Joan Baez ve Donna Donna (VİDEO)
Sahibi tarafından kesime götürülen buzağı ile gökyüzünde özgürce uçan kırlangıcın hikayesinin anlatıldığı şiir, Sholom Secunda’nın bestesiyle kısa sürede kulaktan kulağa yayılır: “Donna Donna...
Bir Polonya Yahudisi olan Aaron Zeitlin, 1898-1973 yılları arasında yaşamıştır. Yahudiliğin bir koluna ait dil olan Yidişçe eserleri ile tanınan Aaron Zeitlin, 1939 yılında Amerika’ya gelir. Hitler faşizminin Polonya’dan başlayarak bütün dünyayı Yahudiler ve tüm insanlık için felakete sürükleyeceği savaş yılları, bir daha onun vatanına dönmesine izin vermez.
Katliama karşı marş
1940-1941 yılları arasında sergilenen bir tiyatro oyunu için bir şiir yazar. Bir arabada sahibi tarafından kesime götürülen buzağı ile gökyüzünde özgürce uçan kırlangıcın hikayesinin anlatıldığı şiir, Sholom Secunda’nın bestesiyle kısa sürede dilden dile, kulaktan kulağa yayılır: “Donna Donna”. Bir rivayete göre bu şarkı, topluca katledilmeye götürülen Yahudilerin hep bir ağızdan söylediği bir marş haline gelir.
O zamanlar can çekişen ve günümüzde artık tamamen unutulan bir dilde yazılmış bu şarkının sözleri pek çok metafor içerir. En kabul göreni; Aaron Zeitlin’in bu şiirinde Yahudilerin ve bütün insanlığın savaş yıllarında yaşadıklarını, özgürlük hasretini ve daha da önemlisi, özgürlük için mücadele etmek gerektiğini anlattığıdır.
28 Mart 2026 Cumartesi günü, Amerika’da pek çok kentte aynı anda “krallara hayır” eylemleri düzenlendi. Minnesota Eyalet Meclisi önünde düzenlenen ve 100 binden fazla kişinin katıldığı gösterilerde tanıdık bir ses, Joan Baez, artık kendisiyle özdeşleşen şarkısını söylüyordu: “Donna Donna” (orijinal adıyla Dana Dana).
28 Şubat 2026 tarihinde İsrail ve hamisi ABD, İran’a saldırdı. Bu savaşın bir tarafında; Epstein belgelerinde kendisi hakkındaki iddiaları dünya halklarının kanı ile gizlemeye çalışan pedofili sapığı Trump’ın başkanı olduğu ABD ve yancısı; Uluslararası Ceza Mahkemesinin “soykırım” ve “insanlığa karşı suçlar” nedeniyle yakalama kararı bulunan, on binlerce insanın katili Netanyahu’nun yönettiği İsrail var. Diğer tarafında ise başta kadınlar olmak üzere bütün halklar için ülkeyi koca bir hapishaneye çeviren her türden hak arama mücadelesini şiddetle bastıran mollaların yönettiği İran var. Orta Doğu’da yüzyıllardır süregelen hegemonya mücadelesinin bir ürünü olan bu savaşta, barış savunucularının elbette bir taraf olması beklenemez. Ama gökyüzünden ölüm yağan bir coğrafyada, hayatta kalma hakkı için barış talebini haykırmak öncelikli görevimizdir.
Ama burada bir tehlikeyi de gözden kaçırmamak gerekir. Savaş Üzerine adlı eserinde savaşı “Siyasetin farklı araçlarla yürütülmesi” olarak tanımlayan Prusyalı General ve entelektüel Carl von Clausewitz’in (1780-1831) dikkat çektiği gibi savaşı başlatan politikaların kimin çıkarına hizmet ettiğini doğru tespit etmeden dillendirilecek barış talebinin karşılık bulması mümkün değildir.
Bugün “krallara hayır” eylemlerinde Trump’a karşı çıkan Joan Baez, Martin Luther’e benzettiği Barack Obama için oy istemek amacıyla kaleme aldığı bir mektubunda şunları yazmıştır: “Yaşamım boyunca parti politikalarından uzak durmaya çalıştım ama şimdi bunu değiştirmem gerektiğini düşünüyorum. Washington’un kirletilmiş sularını doğru yönetebilecek, yoksulların durumunu düzeltebilecek ve zenginleri servetlerini paylaşmaya ikna edebilecek bir kişi varsa, o Barack Obama’dır.”
Serpil Güvenç, 07.05.2021 tarihli Sol gazetesinde yer alan “Sınıf gözlüğünü takmadan savaşa ve barışa bakmak ve Joan Baez” başlıklı yazısında, Joan Baez’in yukarıdaki sözlerini alıntıladıktan sonra şunları yazar: “Aslında ortada pek de yadırganacak bir durum yoktur. Sınıf gözlüğüyle desteklenmeyen bir mücadele anlayışının; bir sanatçıyı, egemen sınıfların en üst düzey temsilcisini destekleme noktasına nasıl savurabildiğinin en iyi temsilcilerindendir Joan Baez. Ekonomik ve ırksal adaletsizliğin ancak yeni bir kaynak dağılımı ile mümkün olabileceğini ve demokratik bir sosyalizmin ABD için iyi olabileceğini söyleyen Martin Luther King’i; Irak savaşıyla yıpranmış Amerikan kapitalizminin yaşamını uzatmak için seçilmiş (...) Obama’ya benzetmek ancak böyle bir sınıf üstü değerlendirmeyle mümkün olabilir.”
Krallara ve savaşa hayır
Joan Baez bugün 85 yaşında ve hâlâ buğulu sesiyle barış şarkıları söylemeye devam ediyor. Bu barış şarkılarını 6 Ekim 2023 tarihinde AARP: The Magazine dergisine verdiği bir röportajda söyledikleri ışığında dinlemek çok daha anlamlı olacaktır: “Bu ülkenin bu hızla faşizme doğru ilerleyeceğini bilmiyordum. Bir yandan çok yol katetmiş gibi görünürken, diğer yandan ise geriye gitmiş veya yanlış yöne doğru ilerlemiş gibi görünüyoruz.”
Dünün soykırıma uğrayan Yahudilerinin bugün soykırım yapıyor/savunuyor olduğu bir zamanda, doğru yolda, doğru taleplerle ve daha gür bir sesle: “Savaşa hayır!” (TAHİR DURAN - EVRENSEL)


