğunu ilan etti.

Dün de İngiltere, Güney Kıbrıs’ı hedef alan bir saldırının İran menşeli olmadığını açıklamıştı.

Bu başlıklar üst üste sıralandığında, İran’ın Türkiye ile açık tuttuğu diyalog kanalları da bu tablonun üzerine eklendiğinde, dünkü iddialar daha da büyük bir soru işareti haline geliyor.

Soru işaretleri artıyor

Tüm bu soru işaretlerini artıran başka şeyler de var.

Hemen sıralayalım:

Türkiye’ye düşen mühimmatın daha ne olduğu dahi ortaya çıkmadan, büyük bir çarpıtmayla, üstelik infiale de neden olabilecek şekilde “İran’dan ateşlenen balistik mühimmat Hatay’a düştü” haberleri yapıldı. Oysa Hatay’a İran’dan ateşlenen bir mühimmat düşmemişti. Hatay’a düşen şey, ABD’ye ait hava savunma aracı parçasıydı.

Yine daha ortada hiçbir ciddi bilgi yokken, büyük bir hızla NATO’dan gelen “İran’ın Türkiye’ye yönelik saldırısını kınıyoruz” açıklaması da bir başka soru işaretine neden oldu. Olayın ayrıntıları dahi bilinmezken yapılan bu açıklama planlı bir senaryonun devreye sokulduğu izlenimine yol açtı.

Olayın hemen ardından ABD cephesinden de Türkiye’nin hedef alındığı iddiaları hızlıca devreye sokuldu. ABD’nin önemli yayın kuruluşlarından birisi, İncirlik Üssü’nün hedef alındığını dahi iddia etti.

Son olarak da tüm bu iddiaları yandaş bazı isimler hızlıca “satın aldı.” Sabah yazarı Okan Müderrisoğlu, hedefin Güney Kıbrıs değil İncirlik olduğunu öne sürdü.

Peki, gerçekten böyle mi?


Türk yetkilinin çıkışı, İran'ın açıklaması ve sahte bayrak

Tekrar düne dönelim.

ABD, NATO ve medya üçgeninde provokasyon dolu açıklama ve haberler devam ederken, bir AKP iktidarı yetkilisi, AFP'ye konuşup "Füzenin Kıbrıs Rum kesimindeki bir üssü hedef aldığını ancak rotasından saptığını düşünüyoruz" diyordu.

Yani AKP iktidarı ve devlet kadroları hedefin Türkiye olmadığını biliyordu.

Tüm bu akışın ardından bugün de İran’dan bir açıklama geldi.

İran Genelkurmay Başkanlığı, Türkiye'nin egemenliğine saygı duyduklarını belirterek, "Türkiye topraklarına yönelik füze atışı yapıldığı" iddiasını yalanladı.

Devlet medyası aracılığıyla yaptığı açıklamada, "Türkiye topraklarına füze atmadık. Dost ve komşu olan Türkiye'nin egemenliğine saygılıyız" ifadeleri kullanıldı.

Tahran yönetimi, bölgedeki askeri hareketliliğin Türkiye'yi hedef almadığını vurguladı.

İran’ın bu açıklamasının ardından geriye sadece iki seçenek kalıyor.

Olay bütünüyle NATO, ABD ve İsrail kaynaklı bir provokasyon.

Türk yetkilinin söylediği gibi Güney Kıbrıs’taki üs hedef alındı ancak füze rotasını şaşırdı ya da şaşırtıldı.

Burada ikinci seçenek gündeme geldiğinde de tek şüphelinin İran olduğunu söylemek son derece güç.

Dün İngiltere’nin yaptığı “Güney Kıbrıs’a saldırı İran menşeli değildi” açıklaması ve “sahte bayrak” operasyonları iddiası orta yerde duruyor.

Tüm bu gelişmeler yan yana sıralandığında, Türkiye’yi tuzağa çekmek ve savaşın parçası haline getirmek için güçlü bir provokasyon denendiği iddiası güçleniyor. (SOL.ORG)

Blogger tarafından desteklenmektedir.