Smyrne rıhtımında, o öğle vakti...

Smyrne rıhtımı, o öğle vakti, hayatın ve renklerin bir senfonisiydi. Peştamal satıcısının peştamalları, ayakkabı boyacısı çocukların neşesi ve tüccarın gülümsemesi, o anın unutulmaz bir parçasıydı. O renkli fotoğraf, o anı sonsuza kadar canlı tutuyordu.


1920'lerin Smyrne rıhtımında zaman durmuştu. Öğle güneşinin sıcaklığı, denizin tuzlu kokusuna ve yeni kavrulmuş kahvenin aromasına karışıyordu. İskeledeki kalabalık, sanki bir film setinin parçasıymış gibi canlıydı.

Rıhtımın köşesinde, elindeki canlı peştamalları gururla sallayan Seyyar Peştamal Satıcısı, peştamallarının her biri için ayrı bir hikaye anlatıyordu. "Bu turkuaz, denizin derinliklerinden geldi," diyordu. "Bu kırmızı, güneşin batışını simgeler." Çocuklar, merakla peştamalların renklerini inceliyorlardı. Peştamal satıcısının gözleri, o anın neşesiyle parlıyordu.

Biraz ötede, takım elbiseli bir adam, peştamal satıcısının hikayelerini dinlerken hafifçe gülümsedi. O, İzmir'in en saygın tüccarlarından biriydi. O gün, limandaki yeni işbirliklerini görüşmek için oradaydı. Peştamal satıcısının peştamallarını görünce, aklına karısı geldi. O, karısına her zaman en güzel peştamalları alırdı.

Peştamal satıcısının yanında, ayakkabı boyacısı çocuklar, harıl harıl çalışıyorlardı. Ayakkabıları boyarken, birbirlerine şakalar yapıyorlardı. Ayakkabılarını boyadıkları adam, çocukların neşesinden etkilendi. Çocukların her birine, ayakkabılarını boyadıkları için küçük bir bahşiş verdi.

Smyrne rıhtımı, o öğle vakti, hayatın ve renklerin bir senfonisiydi. Peştamal satıcısının peştamalları, ayakkabı boyacısı çocukların neşesi ve tüccarın gülümsemesi, o anın unutulmaz bir parçasıydı. O renkli fotoğraf, o anı sonsuza kadar canlı tutuyordu. (İZMİR ANI VE FOTOĞRAF FACEBOOK SAYFASI, HÜSEYİN BİLGİN)

Blogger tarafından desteklenmektedir.