“Yaşasın feminist mücadelemiz” sloganıyla 24. Feminist Gece Yürüyüşü... (VİDEO)

İstanbul’da 8 Mart dolayısıyla 24. Feminist Gece Yürüyüşü için binlerce kadın ve LGBTİ+ ablukaya rağmen Sıraselviler Caddesi’nde bir araya geldi. Onbinlerce kadın ve LGBTİ+ Cihangir Caddesi’ne kadar coşkuyla neşeyle heyecanla isyanla yürüdü. Feminist Gece Yürüyüşü boyunca en önde “Kurtuluşumuz feminizmde” yazan pankart taşındı. Yürüyüşün devamında üzerinde “Feminist isyan” yazan pankartlar ile “Erkek egemen düzene karşı feminist isyan” ve “Jin, jiyan, azadi” yazılı pankartlar açıldı. Polis barikatlarını aşarak gelenler “Yaşasın feminist mücadelemiz” sloganıyla buluştu.


İstanbul’da 8 Mart dolayısıyla 24. Feminist Gece Yürüyüşü için binlerce kadın ve LGBTİ+ ablukaya rağmen Sıraselviler Caddesi’nde bir araya geldi. Onbinlerce kadın ve LGBTİ+ Cihangir Caddesi’ne kadar coşkuyla neşeyle heyecanla isyanla yürüdü. Feminist Gece Yürüyüşü boyunca en önde “Kurtuluşumuz feminizmde” yazan pankart taşındı. Yürüyüşün devamında üzerinde “Feminist isyan” yazan pankartlar ile “Erkek egemen düzene karşı feminist isyan” ve “Jin, jiyan, azadi” yazılı pankartlar açıldı. Polis barikatlarını aşarak gelenler “Yaşasın feminist mücadelemiz” sloganıyla buluştu. Yürüyüş boyunca “Aile değil kadınız kadınlar isyandayız”, “Görünmeyen emek sesini yükselt”, “Katledilen kadınlar isyanımızdır”, “Katledilen translar isyanımızdır”, “Bağır herkes duysun erkek şiddeti son bulsun” sloganları atıldı


Yürüyüş öncesinde abluka

Taksim ve Şişhane’ye çıkan metro ve finikülerler durmayacağını açıklamıştı. Taksim Meydanı dün öğlen saatlerinden itibaren polisler tarafından barikatlarla kapanmaya başlamıştı. Bugün de Beyoğlu ve çevresi özellikle de Sıraselviler Caddesi etrafında girişler kapatıldı.

Beyoğlu Kaymakamlığı’nın yasak kararına ve metroların finikülerin kapatılmasına tepki gösteren 24. Feminist Gece Yürüyüşü sosyal medya hesabından polisin tüm engelleme çabalarına rağmen kadınlar ve LGBTİ+’ların bir araya geleceğini bildirmişti.


İstanbul’da 8 Mart 24. Feminist Gece Yürüyüşü için binlerce kadın ve LGBTİ+ ablukaya rağmen Sıraselviler Caddesi’nde bir araya geldi.

Feminist Gece Yürüyüşü boyunca en önde “Kurtuluşumuz feminizmde” yazan pankart taşındı. Ana pankartın arkasında sıralı olarak taşınan fotobloklarda ev içi görünmeyen emeğe, bakım emeğine, ekoloji mücadelesine, kreş hakkına, kadın cinayetlerine, kutsal aileye, boşanmayı engellemeye çalışanlara, kürtaj hakkına, Filistin’de yaşanan soykırıma ve savaşa dikkat çekildi.


Yürüyüşün devamında üzerinde “Feminist isyan” yazan pankartlar ile “Erkek egemen düzene karşı feminist isyan” ve “Jin, jiyan, azadi” yazılı pankartlar açıldı. Polis barikatlarını aşarak gelenler “Yaşasın feminist mücadelemiz” sloganıyla buluştu. Yürüyüş boyunca “Aile değil kadınız kadınlar isyandayız”, “Görünmeyen emek sesini yükselt”, “Katledilen kadınlar isyanımızdır”, “Katledilen translar isyanımızdır”, “Bağır herkes duysun erkek şiddeti son bulsun” sloganları atıldı.

Kadınlar ve LGBTİ+’lar renkli dövizleri ile her sene olduğu gibi yürüyüşteydi.


Cihangir Caddesi’ne ulaşanlar burada Arapça, Kürtçe ve Türkçe basın açıklaması yaptı. Açıklamanın Türkçesi şöyle:

Bugün burada 24. feminist gece yürüyüşünde bir aradayız. Her yıl olduğu gibi coşkumuz, isyanımız ve dayanışmamızla sesimizi yükseltiyoruz.

Bugün bu alana polis barikatlarını aşarak, uzun yollar yürüyerek geldik. Neden mi? Çünkü hepimiz kurtuluşumuzun feminizmde olduğunu, bu dünyada var olmak için tek seçeneğimizin feminizm olduğunu biliyoruz.


Dün, bugün, muhtemelen yarın. Her gün her birini erkeklerin çıkardığı savaşa ve yarattığı yıkıma uyanıyoruz. Yanı başımızda İran’a ABD ve İsrail füzeleri düşerken Türkiye, NATO üslerini kullanıma açarak bu suça ortak oluyor. Bu savaşı “kadınları özgürleştirme” adına meşrulaştırmaya çalışan İsrail’in hapishanelerinde Filistinli kadınlar işkence görüyor. Suriye’de ABD desteğiyle iktidarda olan HTŞ, Alevi, Kürt, Arap, Dürzi kadınları öldürüyor. Epstein dosyalarını ve kendi suç ortaklığını örtmek için elinden geleni yapan Trump, ancak düşmanını bombalamak için işlevli olduğunda kadınların özgürlüğünü aklına getiriyor. Biz bu yalanı Irak’tan, Afganistan’dan biliyoruz! Dünyayı kimlerin talan ettiğini, bizlerden çalıp nasıl da zenginleştiklerini izliyoruz. Bizleri açlıkla sınayıp cebimizdeki üç kuruşa, ağzımızdaki iki lokmaya göz koyarlarken hem de. Bizleri birbirimize düşman ederken gücüne güç katanları görüyoruz. Hepimizin yaşamını nasıl da soluksuz bıraktıklarını. Bildiğimiz dünyanın alaşağı olduğu şu günlerde, bu karanlığa kapılmamak, umutsuzluğa alışmamak ve erkeklerin yarattığı bu düzene razı gelmemek gerektiğini birbirimize hatırlatıyoruz. Tam da bu yüzden bir yandan islamcı diktatör rejimlere karşı direnirken diğer yandan ABD ve İsrail saldırganlığına karşı “bizim özgürlüğümüz sizin ellerinizle gelmeyecek” diyen kadınların sesine ortak oluyoruz.


Yüzyıllardır erkekler biz kadınların sırtından geçiniyor, kadınların karşılıksız emeği sayesinde karnı tok, sırtı pek bir hayat sürüyor. Kadınların ev içinde yeniden ürettiği yaşam sayesinde kamusal hayatta boy gösteriyor, ücretli işlerde rahatça çalışıp statü elde edebiliyor. Kadınların cinselliklerini kontrol ediyor, adına sevgi diyerek kadınların kendi hayatları üzerindeki karar alma haklarını gasp ediyor. Kadınların kendilerine tabi olduğuna dair sarsılmaz inançla, kadınlara şiddet uygulamayı, öldürmeyi kendilerine hak görüyor. Bazen arkalarına bir tarikatı, bazen bir çeteyi, bazen devletin savcısı olmanın gücünü alarak. Önleyici koruyucu politikaların uygulanmamasından, cezasızlıktan, kadınların en temel haklarının; medeni kanunun, boşanmanın, nafakanın, kürtajın sürekli tartışma konusu yapılmasından, saldırı altında olmasından besleniyor erkekler.


Yok “aile yılı”, yok bizi cinsiyetsizleştirecekler diyerek, işi cinsiyeti denetlemeye kadar vardırıp “cinsiyetine uygun olmayan davranışlar” diye uyduruk kategoriler yaratarak transların hormona erişimini ve yaşam hakkını engellemeye, temelde erkeklerin kadınlar üzerindeki egemenliğini korumaya çalışıyorlar. Çünkü bu egemenliğin tehlikede olduğunu biliyorlar, çünkü feminizmin değiştirme gücünün yarattığı tehlikenin farkındalar. Çünkü bu düzen değişecek. Bugün burada olan/olamayan, kendi hayatında patriyarkaya karşı mücadele veren her kadın sayesinde.

Bizler, yüz yıl önce bu sokakta yürüyen bir kadının belki ancak hayal edebileceği bir mücadeleyi gerçek kılarak erkeklerin kadınlara karşı işledikleri suçları nasıl açığa çıkardıysak, yeni bir dünyayı da böyle kuracağız. Feminist dayanışmamız sayesinde. Kendi hayatlarımıza yön vermek, özgür olmak, bedenimize, emeğimize, cinselliğimize, kimliklerimize sahip çıkmak için. Geleceğimize sahip çıkmak için.


Açıklamanın sonunda yürüyüş boyunca taşıdıkları pankartta yazdıkları “Kurtuluşumuz feminizmde” sözüne dikkat çekerek şunları söylediler:

Kurtuluşumuz feminizmde diyoruz. Kurtuluş birlikte, feminist dayanışma ile mümkün. Kendi yaşamlarımızdan, bizden önce gelen tüm kadınlardan öğrendiklerimizle dünyayı dönüştüreceğiz. Çünkü barış içinde, çünkü düşman olmadan, çünkü eşit ve adil bir hayat kurarak yaşamanın mümkün olduğunu feminizmden öğrendik. Bu nedenle tekrar ediyoruz: yaşasın feminist mücadelemiz! (SENDİKA.ORG)

Blogger tarafından desteklenmektedir.