Pendik'te Özgür Özel o 'yolsuzluğu' hatırlattı: 'Savunan Süleyman Soylu denen kişi...' (VİDEO)

CHP, İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla birlikte başlattığı 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitinglerini sürdürüyor. Ekrem İmamoğlu mektubunda "Ben, davada savunma yapmayacağım. Çünkü bu davanın amacı beni yargılamak değil, beni siyaseten yok etmek" ifadelerini kullandı. CHP lideri Özel "Allah’tan korkmazlar, kuldan utanmazlar, güya muhafazakarlar, güya alnı secdeye değenler ecdadın emaneti camiyi temizleteceğim diye yarım milyarlık yolsuzluk yapmışlar. İşte burada kitap, adı ‘Hesap.’ Ama bunun hesabı verilsin, hesabı sorulsun diye 2019’da belgeler hazırlandı, dosya hazırlandı. Savcılığa yollanmak üzere harekete geçildi. O günün İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, hırsızların imdadına yetişti. Geldi, dedi ki ‘O dosyanın tamamını bana vereceksiniz.’ Dosyayı aldı, üstüne oturdu ve o günden beri bu dosyada bir arpa boyu yol gidilmedi, bir adım atılmadı" dedi.


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla birlikte başlattığı 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitinglerine devam ediyor.

Mitingin bu haftaki adresi Pendik olurken, yurttaşlar alanda toplandı. İmamoğlu'nun mektubunu CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik okudu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in konuşmalarından öne çıkanlar şu şekilde:

Bu gece yine bu soğukta on binleriz ama elbette bir yanımız yine eksik. Birinci bölgede Beykoz Belediye Başkanımız Alaattin Köseler’e, Şile Belediye Başkanımız Özgür Kabadayı’ya, belediye meclisi üyelerimize, bürokratlarımıza, emekçi arkadaşlarımıza bir selam yolluyoruz buradan onlara. Aslanlara selam olsun. Pendik’te 35 yıldır maalesef seçimleri kazanamadık. Ama Pendik’e küsmedik, kusuru kendimizde aradık. Doğru adayı aradık, eksik yanlarımızı aradık ve çabaladık. Bu seçimlerde Pendik’i yine kazanamadık ama çok büyük bir başarı yakaladık. Yüzde 43 oy aldık, küçük bir farkla Pendik’i kaybettik. O günkü adayımız Tarık Balyalı bugün bizimle beraber. Ona sahip çıkan sizlere ve müthiş bir kampanya yapan Pendik örgütünün tüm neferlerine teşekkür ediyorum. O Tarık Balyalı bir kitap yazdı. O kitap elimde. Öncelikle şunu söyleyeyim. 19 Mart darbesinden sonra ‘Millete Emanet’ kitabını; Ekrem Başkan’la birlikte birimizin ön sözünü, birimizin son sözünü yazdığı kitabı size emanet etmiştim. Sevgili Yavuz Oğhan yazmıştı kitabı. Gelirini Aile Dayanışma Ağı’na, ayrıca tüm mücadele sürecinde yurdundan olana yurt bulmaya, bursu kesilene burs bulmaya ve maaşları kesilen arkadaşlara sahip çıkmak için fona bu geliri söylemiştik. Sizler ‘Millete Emanet’ kitabına sahip çıktınız. Aldınız, okudunuz, hediye ettiniz. Kitabın satılmasını sağladınız. Bugün o kitabın altıncı ayında ilk telif ücretleri geldi, yerlerine ulaşıyor. Kitaba sahip çıkan herkese yürekten teşekkür ediyoruz. İyi ki varsınız. Siz bu ülkenin en büyük, dayanışmaya en iyi bilen, birlikten güç alan ve güç veren, yan yana durup tarihin akışını değiştiren milyonlarsınız. İyi ki siz varsınız. Sonrasında Sayın Balbay yazdığı kitapların gelirlerini aynı fona söz verdi, önümüzdeki aylarda aktarılacak. Şimdi Pendik’in son adayı Tarık Balyalı bir kitap yazdı. Adı, ‘Hesap.’ Bu kitabın da bütün geliri olduğu gibi Aile Danışma Ağı, ADA’ya ve bu mücadelede zarar gören herkesin karınca kararınca mağduriyetinin giderilmesine aktarılacak. Tarık Balyalı’nın ‘AKP Dönemi İBB Yolsuzlukları’ kitabını, adI ‘Hesap’ olan kitabını sizlere emanet ediyorum. Ama muhteşem bir eser. Bakarsan yazan Tarık Balyalı. Kalemi o tutmuş. Bilgisayarın ve klavyenin tuşlarına o dokunmuş. Ama hakikaten ne desem az. Şu AK Parti’ye bak yahu, yolsuzluğun kitabını yazmış. İBB Belediye Meclis Üyesi ve Grup Başkanvekilliği döneminde çalışmaya başladı. Bugün Ekrem Başkan’ı ve arkadaşlarımızı sözde yargılayanların ellerinde tek bir delil yokken; yani gizli tanıklara dünya kadar yalan attırıp, gizli tanığı bir senenin sonunda elinden kaçırmışken ve o ifadeleri başka bir gizli tanığa yazdırıyorken, utanmadan sanki tiyatro oyunuymuş da oyuncu hastalanmış ve yerine başka oyuncu çıkarmış gibi tanık değişikliği yapılırken, burada Tarık Balyalı’nın kitabında somut deliller var. Her sayfası ibretlik, her sayfası skandal. Ama bir tanesini, rastgele bir tanesini söyleyeyim.


Kitap burada, sadece bir örnek; yıl 2018, ihale Selahattin Camilerinin İbadete Hazır Bulundurulması Hizmet Alım İhalesi. Yani İstanbul’daki padişah ve ailesinin yaptırdığı ecdattan emanet camileri temizleteceğiz. Buna ihale açıyoruz. İhaleyi 100 milyon liraya bir şirket kazanıyor. Bir yıl sonra 2019’da biz geliyoruz. Yapılan işe bakıyoruz, aynı ihaleyi bir daha açıyoruz ve bu sefer 35 milyon liraya ‘Ben yaparım’ diye dünya kadar teklif geliyor. Bir inceleniyor ki 100 milyon liraya bir yıl önce alınan iş, 35 milyon liraya yapılıyormuş. Bundan yedi sene öncenin parasıyla 65 milyon lira. Doları bugüne çevirirsen 550 milyon lira. Yarım milyar lira bir yolsuzluk var. Nerede? Cami temizliğinde. Allah’tan korkmazlar, kuldan utanmazlar, güya muhafazakarlar, güya alnı secdeye değenler ecdadın emaneti camiyi temizleteceğim diye yarım milyarlık yolsuzluk yapmışlar. İşte burada kitap, adı ‘Hesap.’ Ama bunun hesabı verilsin, hesabı sorulsun diye 2019’da belgeler hazırlandı, dosya hazırlandı. Savcılığa yollanmak üzere harekete geçildi. O günün İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, hırsızların imdadına yetişti. Geldi, dedi ki ‘O dosyanın tamamını bana vereceksiniz.’ Dosyayı aldı, üstüne oturdu ve o günden beri bu dosyada bir arpa boyu yol gidilmedi, bir adım atılmadı. Bir yanda iftirayla dünyanın en namuslu bürokratlarını alıp içeri koyanlar, ‘At imzayı, çocuğuna kavuş’ diyenler, ‘Ekrem’i suçlamazsan burada çürürsün’ diyenler ve onlara teslim olmayan namuslu, dürüst arkadaşlarımız. Bir yanda cami temizliğinde bire - üç yolsuzluk yapan, işi üç katına yapan, cami temizlemeden servetine servet katan birileri ve onları savunan Süleyman Soylu denilen kişi. Değerli arkadaşlar, hırsıza hırsız olduğunu hatırlatmazsan sana ahlak dersi verirmiş. İşte tam bu durumla karşı karşıyayız. Ama ant olsun ki o dosyalar açılacak, o hesaplar sorulacak. Bize atılan iftiralar gibi delilsiz değil, tüm kanıtlarıyla bunlardan hepsinin hesabı sorulacak. Bu arada kitabı elinden aldım, tekrar verdim; İBB Başkan Vekilimiz Nuri Aslan, cuma günü Pendik’te… Öyle camiyi temizleteceğiz diye yolsuzluk yapanlar gibi değil; samimiyetle Türkçe Kur’an tefsirinde en önemli isim Elmalılı Hamdi Yazır adına Pendik’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi bir cami yaptırdı. Cuma günü namazla birlikte açılıyor. Ekrem Başkan’ın bir hayali gerçek oluyor. Nuri Aslan, bunu bitirmenin onurunu yaşıyor. İstanbul Büyükşehir’e bu Ramazan akşamında yürekten teşekkür ediyoruz alkışlarınızla.


“YAZIKLAR OLSUN BÖYLE MÜJDEYE”

AK Parti’nin kara düzeninde en büyük vefasızlık, emekliye yapılmıştır. Emekli dediğin bu devlet, bu millet için; çoluğunu çocuğunu büyütmek için eli nasırlaşmış, dirseği çürümüş, gözlük camları büyümüş, çalışmış, namusuyla çalışmış kişidir. Emekliye 20 bin lira vermek ya da memur emeklisini asgari ücretin altına düşürmek, her emekliyi fakir yapmak, açlık sınırının altına düşürmek büyük bir insafsızlıktır. Şimdi bu insafsızlığın, bu haksızlığın mimarı, yoksulluğun Türkiye’deki banisi Recep Tayyip Erdoğan bugün çıkmış, diyor ki ‘Emeklilere bir müjdem var.’ Utanmadan ve sıkılmadan emekliye müjde diye ne söylüyor biliyor musunuz? Hani 2015’te söz verip de ta 2018’de anca sözünü tutup, verdiği 1000 lira emekli ikramiyesi var ya. Hani Cumhuriyet Halk Partisi’nin ‘Her emekliye dini bayramlarda bir maaş ikramiye’ dediği, bunların önce ‘olmaz’ deyip 1 Kasım’a giderken ‘Biz de vereceğiz’ dediği, 2018’de 1000 lira verdikleri emekli ikramiyesi. O gün 24 kilo dana kuşbaşı alan, bugün 4 kilo kuşbaşı alan emekli ikramiyesi. O gün 1000 lira, 24 kilo dana kuşbaşı alıyordu. Bugün verdikleri 4 bin lira, 4 kilo alıyor. Bu 4 bin lirayı bu sene 5 bin lira yapacaklardı güya, ‘Az’ dedik, ‘Daha yüksek olsun’ dedik 5 bini bile vermediler. 4 bin lira verdiler ve bugün ‘müjde’ diye ne söylüyor beyefendi biliyor musunuz? Bu 4 bin lirayı bayramdan önce verecekmiş. ‘Müjde’ diye bunu söylüyor. Yazıklar olsun böyle müjdeye. 24 kilo kuşbaşıyı 4 kiloya düşür; o zaman bir ikramiyeyle, 4 bin lirayla bir kurbanlık koyun alınıyordu, bugün bir butu bile alınamıyor. Bir de utanmadan ‘Bu parayı bayramdan sonraya bırakmıyorum, bayramdan önce veriyorum. Emeklime müjdeler olsun’ diyor. Olmaz olsun öyle müjde. Olmaz olsun öyle ikramiye. (‘Tayyip istifa.’ sloganları) Ey Erdoğan, hani diyorsun ya ‘Öyle siyaset yap, böyle siyaset yap.’ Yok, ‘Gel, Ankara merkezli yap. Ankara’ya gel, burada otur ve partinin başında dur. Sus partinde otur, beni elleme’ diyorsun ya. Ben de sana ‘Haydi oradan ne Ankara’sı? Ankara’da da varız Ardahan’da da. Mersin’de de varız Iğdır’da da. İstanbul’da dokuz ilçede, 97’nci eylemde. Sen önce insan merkezli siyaset yap. Emekli merkezli, emekçi merkezli siyaset yap. Ondan sonra karşımıza çık.’ Meydanda bu gördüğüm öfke, 20 yıldır otobüslerin üstündeyim, görmedim böyle öfke. Emekliler günü gelince Tayyip Erdoğan’dan hesap soracak mısınız? O sizin canınıza okudu, onu siyasette emekli edecek misiniz? Söz mü? Hakkınızı yiyenin hakkından gelecek misiniz? İşte bu coşku, bu inanç, bu kararlılık, gözlerdeki bu ateş ateş öfke, Tayyip Erdoğan istediğini yap, seni götürüyor bu öfke, seni götürüyor bu öfke.


“BEKLİYORLAR Kİ CUMHURİYET HALK PARTİSİ KARIŞACAK”

Buradan birazdan bahsedeceğim, çatlasınlar diye böyle yapıyoruz. Darbeyi yapmışlar, arkadaşları hapislere atmışlar, her türlü zulüm sürüyor. Bekliyorlar ki Cumhuriyet Halk Partisi dağılacak, karışacak, meşgul edilecek ve iktidar yürüyüşü engellenecek. Buradan ant olsun ki söylüyorum. O Silivri’nin kapıları açılacak, arkadaşlarımız çıkacak, Ekrem Başkan çıkacak, Cumhurbaşkanı olacak. Burası neresi? Burası nereden gelmiş? Senfoni orkestrasındaki birinci kemancı gibisiniz. Tebrik ediyorum. Arkadaşlar herkes her şeyi yapamaz. Bir esere birinci kemancıların, baş kemancısı hakimdir. O çalar, bütün orkestra uyar. Bakın şimdi buranın hatırına ve bütün meydanla birlikte Ekrem Başkan’a bir selam yollayalım. Önce bir kuvvetli alkış Silivri’ye. Birinci kemancı ne çalıyoruz? Ne bir haram yedi, ne cana kıydı. Silivri’den bizi dinleyenlere, bu sefer Mehmet Murat Çalık da artık burada, İzmir’de değil. Bir Maçkalı’dan bir Maçkalı’ya söyledik hep. Şimdi de yiğidim aslanımı Ekrem Başkan için, bütün arkadaşlarımız için, cezaevlerinde haksız yere yatan bütün yiğitler için söylüyoruz. Hep beraber burası başlasın duyayım. Haydi bakayım. ‘Cumhurbaşkanı İmamoğlu’. Bu muhteşem koru için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ekrem Başkan’ın da selamlarını iletiyorum. İyi ki varsınız, hep birlikte başaracağız.


“OLMAYAN DİPLOMAYLA OLANA KUMPAS KURMA”

Duydunuz mu? Ben İstanbul Üniversitesi’nin önünde Beyazıt’ta yine böyle muhteşem, büyük bir meydanda öğrenciler sizin gibi bağırırken bir taraf başka, bir taraf başka bağırdı. Birlikte bağırılsın diye yardımcı oldum. Dedim ki ‘Durun, durun.’ ‘Diplomasız Erdoğan’ dedim. Böyle dedim. O da mahkemeye gitti, bize dava açtı. Benim pırıl pırıl, 25-26 yaşında bir avukatım var. O Erdoğan’ın çirkin avukatlarının karşısına çıktı. Kürsüye de Hulusi Kentmen gibi bir hakim çıktı. Onlar dedi ki ‘Efendim şikayetçiyiz. Özgür Özel müvekkilimize ‘diplomasız’ demek suretiyle yalan atmıştır, iftira atmıştır. Şikayetçiyiz. Tazminat isteriz.’ Paraya da doyamıyorlar. Benim avukat dedi ki ‘Diplomanız var mı?’ Bunlar dedi ki ‘Var.’ ‘Varsa dosyaya sunsana’ dedi. Hulusi Kentmen de döndü, buna dedi ki ‘Evet, talep doğrudur. Bu taraf, Özgür Özel ‘diploma yok’ diyor. Siz ‘var’ diyorsunuz. Avukat da ‘Sunun’ diyor. Dosyaya diplomayı sunacak mısınız?’ Bunlar dedi ki ‘Sunmayacağız, bir dilekçe yazacağız.’ Bir dilekçe yazdılar. Dilekçe şu; ‘Müvekkilimizin diplomasını görmek istediğine göre bu hakim müvekkilimize husumet duymaktadır. Kabul etmiyoruz, başka hakim istiyoruz.’ Şimdi bu olay olduktan beri bir ay oldu. Bir aydır her yerde anlatıyoruz. Bizim avukat hala ‘Diplomayı sunun’ diyor. Hakim Bey ‘Sunun’ diyor. Bunlar ‘Diplomayı vermeyiz, hakimi değiştirin’ diyorlar. O yüzden Erdoğan’a sesleniyorum. Eğer diploma varsa diplomayı sun, mahkemeyi kazan. Diploma yoksa sus, olmayan diplomayla diploması olana kumpas kurma. Maşallah Pendikliler, bu teravih ile yatsı namazı ile birlikte başlayan mitingi sahura kadar sürdürmeye niyetliler. Bir kişi bir yere gitmiyor maşallah.


“15 YILDIR TEK BİR UÇAK BİLE ALAMIYORSUN”

Biz doğruları söyleyince alınıyorlar. ‘Dostum Trump’ diyorsun F-35 alamıyorsun, F-16’na modernizasyon yaptıramıyorsun. 15 yıldır tek bir uçak alamıyorsun. Rus uçağını düşürdün. Efelendin, boyunun ölçüsünü aldılar. Gittin affettirmek için S-400 aldın. Bu sefer, Amerika’yı kızdırdın, CAATSA’dan yaptırım aldın. S-400 geldi hangarda, füzeler uçuyor tepemizde. Hani nerde S-400’ler. Hani nerde Moskova’dan kalkarken uçak canlı yayın, uçak havadayken, piste inerken canlı yayın. S-400’ü karşıladın. Asker yolu gözler gibi. Neden kurmadın, neden kuramadın? Bu kadar kişiliksiz, bu kadar özgüveni yoksun bir dış politika olamaz. Trump’tan korkarak, Netanyahu’ya susarak Türkiye’nin hakkını - menfaatini kollamayarak, Filistin’i yalnız bırakarak, Irak savaşında olduğu gibi Amerika’nın planının parçası olarak 1 Mart Tezkeresi’ni dayatarak, İran’da olana bitene susarak yapılacak dış politikadan memlekete fayda yok. Trump'tan gelen meşruiyetin Allah cezasını versin. Meşruiyet Trump'tan alınmaz, emperyalist Amerika’dan alınmaz. Meydandan alınır, Pendik’ten alınır, sokaktan alınır, sandıktan alınır. (CUMHURİYET)

Blogger tarafından desteklenmektedir.