Samet Akaydın'dan ilginç ifadeler: "Taktiği falan bir kenara bıraktık. Biliyorsunuz, biz duygularımızla hareket eden bir ülkeyiz. Bu bayrak için de yapamayacağımız hiçbir şey yok"
Montella’nın oyunculara, “Taktiği falan boş verin, bayrağınızı, vatanınızı, milletinizi düşünerek, üstüne bolca dua ederek sahaya çıkın ve gereğini yapın” dediği elbette düşünülemez. Samet’in dediklerinden ise, futbolcuların taktiğe inançlarının kalmadığı ve kendi aralarında taktiği boş verip kafalarına göre mücadele etme, diğer bir deyişle Montella’yı takmama kararı aldığı anlaşılıyor… Yani aslında bir kenara bırakılan taktik değil, taktiği belirleyen Montella…
MONTELLA'YI BİR KENARA BIRAKMAK!
Milli Takım galibiyet aldığında daha futbolcuların teri soğumadan soyunma odasına görüntülü bağlanmalarla, kutlama mesajlarıyla başarıdan nemalanmaya çalışanlardan, yenilgi sonrasında çıt çıkmadı. Oysa oyuncuların asıl yenilgi sonrasında onarıcı ilgiye, moral ve umut tazeleyici konuşmalara ihtiyacı var. (Tabii bazı kişilerin aramasıyla moral bulup motive olacak oyuncuların bilişsel seviyesi ayrı bir tartışma konusu)
Galibiyetten siyasi rant çıkarma peşinde koşanlar, yenilgi sonrasında ortalıkta görünmüyorlar.
Maçlardan önce birbirimizi gaza getirip gerçeklikten uzak büyük hedefler belirlemekte çok iyiyiz! Yenilip de yara onarıcı, moral ve umut tazeleyici konuşmalara ihtiyaç duyulduğunda ise sesimiz, soluğumuz kesiliveriyor.
Eleştiri adına ortaya konanlar ise oyuncuların saçı, başı, kaşı, oynadığı reklam filmleri ya da transferde adının geçmesi üzerinden ortaya dökülen zırvalardan ibaret.
Oyuncuların görüntüsüyle oynanan oyun arasında bağ kurarak buradan yenilgiye sorumlu üretmeye çabasına eleştiri değil, hezeyan demek daha doğru olur.
Bilgi yetersiz olunca, oynanan oyun gibi eleştirinin seviyesi de çok düşük kalıyor…
Milli Takım sistemli oyundan çok, “yıldız” kabul edilen oyuncularının bireysel yeteneğiyle yol almaya çalışıyor. Bu hep böyleydi, yine böyle.
“Berbat oynadılar” lafını çok duyuyoruz ama gerçekte Milli Takım’ın Avustralya karşısında ortaya koyduğu oyunla, eleme maçlarında sergilediği oyun arasında bir fark yok. Yani Milli Takım’ın oyun kapasitesi ve performans sınırları aşağı yukarı belli. Bu yüzden şarkılarla, marşlarla gaza gelip boş hayallere kapılmanın anlamı yok.
Futbolun düzeni, teknik ilkeleri, taktiği, planı, mantığı vardır. Bunların hepsine birden sistem diyoruz. Sistemli oyun bizim en dikkat çeken eksikliğimiz.
Buna karşın yaşananlardan ders çıkardığımızı ve saptadığımız eksikliklerimizi gidermeye çalıştığımızı gösteren hiçbir işaret yok. Hatta bu konuda, Samet’in basın toplantısında ettiği laflara bakarak daha da geriye savrulduğumuzu söyleyebiliriz.
Samet, Paraguay karşısında galip gelerek ilk maçta aldıkları yenilgiyi telafi edeceklerine inandığı söylüyor. Bunun nasıl olacağını da, “Taktiği falan bir kenara bıraktık... Biliyorsunuz, biz duygularımızla hareket eden bir ülkeyiz. Bu bayrak için de yapamayacağımız hiçbir şey yok” sözleriyle açıklıyor.
Taktiği bir kenara bırakmak, aklı, mantığı, bilgiyi, bilinci bir kenara bırakmak diğer bir deyişle bilimi dışlamak anlamına gelir.
Oyunculara her şeyden önce, futbolun alan, zaman, hareket oyunu olduğunu, alanı, zamanı doğru ve verimli kullanmanın başarı şansını fazlasıyla yükselttiğini, bunları gerçekleştirebilmenin de ancak matematik ve fizik bilgisiyle mümkün olduğunu öğretmek gerekiyor.
Belli ki bilgi yetersiz ve bu bilgi yetersizliğinden kaynaklanan boşluk dua, bayrak, vatan millet güzellemesi gibi motivasyon unsurlarıyla doldurulmaya çalışılıyor.
Bu şekilde alınabilecek yol bellidir. Duygu temelli mücadele örgüsü ile istikrarlı başarılar elde etmek kesinlikle mümkün değildir.
Tabii insan şunu merak etmeden de duramıyor. Taktiği bir kenara bırakmak, Samet’in kişisel bir yaklaşımı mı, yoksa bunu, takımın taktikle bir yere gelebileceğinden umudunu kesen Montella mı oyunculara söyledi?
Montella’nın oyunculara, “Taktiği falan boş verin, bayrağınızı, vatanınızı, milletinizi düşünerek, üstüne bolca dua ederek sahaya çıkın ve gereğini yapın” dediği elbette düşünülemez.
Samet’in dediklerinden ise, futbolcuların taktiğe inançlarının kalmadığı ve kendi aralarında taktiği boş verip kafalarına göre mücadele etme, diğer bir deyişle Montella’yı takmama kararı aldığı anlaşılıyor…
Yani aslında bir kenara bırakılan taktik değil, taktiği belirleyen Montella…
Tuhaf olduğu kadar vahim ve sonraki maçlarla ilgili olarak endişe verici bir durum… (MEHMET ÖZYAZANLAR - EVRENSEL) (METNİN ÜST BAŞLIĞI TARAFIMIZCA KONULMUŞTUR - GAZETE DEMOKRAT)
