7 soruda “Nedir bu hantavirüs?”
Atlantik Okyanusu’nda seyahat etmekte olan bir cruise gemisinde hantavirüse rastlanınca ortalığı bir korku sardı: Yoksa yeni bir salgın mı başlıyor? Gelin “hantavirüs nedir, ne değildir”, “bu virüsün Covid gibi bir salgında dönüşme ihtimali var mı” gibi soruların yanıtlarına bir bakalım.
1. Nedir bu “hantavirüs”?
Hantavirüs aslında bir virüs ailesinin genel adı. Kemirgenlerde rastlanan bu virüs ismini Güney Kore’deki Hantan Irmağı’ndan alıyor. 1951 yılında Kore Savaşı yüzünden bu ülkede bulunan Birleşmiş Milletler’e bağlı askerler (özellikle ırmağın kenarında görev yapanlar) nehir kenarında yaşayan kemirgen türleriyle yakın temasla geçen bu dönemde “kanamalı ateşe” yol açan bir hastalığa tutuluyorlar. 1954’e gelene kadar 3200 asker, böbrekleri de etkileyen bu hastalığa yakalanıyor. Hastalığın ilk kez dikkat çekmesi bu kadar eskiye denk gelse de hakkında ancak 2000’lerden sonra derin araştırmalar yapılmaya başlanıyor. Zira o zamanlar “Kore Kanamalı Ateşi” olarak anılan bu hastalık zoonotik yani hayvandan insana bulaşan bir hastalık olduğu ve o bölgede kontrol edildiği için çok dikkati çekmiyor.
Fakat virüsün tespitiyle birlikte özellikle 20. yüzyılın ilk yarısındaki bazı “gizemli” salgınların da kaynağı ortaya çıkmış oluyor. Mesela Doğu Sibirya, Kuzeydoğu Çin’de 1900’lerin ilk yarısında ortaya çıkan salgınlar sonradan anlaşılıyor ki aslında hantavirüs kaynaklı.
2. Kaç çeşit hantavirüs var?
Hantavirüs ailesi geniş ve aslında kemirgenlerin tarihi kadar eski olsa da normal şartlarda bu virüsler doğal ortamlarında, yani sıklıkla bir kemirgen olan konakta enfektif bir şekilde kendi halinde “takılıyor.” İnsana bulaşması ve özellikle Amerika kıtasına taşınmasıyla çeşitli varyantlar ortaya çıkıyor. Sırasıyla çeşitli varyantları bulunan üç tip hantavirüsten söz edebiliyoruz.
Bir: “Eski Dünya” varyantları. “Renal sendromlu kanamalı ateş” olarak bilinen bu varyantların en büyük özelliği böbreklere zarar vermesi. Kore’deki askerlerde görüldüğü üzere hasta etse de ölüm oranı diğer virüs tiplerine göre daha düşük. (Bu arada, Kore’de savaşan Türk askerlerinde de hastalığın belirtilerine rastlanmış ama tıbben -yani laboratuvarda-doğrulanmamış.)
İki: Aslında 1993 yılında ABD’nin Doğu Yakası’nda eski dünya varyantının olduğu ve gemilerle yeni kıtaya ulaşan farelerle bu varyantın yayıldığı biliniyor. Fakat aynı yıl bu kez Batı’da; Arizona, Colorado, New Mexico ve Utah’ın kesiştiği bölgede farklı bir varyant olduğu tespit ediliyor. İspanyolca “Sin Nombre” yani “İsimsiz/Adsız” adı verilen bu varyantın daha ölümcül olduğu ortaya çıkıyor. Bu yeni varyant diğerinden farklı olarak böbreklere değil akciğere ve kardiyovasküler sisteme saldırıyor. Sin Nombre varyantının özellikle Türkçede “beyaz ayaklı sıçan” olarak geçen “deer mouse” cinsi bir sıçanla yayıldığı anlaşılıyor. Batı Amerika’da yüz yıllardır ölümlere neden olduğuna inanılıyor.
Üç: 2002’de Şili’de hiçbir belirti göstermeyen bir çocuk aniden hayatını kaybediyor. Akabinde büyükannesi de aynı şekilde ölüyor ve anlaşılıyor ki yeni bir varyant daha var: “Andes” yani And varyantı. Bu da akciğerlere saldırıyor ve Avrupa’daki “eski dünya” varyantına kıyasla bu varyant da daha ölümcül. Ve ne yazık ki, diğer ikisinden farklı olarak bu varyant uzmanların “çok nadiren” olduğunun altını özenle çizmesine karşın insandan insana bulaşabiliyor. Meşhur “cruise” gemisinde de And/Andes varyantına rastlandığının altını çizelim.
3. Neden hantavirüs aşısı yok?
Salgını yok da o yüzden. İlaç şirketleri devasa Ar-Ge -ve dolayısıyla bütçe- gerektiren aşı çalışmalarına öyle birkaç vakayla girmiyorlar. Ancak bir salgın söz konusu olacak, binlerce hatta milyonlarca insan etkilenecek de öyle başlayacaklar. Lakin yaşanan son olayda hantavirüs o kadar popüler oldu ki, artık Latin Amerika’ya veya Uzakdoğu’ya filan seyahat etmek isteyen herkes bu aşıyı olmak isteyecek gibi gözüküyor. Dolayısıyla aşı çalışmaları da başladı. Kapitalizm bu, ne kadar ekmek o kadar köfte.
4. COVID gibi bir pandemiye dönüşür mü?
İnsandan insana bulaşması sadece And varyantında görülen ve “çok ama çok nadir” gerçekleşen bir olay olarak tanımlanıyor. Bunun dışında bir yeri fare basacak, atmosfere fare aerosol tanecikleri karışacak, yiyeceklere fare dışkısı bulaşacak vs… Bizdeki gibi kedisi bol memleketlerde bu çok ihtimal dahilinde değil. (20 yıl önce bir Almanya seyahatimde günbatımında Frankfurt’un sokaklarını binlerce fındık faresi basmıştı ve benim korkudan aklım çıkmıştı. İnsanları uyarmaya çalışınca gülmüşlerdi bana. Hiç unutmuyorum.)
Ama sosyal medyaya bakarsanız And varyantına laboratuvar ortamında “müdahale edilmiş” ve daha bulaşıcı hale getirilmiş. Tabii ki bu bir komplo teorisi ve şu anda öyle bir durum yok. Lakin “asla olmaz” da diyemiyoruz, dünya da öyle bir dünya ne yazık ki.
Pandemi lakırdısını biraz da Bill Gates’in daha önce söylediği ama yeni söylemiş gibi servis edilen lafları körükledi: Bir yıl önce önümüzdeki dört yıl içinde yeni bir pandemi şansının yüzde 10-15 seviyesinde olduğunu söylemişti “Epsteinci koalisyonun baş ortağı” Gates. (Tırnak içini Fehim’den -Taştekin- ödünç aldım.) Bu bir ihtimal, evet ama henüz ortada bir “salgın” yok. Zaten Dünya Sağlık Örgütü de hantavirüsün bir salgına dönüşme ihtimalini “düşük” olarak tanımladı. Yani virüs çok tehlikeli ama yayılımı hızlı değil. Şimdilik.
5. Bu hastalığı tedavisi var mı?
Ne yazık ki aşısı olmadığı gibi bir ilacı/tedavisi de yok. Erken teşhis edilen vakalara hemen oksijen desteği sağlanıyor gerekirse hastalar solunum için makineye bağlanıyor. Bunun dışında destekleyici bir tedavi uygulanıyor. Özellikle erken teşhiste oksijen desteğinin çok işe yaradığı söyleniyor.
6. Cruise gemisinde son durum ne?
MV Hondius gemisinde üç kişi öldü. Beş kişide de virüse rastlandığı açıkladı. Yani toplam sekiz kişi. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ölenlerin ikisi dahil altı kişide virüs olduğu kesin. Bir ölü ve bir vakada ise virüs ihtimali kuvvetli ama kesin değil.
İşin ilginç kısmı MV Hondius öyle alelade bir cruise gemisi değilmiş. Genellikle araştırmacıların, bilim insanlarının yahut bilime meraklıların katıldığı bir gemiymiş.
Üstelik bu hastalık bulaştırma konularında da benzerine sık rastlanmayan bir hassasiyetleri varmış. Misal, karaya sadece onların verdiği plastik botlarla çıkabiliyormuşsunuz. Dönüşlerde baştan aşağı sterilize oluyormuşsunuz. Ayrıca yine karada çantanızı bile üzerine bir koruyucu takmadan yere koyamıyormuşsunuz. Buna rağmen oldu mu oluyor demek ki.
Gemidekiler karantinada. Hastalığın belirti göstermesi sekiz haftayı bulabildiği için uzun bir süre karantinada kalacaklar. (Aralarında Türklerin de olduğu bazı yolcuları ülkeleri uçak göndererek aldırıyor ama izolasyonları sürecek.) Ayrıca gemiye binip hastalık görülmeden önce inenlerle de temasa geçilmiş, onlarda henüz belirti yok ve onların durumu da takip ediliyor. Hayatını kaybedenlerden Hollandalı çiftin Arjantin'de gemiye bindikleri ve gemiye binmeden önce enfekte olduklarının tahmin edildiği de yine DSÖ tarafından açıklandı.
7. Cruise gemisi dışında başka benzer salgın vakaları var mı?
Eskileri bir kenara bırakırsak yakın tarihli en çarpıcı vakayı hemen söyleyeyim: Ünlü Hollywood yıldızı, büyük aktör Gene Hackman bir yıl önce çok feci bir şekilde hayata veda etmişti, hatırlarsınız. Hackman ve eşinin evde günlerce ölü vaziyette kaldıkları ortaya çıkmıştı. Meğer eşi Betsy Arakawa hantavirüsten ölmüş. Vaziyet otopside anlaşılmış. Hackman da muhtemelen Alzheimer’ı nedeniyle ölümünü “idrak” edemeyip bakımsız kalmış ve o da öylece göçüp gitmiş.
Bu tabii feci bir hikaye ama 1993’ten 2022 sonuna kadar ABD’de toplamda 864 vakaya rastlandığını söyleyip biraz içinizi rahatlatayım. Yine ABD’de 2012’de Sin Nombre varyantına yakalanan 10 kampçıdan 3’ü hayatını yitirdi.
İnsandan insana bulaşan en büyük salgına ise 2018-19’da Arjantin Patagonya’da rastlandı. 2000 nüfuslu Epuyen köyündeki salgında 29 vaka ortaya çıktı, 11 kişi öldü. (ERAY ÖZER - T24)
