MEB'e yürüyen öğretmenlere polis barikatı: Okullardaki şiddete isyan eden eğitim emekçileri iş bıraktı (VİDEO)

Urfa Siverek’te okula yönelik saldırıya isyan eden eğitim emekçiler, iş bırakarak il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine yürüdü. Ankara ve bazı illerde polis barikatı ile karşılaşan emekçiler Bakan Yusuf Tekin'i istifaya çağırdı. Urfa Siverek'te yaşanan silahlı saldırıya tepki gösteren eğitim sendikaları Türkiye genelinde iş bırakarak il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri önünde açıklamalar yaptı. Okullarda şiddetin sorumlusu olduğunu belirttikleri Bakan Yusuf Tekin’i istifaya çağıran eğitim emekçileri; “Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz” dedi.


Ankara'da eğitim emekçilerine polis barikatı

Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde ortaklaşa açıklama gerçekleştirmek isteyen sendikalar, Bakanlığın önünde barikatla karşılaştı. “Öğretmene değil, tarikata barikat” diyen Eğitim İş, gerçekleştirdiği oturma eyleminin ardından barikatın bir kısmı açıldı.

“Eğitim düşmanı Yusuf Tekin istifa” diyen eğitim emekçileri, barikata yüklendi.

Polis ve eğitim emekçileri arasında geçen arbedenin ardından direnen emekçiler polise barikatı geri çektirdi. 

Barikatı aşan sendikalar ve eğitim emekçileri, Bakanlık önünde basın açıklamalarını gerçekleştirdi.

Özbay: “Cinayetlerin faili Yusuf Tekin ve Recep Tayyip Erdoğan’dır”

Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Hem Urfa’da hem de 44 gün önce İstanbul’da Fatmanur öğretmenimiz katledildi. İkisinde de tespit de vardı, şikâyet de vardı. Tedbir almadıkları gibi, “geliyorum” diyeni bile durdurmadılar. O nedenle bu cinayetlerin faili, onu işleyenler değil; bu tedbirleri almayan, sorumluluklarını yerine getirmeyen, sorumsuz olan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır” diye konuştu.

Güneş: Şiddet sarmalı kadınları, gençleri ve çocukları hedefe alıyor

Eğitim Sen adına konuşan Genel Sekreter Zülküf Güneş, “Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan saldırı, yalnızca bir okulda gerçekleşmiş münferit bir olay değildir. Bu olay, içinde bulunduğumuz toplumsal ve siyasal düzenin, eğitim sistemi ve kamusal sorumluluğun nasıl aşındığını açık biçimde ortaya koyan ağır bir kırılmadır” diye konuştu.

Bu şiddet sarmalının ilk hedefinin her seferinde kadınlar, gençler veya çocuklar olduğunu söyleyen Güneş, “Bu nedenle buradan çok net bir çağrı yapıyorum: Eğitim müfredatları derhal gözden geçirilmeli; ırkçı, cinsiyetçi, gerici ve ötekileştirici içerikler yerine çoğulcu, eşitlikçi, barışçı ve birlikte yaşamı esas alan bir eğitim anlayışı inşa edilmelidir. Çocuklara rekabeti değil dayanışmayı, itaati değil sorgulamayı, ayrımcılığı değil eşitliği öğreten bir müfredat hayata geçirilmelidir” çağrısında bulundu.

Demirler: “Okullarımızda korku değil, güven olsun diyoruz”

Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Başkanı Ümit Demirler, “Artık yeter diyoruz, artık susmayacağız diyoruz. Çünkü artık okullarımızda korku değil, güven olsun diyoruz. Soruyorum size: Bir ülkenin okulları güvenli değilse, o ülkenin geleceği nasıl güvenli olacak? Bir öğretmen sınıfa girerken tedirginse, bir öğrenci okul kapısından korkuyla geçiyorsa, bir veli çocuğunu sabah okula gönderirken endişe ediyorsa, orada sadece güvenlik sorunu yoktur, orada gelecek sorunu vardır” diye konuştu.


İzmir’de binlerce eğitim emekçisi şiddete karşı yürüdü: Şiddet son bulana kadar mücadele edeceğiz

İzmir’de binlerce eğitim emekçisi, okullarda artan şiddet olaylarına karşı iş bıraktı. Eğitim sendikalarının çağrısıyla Konak SGK İl Müdürlüğü önünde toplanan eğitim emekçileri, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yürüdü. Yürüyüşte sık sık “Tarikatın bakanı Yusuf Tekin istifa”, “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Karanlığa teslim olmayacağız” sloganları atıldı. Yürüyüşe sendika başkan ve temsilcileri ile siyasi parti temsilcileri de destek verdi.

İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde Eğitim Sen, Eğitim-İş, Hürriyetçi Eğitim Sen, Anadolu Eğitim Sen, Eğitimin Gücü Sen, TEÇ-SEN ve Özel Sektör Öğretmenler Sendikası’nın ortak basın metni okundu.

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırının kaza veya münferit bir olay olmadığı belirtilen açıklamada, “Bu saldırı; eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin, gençliğin geleceksizleştirildiğinin ve okulların bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır.Bugün eğitim çocuklarımıza umut vermiyor. Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor” ifadeleri yer aldı.


“Gençlerin umutsuzluğu silah sesi olarak yankılanıyor”

Gençlerin hayal kuramadığı, yarına inanmadığı vurgulanan açıklamada, “Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor. Ve işte o öfke, o umutsuzluk bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor” denildi.

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan olayda 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 kantinci ve 1 polis memurunun yaralandığı vurgulanan açıklamada, “Çocukların panikle camlardan atladığı bu saldırı artık münferit denilerek geçiştirilemez. Okullar eğitim yuvası olmaktan çıkmış, şiddetin kol gezdiği alanlara dönmüştür” ifadeleri kullanıldı.


“Şiddet sadece fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemez”

Şiddetin sadece fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği ifade edilen açıklamada, “Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitim bağıyla zayıfladığı ve dışlanmanın olgunlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır” denildi.

Eğitim sendikaları olarak okullarda yaşanan şiddete karşı mücadele etmeye devam edecekleri vurgulanan açıklamada, son olarak talepler sıralandı.

Talepler ise şu şekilde:

Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır.

Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır.

Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir.

Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır.

Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır.

Ülkemizdeki sosyal hizmetler sistemi geliştirilmeli ve okullarla sosyal hizmetler arasında ilişki kurulmalıdır.

CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir.

Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır.

Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır.

Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hâle getirilmelidir. Bu talepler lütuf değil, en temel haktır. Bu talepler ertelenemez, görmezden gelinemez.

 Açıklama oturma eylemi ile sonlandırıldı.

 Akabinde Aliağa’da da Eğitim Sen ve Eğitim-İş, okullardaki şiddete karşı basın açıklaması düzenledi.


İstanbul'da eğitim sendikalarından "Okullarda şiddete hayır" eylemi

Eğitim Sen, Hürrriyetçi Eğitim Sen ve Eğitim-İş, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde açıklama yaptı. 

Eğitim emekçileri, "Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor. Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor. Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor. Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor" dedi.

Şanlıurfa’da bir lisede yaşanan silahlı saldırının ardından eğitim sendikaları bugün Türkiye genelinde iş bıraktı. Eğitim Sen üyeleri, İstanbul’da Beyazıt Meydanı’nda toplanarakk Sultanahmet’te bulunan İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne pankart ve sloganlarla yürüdü. Müdürlük önünde basın açıklaması yapmak isteyen Eğitim Sen polis barikatı ile karşılaştı. Burada yaşanan gerginlik sonrası Eğitim Sen üyeleri, İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne gelerek açıklama yaptı.

“Şiddetin eğitim kurumlarda ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir”

Eğitim Sen İstanbul 3. Nolu Şube başkanı Hüseyin Tosu, şunları söyledi: “Bugün Şanlıurfa'nın Siverek ilçesi Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde hepimizi derinden sarsan ağır bir saldırı yaşanmıştır. Saldırıyı gerçekleştiren kişinin okulun eski öğrencisi olduğu, saldırının ardından yaşamına son verdiği, saldırıda aralarında hayati tehlikesi olan eğitim emekçileri de olmak üzere, öğrenciler ve kamu görevlileri dâhil 17 kişinin yaralandığı yetkililer tarafından açıklanmıştır. Tek başına bir 'şiddet vakası' olarak değerlendirilemeyecek olan bu elim hadise, içinde bulunduğumuz sistemin derin çelişkilerini ve çözülme halini açık biçimde ortaya koymaktadır. Daha geçtiğimiz ay İstanbul Çekmeköy’de görev yaptığı okulda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden meslektaşımız Fatma Nur Çelik’in acısını hâlâ içimizde taşırken, böylesine bir trajedinin yeniden yaşanması şiddetin eğitim kurumlarda ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir.”

“Süreçte sorumluluğu olan yöneticiler kamuoyu önünde hesap vermelidir”

Okulların, çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlar olduğunun altı çizilen açıklamada; “Ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği ve koruyucu niteliğini yitirdiği açıktır. Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği bilinmelidir. Çünkü şiddet öylece ortaya çıkmaz. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle bağının zayıfladığı ve dışlanmanın olağanlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır. Eğitim politikalarının bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırılması, okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal itibar kaybı bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Eğitim sistemini eşitsizlikleri derinleştiren ve kamusal niteliğini aşındıran siyasi iktidar; tüm kurumları işlevsizleştiren, denetim ve destek mekanizmalarını zayıflatan idari anlayış ve bu süreçte sorumluluğu olan yöneticiler yaşanan tablonun doğrudan sorumlusudur ve kamuoyu önünde hesap vermelidir” denildi.

Bugün en temel sorumluluğunu yerine getiremeyen, eğitim emekçilerini ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan kurumları ve yöneticilerini kamuoyu önünde hesap verme çağrısı yapılan açıklamada; “Eğitimin kamusal niteliğini savunmaya ve okulları şiddetin değil yaşamın, kamusal, bilimsel, laiklik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitimin alanı haline getirmek için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz” denildi.

“Bu acı olaydan ders çıkarılmadığı ortadadır”

Eğitim-Sen’den sonra Hürriyetçi Eğitim Sendikası İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne geldi. İstanbul 1 Nolu Şube Başkanı İhsan Yıldız, şunları söyledi: “Eğitimde şiddet olayları, neredeyse her geçen gün yeni bir vakayla karşımıza çıkmaya devam etmektedir. Daha geçtiğimiz günlerde, henüz acısı dinmemiş, toprağı kurumamış olan öğretmenimiz Fatma Nur Çelik, eğitim yuvalarımızdaki açık güvenlik zaafiyetlerinin ve alınmayan önleyici tedbirlerin kurbanı olarak menfur bir saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir. Bu acı olaydan ders çıkarılmadığı ortadadır.”

“Giriş-çıkışların kontrol altına alınmaması ve etkin risk analizlerinin yapılmaması”

 Yaşanan olayın, eğitim kurumlarının güvenliğinin sağlanamadığını açık ve tartışmasız şekilde ortaya koyduğu ifade edilen açıklamada; “Saldırganın olay öncesinde sosyal medya üzerinden saldırı gerçekleştireceğine dair açık paylaşımlar yaptığı bilinmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmamış olması, yalnızca bir eksiklik değil, açık bir ihmal ve sorumluluk zafiyetidir. Risklerin önceden görülmesine rağmen harekete geçilmemiş olması kabul edilemez. Eğitim kurumlarında güvenlik meselesi artık görmezden gelinemez bir noktaya ulaşmıştır. Okullarda yeterli güvenlik personelinin bulunmaması, giriş-çıkışların kontrol altına alınmaması ve etkin risk analizlerinin yapılmaması; bu tür olayların yaşanmasına doğrudan zemin hazırlamaktadır” denildi.

“Bu tür ihmallerin cezasız kalması, yeni olayların önünü açacaktır”

Öğretmenlik mesleğinin sistematik biçimde itibarsızlaştırılmasının da şiddeti besleyen temel unsurlardan biri olduğu bilertilen açıklada; “Öğretmenin değersizleştirildiği, hedef hâline getirildiği bir ortamda ne eğitim huzuru sağlanabilir ne de güvenli bir okul iklimi oluşturulabilir. Yaşanan bu olayda yaralanan öğrenci ve öğretmenlerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, en kısa sürede sağlıklarına kavuşmalarını temenni ediyoruz. Ancak temenni yeterli değildir. Bu olayda sorumluluğu bulunan, görevini ihmal eden kişi ve yetkililer hakkında gerekli idari ve hukuki süreçler derhâl başlatılmalı; ihmali bulunan herkes hesap vermelidir. Bu tür ihmallerin cezasız kalması, yeni olayların önünü açacaktır” ifadelerine yer verildi.

"Bu eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır"

Hürriyetçi Eğitim Sendikası’ndan sonra Eğitim-İş de bir açıklama yaptı. “Yaşanan bu saldırı, Eğitim-İş olarak geçtiğimiz günlerde başlattığımız 'Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim İstiyoruz' imza kampanyamızın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir” denilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Bugün burada hesap sormak için bulunuyoruz. Çünkü okullar kan gölüne dönüyor, ama sorumlular hala izlemekle yetiniyor. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı; ne bir kaza ne de münferit bir olaydır. Bu saldırı, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin, gençliğin geleceksizleştirildiğinin ve okulların bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır. Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor. Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor. Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor. Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor. Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor. Buradan soruyoruz: En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü? Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü? Bu bir çöküştür.  Bu, eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır. Bu, öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir.  10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 kantinci ve 1 polis memurunun yaralandığı, çocukların panikle camlardan atladığı bu saldırı artık 'münferit' denilerek geçiştirilemez. Okullar eğitim yuvası olmaktan çıkmış, şiddetin kol gezdiği alanlara dönmüştür. Biz Eğitim-İş olarak yıllardır uyarıyoruz! Daha kısa süre önce öğretmenimiz Fatma Nur Çelik katledildiğinde söyledik: 'Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır sonuçlar yaşanacak'. Peki ne yaptınız? Hiçbir şey. Ne ciddi bir güvenlik politikası oluşturuldu, Ne rehberlik ve psikolojik destek güçlendirildi, Ne de eğitim emekçileri korunabildi.”

"Bunun siyasi ve idari sorumluları bellidir"

Bugün öğretmenlerin ders anlatırken can güvenliğini düşündüğüne işaret edilen açıklamada; “Bugün öğrenciler okula giderken sağ salim eve dönebilecek mi diye hesap yapıyor. Bu tabloyu yaratanlar bellidir. Eğitimi bilimsellikten, laiklikten ve kamusal sorumluluktan koparanlardır. Okulları ideolojik ve piyasacı anlayışlara teslim edenlerdir. Sorumluluk almayanlardır. Buradan bir kez daha açıkça uyarıyoruz: Okullarda güvenlik bir temenni değildir, devletin asli görevidir. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri vitrin süsü değildir, hayati bir ihtiyaçtır. Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetim bu sorumluluktan kaçamaz! Eğer bir öğretmenin, bir öğrencinin daha saçının teline zarar gelirse, bunun siyasi ve idari sorumluları bellidir. İşte bu yüzden buradayız. İşte bu yüzden artık yeter diyoruz. Yaşanan bu saldırı, Eğitim-İş olarak geçtiğimiz günlerde başlattığımız 'Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim İstiyoruz' imza kampanyamızın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Biz bu ülkenin eğitim emekçileri olarak yalnızca eleştirmiyoruz; çözüm üretiyoruz, yol gösteriyoruz, sorumluluk alıyoruz. Aylar değil, yıllardır söylüyoruz: Okullarda güvenlik tesadüfe bırakılamaz. Kadrolu güvenlik görevlisinden rehberlik hizmetlerine, psikososyal destekten sağlıklı beslenmeye kadar dile getirdiğimiz tüm talepler; sadece fiziki iyileştirme talepleri değildir. Bunlar, öğretmenin can güvenliğini, meslek onurunu ve öğrencinin yaşam hakkını koruma mücadelesidir” ifadeleri kulluanıldı.

“Gelin, artık yeter diyelim”

 Tüm okulların TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hale getirilmesi gerektiği vurgulanan açıklamada şunlar söylendi; “Bu talepler lütuf değil, en temel haktır. Bu talepler ertelenemez, görmezden gelinemez. Bir kez daha söylüyoruz: Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız. Gelin, artık yeter diyelim. Gelin, çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım! Gelin, çocuklarımıza güvensiz okullar değil, umut vadeden bir gelecek bırakalım! Gelin, eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım! Eğitim-İş olarak buradayız. Susmayacağız. Alışmayacağız. Normalleştirmeyeceğiz. Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar mücadelemiz sürecek"


İzmir ilçeleri: "Eğitimde şiddet istemiyoruz"

İzmir Eğitim sendikalarının, Şanlı Urfa Siverek'te yaşanan silahlı saldırı olayına ilişkin Türkiye genelinde yapılan iş bırakma eylemine Bornova ve Karşıyaka'da emekçiler alana çıkarak katıldı. Eğitim-sen 4 nolu şube'nin çağrısı ile Bornova Cumhuriyet Meydanında toplanan eğitim emekçileri metro istasyonuna kadar yol keserek yürüyüş yaptı. Yürüyüş sırasında Bornova belediyesinde çalışan işçiler işyerlerinden çıkarak alkış ve ıslıklarıyla destek verdi. Okul önlerinden geçerken öğrenciler öğretmenlerini alkışlarla karşıladı.

Yürüyüş boyunca, "Eğitimde şiddet istemiyoruz", "Güvenli okul güvenli gelecek", "Tarikatlar Bakanı Yusuf Tekin istifa" sloganları atıldı.

Eğitim Sen 4 Nolu şube başkanı İsmail Akyol, okullarda giderek artan ve vahşileşen şiddet olaylarının iktidarının toplam politikaları ve özellikle eğitimde yaşanan gericileştirme ve dinselleştirme sonucu olduğunu dile getirerek "Bu tablonun sorumlusu biz öğretmenler değil, doğrudan Milli Eğitim Bakanlığı, Yusuf Tekin ve AKP iktidarının eğitim politikalarıdır" dedi. "Eğitimde şiddet istemiyoruz" diyen Akyol, tüm emekçilere çocukların geleceğine sahip çıkma çağrısı yaptı.


Yürüyüş kolu daha sonra Konak il müdürlüğü önünde toplanan kitle ile buluştu.

Karşıyaka'da da, belediye binası önünde toplanan eğitim emekçileri, çarşı içinden iskeleye yürüdü. "Eğitimde şiddete hayır, okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz" pankartı ile yürüyen Eğitim Sen 2 Nolu Şube üyesi eğitim emekçileri, "Yusuf Tekin istifa", "Susma haykır siddete hayır",

"Karanlığa teslim olmayacağız" sloganları ile yürüdü. Öğretmenlerin eylemi çevredeki vatandaşlar tarafından alkışlarla karşılandı.


Ödemiş’te eğitimcilerin şiddete karşı tek ses: Artık yeter

İzmir’in Ödemiş ilçesinde, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde geniş katılımlı bir protesto düzenlendi. Eğitim Sen Ödemiş adına Sinan Dedeli ve Eğitim-İş Ödemiş adına Mehmet Appak tarafından okunan ortak açıklamalarda, okulların birer şiddet alanına dönüşmesine tepki gösterildi. Eğitimciler, yaşanan bu olayların birer münferit kaza değil, sistemsel bir ihmalin sonucu olduğunu vurgulayarak, kurumları göreve çağırdı.

Protestoda yapılan açıklamalarda katılımcıların tamamı yapılan uyarılara rağmen okullarda yeterli güvenlik önlemlerinin alındığı ve eğitim emekçilerinin korunmasız bırakıldığı ifade edildi. Alkışlar ve sloganlarla yıkılan eylemde, kanın kaybolmasına izin verilip verilmeyeceği, iş bırakma kararı ve eylemlilik sürecin kararlılıkla sürdürüleceği mesajı verildi. Can güvenliğimizin olmadığı bir yerde eğitim verimli olamaz diyen sendika birlikleri, bakanlığın acilen somut adımlarını atmasını ve okullarda güvenli çalışma ortamının tesisini talep etti.


Eğitim Sen Diyarbakır Şubeleri: Şiddet münferit değil, siyasi iktidarın eseridir

Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya gelen Eğitim Sen 1 ve 2 No’lu Şube üyeleri, iktidarın eğitim politikalarını eleştirdi. Şube Kadın Sekreteri Arzu Koç tarafından okunan açıklamada, saldırının basit bir asayiş olayı değil, toplumsal eşitsizliklerin ve geleceksizliğin yarattığı bir vaka olduğu vurgulandı. Daha bir ay önce İstanbul’da katledilen Fatma Nur Çelik’in acısı tazeyken yaşanan bu trajedinin, okulların koruyucu niteliğini tamamen yitirdiğini kanıtladığını belirten Koç; eğitimin bilimsel ve kamusal temellerden koparılmasının şiddeti yapısal bir sorun haline getirdiğini ifade etti.

Siyasi iktidarın eğitimi piyasalaştıran, denetim mekanizmalarını işlevsizleştiren ve eğitim emekçisini itibarsızlaştıran anlayışının bu tablonun doğrudan sorumlusu olduğunu hatırlatan Koç, çözümün yalnızca "güvenlikçi" tedbirlerde değil; eşitlikçi, laik, ana dilinde ve cinsiyet eşitlikçi bir eğitim sisteminin inşasında olduğunu vurguladı. Açıklama, okulları şiddet mahalli haline getiren liyakatsiz yöneticilerin kamuoyu önünde hesap vermesi çağrısı ve kamusal eğitim mücadelesinin kararlılıkla sürdürüleceği mesajıyla son buldu. 


Eğitim Sen Dersim Şubesi: Şiddeti normalleştirmeyeceğiz

Urfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan ve çok sayıda eğitim emekçisi ile öğrencinin yaralanmasına neden olan saldırı, eğitimde artan şiddet tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Eğitim Sen Dersim Şubesi, Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaparak yaşananlara tepki gösterdi.

Eğitim Sen Dersim Şube Sekreteri İlhan Öner tarafından okunan açıklamada, saldırının toplumda derin bir kaygı ve öfke yarattığını belirten Öner, yaşananların eğitim kurumlarında şiddetin ulaştığı boyutu gözler önüne serdiğini ifade etti.

“Şiddet yapısal bir sorunun sonucu”

Söz konusu saldırının münferit olmadığını vurgulayan Öner, kısa süre önce İstanbul Çekmeköy’de bıçaklı saldırı sonucu yaşamını yitiren öğretmen Fatma Nur Çelik’i hatırlatarak, benzer olayların birbirinden kopuk değil, yapısal bir sorunun sonucu olduğunu dile getirdi.

Şiddetin toplumsal ve siyasal koşullardan bağımsız ele alınamayacağını ifade eden Öner, eşitsizliklerin derinleştiği, gençlerin geleceğe dair umutlarının zayıfladığı ve eğitimle kurdukları bağın aşındığı bir ortamda şiddetin beslendiğini belirtti. Rehberlik hizmetleri ile sosyal destek mekanizmalarının zayıflatılmasının bu tabloyu daha da ağırlaştırdığını söyledi.

“Çözüm eşit ve kamusal eğitim”

Eğitim sistemindeki politikaları eleştiren Öner, okulları koruyucu alanlar olmaktan uzaklaştıran uygulamaların bu tür olayların başlıca nedeni olduğunu ifade etti. Siyasi iktidar ve eğitim yöneticilerinin ortaya çıkan sonuçlardan sorumlu olduğunu belirten Öner, çözümün yalnızca güvenlik tedbirlerini artırmak değil, eşitlikçi ve kamusal bir eğitim anlayışını yeniden kurmak olduğunu vurguladı.

Yaralananlara acil şifa dileklerini ileten Öner, tüm eğitim emekçilerine, öğrencilere ve ailelere geçmiş olsun dileklerini sundu. Öner, “Ne bugün ne yarın ne okulda ne sokakta: Şiddeti normalleştirmeyeceğiz” sözleriyle açıklamayı sonlandırdı. 


Kayseri'de 6 sendikadan ortak açıklama: "Okullarda ölmek istemiyoruz"

Eğitim emekçileri Siverek'te yaşanan olay sonrası "Okulda şiddete hayır" diyerek iş bıraktı. Eğitim Sen, Eğitim İş, Hürriyetçi Eğitim Sen, Tec Sen, Ey Sen ve Eğitim Gücü Sen ortak açıklamasını Kayseri İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde gerçekleştirildi. "Şiddete hayır", "Yusuf Tekin istifa", "Okullarda ölmek istemiyoruz", "Güvenli okul, güvenli gelecek" sloganları atıldı.


Okulda şiddete karşı Edremit’te yürüyüş: “Artık yeter!”

Balıkesir’in Edremit ilçesinde eğitim sendikaları, okullarda artan şiddet olaylarına karşı yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. Eğitim-İş, Eğitim Sen, Türk Eğitim Sen, Eğitim Söz Sen ve Hürriyetçi Eğitim Sen’in çağrısıyla bir araya gelen eğitim emekçileri, “okullarda şiddet istemiyoruz” diyerek taleplerini dile getirdi.

Edremit Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan kitle, sloganlar eşliğinde İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yürüdü. Yürüyüş boyunca “Okullarda şiddet istemiyoruz”, “Yusuf Tekin istifa”, “Savaşa değil eğitime bütçe”, “Okullarda ölmek istemiyoruz”, “Susma sustukça sıra sana gelecek” ve “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganları atıldı.

Müdürlük önünde gerginlik

 Yürüyüşün ardından İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önüne gelen kitlenin bahçeye girişi engellenmek istendi. İlçe Milli Eğitim Müdürü Ramazan Esmen’in emniyet güçleriyle birlikte kapıyı kapattırması üzerine sendika temsilcileri kapının açılmasını talep etti. Yapılan görüşmelere rağmen kapının açılmaması üzerine eğitim emekçileri, “Burası bizim evimiz, evimize girmemizi engelleyemezsiniz” diyerek kapı önünde bekleyişini sürdürdü.

Kararlılıklarını sürdüren kitlenin tepkisi üzerine kapı açıldı. Eğitim emekçileri “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganıyla müdürlük bahçesine girerek basın açıklamasını burada gerçekleştirdi.

“Okullar güvensiz alanlara dönüştü”

 Sendikalar adına yapılan ortak açıklamada, Şanlıurfa Siverek’te bir lisede gerçekleşen silahlı saldırının münferit olmadığı vurgulandı. Açıklamada, “Okullar kan gölüne dönüyor, sorumlular ise izlemekle yetiniyor” denilerek eğitimdeki yapısal sorunlara dikkat çekildi.

 Eğitimin gençler için umut olmaktan uzaklaştığı belirtilen açıklamada, gençlerin geleceksizlik, çaresizlik ve öfkeye sürüklendiği ifade edildi. “En güvenli olması gereken okullar nasıl en güvensiz alanlara dönüştü?” sorusu yöneltilerek, yaşananların eğitim politikalarının sonucu olduğu dile getirildi.

“Bu bir çöküştür”

 Açıklamada, yaşanan saldırının eğitimde güvenlik politikalarının iflası olduğu belirtilerek şu ifadeler kullanıldı: “Bu bir çöküştür. Öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir. Artık bu olaylar ‘münferit’ denilerek geçiştirilemez.”

 Daha önce de öğretmenlere yönelik şiddet olaylarına dikkat çekildiği hatırlatılan açıklamada, gerekli önlemlerin alınmadığı vurgulandı. Bugün öğretmenlerin ders anlatırken, öğrencilerin ise okula giderken can güvenliğini düşündüğü ifade edildi.

 Somut talepler sıralandı

Eğitim emekçileri, okullarda şiddetin önlenmesi için bir dizi talebi kamuoyuyla paylaştı. Talepler arasında şunlar yer aldı:

 Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunması

 Kadrolu güvenlik görevlilerinin görevlendirilmesi

 Yeterli sayıda temizlik personeli sağlanması

 Öğrencilere ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz su verilmesi

 Rehber öğretmen sayısının artırılması

 Sosyal hizmetlerle okullar arasında bağ kurulması

 Kalabalık sınıfların azaltılması, yeni okul ve dersliklerin yapılması

 Sanat ve spor faaliyetlerinin yaygınlaştırılması

 Okulların güvenlik ve fiziki standartlara uygun hale getirilmesi

Bu taleplerin “lütuf değil, en temel hak” olduğu vurgulandı.

“Şiddeti doğuran koşullar değişmeli”

Sendikaların ayrı ayrı yaptığı açıklamalarda da ortak vurgu, eğitimde şiddetin giderek arttığı yönünde oldu. Eğitim Sen temsilcisi, her gün yeni şiddet haberleri geldiğini belirterek “Artık yeter diyoruz ama yetmiyor” dedi ve şiddeti doğuran koşulların değiştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Türk Eğitim Sen temsilcisi, okullarda güvenlik önlemlerinin artırılmasını isterken, “Okullar güvende değilse toplum da güvende değildir” dedi. Eğitim Söz Sen ise şiddetin yalnızca eğitim alanının değil, tüm toplumun sorunu olduğunu vurguladı.

Açıklamalarda, eğitim sorunlarının çözümü için birleşik mücadelenin önemi öne çıkarıldı.

Görüşme yapıldı

Basın açıklamasının ardından sendika temsilcileri, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ramazan Esmen ile görüşme gerçekleştirdi.

Eğitim emekçileri, okullarda şiddete karşı somut ve acil önlemler alınana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.


Ordu’da guvenceli okul yurüyüşü

Urfa Siverek’teki okula saldırıya karşı iş bırakan eğitim emekçileri 19 Eylul Ortaokulu önünden Ceren Özdemir meydanina kadar sloganlarla yürüdü. Yürüyüş sonrası sonrası basın açıklamasını Eğitim Sen Şube Başkanı Nursen Kaymaz yaptı.

Tek başına bir “şiddet olayı” olarak değerlendirilemeyecek olan olayın, içinde bulunan sistemin derin çelişkilerini ve çözülme halini açık biçimde ortaya koyduğunu belirter Kaymaz; “Daha geçtiğimiz ay İstanbul Çekmeköy’de görev yaptığı okulda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden meslektaşımız Fatma Nur Çelik'in acısını yaşarken, böylesi bir trajedinin yeniden yaşanması şiddetin eğitim kurumlarında ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir” dedi.

Yaşananların münferit olmadığı, yıllardır adım adım örülen bir güvencesizliğin sonucu olduğuna işaret eden Kaymaz şunları söyledi; “Okullarını koruyamayan, öğretmenini yalnızlaştıran, öğrenciyi sahipsiz bırakan bir anlayışın geldiği yer tam da burasıdır. Bu saldırıları görmezden gelinen uyarıların alınmayan önlemlerin ve sorumsuzluğun sonucudur. Sorumluluk yalnızca soyut bir kavram değildir. Bu ülkenin eğitim politikalarını belirleyenler, okulları denetleyenler gerekli önlemleri almayanlar ve uyarılara rağmen harekete geçmeyenler doğrudan sorumludur. Hiç kimse bu tablo karşısında “üzgünüz” diyerek kenara çekilemez.”

Eğitim kurumlarını ve toplumu şiddetten arındırmak için eşitlikçi, kapsayıcı ve kamusal bir eğitim anlayışının yeniden inşasının zorunlu olduğunun altını çizen Kaymaz; “Gençleri yalnızlaştıran ve okulları eğitim alanı olmaktan uzaklaştıran politikalar sürdükçe benzer acıların yaşanma riski ortadan kalkmayacaktır. Eğitimde bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar önemli bir kamusal haktır. Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gerçeğidir. Yaşanan bu vahim saldırıda yaralanan eğitim emekçilerine ve öğrencilerimize acil şifalar diliyor, tüm eğitim emekçilerine, öğrencilere ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Eğitim Sen olarak mücadeleye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz”


Sivas'ta iş bırakma: Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini sağlamak,kamusal sorumluluğun en temel gereğidir

Sivas'ta Eğitim Sen, Eğitim -İş ve Hürriyetçi Eğitim-Sen ve Teç-Sen Sivas şubeleri Urfa’nın Siverek ilçesindeki okula saldırısına yönelik tepkilerini iş bırakma kararıyla  protesto etti.

Cumhuriyet Meydanında bir araya gelen sendika üyelerinin eylemine Emek ve Demokrasi Güçleri de destek verdi. Eylemde “Eğitimde şiddet politiktir”,   “Susma haykır şiddete hayır”, “Piyasacı değil kamusal eğitim”, “Okulda grev geleceğe umut”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz” sloganları atıldı.

Eylemde Eğitim Sen ve Eğitim-İş şube başkanları birer açıklama yaptı. 

Eğitim Sen Şube Başkanı İbrahim Kılıç; “Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle olan bağının zayıfladığı ve dışlanmanın, ötekileştirilmenin olağanlaştığı koşullarda, şiddet olgusu kaçınılmazdır. Ülkede yürütülen eğitim politikalarının bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırılması, okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal itibar kaybı bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır” dedi. Kılıç, eğitimde eşitsizliği derinleştiren, aldığı ideolojik ve politik kararlarla eğitimin kamusal niteliğini aşındıran siyasi iktidarın ve bu politikalarının,  idari mekanizmalarını yürütenlerin yaşanan tablonun doğrudan sorumlusu zolduğunu ve kamuoyu önünde hesap vermesi gerektiğini beirtti.

Eğitim-İş Şube Başkanı Özlem Özgün Altunbaş da okullarda güvenlik, rehberlik ve psikolojik desteğin güçlendirilemediği ve eğitim emekçilerinin korunamadığını belirterek; Bu tabloyu yaratanlar bellidir. Eğitimi bilimsellikten, laiklikten ve kamusal sorumluluktan koparanlardır. Okulları ideolojik ve piyasacı anlayışlara teslim edenlerdir. Sorumluluk almayanlardır” dedi.

Okullarda güvenliğin bir temenni değil, devletin asli görevi olduğunun altını çizen Altunbaş şunları söyledi; “Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri vitrin süsü değildir, hayati bir ihtiyaçtır! Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetim bu sorumluluktan kaçamaz. Eğer bir öğretmenin, bir öğrencinin daha saçının teline zarar gelirse, bunun siyasi ve idari sorumluları bellidir. İşte bu yüzden buradayız,işte bu yüzden artık yeter diyoruz.”


Söke'de 6 eğitim sendikasından açıklama: “Okullarda şiddete hayır” 

Aydın Söke'de 6 eğitim sendikası Söke Hükümet Meydanında bir araya gelerek Urfa'nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Meslek ve Teknik Anadolu lisesi'nde gerçekleştirilen silahlı saldırıyı protesto etti.

Yusuf Tekin uyuma öğretmenine sahip çık!                      

“Okullarda şiddet istemiyoruz”, “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz”, “Güvenli okul güvenli gelecek”, “Şiddete hayır güvenli okul” sloganlarının atıldığı eylemde Söke Eğitim Sen’den Murat Karayeğit, Eğitim-İş’ten Havana Aygün, Eğitim Bir-Sen’den Cahit Başaran, Hürriyetçi Eğitim Sen sendikasından Erkan Kaptan'nın ayrı ayrı okudu 

Söke Eğitim Sen Baş Temsilcisi Murat Karayeğitaçıklamasında; “Tek başına bir “şiddet vakası” olarak değerlendirilemeyecek olan bu elim hadise, içinde bulunduğumuz sistemin derin çelişkilerini ve çözülme halini açık biçimde ortaya koymaktadır. Daha geçtiğimiz ay İstanbul Çekmeköy’de görev yaptığı okulda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden meslektaşımız Fatma Nur Çelik’in acısını hâlâ içimizde taşırken, böylesine bir trajedinin yeniden yaşanması şiddetin eğitim kurumlarda ne denli yapısal bir sorun haline geldiğini göstermektedir.Eğitim sistemini eşitsizlikleri derinleştiren ve kamusal niteliğini aşındıran siyasi iktidar; tüm kurumları işlevsizleştiren, denetim ve destek mekanizmalarını zayıflatan idari anlayış ve bu süreçte sorumluluğu olan yöneticiler yaşanan tablonun doğrudan sorumlusudur ve kamuoyu önünde hesap vermelidir” dedi.

Eğitimin, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir hak olduğuna işaret eden Karayeğit şunları söyledi; “Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir. Yaşanan bu vahim saldırıda yaralanan eğitim emekçilerine ve öğrencilere acil şifalar diliyor, tüm eğitim emekçilerine, öğrencilere ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Defalarca yaptığımız uyarılara ve okullarda ortaya çıkan risklerin önceden yetkililere bildirilmesine rağmen gerekli tedbirlerin alınmaması, bu tablonun sorumlularını açıkça ortaya koymaktadır.”

Karayeğit talepleri şöyle sıraladı

⁠Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi

⁠Yeterli sayıda rehber öğretmen ataması ve psikososyal destek hizmetlerinin güçlendirilmesi

⁠Her okula revir, sağlık hizmetleri ve sağlık personeli

⁠Kadrolu temizlik personeli

⁠Kalabalık sınıfların azaltılması, yeni okul yapılması ve güvenli eğitim ortamının sağlanması


Denizli’de eğitim sendikalarından ortak ses: Yusuf Tekin istifa!

Denizli'de Eğitim İş, Eğitim Sen, Hürriyetçi Eğitim Sen, TÖB-SEN ve AES ortak çağrısıyla Çınar Meydanında oturma eylemi ve basın açıklaması yapıldı. Eyleme Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, kitle örgütü ve siyasi parti temsilcileri de katıldı.

"Yeter artık!"

Eğitim İş Denizli 2 Nolu Şube Başkanı Gökhan Okulu açıklamasında "Fatma Nur öğretmen öldürüleli kaç gün oldu" diye sordu. Okullarda zil sesleri yerine silah seslerinin yankılandığını dile getiren Okulu, "Sayın milli eğitim bakanı, ülkeyi yöneten siyasi iktidar gelinen bu sonuçtan memnun musunuz? Yeter artık! Güvenli okul sağlıklı eğitim için MEB önünde gece nöbetimiz var. Yarın binlerin katılımıyla Ankara'da hep bir ağızdan 'yeter artık' diyeceğiz" ifadelerini kullandı. Eğitim İş Denizli 1 Nolu Şube ve Birleşik Kamu İş Denizli İl Başkanı İlker Zengin de yaptığı konuşmada iktidarı sorumluluk almaya davet ederken milli eğitim bakanı Yusuf Tekin'e istifa çağrısında bulundu. Ankara'da milli eğitim bakanlığı önünde yapılacak yürüyüşe katılım çağrısı yapan Zengin mücadeleden vazgeçmeyeceklerini dile getirdi.

"Eğitimin yeniden inşası zorunlu"

Eğitim Sen Denizli Şube Başkanı Hüseyin Özdemir, "Eşitsizlikleri derinleştiren ve eğitim sisteminin kamusal niteliğini aşındıran siyasi iktidar; tüm kurumları işlevsizleştiren, denetim ve destek mekanizmalarını zayıflatan idari anlayış ve yöneticiler yaşanan tablonun doğrudan sorumlusudur ve kamuoyu önünde hesap vermelidir" diyerek iktidara hesap verme çağrısı yaptı.Yaşanan bu olayın, eğitim alanının bilimsel ve pedagojik temellerden uzaklaştırılması durumunda nasıl derin yaralar açılabileceğini bir kez daha gösterdiğini ifade eden Özdemir "Eğitim kurumlarını ve toplumu şiddetten arındırmak için eşitlikçi, kapsayıcı ve kamusal bir eğitim anlayışının yeniden inşası zorunludur. Gençleri yalnızlaştıran ve okulları eğitim alanı olmaktan uzaklaştıran politikalar sürdükçe benzer acıların yaşanma riski ortadan kalkmayacaktır" dedi. Hürriyetçi Eğitim Sen, TÖB-SEN ve AES temsilcileri de yaşanan olaya tepki gösterdi.


Bursa'da binlerce öğretmen şiddete karşı yürüdü

Urfa Siverek’te okula yönelik saldırıya isyan eden eğitim emekçileri Bursa'da, iş bırakarak il milli eğitim müdürlüğüne yürüdü.

 Bursa'da Eğitim Sen, Eğitim İş, TÖB-SEN, Hürriyetçi Eğitim Sen, Eğitim Gücü Sen, Öğretmenler Sendikası, Devlet Memurları Eğitim Sendikası'nın çağrısıyla Fomara’da bir araya gelen binlerce öğretmen il milli eğitim müdürlüğüne yürüdü

Yürüyüş boyunca öğretmenler okullarda şiddetin sorumlusu olan Bakan Yusuf Tekin’i istifaya çağırarak; “Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz” dedi.


Adana’da öğrenciler şiddete karşı okul bahçesinden seslendi, “Susma sustukça sıra sana gelecek”

Adana’da eğitim sendikaları, Yusuf Tekin’i istifaya çağırarak iş bırakma eylemi ve yürüyüş düzenledi. Okul önünden geçen korteje okulların bahçesindeki öğrenciler kapı önüne gelerek “Susma sustukça sıra sana gelecek” sloganları ile destek verdi. 

Urfa’nın Siverek ilçesinde yaşanan silahlı saldırının ardından Türkiye genelinde alınan iş bırakma kararına Adana’daki eğitim sendikaları da katıldı. Eğitim Sen, Eğitim-İş, Hürriyetçi Eğitim Sen ve Öğretmen Sendikası Adana İl Temsilciliği üyeleri, Eğitim Sen Adana Şube binası önünde toplanarak Adana Valiliği’ne yürüdü. Türk Eğitim Sen ise ayrı bir kortejle Valilik önüne yürürken eylemi ortaklaştırmadı. Eğitim Bir Sen ise İstasyon Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.


Yüzlerce eğitim emekçisi yürüdü

Grev çok sayıda okulda etkili olurken ortak yürüyüş ve basın açıklamasına yüzlerce eğitim emekçisi katıldı. Yürüyüş boyunca öğretmenler, “Öğretmen düşmanı Yusuf Tekin istifa”, “Ölmek istemiyoruz”, “Güvenli okullar istiyoruz”, “Öğretmen ölürse gelecek ölür” sloganları attı.  Alkışlarla şiddeti protesto eden eğitim emekçilerine yürüyüşü izleyen çevredeki yurttaşlar alkışlarla destek verirken, okullarda derslerin boş geçmesi nedeniyle öğrenciler de okul kapılarına çıktı. Öğrencilerin “Susma sustukça sıra sana gelecek” ve “Hak hukuk adalet” sloganları ile eyleme destek verdi. 

Valilik önüne ulaşan dört sendika burada ortak basın açıklaması yaptı. Basın açıklaması esnasında yolun trafiğe kapatılmamasına emekçiler tepki gösterdi. Eğitimcilerin ısrarı üzerine yol kapatıldıktan sonra basın açıklaması başlatıldı.  Açıklamalarda, eğitim emekçilerinin can güvenliğinin sağlanması gerektiği vurgulanırken, okullarda artan şiddete karşı acil ve etkili önlemler alınması çağrısında bulunuldu. 


Antalya’da eğitim emekçileri iş bıraktı: Bakanın istifası istendi

Antalya'da Eğitim Sen Eğitim-İş, Hürriyetçi Eğitim-Sen ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası iş bırakarak saat 13.00'te Antalya il milli eğitim müdürlüğü önünde bir protesto eylemi düzenledi.

Eylem’de yaşanan olayın sorumlularının hesap vermesi gerektiği belirtilerek Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in istifasını isteyen sloganlar atıldı.


Alanya'da “okulda şiddete son” eylemi

Alanya’da sendikalar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önüne siyah çelenk bırakarak anıt meydanına kadar yürüdü. 

Yaklaşık bin 500 kişinin katıldığı yürüyüşte “Okulda ölmek istemiyoruz”, “Öğretmen düşmanı Yusuf Tekin” istifa sloganları atıldı. 

Eğitim emekçileri meydanda bir saat oturma eylemi yaptı. 

Gençlerin katılımı yoğun olan eylem, son yılların en kitlesel eylemi oldu.


Kırşehir’de okulda şiddete tepki: Sorumlular hesap versin 

Kırşehir’de Urfa Siverek’teki okulda şiddeti protesto eden eğitim emekçileri iş bırakarak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde eylem yaptı.

Eğitim Sen, Eğitim -İş ve TÖBSEN’in ortak basın açıklamasını Eğitim Sen Kırşehir Şube Başkanı Özdemir Beyhan okudu. Okulda şiddetin sorumlularının hesap vermesi gerektiği belirtilen açıklamada Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in istifası istendi.


Elazığ’da ortak ses: Okullarda güvenlik ve liyakatli istihdam istiyoruz

Elazığ Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelen eğitim sendikaları ve kitle örgütleri (Eğitim Sen, Eğitim Bir-Sen, Türk Eğitim-Sen, Eğitim-İş, Şehit Gazi-Sen) Siverek’te meslek lisesine yönelik düzenlenen silahlı saldırıya karşı ortak tepki göstererek iktidara ve Milli Eğitim Bakanlığına somut önlemler alma çağrısında bulundu.

“Eğitimde şiddet tesadüf değil, sistemsel bir sorundur” vurgusu yapılan açıklamada; okulların giriş-çıkışlarının etkin denetlenmesi, geçici çözümler yerine yeterli sayıda ve nitelikte kadrolu güvenlik personeli istihdam edilmesi, rehber öğretmen sayısının artırılarak psikososyal destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve eğitim ortamlarının fiziki güvenlik altyapısının (kamera ve risk analizleri) ivedilikle güçlendirilmesi talep edildi.

Eğitim emekçileri, şiddetin önlenmesi için sadece polisiye tedbirlerin yetmeyeceğini, okullarda demokratik ve sağlıklı bir iklimin tesis edilmesinin hayati olduğunu belirterek, taleplerinin takipçisi olacaklarını ilan etti.


Hatay: Okullar güvensizliğe teslim edilemez

Hatay’da Eğitim Sen, Eğitim İş, TÖBSEN, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve Hürriyetçi Eğitim Sen, Antakya Kaymakamlığı önünde ortak basın açıklaması yaptı. Açıklamada okullarda artan şiddet olaylarına dikkat çekilerek eğitim kurumlarının güvenliğinin sağlanamadığı vurgulandı.

Eğitim emekçileri, Şanlıurfa Siverek’teki okul saldırısı ve son dönemde yaşanan benzer olaylara işaret ederek okulların “güvensiz alanlara dönüştüğünü” belirtti. Yapılan açıklamada eğitim politikalarının şiddeti önlemede yetersiz kaldığı ifade edilerek, “Okullarda güvenlik devletin asli görevidir” denildi.

Yapılan ortak açıklamayı okuyan Eğitim İş Hatay Şube Başkanı Edip Hizmetçi, eğitim kurumlarının giderek şiddetle anılır hale geldiği belirtilerek, “Okullar eğitim yuvası olmaktan çıkmış, şiddetin kol gezdiği alanlara dönüşmüştür” ifadeleri kullanıldı. Hizmetçi, "Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı; ne bir kaza ne de münferit bir olaydır. Bu saldırı, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin, gençliğin geleceksizleştirildiğinin ve okulların bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır" dedi.

Daha kısa süre önce öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik'i hatırlatan Hizmetçi, “Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır sonuçlar yaşanacak, dedik. Peki ne yaptınız? Hiçbir şey. Ne ciddi bir güvenlik politikası oluşturuldu, ne rehberlik ve psikolojik destek güçlendirildi, ne de eğitim emekçileri korunabildi! Bugün öğretmenler ders anlatırken can güvenliğini düşünüyor. Bugün öğrenciler okula giderken sağ salim eve dönebilecek mi diye hesap yapıyor.Bu tabloyu yaratanlar bellidir! Eğitimi bilimsellikten, laiklikten ve kamusal sorumluluktan koparanlardır. Okulları ideolojik ve piyasacı anlayışlara teslim edenlerdir.Sorumluluk almayanlardır" diye konuştu.

Açıklamanın ardından söz alan Eğitim Sen Hatay Şube Başkanı Özgür Tıraş ise yaptığı açıklamada, yaşanan saldırının münferit değil yapısal bir sorun olduğunu belirterek, eğitim sistemindeki eşitsizlikler, geleceksizlik ve kamusal politikaların zayıflamasının şiddeti beslediğini söyledi. Tıraş, okullarda güvenliğin sağlanamamasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Daha sonra TÖBSEN adına Hizam Hasırcı, Özel Sektör Öğretmenleri sendikası adına Emrah Arslan ve Hürriyetçi Eğitim Sen adına Hüseyin Tutar da konuştu. Sendikalar, eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğinin sağlanması, rehberlik ve psikolojik destek hizmetlerinin güçlendirilmesi ve kamusal, eşitlikçi bir eğitim sisteminin yeniden inşa edilmesi çağrısında bulundu.


Muğla’da “Eğitimde Şiddete Hayır” eylemi: Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz!

Urfa Siverek’te okula yönelik saldırıya isyan eden ve okullarda şiddetin son bulmasını talep eden eğitim emekçileri, Muğla merkez ve ilçelerde  iş bırakarak açıklamalar yaptı.

Urfa Siverek'te yaşanan silahlı saldırıya tepki gösteren eğitim emekçileri Muğla genelinde iş bırakarak ilde il Milli Eğitim Müdürlüğü önünde açıklama yaptıktan sonra Sınırsızlık Meydanına yürüyerek açıklama yaptı. İlçelerde bir günlük iş bırakma gerçekleştiren eğitim sendikaları ilçe merkezindeki meydanlarda açıklama yaptı. Okullarda şiddetin bir an önce durdurulması için bakanlığa çağrı yapan eğitim sendikaları ,“Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz” dedi.


“Okullarda şiddete son”

Muğla’nın Ortaca ilçesinde Cumhuriyet Meydanında yapılan açıklamaya Eğitim Sen, Hürriyetçi Eğitim Sen, , Eğitim İş Türk Eğitim Sen birlikte katıldı. Eğitim Sen ve Türk Eğitim Sen ayrı ayrı açıklamalar yaptı. Eğitim Sen İlçe temsilciliği adına açıklama yapan Meral Mete okulların,  şiddetin olmadığı, piyasacı değil kamusal eğitimin, dogmaların değil bilimsel, laik, cinsiyet eşitlikçi eğitimin alanı haline getirmek için mücadele etmeye devam edeceklerini belirtti. Türk Eğitim Sen adına konuşan İlçe temsilcisi İbrahim Kaplan da yaptığı açıklamada, “Eğitimde şiddet sıradanlaştırılamaz. Her ihmal, yeni bir felaketin habercisidir. Eğitim çalışanlarının ve öğrencilerin can güvenliği sağlanmadan sağlıklı bir eğitim ortamından söz edilmesi mümkün değildir” dedi.

Açıklamalardan sonra Okullarda Şiddete son, Birleşe Birleşe Kazanacağız! ortak atılan sloganlardı.


“Gerekli idari ve hukuki süreçler derhâl başlatılmalı”

Dalaman da Siverekte yaşanan silahlı saldırıya tepki gösteren eğitim sendikaları  Eğitim Sen, Eğitim İş, Türk Eğitim Sen, Eğitim Bir Sen, Teç Sen Cumhuriyet Meydanında açıklama gerçekleştirdi. Burada ortak yapılan açıklamayı Eğitim İş Dalaman Temsilcisi Muhammet Kaçmaz okudu. Kaçmaz, “olayda sorumluluğu bulunan, görevini ihmal eden kişi ve yetkililer hakkında gerekli idari ve hukuki süreçler derhâl başlatılmalı; ihmali bulunan herkes hesap vermelidir. Bu tür ihmallerin cezasız kalması, yeni olayların önünü açacaktır” diye konuştu.


“Kurumlar ve yöneticiler kamuoyu önünde hesap vermelidir”

Köyceğiz’de Eğitim Sen, Eğitim İş, Türk Eğitim Sen, sendikaları bir günlük iş bırakacaklarını açıklayarak benzinlik karşısında buluşan Eğitim Emekçileri Cumhuriyet Meydanına yaşanan şiddete karşı tepkinin ifadesi siyah giyinmiş olarak yürüyerek açıklama yaptı. Her sendika kendi hazırladığı metinleri temsilcileri aracılığıyla okudu. Eğitim Sen Adına ilçe temsilcisi Engin Ertaş, “Eğitim Sen olarak, bugün en temel sorumluluğunu yerine getiremeyen, eğitim emekçilerini ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan kurumları ve yöneticileri kamuoyu önünde hesap vermeye çağırıyoruz” diye konuştu.


Malatya'da eğitim sendikaları, okullardaki saldırıları protesto etti

Malatya'da Eğitim Sen, Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sen Urfa Siverek'te ve Maraş'ta okullarda yaşanan silahlı saldırıyı protesto etmek için İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde buluştu. Basın açıklaması polisin engellemelerine rağmen gerçekleştirildi. Açıklamayı sendikalar adına Eğitim Sen Malatya Şube Eğitim Sekreteri Ekin Simge Erdem Kutlu okudu.

Urfa'da ve Maraş'ta gerçekleşen bu saldırıların münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini söyleyen Kutlu, "Bu tablo, eğitim alanında derinleşen güvencesizliğin, gençlerin yalnızlaşmasının ve koruyucu kamusal mekanizmaların zayıflamasının doğrudan sonucudur" dedi.

'Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği bilinmelidir'

Okulların; çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlar olduğunu ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği ve koruyucu niteliğini yitirdiğini söyleyen Kutlu, "Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği de bilinmelidir. Çünkü şiddet öylece ortaya çıkmaz. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle bağının zayıfladığı ve dışlanmanın olağanlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır. Eğitim politikalarının bilimsel ve kamusal temellerden uzaklaştırılması, okulların ve eğitim bileşenlerinin toplumsal itibar kaybı bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır" diye konuştu.

Eğitimin, bir güvenlik meselesine indirgenemeyecek kadar yaşamsal, piyasa ilişkilerine terk edilemeyecek kadar kamusal bir hak olduğunu vurgulayan Kutlu, "Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak kamusal sorumluluğun en temel gereğidir" dedi.


'Güvenliği sağlayamayan kurumları ve yöneticileri hesap vermeye çağırıyoruz'

Son olarak Kutlu, "Eğitim emekçileri olarak, bugün en temel sorumluluğunu yerine getiremeyen, eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan kurumları ve yöneticileri kamuoyu önünde hesap vermeye çağırıyoruz. Eğitimin kamusal niteliğini savunmaya ve okulları şiddetin değil yaşamın; kamusal, bilimsel, laiklik ve cinsiyet eşitlikçi alanı haline getirmek için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz" diyerek açıklamayı sonlandırdı.


Giresun’da “okullarda şiddete hayır” eylemi

Urfa’nın Siverek ilçesinde okula yönelik saldırıyla ilgili Giresun’daki eğitim sendikaları tarafından protesto eylemi yapıldı.

Giresun İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yapılan eylemde saldırının Milli Eğitim Bakanlığı politikalarının sebebi olduğu belirtilerek sorumlularını hesap vermesi gerektiği dile getirildi. Eylemde Milli Eğitim Bakanı Latif Tekin’in istifası istendi.

Eğitim sendikaları olarak okullarda yaşanan şiddete karşı mücadele etmeye devam edecekleri vurgulanan açıklamada, son olarak talepler sıralandı.

Daha önce de öğretmenlere yönelik şiddet olaylarına dikkat çekildiği hatırlatılan açıklamada, gerekli önlemlerin alınmadığı vurgulandı. Bugün öğretmenlerin ders anlatırken, öğrencilerin ise okula giderken can güvenliğini düşündüğü ifade edildi.


Çanakkale’de eğitim emekçilerinden şiddete karşı yürüyüş: Yusuf Tekin istifa

Eğitim Sen Çanakkale Şubesi üyesi eğitim emekçileri, okullarda giderek tırmanan ve can güvenliğini tehdit eden şiddet sarmalını protesto etmek amacıyla sokaktaydı. Sendika binası önünde toplanan eğitimciler, sloganlar eşliğinde Valilik önüne kadar yürüyüş gerçekleştirdi.

“Münferit değil, sistematik bir sorun”

Eğitim ve Hürriyet-Sen üyelerinin de destek verdiği eylemde, eğitim emekçileri hep bir ağızdan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya davet etti. Valilik önünde yapılan ortak açıklamada söz alan Eğitim Sen Şube Başkanı İnal Akoğlu ve Eğitim-İş Şube Başkanı Serkan Serbes, okulların korumasız bırakılmasına ve eğitimcilerin hedef haline getirilmesine sert tepki gösterdi.

Yapılan açıklamalarda, okullarda yaşanan şiddetin toplumsal yozlaşmadan ve eğitim politikalarındaki yanlışlardan bağımsız olmadığı vurgulanarak; güvenli işyeri, liyakatli yönetim ve şiddeti besleyen politikalara son verilmesi talep edildi. (EVRENSEL)

Blogger tarafından desteklenmektedir.